Emine Deniz Tanık'ın Yazısı: Ne Kadar Güçlüyüz?

Ulusal güvenlik, milli birlik, Devletin bekası, vatanın bölünmez bütünlüğü gibi konularda farklı fikirler kutuplaşmaya neden olmamalı ve eleştirilerin dozu, siyasi yaklaşımlar hep bu sınır içinde belirlenmelidir. Bu konularda rekabet etmek doğru olmaz.

Emine Deniz Tanık'ın Yazısı: Ne Kadar Güçlüyüz?

Farklı fikirlerin varlığı her anlamda güzelliktir, çeşitliliğin olduğu yerde canlılık da olur, bereket de. Örneğin siyasetteki farklılıklar beraberinde zenginlik ve güç getirir çünkü iyi anlamda rekabet ve dolayısıyla da teyakkuz oluşturur. Fakat…

Ulusal güvenlik, milli birlik, Devletin bekası, vatanın bölünmez bütünlüğü gibi konularda farklı fikirler kutuplaşmaya neden olmamalı ve eleştirilerin dozu, siyasi yaklaşımlar hep bu sınır içinde belirlenmelidir. Bu konularda rekabet etmek doğru olmaz. Milli çıkarlar söz konusu olduğunda muhalefetiyle, hükümetiyle, sağcısıyla, solcusuyla birlik olmak gerekir. Kendi hanesine birşeyler yazmanın, birilerini hırpalayarak kendini yüceltmenin, şahsi çıkarlarının peşinde olanları etkisizleştirmek için de ne kadar güçlü olduğumuzu bilmek gerekir. 

Daha iyi olacağına inandığı konularda alternatif çözümler üreten ve bunu pozitif şekilde gündemde tutan muhalif bir yapının varlığı her alanda dinamizm oluşturur. Bu siyasi partiler kadar şirket ve vakıf benzeri kurumlar için de geçerlidir. Olası yanlışların tespiti ve dile getirilmesi yönetimleri dengeler ve dinamik tutar. 

Muhalif fikirlerin varlığı sistemde demokrasinin işlediğinin de bir göstergesidir, hatta muhalefet demokrasinin olmazsa olmazı şeklinde nitelendirilebilir ancak doğru yapılması kaydıyla…

Muhalif olmak kendisi gibi düşünmeyenleri, kendisi gibi görünmeyenleri, kendisiyle aynı inancı paylaşmayanları tabiri caizse “düşman” görmek demek değildir, hakaret etmek hiç değildir. Bağırıp-çağırarak başkalarının özgürlüklerini kısıtlayacak, yakıp-yıkmaya varacak şekilde eylemler yapmak da değildir. 

Herkes fikrini ifade etmekte özgür olmalıdır ancak bir şartla: Kullanılan dil her zaman pozitif olmalı, sevgiyi, itidali teşvik etmelidir. Yakılıp, yıkılmadan, iyiyi ve güzelliği hedefleyerek yapılan bir muhalefet herkese fayda verir, ülkenin gelişmesine, istikrarına katkı sağlar.

Unutmayalım ki eksiklikler dile getirilirken de güzel söz söylenebilir, daha iyisi talep edilirken de olumlu konuşulabilir, yıkıcı olmak yerine yapıcı olarak, elbirlik çalışarak, kardeşlik pekiştirilerek hız kazanılabilir. İşte bu, toplumsal yaşama olumlu yön verecek, insanların rahatına, huzuruna vesile olacak bir ahlaktır. Aksinde birliğini kaybetmiş, iç çekişmelerin hâkim olduğu, siyasi rantlar uğruna idamların, katliamların yaşandığı, kişisel menfaatlerin ön planda olduğu bir ülke ortaya çıkar ki bu gibi ülkelerin durumunu hepimiz çok iyi biliyoruz. 

Türkiyemiz bütün karşı ataklara, iç ve dış mihraklarca yürütülen engelleme çalışmalarına rağmen her geçen gün gelişip, dünya genelinde yaptığı yardımlarla ve faaliyetlerle gündemi belirleyen bir ülke haline geliyor. Tabi ki eksiklikler de var refaha ulaşmak için yapılacak çok şey de ama ülkemizde yaşanan olumlu, güzel gelişmeler de gözardı edilmeyecek kadar fazla. 

Eksik görülen noktalar her zaman için kanun ve hukuk ölçüsünde, saygı çerçevesinde eleştirilebilir, daha güzele ulaşmak için tavsiyelerde bulunulup, çalışmalar yapılabilir ancak yapıcı olmak kaydıyla. Bununla birlikte istikrarın korunması için olumlu gelişmeler de gündemde tutulmalıdır. Korku, endişe, kaygı oluşturacak, ümitsizliğe, belirsizliğe, güvensizliğe neden olacak negatifliklerden kaçınmak gerekir. 

Bu vesileyle, 35-40 yıl önceki karaborsa piyasasını, yoklukları, hatta karneyle yapılan alışverişleri, aksayan sağlık hizmetlerini, bulunmayan ilaçları, teknolojik yetersizlikleri, bozuk alt yapıyı hatırlayın. Temel gıdalardan olan ekmek bile boykot konusu olmuştu ve beraberinde fırınların önünde uzayan ekmek kuyruklarını getirmişti. Haftalarca akmayan suları, büyük kentlerimizdeki son derece lüks semtlerde bile haftalarca toplanmayan çöplerin oluşturduğu yığınları, günlerce süren elektrik kesintilerini de unutmayalım. 

Dileğimiz geçmişte yaşanmış olan sıkıntıların hep geçmişteki anılar olarak kalması. Ancak bunun için toplumsal istikrar yani huzurun korunması çok önemli ve hepimizin sorumluluğunda olan bir ihtiyaç bu.

Eleştiri her zaman yapılabilir ama var olan güzelliklerin de görülmesi bunlara şükredilmesi ve daha güzel olana ulaşmak için birlikte çalışılması, yıkıcı değil her zaman yapıcı olunması gerekiyor. Aksinde yani kargaşa, huzursuzluk ortamlarında geçmişteki istikrarsızlığa tekrar dönülme ihtimalinin olduğunu da hiç kimse göz ardı etmemeli. Dağılıp, ayrılmak bereketimizi götürür. Birlik olmak bizim gücümüzdür. Bu ülke hepimizin, hepimiz aynı gemideyiz ve Allah korusun, herhangi bir hasarda hepimiz zarar görürüz.

Al-i İmran Suresi/103- Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın…

Ahmet Kacir

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER