Prof.Dr.Baskın ORAN, Erdoğan İçin Kronolojik Bir Ara Bilanço

YAZARLAR 26.11.2020, 13:15
Prof.Dr.Baskın ORAN, Erdoğan İçin Kronolojik Bir Ara Bilanço

Baskın Oran

Ara bilanço deyişimin sebebi, kesin bilançoyu çıkarmaya biraz daha zaman var da ondan.   

Türkiye siyasetine İstanbul belediye başkanı (Mart 1994-Kasım 1998) olarak duhul ettiğinde, herhalde acemi olduğu için, eksiksiz bir şeriatçı tablosu çizmeye koyuldu. Mesela:

Bütün okullar İmam Hatip yapılacak (17.9.1994, Cumhuriyet). Elhamdülillah şeriatçıyız” (21.11.1994, Milliyet). 4 Aralık 1994’te, “Tutturmuşlar ‘laiklik elden gidiyor’, bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek, önüne geçemezsin. Ya Müslüman olacaksın ya laik, ikisi bir arada olunca ters mıknatıslama yapar” (21.08.2001, Hürriyet). “Yılbaşına karşıyım” (19.12.1994 Sabah). Ben İstanbulun imamıyım (08.01.1995, Hürriyet). “Sadece imamlar nikah kıysın” (09.05.1995, Milliyet). “İçki yasaklansın” (01.05.1996, Hürriyet). “Ben tekkeye değil dergaha gittim” (22.1.1997, Gözcü).

Kendi mahallesinden destek görünce de şu noktaya 1996’da varacak cesareti buldu: Demokrasi bizim için bir amaç değil, araçtır. Amacımıza ulaşana kadar demokrasiye bağlıyız. Demokrasi bizim için bir tramvaydır. İstediğimiz durağa gelince ineriz.

***

2002 sonunda, bu şeriatçı söylem sayesinde değil ama, 2001 büyük ekonomik krizi sayesinde iktidara geldi, başbakan oldu. Yalnız, sadece kriz sayesinde değil:

Daha 16.07.2001’de Antalya’da, "Irka ve dine dayalı milliyetçiliği bir kenara koyarak, 65 milyonu kucaklayacağız. Türkiyelilik bilincini geliştireceğiz" diye mesaj vermek sayesinde. Seçim gecesi yaptığı ilk konuşmada, “İlk işimiz, AB düzenlemelerini yapıp üyelik tarihi almaktır” demesi sayesinde.

İktidar herkesin aşırılıklarını törpülermiş, derler. Ama burada aynı zamanda, ne söylense hınk diyecek yandaşlarıyla iktidar olunamayacağını ve kalınamayacağını da öğretiyor olacaktı. Nitekim, 2003-04’teki AB Uyum Paketlerini başarıyla nihayete erdirirken, Mayıs 2004’te Anayasa Md. 90/5’e Türkiye’nin bugüne kadar gördüğü en önemli çağdaşlık reformunu ekleyecekti: İnsan hakları konusunda yapılan uluslararası antlaşmalar, farklı hüküm taşıyan ulusal yasaların üstündedir.   

***

2013’e kadar epey inişli-çıkışlı gitti. Mesela 2005-2006’da, karikatürünü yaptılar diye Penguen, Cumhuriyet, Leman çizerlerine dava açıp mahkum ettirdi. Anlaşılan, bazıları için iktidar, törpülemek yerine “fıtrat”ı tetikleyebiliyordu ki, 2013’te Taksim’de yeşili korumak için yapılan Gezi protestosunu kendisine karşı darbe teşebbüsü olarak algılayıp büyük tepki verdi. Ardından da, “Bilal’e anlatır gibi anlat!” esprisinin doğmasına yol açan 17-25 Aralık 2013 yolsuzluk tapeleri patlak verince…

Ama iniş-çıkış dedik ya, cumhurbaşkanı seçilince 10.08.2014’te yaptığı ünlü “balkon konuşması”nda “77 milyonun cumhurbaşkanı olacağım” sözünü verirken, “Türkiyeli” kavramını daha da güçlü tekrarladı. Hem de, Türk ırkçılarının “Balkona çıktı, Türk kimliğine saldırdı” laflarına rağmen.

Bu arada, fazla uzun süren bir iktidarın fıtrat’ı tetikleme olayı temel kural olmaya başlamıştı. Yüzlerce insan “cumhurbaşkanına hakaret”ten tutuklanmak suretiyle mahkum edildi. Yargı mekanizması tümüyle Erdoğan tarafından seçilen YSK ve onun büyük icadı olan “Sulh Ceza Hakimlikleri” eliyle vesayete bağlandı. Ayasofya’nın camiye çevrilmesi, bütün bunlara girmeyeceğim, en gencimizin bile belleğinde olan şeyler bunlar. Sadece şunu söyleyeceğim:

Kurulan Tek Adam Rejimi’nde hukuk ve özgürlük kalmadı. Kalmayınca, ekonomi de kalmadı çünkü 21. yüzyılda bu iki kavramın olmadığı yere para gitmiyor, gitse bile TL’nin pul haline gelmesinden yararlanarak beleş fiyata şirket kapatmaya geliyordu sadece.

Öyle bi kısır döngüye girdi ki Rejim, döviz fiyatlarının tavan yaptığı ortamda faiz artıracak yerde “faiz sebeptir, enflasyon neticedir” ezberi (ve “İslam dini öyle emrediyor” aldatmacası) icabı faizleri inanılmaz seviyelere indirip kredi musluğunu sonuna kadar açıp piyasayı hareketlendirmeye soyundu. Ama insanlar o parayı alıp döviz büfelerine koşunca döviz beter kudurdu. Kudurunca, insanlar üzerindeki AKP+MHP baskısı ve hukuksuzluk tavan yaptı, tavan yaptıkça ekonomi battı…

Bundan sonrası artık şu tablodan ibarettir: 2001’de ekonomik krizle iktidar olmuş Rejim, bu sefer Suriye, Irak ve Libya’ya da bulaşan milliyetçi ortamında başka bir ekonomik kriz denizine düşüp çırpınmaktadır, bu arada Trump Kardeş de gitmiş, en azından Halkbank davası tekrar ufukta gözükmüştür. Bu sebeple de, Rejim’in “yılan” olarak algıladığı 2 şeye sarılmak mecburi olmuştur: Reform söylemiyle muhalefete ve Avrupalılık söylemiyle AB’ye.  

***

Birincisi,Ekonomi, hukuk ve demokraside yepyeni bir seferberlik başlatıyoruzdiye ilan edildi.

Fakat bu muazzam vaadin ardından, çok değil iki-üç gün içinde her şey özüne döndü ve baskı daha da arttı. Mesela metal işçilerinin Ankara’ya yürüyüşünü polis dağıtıyor, bu sefer maden işçileri yürüyüşe başlıyordu. Mezopotamya Ajansı’nın bürolarını ve HDP’nin basın açıklamasını basıyor, Cumartesi Anneleri’ne 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açılıyordu.

Bu arada, zavallı muhalefet de (Babacan bir miktar hariç) Türk milliyetçisi olduğu için, Kürtler konusuna yaklaşım aynen berdevamdı:  "Şırnak’a, Muş’a üniversiteyi biz götürmedik mi, ondan sonra diyorlar ki, ‘Kürt sorunu’, ne Kürt sorunu ya!”   

Uzaktan derslerin Cuma namazına göre ayarlanması, Cumhuriyet’in F. Altun haberini medyada paylaşana soruşturma açılması, Beyoğlu’nda polise İngilizce kapa çeneni diyen kadın turistin gözaltına alınması gibi hoşlukları atlıyorum. Sadece, Reform diye en azından O. Kavala ve S. Demirtaş’ın tahliyesini bekleyenlerin bile ters kepçe getirildiklerini, B. Arınç ve C. Çiçek gibi kurucuların fena azarlandığını hatırlatmakla yetiniyorum.

Bi de, düşülen vaziyeti simgeleyebilmek için şunu not etmeliyim:

Erdoğan, Tekirdağ şehir hastanesinin açılışında kurdeleyi keserken katılanlardan alkış gelmedi. Bunun üzerine "Bu ne ya, ölü toprağı serilmiş üstünüze, Allah Allah..." diyerek sitem edecek duruma düştü. Ardından aynı durum, uzaktan katıldığı beş il kongresinde tekrarlanınca Reis, “Bu salonlar eskiden sürekli olarak alkışlarla inlerdi. Dolayısıyla bunu her an görmek, yaşamak arzusu içerisindeyiz" dedi

***

İkinci “yılan”a sarılmaya gelince, Erdoğan Avrupa’ya güzellemeler sıralamaya başladı:Kendimizi başka yerlerde değil Avrupa'da görüyor, geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz".

Oysa, üç yıldır AB’ye söylemediğini bırakmıyordu. Ne “Haçlı artığı” kalmıştı, ne “Nazi kalıntısı”.  “Türkiye Avrupa’ya muhtaç değildir. Asıl muhtaç durumda olan Avrupa’dır ve Türkiye bunun için şahsiyetinden, değerlerinden ve onurundan asla taviz vermeyecektir” (23.10.2017) diye konuşmuştu. Daha Ekim sonunda (26.10.2020) “Eyy Avrupa, siz gerçek manada faşistsiniz. Siz gerçek manada Nazi’nin zincir halkalarısınız” demişti.

Bu durumda bu “muazzam” Reform, HDP hariç, biraz da Babacan hariç, başka bir planette yaşadığı anlaşılan muhalefetten beklenen tepkiyi almadı ama, Avrupa Erdoğan’ı ittiriverdi. Ülkücüleri yasaklamak, Libya’ya giden şilebi durdurup aramak gibi simgesel uyarılar ortamında Merkel, Aralık zirvesinde yaptırımların “ele alınabileceği”ni söyledi.

Halen yazılmakta olan ve yazılan bölümleri “nasılsa” medyaya sızıveren Avrupa Parlamentosu 2021 Raporu altmış yıllık TC-AB ilişkilerinin dibini bulmuş durumda: “AB ile Türkiye arasında müzakere sürecinin sona erdirilmesinin gerçekçi olduğuna inanıyoruz".

Avrupa’nın tepkisi gibi bir konuyu burada özetlemek bile çok zor; Cengiz Aktar’dan okuyunuz. Ben bu arada Erdoğan’a teşekkür edeyim:

1) AB’nin ekonomik ve hukuk açısından ne kadar önemli olduğunu tescil ettiği için; 2) 1930 modeli Kemalistlerin istismar ede ede insanları bıktırdığı Atatürk imajını rehabilite ettiği için; 3) Hem devlet hem rejim krizi yaratarak, sonunda şeriatçılığa ve oportünizme karşı Türkiye’de yerli bir aşı geliştirdiği için.

Yorumlar (0)
1
parçalı az bulutlu
Namaz Vakti 19 Ocak 2021
İmsak 06:48
Güneş 08:18
Öğle 13:20
İkindi 15:49
Akşam 18:12
Yatsı 19:36
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 18 38
2. Fenerbahçe 18 38
3. Gaziantep FK 18 34
4. Galatasaray 18 33
5. Hatayspor 18 31
6. Alanyaspor 18 30
7. Karagümrük 18 27
8. Trabzonspor 18 27
9. Antalyaspor 19 25
10. Malatyaspor 18 24
11. Sivasspor 18 23
12. Başakşehir 18 23
13. Konyaspor 18 22
14. Göztepe 18 22
15. Kasımpaşa 18 22
16. Rizespor 18 21
17. Gençlerbirliği 18 19
18. Kayserispor 18 16
19. Erzurumspor 19 16
20. Ankaragücü 18 15
21. Denizlispor 18 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 17 31
6. Tuzlaspor 17 30
7. Ankara Keçiörengücü 17 28
8. Altınordu 17 28
9. Bursaspor 17 27
10. Bandırmaspor 17 24
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 17 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 17 9
18. Eskişehirspor 17 3
Takımlar O P
1. M. United 18 37
2. Man City 17 35
3. Leicester City 18 35
4. Liverpool 18 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. Chelsea 18 29
8. Southampton 18 29
9. West Ham 18 29
10. Arsenal 19 27
11. Aston Villa 15 26
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Newcastle 18 19
16. Brighton 19 17
17. Burnley 17 16
18. Fulham 17 12
19. West Bromwich 18 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 16 41
2. Real Madrid 18 37
3. Barcelona 18 34
4. Villarreal 18 32
5. Real Sociedad 19 30
6. Sevilla 17 30
7. Granada 18 27
8. Celta de Vigo 18 23
9. Cádiz 18 23
10. Real Betis 18 23
11. Levante 17 21
12. Athletic Bilbao 18 21
13. Getafe 17 20
14. Valencia 18 19
15. Eibar 18 19
16. Deportivo Alaves 18 18
17. Real Valladolid 18 18
18. Elche 16 16
19. Osasuna 18 15
20. Huesca 18 12
Günün Karikatürü Tümü