12.05.2022, 16:52

12 Eylül-PKK ve Şiddet!

12 Eylül-PKK ve Şiddet!

Nasıl kurulduğu tartışmaları bir tarafa PKK, 1978-1980 sıkıyönetim/askeri (örfi) idare döneminde örgütlenme sürecini tamamlamış ve 12 Eylül darbesi sonrası ortaya çıkmıştır.

12 Eylül döneminde, özellikle Güneydoğu’da ve genelde Türkiye’nin her bölgesinde Kürtlere uygulanan sistematik baskılarla PKK için uygun bir zeminin oluştuğu söylenebilir.

Sadece Diyarbakır cezaevinde uygulanan insanlık hatta hayvanlık dışı işkencelerle bir başkaldırı gerekçesi yeterince oluşturulmuştu.

Daha açık bir ifadeyle belirtmek gerekirse, koşulları oluşturan ve PKK şiddetini üreten dönemin cuntası ve resmî ideolojidir.!

Başka bir ifadeyle PKK, 12 Eylül döneminde Kürtlere yönelik planlanmış komando harekâtı ve sistematik işkencenin bir tezahürü olduğu gerçeğidir.

Bu durumda PKK’nin, Kürt halkının tercihi ve seçimi ile ortaya çıkmadığı açıktır. PKK; baskı, inkâr, asimilasyon ve orantısız şiddete maruz kalan Kürtlerin, kucağında bulduğu bir örgüttür.

Başından itibaren siyasal sistemin ve özellikle de 12 Eylül ceberut uygulamalarının sonucu olarak örgüte sempatinin arttığı ve giderek taraftar bulduğu gizli değildir.

Kuşkusuz sistemin ceberut uygulamaları PKK’nin taban bulmasında tek faktör değildir. Örgüt, süreç içerisinde uyguladığı orantısız ve acımasız şiddetle de önce kırsal alanda, sonra da kent merkezlerinde Kürtlere boyun eğdirmeyi başarmıştır.

Sorgulanamayan şiddet, zamanla büyük bir çoğunluğu boyun eğmeye veya gönüllü teslimiyete mecbur bırakmıştır. Milyonların, “irademiz Öcalan” söylemi bu anlayışın sonucudur.

Ne yazık ki silah, güç ve şiddet yöntemi sadece Kürtlerle sınırlı değil, coğrafyamızın bir gerçeği olarak kabul görmektedir.

Gerçek olan şudur ki yaklaşık 40 yıldır şiddetin bir tarafında PKK varsa, diğer tarafta yönetimin yüz yıllık ayırımcılığı, adaletsizliği, hukuk ve insanlık dışı uygulamaları vardır.

Terör eylemlerine ve Kürtlere ağır maliyetine rağmen PKK şiddetinin toplumsal karşılık bulmasının nedeni de devlet yönetiminin inkârcı ve ceberut uygulamalarıdır.

Bu nedenle PKK’yi doğru anlamak için hem PKK’yi hem de devlet uygulamalarını birlikte sorgulamak gerektiğini düşünüyorum.

Siyasal sistemin uyguladığı ceberut uygulamaları görmezden gelerek terör eylemlerine rağmen PKK’nin nasıl toplumsal destek sağladığını anlamak mümkün değildir.

Bunun için de şiddetin toplumsal kabul görmesinin gerekçelerini de sorgulamak gerekir. Empati ve sorgulama yapılmadığı için Kürtler hak etmedikleri halde şiddete destek vermekle hep suçlanmışlardır.

Oysa şiddet Kürtlerin tercihi değil, ceberut düzen ve PKK’nin ortak dayatmasıdır. Kürtler de Kürt siyaseti ve HDP de şiddetin sorumlusu değil, doğrudan mağdurudur.

Bu gerçeği örtmek için bir siyaset mühendisliği olarak hak ve demokrasi talepleri olan bütün Kürtler, terör, şiddet ve PKK ile ilişkilendirilerek hedef haline getirilmektedir.

Net bir biçimde belirtmeliyim ki şiddet ve çok yönlü terör, karanlık dehlizlerde oluşturulan stratejilerin gereğidir. PKK ile başlayan şiddet ve terörün mimarı da 12 Eylül Askeri cuntasıdır.

Devlet eliyle uyguladığı baskı ve şiddet politikalarıyla Kürt gençlerini dağa yönlendiren ve PKKK çatısı altında silahlı mücadeleye zorlayan Cunta yönetimidir.

On binlerce genç, cunta şiddeti karşısında PKK şiddetini sorgulamadan silahlı mücadeleye katılmış ve öldürülmüştür.

Şiddet projesinin farkında olmayan ve sorgulamaya fırsat bulmayan gençlerin neredeyse tamamı “halkın özgürlüğü ve kurtuluşu” için samimi olarak hayatını feda etmiştir.

Sorgulama imkânı ve fırsatı bulan önemli bir bölümü de Irak üzerinden Avrupa ülkelerine kaçarak kirli savaşın parçası olmayı reddetmişlerdir.

Ancak sonuç değişmemiştir. Aynı senaryo bugün de devam etmektedir.

15 Temmuz ve sonrasında oluşan AKP-MHP-Perinçek İttifakı, 12 Eylül 1980 Cunta stratejisinin yeni bir versiyonudur. Amaç; Türkiye’yi yeniden şiddet sarmalına alarak demokrasiden ve muasır dünyadan uzaklaştırmaktır.

PKK ile de özellikle Suriye ve Irak’ta kurulması planlanan “Bağımsız Kürdistan” projesini önlemek ve Türkiye Kürtlerini de bölerek veya şiddete mahkûm ederek özgürlük arayışlarını engellemektir.

HDP üzerinde kurulan baskıların ve yüzlerce siyasetçiye siyaset yasağı getirilmesinin nedeni de Kürt siyasetinin demokratikleşmesini ve demokrasi mücadelesini önlemektir.

HDP’de etkili olan İmralı bağlantılı ideolojik unsurların, Salahattin Demirtaş ve arkadaşlarının değişim çabalarını engellemesi de buna bağlı olarak değerlendirilebilir.

Bugün tutuklu bulunan veya tutuklanmamak için yurt dışına giden HDP’li politikacıların çoğunun, değişim ve demokratikleşmeden yana oldukları düşünüldüğünde tezgâhın büyüklüğü fark edilecektir.

İktidar bloğu-cunta zihniyeti ve PKK’nin “anti Kürdistan” ortak paydasında buluştukları dikkate alındığında fotoğrafın net olduğu görülecektir.

15 Temmuz da 12 Eylül gibi demokrasi, hukuk, hak ve özgürlükler karşıtı bütün unsurları dolaylı-dolaysız bir ittifak projesinde buluşturmayı başarmıştır.

Bugün de Kürtlere şiddet taraftarlığı dışında bir seçenek fırsatı verilmemektedir. Başından itibaren PKK ve güvenlik birimlerinin hukuk dışı operasyonları arasında bir tercihe zorlanmaktadırlar.

Koruculuk, işbirlikçilik, muhbirlik, halkına ihanet, Kürt aleyhtarlığı, HDP düşmanlığı, Hak ve Özgürlük karşıtlığı gibi tutum sergileyen Kürtlerin tercihi bu zorlamaların sonucudur.

Benzer tercihlerin PKK tarafından da dayatıldığını dikkate aldığımızda sivil halk kesimlerinin, aydın, yazar ve siyasetçilerin nasıl bir travma içinde olduklarını anlamak hiç de zor değildir.

Peki ya sizler, yani Kürt olmayanlar veya Kürt kökenli olanlar!

Tercihi şiddet değil de hak-hukuk-adalet-hürriyet, insanlık onuru ve muasır medeniyet olan Kürtlerin durumunu hiç düşündünüz mü?

Bunu anlamak için empati yapmanız ve sadece iki dakikalığına “Kürt” olmayı denemeniz yeterli.

Abdulbaki Erdoğmuş

Yorumlar (0)
17
açık
Namaz Vakti 22 Mayıs 2022
İmsak 03:43
Güneş 05:34
Öğle 13:06
İkindi 17:03
Akşam 20:28
Yatsı 22:10
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 37 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 37 62
5. Alanyaspor 37 61
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 37 57
9. Sivasspor 38 54
10. Kasımpaşa 38 53
11. Adana Demirspor 37 52
12. Galatasaray 38 52
13. Hatayspor 37 50
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 37 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 37 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 37 90
2. Liverpool 37 89
3. Chelsea 37 71
4. Tottenham 37 68
5. Arsenal 37 66
6. M. United 37 58
7. West Ham United 37 56
8. Wolverhampton Wanderers 37 51
9. Leicester City 37 49
10. Brighton 37 48
11. Brentford 37 46
12. Newcastle 37 46
13. Crystal Palace 37 45
14. Aston Villa 37 45
15. Southampton 37 40
16. Everton 37 39
17. Burnley 37 35
18. Leeds United 37 35
19. Watford 37 23
20. Norwich City 37 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 37 73
3. Atletico Madrid 37 68
4. Sevilla 37 67
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 37 62
7. Villarreal 37 56
8. Athletic Bilbao 37 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 37 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Espanyol 37 41
14. Elche 37 39
15. Getafe 37 39
16. Granada 37 37
17. Mallorca 37 36
18. Cadiz 37 36
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 37 31
Günün Karikatürü Tümü