Erbakan’ın Siyonizm uyarısı

Bismillâhirrahmânirrahîm;

 Milli Gaze yazarı Şakir Tarım yazdı:    TÜRKİYE ve dünyayı tehdit eden Siyonist tehlikeye karşı en etkin uyarıyı yapan, ondan kurtuluş yolunu gösteren lider Erbakan Hoca oldu. Siyonist yapıyı ve emellerini tanımadan, günümüz dünyasında olup bitenlerin iç yüzünü anlayamayız. Filistin’de bebeklerin açlık ve susuzluktan ölmeye başladığı en acımasız katliam ve soykırımın uygulanması Siyonist projenin bugünkü halkasıdır.

     Erbakan Hoca, İslâm ve insanlık düşmanı Siyonist yapıya karşı en etkili mücadeleyi verdi. Onların bütün planlarını deşifre etti. İnsanlığı Siyonist tehlikeye karşı uyardı. İlâhi kitap Tevrat’ı amaçlarına uygun değiştirdiklerini; kin ve kan üzerine kurulan insanlık dışı bir hayat tarzı oluşturduklarını öğretti. Sapkın inançlara sahip Siyonist İsrail’le en etkili çözümün İslâm’ın öğrenilip uygulanmasıyla olacağını anlattı.

     Erbakan Hoca’nın 42 yıllık mücadelesini özetleyen “Davam” kitabını bilirsiniz! Bu kitapta “Dünyayı Yöneten Güçler” başlığı altında 35 sayfalık bir bölüm var. (Sh. 89-124) Bugün Filistin’de olup bitenleri, Siyonizm ve hedeflerini öğrenmek isteyenler mutlaka bu bölümü okumalıdır. Dünyada olup bitenleri öğrenmek isteyenlerse, “Davam” kitabının tamamını!

     Erbakan Hoca, Siyonist inancın Muharref Tevrat’a dayandığını anlatır. “Kabbala, Masonik öğretinin temelini oluşturur”; “Talmut, okullarda okutulan yasa niteliğindedir” diyerek, Allah’ın vaat ettiğine inandıkları Tevrat’tan şunları nakleder: “Ayak tabanınızın bastığı her yer sizin olacak. Sınırınız çölden Lübnan’a; Fırat Irmağı’ndan Batı’daki denize ulaşacak. Önünüzde kimse duramayacak.” (Sh. 97)

                                                HAK-BÂTIL MÜCADELESİ

     ERBAKAN Hoca, olaylara hak-bâtıl ekseninde yaklaşırdı. Hak dine inananlar “tek millet” olduğu gibi, küfrün de “tek millet” olduğunu şöyle açıkladı:

     “İslâm, bütün insanlığı eşit haklara sahip görür; hakkı üstün tutar; sömürüyü reddeder; kimsenin kimseye kul ve köle olmasını kabul etmez. Bu yüzden Siyonizm, tarihi boyunca hep hakkı üstün tutan İslâm’ı hedef almıştır.

     Hadis’te, “el-Küfrü millet’ün vahide - Küfür tek millettir” buyrulmaktadır. Her ne kadar haritaya baktığımızda çeşit çeşit, renk renk birçok soylar, soplar, ülkeler görsek de, bunun manası küfür tek merkezden idare edilir, demektir. Bu merkez dünya Siyonizm’idir.” (Sh. 113)

     Muhterem Erbakan, Siyonizm’in işleyişini, kurum ve yöneticilerini uzun uzun anlatır. Doları Siyonist idealler doğrultusunda “dünya parası” yapıp diledikleri kadar bastıklarını belirtir. ABD Doları’nın üzerine 1933 yılında Rooswelt tarafından 13 basamaklı piramit yerleştirilmiştir. 13 sayısı Siyonistlerce uğurlu sayılır. Sistem “gizlilik ve itaat” üzerine kuruludur. Bu sırlı sistemi ancak en üstteki Kabbalist hahamlar bilir.

     En üstteki üçgen içindeki göz Mason ilâhının gözüdür. Allah’a başkaldırarak “Bizim ilâhımız her şeyi daha iyi bilir” iddiasını temsil eder. Erbakan, Sevr’in Büyük İsrail Projesi olduğunu şöyle açıklar: “İngilizler, Filistin’e bu toprakların kendilerinin olması için değil; Arz-ı Mev’ud’a dahil olduğu için burayı alıp İsrail’e vermek amacıyla geldiler. Siyonizm, Büyük İsrail’i kurmak için 5 yıl uğraştı.” (Sh. 116)

                                                ÇÖZÜM MİLLÎ GÖRÜŞ

     ERBAKAN Hoca; Siyonizm, 1. Cihan Harbi ve İstiklâl Savaşımız sebebiyle başarılı olamayınca hedef değiştirdiğini söyler. “Savaşarak” değil, Haim Nahum Doktrini’yle “Anadolu’yu yumuşak lokma haline getirerek” Büyük İsrail’i kurma stratejisine dönüştüğünü anlatır. Siyonizm’in karşısına Millî Görüş’ü ideal çözüm olarak koyar:

     “Biz, bin yıl insanlığa ışık tutmuş bir milletiz. Bize yaraşan, insanlık ve ahlâk çöküntüsü bakımından felâkete giden Batı’nın arabasına atlamak değil; Müslüman ülkelerle âdil, Hakk’a dayalı bir birlik kurmak; Batı’ya, Doğu’ya örnek olmaktır.” (Sh. 120)

     Hoca’nın hakkı üstün tutan, hak merkezli bir dünyanın kurulacağına olan inancı tamdır: “İslâm Birliği muhakkak kurulacak. Hiç başka yolu yok. Biz bunu bugünden söylüyor; ilân ediyoruz. İçimizde bu gerçeğe ters düşenler, yarın İslâm Birliği kurulduğunda mahcup olacaklardır.” (Sh. 124)

      Siyonistlerin varı yoğu dünyalıklarıdır. Boykot ve yaptırım uygulanmasından; seçimlerde aleyhlerinde olacak oy kullanılmasından çok korkarlar. Erbakan’a düşmanlıkları bu sebeptendir.

      Erbakan Hoca, bunu bildiği için seçimlere büyük önem verir; canla, başla çalışır ve çalışılmasına teşvik eder; özgün, sistematik ve sorun çözücü olan Millî Görüş’e oy verilmesini isterdi. Seçimlerde hiçbir boşluk bırakılmadan el birlik çalışılması; sandık kurulundan seçim sonucunu alıp teşkilâtına ulaştırıncaya kadar aralıksız sürdürülmesi talimatını verirdi.

       Bize hak dava uğrunda cihadı öğreten Erbakan’ı, vefatının 13. Yıl dönümünde rahmetle anıyorum. Allah, ondan ebediyen razı olsun!     

ERBAKAN HOCA VE FİLİSTİN DAVASI 20

"Sayın Necmettin Erbakan,

Şakir Süleymanoğlu Yazdı: Yapılan bütün uyanlara rağmen siyasi partilerin takındıkları uzlaşmaz tutum ve aşırı uçlara sempati gösterilmesi veya destek sağlanması, anarşi, terör ve bölücülüğü büyük boyutlara ulaştırarak ülkemizi parçalanma noktasına getirmiştir.

Türk Silahlı Kuvvetlen Ülke bütünlüğünü koruma, milli birlik ve beraberliği sağlamak, muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasını önlemek, devlet otoritesini ve varlığını yemden tesis etmek ve demokratik düzenin işlemesine mani olan sebepleri ortadan kaldırmak maksadıyla, iç Hizmet Yasasının kendisine tevdi ettiği Cumhuriyeti kollama ve koruma yetkisine dayanarak Yüce Türk Milleti adına Ülke yönetimine el koymuştur.

Parlamento ve hükümet feshedilmiştir, siyasi faaliyetler durdurulmuştur.

Parlamento üyeliği sıfatınız kaldırılmıştır.

Hiç bir konuda beyanat verme yetkiniz yoktur. Can güvenliğiniz Türk Silahlı Kuvvetlerinin teminatı altındadır.

Bu maksatla, emniyet içinde evinizden havaalanına götürülecek, oradan uçakla Uzunada/lzmir'e gideceksiniz.

Geçici bir süre ikamet edeceğiniz adres aşağıdadır.

Bir saat içinde hazırlanıp, harekete hazır olduğunuzu güvenliğiniz için gelen subaya bildiriniz.

TÜİK: Evlenme Oranları Düşerken, Boşanma Oranları Hızla Artıyor TÜİK: Evlenme Oranları Düşerken, Boşanma Oranları Hızla Artıyor

Talimatı getiren subayın ikazlarına uyunuz.

Bu talimat ile belirtilenler dışındaki her türlü tutum ve davranışınız suçtur.

(Ankara, 12 Eylül 1980)

DARBELERDE AMAÇ HEP MİLLİ GÖRÜŞ’ÜN VE ERBAKAN HOCA’NIN YOLUNU TIKAMAKTI.

Tarihe post-modern darbe olarak geçen 28 Şubat döneminde Sincan'da tankların yürütülmesine gerekçe yapılan 'Kudüs Gecesi'yle ilgili askerin rahatsızlığı aslında çok eskilere dayanıyordu. Sincan'ın Refah Parti'li Belediye Başkanı Bekir Yıldız'ın 31 Ocak 1997'de düzenlediği 'Kudüs Gecesi'ni bahane edip tank yürüten askerin, aynı adı taşıyan 'Kudüs Mitingi'ni de 12 Eylül 1980 askeri darbesine gerekçe yapmıştı.

Ağabey diyor ki üzülüyoruz

Milli Gazete yazarı İsmail Müftüoğlu yazdı: Hem de çok üzülüyoruz. Zira Milli Görüş içinde yetişen, sonra da Milli Görüş gömleğini değiştiren arkadaşların son dönemlerdeki davranışlarını görüyoruz. Milli Görüş’ün, Adil Düzen’in savunucusu olduğunu bildikleri halde, Milli Görüş’ün iç ve dış politikalarından gün geçtikçe uzaklaşmakta olduklarını da görüyoruz.

            Bu arkadaşlar bizim gibi, “Hak gelince batıl zail olur” (İsrâ/81), “Önce ahlâk ve maneviyat” sloganlarını söyleyerek siyasete başladıkları halde, şimdiki tutumlarıyla bu sloganlardan uzaklaştıklarını gördükçe ziyadesiyle üzülüyoruz. Zira bunlar bilerek veya bilmeyerek, manevi dünyalarını harap ettikleri için de müteessir oluyoruz.

            Malum, Milli Görüş’ün dış politikası, “Şahsiyetli dış politika” olarak tespit edilmiş ve uygulanmasına da gayret gösterilmiştir. Ama bugün AK Parti saflarında yer alan bu arkadaşlar, bir nevi reddi miras yaparcasına, teslimiyetçi bir politik anlayışa dönüştüler. Bu hâl de bizi elbette üzmektedir.

            Gerçek Milli Görüşçüler emperyalist devletlerle hiçbir zaman saf tutmamış, küresel çetelerle asla birlikteliği olmamış, onlara ilgi duymamıştır. Ama bugünün yöneticileri maalesef onlara teslim olmuş durumdadır. ABD’nin bütün haksızlıklarına rağmen, hâlâ onlardan kopamadıkları görülmektedir. Gazze’ye saldırılarına rağmen, Allah’ın lanetlediği İsrail ile hâlâ tüm diplomatik ilişkiler, ticari anlaşmalar tümüyle berdevamdır. Bu da gerçek Milli Görüşçüler için son derece üzüntü vericidir. Bu kardeşlerimizin hâlâ İsrail ile dostluktan bir türlü vazgeçmeyen yöneticilerin peşine takılıp gitmeleri son derece yanlış ve üzücüdür.

            Her gün Gazze halkından yüzlerce insanı öldüren İsrail’i sadece kınamakla, beylik laflarla geçiştirmekle yetinen politikaları, Milli Görüşçü olduğunu iddia eden AK Partili arkadaşların nasıl hazmettiklerini anlamakta zorlanıyoruz.

            Zira:

·         Gerçek Milli Görüşçüler vatan ve bayrak sevgisiyle meşbudur.

·         Gerçek Milli Görüşçüler daima doğrudan yana, yanlışa karşıdır.

·         Gerçek Milli Görüşçüler çalmayan, soymayan, soydurmayan insanlardır. Çalanları da saflarından uzaklaştıranlardır.

·         Gerçek Milli Görüşçüler, “Müminler ancak kardeştir” (Hucurât/10) emrine göre hareket eder, diğer Müslümanlara da kendi öz kardeşi gibi bir anlayışla yaklaşarak, kucaklar.

·         Gerçek Milli Görüşçüler Adil Düzen’e inanır, hakseverdir, yanlış olana asla iltifat etmez, gömlek değiştirenleri de sevmez.

·         Gerçek Milli Görüşçüler İsevileri, Musevileri dost olarak görmez, zira onlar birbirlerinin dostu, Müslümanların düşmanıdır.

·         Gerçek Milli Görüşçüler liderlerin Milli Görüş’e aykırı tutumlarına asla boyun eğmez, onlar sadece Allah’ın huzurunda eğilir.     

·         Gerçek Milli Görüşçüler liderleri kim ise, ne derse desin, ona biat etmez. Hep Hakk’ın ve halkın yanında yer alır.                        

                                    Bu şartlarda eğitim almış insanların, şimdilerde menfaatleri için Milli Görüş anlayışına aykırı emirlere ayak uydurmaya çalıştıklarını, bu isteklere göre parmak kaldırıp, indirdiklerini görünce üzüntülerimiz zirve yapıyor.

                                    Her fırsatta merhum Necmettin Erbakan’ın talebesi olduklarını söyleyenlerin, Erbakan’ın evladı dâhil, bugün, merhum Erbakan’ın söylediklerine ve hedeflerine asla uymadıklarını görüyoruz. Bu hâl ve tavırlar bile üzülmemize yetiyor.

Erbakan Hoca’mızın teknik buluşları

Milli Gazete yazarı Ekrem Şama yazdı: Hocamız ve liderimiz Prof. Dr. Necmettin Erbakan…

Vefatının 13’üncü yılı haftasında rahmetle anıyoruz.

Teknik yönünü ve kendi buluşlarını öne çıkararak kısa kısa not etmek niyetindeyiz.

Çok hızlı okuma, okuduğunu hafızasına nakşetme, anlama, anladıklarını devamlı muhakeme etme, geliştirme ve unutmama kabiliyetleri vardı. Ön bilgiler olarak Allah vergisi bu özelliklerini dikkate alırsak, yazacaklarımız anlaşılabilir. Aksi takdirde onu tanımayanlar dudak büküp geçebilirler.

Erbakan Hoca’mızın hem sohbet halkasından, hem teknik yönden, hem siyasi yolda yürürken, ömür boyu beraberlikleri olan ve geçen yıl Hakk’a yolcu ettiğimiz rahmetli Yahya Oğuz Beyefendi’ye sağlığında evinde yaptığımız bir ziyarette bize özel olarak anlatmıştı:

“1950’li yılların başında Necmettin Erbakan yurt dışına gitti.

Orada bir müddet kaldı. Orada kaldığı müddet zarfında fevkalade başarılar meydana getirdi. Ve orada motor fabrikasında ilmi çalışmalara başladı. Yanma odaları ile ilgili yeni buluşlar yaptı. Almanlar bu buluşların patentini kendisinden satın almak istediler. O ise Almanlara daha çok yaklaşabilmek için bu patentleri para almaksızın devretti. Yalnız bir istekte bulundu:

 -Ben sizden bir şey istiyorum. Bu patentleri bedava vereyim. Ama siz de beni bir yıl süre ile bu patent büronuzun içinde çalışmama müsaade edin, dedi.

Onlar kabul ettiler. O arşive girdi ve bütün teknik patentleri öğrenip ezberledi. O bir yıl zarfında ne kadar patent varsa hepsini incelemiş oldu. Hepsi kendi hafızasının içerisine girdi. Ondan sonra da Almanlara o motorla ilgili patentini verdi. Bu hadiseyi hocası Abdülaziz Efendi Hazretlerine yazdığı zaman:

-İyi yapmışsın Necmettin! dedi, o da tasdik etmiş oldu.

Yani o böyle kendi başına, kendi kendine bir şey yapmıyor, hep Hoca Efendi ile irtibatlı yapıyordu.”

Muhterem okuyucularımız. Yazımızın konusu Erbakan ve teknolojidir. Bundan dolayı merhum Yahya Oğuz’un diğer anlattıklarının alıntı yaptığımız “Allah Dostu Erbakan” kitabımızdan okunması mümkündür. Aynı kitabımızda yüzlerce kişi ile yaptığımız ve kitabımıza yazdığımız Erbakan Hoca’mızın manevi dünyası ile ilgili özel sohbetlerden şu neticelere varabiliyoruz:

Erbakan Hoca’mız Almanya’daki “Patent Bürosu’nda” arşivlenmiş bulunan bütün buluşları incelemiş ve hafızasına kaydetmiştir. Özelliği gereği de bu bilgileri hep muhakeme ve mukayese ederek geliştirmiş, birçok yeni buluş yapmıştır. Gerek Gümüş Motor’u kurarken, gerek Devrim otomobilini imal ederken, gerek devlet adamlığı sırasında ASELSAN gibi teknik kuruluşları kurarken, gerek diğer ağır sanayi tesislerini planlayıp hayata geçirirken, hep o “geliştirdiği” teknik bilgilerden faydalanmıştır.

Birçoğunda bizim de bulunduğumuz, hocamızın çok özel sohbetlerinde, savunma sanayisine temel olacak çok önemli buluşlarının da ipuçlarını verirdi. Alüminyumdan 20 kat daha hafif ve dayanıklı alaşım, uzaktan kumandalı elektronik böcek, insansız hava aracı, hava sahasını yabancı uçak ve füzelere kapatan demir kubbe, düşman füzelerini, elektronik donanımına müdahale ederek havada geri çevirecek yazılımlar, düşmanın tüm haberleşme kanallarını iptal edebilecek programlar ve bunun gibi teknik buluşların mümkün olduğunu anlatarak kendisinin bunları bulduğunu ima ederdi. ASELSAN gibi güzide kuruluşların 28 Şubat öncesine kadar imal ettiği yüksek teknoloji ürünlerine bakarsak “Erbakan'ın izlerini” görmek mümkündür.

Amerika’dan yönlendirildiğini bizzat kendisinin belgelediği 28 Şubat sürecinden sonra, bu yüksek teknolojili buluşlarını hayata geçirebileceği devlet destekli bir kurum kalmamıştı. ASELSAN’daki intihar, uçak düşürme, kazaya kurban gitme ve benzeri “teknik elaman kıyımını” hatırlarsak, bu kurumlarımıza Amerika’nın sızdığını anlayabiliriz. Hocamız da biliyordu. Bu durumda buluşlarını başka yollardan hayata geçirmeyi denemiştir. Bunlardan birisi İHA teknolojisidir. Hepimiz biliyoruz ki, bu teknolojiyi hayata geçirmesi için bizim de çalışma arkadaşımız ve dostumuz rahmetli Özdemir Bayraktar’a emanet etmiştir. O da bu teknolojiyi gerçekleştirme mücadelesinde hocamızın vefatına kadar yani yaklaşık 10 sene “devletin desteği şöyle dursun, kösteğine” rağmen, çok büyük zorluklara katlanarak ve azimle Erbakan Hoca’mızın kontrolünde hayata geçirmiştir. Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Temel Karamollaoğlu da sürecin içinde bulunmuş ve çok yakından izlemiştir. Hocamızın vefatından sonrasına baktığımızda ise devletin desteği gelmiş, bugünkü herkesin iftihar ettiği seviyelerin yakalanmış olduğunu haberlerden takip ediyoruz.

Şimdi soru şudur:

Erbakan Hoca’mızın bulduğu diğer teknoloji harikası buluşlar ne olmuştur?

Mantığımız bizi bunların hayata geçmesi için özel sektör imkânlarının yetmeyeceği, mutlaka devlet desteği gerekeceği sonucuna götürmektedir.

Erbakan Hoca’mız bunları kendi beyninde mezara götürmeyecek kadar şuur sahibi idi. O halde bunlar nerede ve ne safhadadır. Hayata geçirilenler var mıdır? Mesela Kassam Tugayları bu teknolojiden faydalanmakta mıdır? Şahsen bu konuda mutlaka bilgi sahibi olanların bulunduğunu düşünmekteyiz.

Bunlar halen hayatta veya vefat etmiş olabilirler. Bugün açıklanması belki mahzurlu da olabilir. Ama mutlaka bu kıymetli bilgilerin zamanı geldiğinde tarihe intikal etmesinin sağlanması gerektiğine inanmaktayız.

Satır aralarında sözünü ettiğimiz; mevcudu biten 2 ciltlik “Allah Dostu Erbakan” kitabımızın da, yeni baskılarının yapılıp herkesin istifadesine sunulabilmesi için bir sponsora ihtiyaç duyulduğunu belirtmek istiyoruz.

Başta Erbakan Hoca’mız olmak üzere ismini andığımız ve vefat eden diğer zevata Allah’tan rahmet niyaz ediyoruz.