Abdulbaki Erdoğmuş Yazdı: Siyasi Vesayet mi, Askeri Vesayet mi?

Siyasi Vesayet mi, Askeri Vesayet mi?

YAZARLAR 11.04.2021, 10:31
Abdulbaki Erdoğmuş Yazdı: Siyasi Vesayet mi, Askeri Vesayet mi?

Devlet- beka-vatan-millet-bayrak-din-ezan ile hamaset nutukları atarak siyaset yapmayı maharet sananların ülkeyi sürükledikleri belirsizlik, karanlık-kaos ortadadır. Bunun birçok nedeni sayılabilir ancak önemli nedenlerden birisinin; gerilimi, gerginliği, kutuplaşma ve düşmanlığı bir siyaset stratejisi olarak benimseyen, uygulayan ve kalıcı hale getiren siyaset anlayışı olduğu açıktır.

Ne yazık ki ülkemiz, söz konusu siyasi anlayışın benimsenmesi ve uygulanması sonucu içerde ve dışarıda derin bir krize girmiş durumdadır. Gerginliği ve belirsizliği baskı ve hukuksuzluğun gerekçesi yaparak ülkeyi kaosa sürükleyen, devamlı kaos senaryoları geliştiren ve kaosa umut bağlayan bir siyaset anlayışı ile yönetilmeye devam ediyoruz.

Esas itibariyle bu anlayış; kabullenemediğimiz ancak gerçekte yeni bir yönetim modeli olarak Türkiye’ye dayatılmış olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin gereğidir. Bu uygulamaların sistematik bir yapıya büründürülmesi de 15 Temmuz 2016 yılında sahneye konulan gizemli darbe olaylarıyla başlamıştır.

Perde arkası aydınlatılmayan 15 Temmuz gizemli darbesinin ortaya çıkardığı en belirgin sonuç; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’dir.

28 Şubat sürecinin bir devamı niteliğinde değerlendirilebilecek 15 Temmuz süreci; 28 Şubat post modern darbesinden çok daha kapsamlı, köklü ve çok daha sert bir yöntemle gerçekleştirilmiştir. Bütün olup bitenlerin “MGK’nın bilgisi ve kararları ile gerçekleştiği” iddiası boşuna değildir.

Darbeler dışında Türkiye’nin başına gelmiş en kötü ve ceberut yönetim biçimi olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni başka türlü oluşturmak mümkün olabilir miydi?

%50’nin üzerinde halk desteği, dini referansları ve dini grup ve kuruluşların topyekûn desteği ile hem de seçim-sandık marifetiyle alkışlar, dualar ve tekbirler eşliğinde gerçekleşmiş olması cumhuriyet tarihinin en büyük siyasal mühendislik projelerinden birisi olduğunu göstermektedir.

 “İrtica” kapsamına alınan kesimlere ve Kürtlere yönelik uygulamaların, 28 Şubat süreci gibi doğrudan askeri bir müdahale ile yapılması durumunda, bekleneni veremeyeceği ve bu kadar etkili olamayacağı dikkate alınarak planlandığını düşünmek gerçeğe daha yakın görünüyor!

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi;  siyaset biliminde bir yönetim biçimi olarak tanımlayabileceğimiz siyasal bir sistem değil, üniformalı asker otoritesini siyaset kılıfı altında kullanan aldatıcı bir yönetim modelidir.

Bu gerçeği örtmek için devamlı darbe, muhtıra, bildiri, vesayet, dış güçler edebiyatı yaparak otoriter yönetim kalıcı hale getirilmekte ve “tek adam vesayeti” tahkim edilmektedir.

Demokrasi ve hukuk hâkimiyetinin olmadığı ülkelerde darbe ihtimali hep vardır ve ortadan da kalkmaz. Bu bağlamda Türkiye de, müdahale ve darbelere açık ülkelerden biridir ancak bu gerçeğin iktidar tarafından istismar edildiğini düşünüyorum.

Emekli Büyükelçilerin ve milletvekillerinin açıklamalarını görmezden gelip aynı amaçla imzalanan Emekli Amirallerin açıklamasını “darbe-muhtıra bildirisi” olarak tanımlamak, söz konusu istismar, gerilim ve kutuplaştırma siyasetinin gereğidir.

Denilebilir ki Türkiye’de demokrasi ve hukuk konusunda “askerin sicili temiz değil”. Bu nedenle “emekli de olsa siyasete ve siyasetçilere karşı tutumlarına güven duyulmaz”.

Evet..! 1950’den itibaren Siyasetçilerle asker arasında hep bir güvensizlik ve gerilim yaşanmıştır. Devletin sahibi ve Atatürk’ün varisleri olarak kendilerini imtiyazlı gördükleri için Askerler sivil ve siyasal unsurlara hep tepeden bakmış, vesayetleri altında tutmak için her türlü hukuksuzluğu, baskıyı, müdahaleyi mubah saymışlardır.

TSK’nin demokrasi, evrensel hukuk, hak ve özgürlükler, çoğulculuk ve sivil yönetim gibi alanlarda yeterli eğitim almadıkları düşünülebilir. Bu nedenle de söz konusu alanlarda bir demokratik ve sivil bilincin oluşması da zorlaşmaktadır. Demokrasi ve hukuk devleti konusunda çağdaş ordular seviyesine yükselmemesi de bu kapsamda değerlendirilebilir.

Askerin çağdışı ve hukuksuz tutumu nedeniyle siyasetçiler için de demokrasi bir oyundan ve geçici bir hevesten ibaret kalmış, demokratik siyaset kurumsallaşmamış, sivil bir anayasa dahi yapılmamış ve genellikle “selam çakan” demokrat görünümlü siyasetçilerle yola devam edilmiştir.

Askere güvensizlik duyulmasaydı ve darbeler konusunda toplumsal duyarlılık olmasaydı, siyasetin oluşturduğu vesayet ortada iken emekli amirallerin itirazlarını içeren bir açıklamanın vesayet ve darbe girişimi olarak değerlendirmesi mümkün olabilir miydi?

Silahsız sivil unsurların darbe girişiminde bulunduğu bir ülke dünyada var mıdır?

Siyasetin de kamuoyunun da tepkisi demokrasi duyarlılığı değildir. Vesayeti; hukuk, demokrasi ve ahlakdışı olarak görüyorsak, aynı duyarlılığı siyasi vesayet ve ceberut yönetim için de göstermemiz gerekmez mi?

“Tek Adam Yönetimi” demek olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi vesayet olmuyor da, yanlış olduğuna inandıkları uygulamalar için emekli- sivil kimlikleriyle fikir beyan eden tekaüt olmuş askerler mi vesayet ve darbe arıyor?

“Anayasa Mahkemesi’ni kapatalım”, “HDP, bir daha açılmamak üzere kapatılsın”,  “milletvekilleri, üyeleri için siyaset yasağı getirilsin” demek ve bunun için yargıya baskı uygulamak vesayet ve hukuksuzluk olmuyor da, emekli amirallerin fikir beyanı mı hukuksuzluk oluyor?

Yasalar dikkate alınmadan ve hiçbir soruşturmaya tabi tutulmadan seçilmiş Belediye başkanlarını görevden alıp yerine kayım atamak bir vesayet uygulaması değil de nedir?

Demokrasinin vazgeçilmez ilkelerinden olan kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırıp yasama-yürütme ve yargıyı tek elde toplamak otoriter vesayet değil de nedir?

Parlamentoyu işlevsiz hale getirmek, milletvekillerini “ellerini kaldırıp indirmek” dışında etkisiz kılmak, yürütmeyi denetim dışında tutmak vesayet değil midir?

Aydın, yazar, gazeteci, siyasetçi ve toplumun her kesiminden binlerce insanın haksız, hukuksuz olarak cezaevlerinde tutulması; darbe dönemleri ve vesayet sistemleri dışında hangi demokratik sistemde mümkün olabilir? Türkiye’de örneği daha önce yaşanmış mıdır?

Çok açık olarak sormak istiyorum: “demokrasinin unsurları” olarak tanımlanan partilerimizden bir tek tanesi dahi demokrat olarak tanımlanabilir mi? Hangi parti vesayet ve talimatlarla yönetilmiyor?

Askerin, demokrasi konusunda yeterince duyarlı olmadığını geçmiş uygulamalardan biliyoruz. Bu açıklamanın da demokrasi mülahazası ile yapılmadığı açıktır ancak demokrasi üzerinden tartışılması tamamıyla hamasi söylemlerle algı oluşturmaya yöneliktir.

Açıklamadan, “MİT’in, AKParti yöneticilerinden birisinin daha önce haberdar olduğu” iddiası bir “operasyon” ihtimalini de göstermektedir. Dikkatler açıklamaya çekilerek suni bir gündem oluşturulduğu ve toplumun uyutularak Türkiye’ye yeni bir operasyon yapıldığı iddialarını da göz ardı etmemek gerekir.

Esas olarak benim dikkat çekmeye çalıştığım husus; Askeri vesayet ile siyasi vesayet arasında bilinçli olarak bir tercihe zorlandığımızı düşünüyorum. Oysa Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi iki vesayetin sentezinden oluşmuş, din ve milliyetçilik ile tezyin edilmiştir.

Bu sistemi, darbe yaygaralarıyla, değişik senaryolar ve politik oyunlarla kalıcı kılmayı ve tek adam vesayetinin kurumsallaşması istenmektedir. İktidar ve muhalefetin aynı senaryoda rol almış olmaları da mümkündür.

Demokrasinin gereği olan; sadece asker tarafından değil, sivil, siyasi hangi kesimden gelirse gelsin seçilmişleri tehdit edecek her açıklamaya karşı bir tutum sergileyebilmektir.

Vesayete karşı durmaya yürekleri yetenlerin, demokrasi ve hukuk iddiası olanların, siyasi ahlak ve vicdan sahibi olanların siyasi vesayetin de, askeri vesayetin karşısında onurlu bir duruş ortaya koymaları gerekir.

Ülkemizde, iktidar ve muhalefetiyle, medya ve iş dünyasıyla, sivil-asker bürokrasisiyle en çok istismar edilen, çıkar ve politika için araçsallaştırılan ne yazık ki din ve demokrasidir. Oysa ne dine, ne de demokrasiye uyan bir siyaset ahlakı vardır!

Abdulbaki Erdoğmuş

Yorumlar (0)
20
parçalı bulutlu
Namaz Vakti 16 Haziran 2021
İmsak 03:24
Güneş 05:24
Öğle 13:10
İkindi 17:10
Akşam 20:45
Yatsı 22:36
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30
Günün Karikatürü Tümü