Prof.Dr.Baskın ORAN, Üçüncü Varlık Vergisi Faciası

Kasım ayı, Türkiye Cumhuriyeti (T.C.) tarihinin en büyük resmî yüzkarası olan 1942 Varlık Vergisi’nin 79. yıldönümü. Hayırlı olsun. 

YAZARLAR 02.12.2021, 21:31
Prof.Dr.Baskın ORAN, Üçüncü Varlık Vergisi Faciası

Baskın Oran

Bu konudaki faciaların ilki, Kasım 1942’de kabul edilerek Türkiye’de Gayrimüslim vatandaştan Müslüman vatandaşa en büyük sermaye transferini gerçekleştiren Varlık Vergisi’nin bizzat kendisiydi. İkincisi, yasanın uygulanmasında (kendi deyişiyle “en genç müfettiş” olarak) görev alan, bu Ocak ayında kaybettiğimiz Mülkiyeli büyüğüm Cahit Kayra’nın (Tarihçi kitabevi, 2011) Savaş, Türkiye, Varlık Vergisi kitabı oldu. Üçüncüsü de, bu rezaleti bunca bilgiyi edinip 79 yıl sonra bile “savaş içinde devlete para lazımdı” mealinde geçen hafta savunabilen (benim şu anda tespit edebildiğim kadarıyla) iki girişim. Sırayla gidelim.

***

Birinci facia’yı yani vergiyi çok özetle vereyim: 

Bu konudaki temel eser, zamanın Mülkiyeli İstanbul Defterdarı Faik Ökte’nin “Varlık Vergisi Faciası” kitabıdır, baskısı çoktandır yok, pdf’i internette var. Anlatıyor:

Ödenecek miktar bürokratın iki dudağı arasındadır, itirazı-temyizi yoktur, 15 gün içinde tarh edilir (miktarı belirlenir), 15 gün sonra tahsile gidilir. Mükellef bunu izleyen 15 gün içinde de ödeyemezse taşınmazları (beraber oturduğu akrabalarınınki de dahil) içindeki eşyalarla birlikte haczedilerek satılır. Bu da borcu ödemeye yetmezse mükellef bedenen çalıştırılır ve alacağı ücretin yarısı borçlarına mahsup edilir. 

Kitaptaki hesaba göre, örneğin 100.000 lira borçla çalıştırma kampında 2 lira gündelikle çalıştırılan bir mükelleften kesilen 1 lirayla o mükellef bu borcu 250 yılda ödeyebilecektir (s. 57). Kaldı ki, Gayrimüslim mükelleflerin çok büyük çoğunluğuna yüz binlerce liralık vergi tarh edilmiştir.

Nazilerin tüm Avrupa’yı işgal ettiği savaş, olağanüstü ve korkunç bir dönemdir. Olağanüstü tedbirlerin alınması anlaşılacak bir husustur. Fakat işin püf noktası şuradadır ki, verginin esas amacı Gayrimüslimleri tasfiye etmektir.

Bunun için, yasa metninde tek kelimeyle bile geçmeyen 4’lü bir kategori uygulanacaktır: M (Müslüman), G (Gayrimüslim), D (Dönmeler) ve E (Ecnebiler). Yabancı büyükelçiliklerin baskıları sonucunda E cetveli es geçilecektir, D’lere ise G muamelesi yapılacaktır.

Vergi tarhı, takdir komisyonlarının iki dudağı arasında bulunduğu için G ve D’lere tamamen keyfî olarak yüklenen vergi, aynı zenginlikteki M’lerden kişi başı alınanın 2 ilâ 2,5 katı olmuştur. Evini ve eşyalarını sattığı halde ödeyemeyenler, ki bunların tamamı Gayrimüslimdir, kafileler halinde toplam 1.400 kişi olarak Sivrihisar’a ve özellikle de Erzurum Aşkale’ye yol inşaatı için taş kırmaya yollanmışlardır. Tümü Gayrimüslim, çoğu da ileri yaşta olan bu İstanbullu insanlardan 25’i zor koşullara dayanamayarak oralarda ölecektir.

Olayın mimarı, aylık resmî dergi Ayın Tarihi’ne göre (no. 105, Ağustos 1942) kanunun kabulünden 13 hafta önce 5 Ağustos 1942’de okuduğu hükümet programında ideolojisini şöyle açıklamış olan, benim babamın Ödemiş’ten yakın arkadaşı, Mülkiyeli Başbakan Şükrü Saracoğlu’dur: “Biz Türk’üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. (Bravo sesleri). Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar ve laakal [en azından] o kadar bir vicdan ve kültür meselesidir.” 

Başbakan’da terminoloji çok açıktır: Müslüman vatandaşlar “Türk”, Gayrimüslim vatandaşlar “misafir”dir.  Kendisinin 16.01.1943 tarihli Times’a verdiği demeçte “Bizim misafirperverliğimizden faydalanarak zengin oldular” (Ayın Tarihi, No. 110, Ocak 1943) diye andığı insanlar, biz Türkler 1071’de gelmeden önce Anadolu’da asırlardır yaşamakta olan insanların torunlarıdır. 

Hatta, Gayrimüslimler “yabancı”dır. Prof. Ayhan Aktar’ın şu sıralarda genişletilmiş 14. baskısını yapan Varlık Vergisi ve “Türkleştirme” Politikaları kitabının elimdeki baskısında (s. 148) Trabzon Mebusu F. A. Barutçu’nun anılarından aktarıldığı kadarıyla, Saracoğlu kanunu TBMM’ye şöyle tanıtmaktadır: "Bu kanun aynı zamanda bir devrim kanunudur. Bize ekonomik bağımsızlığımızı kazandıracak bir fırsat karşısındayız. Piyasamıza egemen olan yabancıları böylece ortadan kaldırarak, Türk piyasasını Türklerin eline vereceğiz."

Bugünün tabiriyle “ulusalcı” Başbakan’ın amacının, piyasadaki fazla parayı emmek görünümü altında, mallarını yok pahasına satmak zorunda kalacak G’leri iflas ettirmek olduğu, Defterdar F. Ökte’yle aralarında geçen konuşmada da görülmektedir (s. 52). Ökte, “Mükelleflerin bu [cok kısa] müddette likid para bulamamalarından endişe ediyorum” demiştir. Cevap şöyledir: “Fiyat hakkında emellerimiz tahakkuk ettikten sonra, sana istediğin mühletleri vereceğim”. 

Fiyat hakkındaki “emeller tahakkuk ettikten”, yani haraç mezat satılan azınlık malları “Türklerin” eline geçtikten sonra, 23 Ağustos 1942 – 2 Şubat 1943 Stalingrad’daki feci Nazi yenilgisinin ve ünlü gazeteci Cyrus Sulzberger’in 9-13 Eylül yazı dizisinin de etkisiyle 17 Eylül 1943’te toplanan TBMM, 4501 s. yasayla, henüz tahsil edilmemiş borçların silinmesine karar verir. Aralık başında da, çalıştırma kamplarındakiler salıverilir.

Bu arada, 18.000.000 Müslüman’ın ve 300.000 Gayrimüslimin yaşadığı ülkede, vergilerini ödemek için 543 mülk satışa çıkarılmış, Müslümanlar 10 mülk ve Gayrimüslimler de 530 mülk satmıştır. Bu taşınmazların 486’sını Müslümanlar satın alır.

***

İkinci facia’ya geçelim. Varlık Vergisi’ni mazur gösteren çeşitli yazılar yayınlanmıştır ama bunlardan en şaşırtıcısı, Cahit Kayra’nın Savaş, Türkiye, Varlık Vergisi (Tarihçi kitabevi, 2011) adlı kitabıdır. 

1974’te B. Ecevit hükümetinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yapmış olan ve kitabının 116. sayfasındaki dipnotta bizzat yazdığına göre 2001 yılında Cumhuriyet gazetesinde bu verginin ırkçı olduğunu söylemiş olan Cahit Kayra, on yıl sonra bu konuda bütün bildiklerimizi sıfırlayan bir iddia ileri sürmektedir: “Müslümanlar, Gayrimüslimlerden daha fazla vergilendirilmiştir. M’ler kişi başına 6.102 TL, G’ler ise 5.326 TL ödemiştir”  

Okuyunca nasıl şaşırdım, anlatamam. Oturup bütün tabloları gözden geçirdim. Kendime güvenemedim, bir de Ayhan’a (Aktar) sordum. Meğer fevkalade basitmiş mesele: Kayra, bir istatistikçinin asla yapmaması gereken bir şeyi yapmış:

Önce gerek G’lerin gerekse M’lerin, gelir düzeyi açısından asla bir araya getirilemeyecek kadar farklı olan alt gruplarının vergilerini toplamış, arkasından G ve M’nin mükellef sayılarını toplamış, sonra bunları birbirine bölmüş.

Olayın inanılmazlığı da burada patlamakta. Çünkü G’deki çok kalabalık 2 mükellef alt grubunun M’de karşılığı yok. Yani Başbakan Saracoğlu’nun emriyle G grubundaki “Seyyar Satıcılar” ile “Hizmet Erbabı” alt grupları vergiye dahil edilmiş, ama bu iki M alt grubu vergiden muaf tutulmuş. 

Bu iki grubun toplam mükellef sayısı, 26.404. Yani, İstanbul’daki 62.575 Varlık Vergisi mükellefinin tam yüzde 42’si! Tabii, G’nin toplam vergisini bu kalabalık sayıya bölünce G’nin ödediği kişi başına vergi M’ninkinden düşük çıkıyor. “İstatistiklere çok güzel yalan söyletilir” sözünün mümtaz örneklerinden biri. Ben Aktar’ın s. 154’de Ökte’den aktardığı alt grupları teker teker hesapladım, kitap çıkar çıkmaz 27.03.2011 tarihli Radikal’de de yazdım, bakınız sonuç nasıl:

Fevkalade Mükellefler: (M): 17.294.549 TL : 460 kişi = 37.596 TL. (G): 189.969.980 :  TL: 2563 kişi = 74.120 TL. Sonuç: G’ler M’lere göre burada kişi başı %197 daha fazla ödemişler (yaklaşık 2 katı).

Beyannameli Mükellefler: (M): 3.128.310 TL : 924 kişi = 3.385 TL. (G): 10.364.466 TL : 1259 kişi = 8. 232 TL. Sonuç: G’ler M’lere göre burada kişi başı %243 daha fazla ödemişler (yaklaşık 2,5 katı).

Esnaf ve tüccar: (M): 4.055.100 TL : 2589 kişi = 1.566; (G): 72.811.850 TL : 24.151 kişi = 3.014 TL. Sonuç: G’ler M’lere göre burada kişi başı %192 daha fazla ödemişler (yaklaşık 2 katı).

İkinci facia konusunda daha ne yazayım ki; bilmek isteyen herkes her şeyi biliyor. Başkalarının bilmediği bişeyi ekleyeyim sadece. Misafir odamızda duvar boyunda Atatürk ve İnönü resimleri bulunduran, çok sert Kemalist, CHP milletvekili, 1890 doğumlu babam Ekrem Oran’ın bi vesileyle evimizde söylediği bişeyi:

“Haksızlıklar yapıldı. Göztepe’de kepenk yağlayan bir Yahudi’yi yağcı yazdılar. Bir Yahudi bakkal vardı, iki kavanoz akide şekeri de vardı, onu pastane yazdılar. İkisi de perişan oldu”. 

***

Üçüncü facia’ya gelince.

Varlık Vergisi konusunda bugüne kadar anlatılmayan kalmadı. F. Ökte’nin 1947’de yazılan ve ancak 1951’de yayınlanan temel eserinden sonra özellikle 90’ların sonundan bu yana aralarında Rıdvan Akar, Rıfat Bali, Ayhan Aktar, Samim Akgönül, Çağatay Okutan, Sait Çetinoğlu, İlksen Dinçtürk, Muhammet Güçlü gibi isimler de bulunan araştırmacılar yazılmadık şey bırakmadılar. Ama buna rağmen şu günlerde hâlâ mazur gösterme yazıları çıkabiliyor. 

Bunlardan birini anlamak belki mümkün, çünkü Başbakan Saracoğlu’nun torunu merhum dedesini savunuyor. 1987-93 arası Merkez Bankası başkanlığını yapmış olan Rüşdü Saracoğlu’nu Herkül Millas’ın Ahval’deki son makalesinden okuyoruz; Serbestiyet’te çıkmış:

“Senelerce Osmanlının kaynağını yiyenler bir gün Cumhuriyet’te bunun vergisini vermeliler değil mi? Bazıları Aşkale’ye gidecekse gitsinler. Neticede burası Yunanistan değil Türkiye Cumhuriyeti.”   

Anlaması daha güç olan bir yazı daha var. 21.11.2021 tarihli Cumhuriyet’in Olaylar ve Görüşler sütununda çıkan, Başkent Üniversitesi’nden bir kişinin, muhtemelen bir akademisyenin, “Varlık Vergisi Gerçeği” adlı yazısı. Eğer kendisi akademisyen ise, olay daha vahim. Konuda bunca literatür çıkmışken arkadaş 2 tane dipnot vermiş, ikisi de Cahit Kayra’nın kitabına.   

***

Yalnız, şu da var. Bizzat kendim, Gayrimüslimlere yapılıverenlerden hiç haberdar olmadığım ve ayrıca olaylara maalesef sadece sınıfsal açıdan baktığım bir dönemde, asistanlığımın ilk yılında (1969) yayınladığım doktora seminerinde F. Ökte’nin “Varlık Vergisi’ni doğuran sebepler arasında ırkçılık da yer alır” sözünü alıntıladığım halde, vergiyi “Bürokrasinin gittikçe güçlenen burjuvaziyle yaptığı mücadele” diye yorumlamıştım; sitemde var.

Asistanlığımın ilk yılıydı ve 24 yaşındaydım.

Kuvvetle diliyorum ki Başkent Üniversitesi’nden Artun Dayıoğlu arkadaş da şu anda çok gençtir…

 

 

Yorumlar (0)
7
parçalı bulutlu
Namaz Vakti 28 Ocak 2022
İmsak 06:44
Güneş 08:12
Öğle 13:22
İkindi 15:58
Akşam 18:22
Yatsı 19:45
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 23 54
2. Konyaspor 22 45
3. Alanyaspor 23 38
4. Adana Demirspor 23 37
5. Fenerbahçe 23 37
6. Beşiktaş 23 36
7. Hatayspor 23 36
8. Başakşehir 22 34
9. Gaziantep FK 22 32
10. Sivasspor 23 31
11. Kayserispor 23 31
12. Karagümrük 23 30
13. Kasımpaşa 23 27
14. Göztepe 23 27
15. Galatasaray 23 27
16. Giresunspor 23 26
17. Antalyaspor 23 24
18. Rizespor 23 22
19. Altay 23 18
20. Ö.K Yeni Malatya 22 16
Takımlar O P
1. Ümraniye 21 45
2. Ankaragücü 21 45
3. Erzurumspor 21 38
4. Bandırmaspor 21 36
5. İstanbulspor 21 36
6. Eyüpspor 20 36
7. Samsunspor 20 33
8. Adanaspor 21 32
9. Manisa Futbol Kulübü 21 28
10. Tuzlaspor 20 27
11. Keçiörengücü 21 26
12. Gençlerbirliği 21 26
13. Boluspor 19 24
14. Kocaelispor 21 24
15. Menemen Belediyespor 21 23
16. Altınordu 21 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 21 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 23 57
2. Liverpool 22 48
3. Chelsea 24 47
4. M. United 22 38
5. West Ham United 23 37
6. Arsenal 21 36
7. Tottenham 20 36
8. Wolverhampton Wanderers 21 34
9. Brighton 22 30
10. Leicester City 20 26
11. Aston Villa 21 26
12. Southampton 22 25
13. Crystal Palace 22 24
14. Brentford 23 23
15. Leeds United 21 22
16. Everton 20 19
17. Norwich City 22 16
18. Newcastle 21 15
19. Watford 20 14
20. Burnley 18 12
Takımlar O P
1. Real Madrid 22 50
2. Sevilla 22 46
3. Real Betis 22 40
4. Atletico Madrid 21 36
5. Barcelona 21 35
6. Real Sociedad 21 34
7. Villarreal 22 32
8. Rayo Vallecano 21 31
9. Athletic Bilbao 22 31
10. Valencia 22 29
11. Osasuna 22 28
12. Celta Vigo 22 27
13. Espanyol 22 27
14. Granada 22 24
15. Elche 22 23
16. Getafe 22 22
17. Mallorca 21 20
18. Cadiz 22 18
19. Deportivo Alaves 22 17
20. Levante 21 11
Günün Karikatürü Tümü