Sümeyye Erdoğan Geri Adım Atmıyor ve ''6284 Sayılı Kanun’un Uygulamasında Hiçbir Aksaklık Olmaması İçin...''

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kızı, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Başkan Yardımcısı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, Yeni Şafak gazetesine konuştu.

GÜNCEL 25.04.2021, 12:23
Sümeyye Erdoğan Geri Adım Atmıyor ve ''6284 Sayılı Kanun’un Uygulamasında Hiçbir Aksaklık Olmaması İçin...''

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kızı, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Başkan YardımcıSümeyye Erdoğan Bayraktar, Yeni Şafak gazetesine konuştu.

Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin değerlendirmeleri dikkat çekti.

Bayraktar “Ne baskıcı ve kısıtlayıcı önyargıların ne de LGBT lobisinin uluslararası ölçekteki propagandasının, kadın hakları mücadelesine zarar vermesine razı olabiliriz” ifadelerini kullandı.

“İstanbul Sözleşmesi’nden çekildik. Bu kararı bekliyor muydunuz? Bundan sonra kadın hakları konusunda nasıl bir yol izleyeceksiniz?” sorusuna Sümeyye Erdoğan Bayraktar, şöyle yanıt verdi:

“İstanbul Sözleşmesi de dahil, aile içi şiddetle mücadeleye ilişkin mevzuatın tamamı önemli birer enstrüman. Kaldı ki İstanbul Sözleşmesi nihayetinde bir çerçeve sözleşmeydi. O sözleşmedeki şiddetle mücadele perspektifini gözeten ve daha önemlisi kendi toplumsal tecrübemizden faydalanarak oluşturduğumuz bir iç hukuk var. İç hukukumuzdaki ilgili yasa ve tüm düzenlemelerle birlikte, kadına karşı şiddetle mücadelenin güçlendirilerek sürdürüleceğine inanıyoruz. Bizim de çalışmalarımız bu minvalde devam edecektir.

BÖYLE DÜŞÜNMEYE YATKIN BİR KESİM VAR

Fakat şu noktada çok dikkatli olmamız gerekiyor; İstanbul Sözleşmesi’nin feshini sanki kadına şiddetle mücadeleyi düzenleyen 6284 sayılı Kanun da iptal edilmiş gibi anlayan, böyle düşünmeye yatkın bir kesim var. Özellikle sahada şiddetle mücadelenin uygulayıcılarında böyle bir algının görülmesi çok tehlikeli sonuçlar doğurur. 6284 sayılı Kanun’un uygulamasında hiçbir aksaklık olmaması için kamu görevlileri ve STK’lar özel bir duyarlılık göstermeliler. Biz de bu noktada elimizden geleni yapacağız.

KADIN HAKLARI İÇİN MÜCEDELEYE DEVAM

Kadın hakları ise tabii daha kapsamlı bir konu. Kadın haklarının tesisi için İstanbul Sözleşmesi’nden önce de mücadele veriliyordu, sonrasında da belki daha güçlü bir şekilde verilmeye devam edilecek. Bu noktada, kadın hakları tartışmasının sağlıklı bir zemine çekilmesi için çaba göstereceğiz. Ne baskıcı ve kısıtlayıcı önyargıların ne de LGBT lobisinin uluslararası ölçekteki propagandasının, kadın hakları mücadelesine zarar vermesine razı olabiliriz. Kadın hakkı denince bunun sadece Batılı ve seküler bir tanımlaması olmadığını; temelde büyük bir ortak payda olmakla birlikte, her kesimin, her toplumun bu hakları kendi inancı ve toplumsal gerçekliklerine göre tanımladığını göstermek mühim.

Kadın ve Demokrasi Derneği Başkan Yardımcısı Sümeyye Erdoğan Bayraktar’la Kadın ve Demokrasi Derneği’nin(KADEM) Üsküdar’daki merkezinde buluştuk. Derneğin kadınlar üzerine yürüttüğü çalışmalardan yola çıkarak ülkemizdeki kadınların, hayatın farklı alanlarında yaşadıkları sıkıntıların aşılması için neler yapıldığını ve nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini konuştuk. Bayraktar, sorularımı büyük bir içtenlikle cevapladı. Buyurun.

Öncelikle anne, eş, kız evlat ve kadın kimliğinizden yola çıkarak şunu sormak istiyorum: 2013 yılından bu yana KADEM Derneği Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyorsunuz. Bu ülkede kadınlar için çalışma yapmanın kolay ve zor tarafları için neler söylersiniz? Bu zorlukları aşmada kadının yeterince destekçisi var mı sizce?

Kadının ardında çok güçlü destekler var elbette. Siyasi iradenin bu husustaki kararlılığı, insaf sahibi herkesin teslim edeceği bir hakikattir. Sayın Cumhurbaşkanımız’ın, kadınların kamusal hayata katılımı konusundaki çabaları bizim için de çok cesaretlendirici.

Manevi anlamda ise mağdur kadınlar, kendilerine sahip çıkanları, onlar için çalışanları görüyor ve destekliyorlar. Onlardan gelen mesaj ve dualar işimize inancımızı daha da arttırıyor. Gençlerin bu konularda duyarlılığı ve bunun yanında kadın hakları konusunda yapılan akademik çalışmaların yaygınlaştığını görmek güzel.

ÖNYARGILARDAN OLUŞMUŞ GÜÇLÜ BİR DİRENİŞ VAR

Ancak bu destekleri yeterli görmüyorum. Çok açık konuşacağım; kadın hakları mücadelelerinin tarihsel süreçlerine dair yerleşik bir takım olumsuz önyargılardan dolayı, bir kesimde çok güçlü bir karşı direnç var. Kadını, kendine göre ikinci sınıf görmeye alışmış bu zihniyet için, kadınların, toplumun her alanında söz sahibi olması gerektiğini söylemek, kolayca ve memnuniyetle kabul edilemiyor. Öte yandan, Batı menşeli kadın hakları söyleminde kullanılan ancak toplumumuzun bazı ahlaki, ailevi ve manevi değerlerini zaman zaman tahkir eden, hatta bu değerlere savaş açan görüntülerin de bu karşı direnci beslediğini görüyoruz.

Lafı evirip çevirmeden söylemek gerekirse, bu direnç en nihayetinde bir güç savaşından kaynaklanıyor. Hâlbuki hayat bir güç savaşından ibaret değildir. Hayat, insan olma ve insan kalma çabasıdır. İnsan kalabilmek de hayatı, hak ve sorumluluklarıyla birlikte, kadın ve erkeğin adil şekilde paylaşmasıyla mümkün olur.

Sümeyye Erdoğan Bayraktar Yeni Şafak'a konuştu.

Sümeyye Erdoğan Bayraktar Yeni Şafak'a konuştu.

TÜRK DEVLET GELENEĞİNDE KADIN ÖNEMLİDİR

Aradığımız “insanlık onuru” Anadolu irfanında mevcut aslında. Bizim olumsuz örfe odaklanmak yerine bu irfanı yeniden keşfetmemiz gerek. Türk devlet geleneğinde de görüyorsunuz; kadına verilen değer, bazen yönetimin hatunlarla paylaşılması, bunlar genetik kodlarımıza işlemiş... Dolayısıyla evet, aşılması gereken ciddi sıkıntılar olmakla birlikte, pek çok başka toplumla kıyaslandığında adil bir paylaşım ve kadının insanlık onurunu teslim etme noktasında daha güçlü ve gelişmeye açık bir toplum olduğumuzu düşünüyorum.

KADIN HAKLARININ TEK TANIMI BATILI VE SEKÜLER DEĞİLDİR

İstanbul Sözleşmesi’nden çekildik. Bu kararı bekliyor muydunuz? Bundan sonra kadın hakları konusunda nasıl bir yol izleyeceksiniz?

İstanbul Sözleşmesi de dahil, aile içi şiddetle mücadeleye ilişkin mevzuatın tamamı önemli birer enstrüman. Kaldı ki İstanbul Sözleşmesi nihayetinde bir çerçeve sözleşmeydi. O sözleşmedeki şiddetle mücadele perspektifini gözeten ve daha önemlisi kendi toplumsal tecrübemizden faydalanarak oluşturduğumuz bir iç hukuk var. İç hukukumuzdaki ilgili yasa ve tüm düzenlemelerle birlikte, kadına karşı şiddetle mücadelenin güçlendirilerek sürdürüleceğine inanıyoruz. Bizim de çalışmalarımız bu minvalde devam edecektir.

ŞİDDETE KARŞI KANUN HALA YÜRÜRLÜKTE

Fakat şu noktada çok dikkatli olmamız gerekiyor; İstanbul Sözleşmesi’nin feshini sanki kadına şiddetle mücadeleyi düzenleyen 6284 sayılı Kanun da iptal edilmiş gibi anlayan, böyle düşünmeye yatkın bir kesim var. Özellikle sahada şiddetle mücadelenin uygulayıcılarında böyle bir algının görülmesi çok tehlikeli sonuçlar doğurur. 6284 sayılı Kanun’un uygulamasında hiçbir aksaklık olmaması için kamu görevlileri ve STK’lar özel bir duyarlılık göstermeliler. Biz de bu noktada elimizden geleni yapacağız.

KADIN HAKLARI İÇİN MÜCEDELEYE DEVAM

Kadın hakları ise tabii daha kapsamlı bir konu. Kadın haklarının tesisi için İstanbul Sözleşmesi’nden önce de mücadele veriliyordu, sonrasında da belki daha güçlü bir şekilde verilmeye devam edilecek. Bu noktada, kadın hakları tartışmasının sağlıklı bir zemine çekilmesi için çaba göstereceğiz. Ne baskıcı ve kısıtlayıcı önyargıların ne de LGBT lobisinin uluslararası ölçekteki propagandasının, kadın hakları mücadelesine zarar vermesine razı olabiliriz. Kadın hakkı denince bunun sadece Batılı ve seküler bir tanımlaması olmadığını; temelde büyük bir ortak payda olmakla birlikte, her kesimin, her toplumun bu hakları kendi inancı ve toplumsal gerçekliklerine göre tanımladığını göstermek mühim.

REFAH PARTİSİ KADIN KOLLARI'NI ERDOĞAN KURDU

Dernek olarak kadının toplum ve ailedeki yerini güçlendirmeye çalışırken yürüttüğünüz çalışmalarda, toplumun hangi kesiminden daha çok destek görüyorsunuz? Bu çalışmalara kimler karşı çıkıyor? Özellikle muhafazakâr camiadan bir kesim neden size tepkili?

Bizi objektif bir gözle takip edip derdimizin, tüm kadınların haklarına ulaşması olduğunu gören her kesimden, siyasi, dinî, sosyal gruptan destekçilerimiz var. Tabii benim ve yönetimimizdeki bazı arkadaşlarımızın siyasi kimliği açıkça bilindiği için doğal olarak AK Parti tabanından da ciddi bir destek görüyoruz. Bu destekleri çok önemsiyoruz. Çalışmalarımıza karşı çıkanların büyük kısmının motivasyonu, siyasi ve/veya ideolojik. Geri kalanların karşıtlığı ise geleneğin birtakım yanlış uygulamalarından kaynaklanıyor. Bu yanlış uygulamaların –sanılanın aksine- dinle pek ilgisi de yok. Örnek olarak; erkeklerin ev ve aile işlerine destek olmasının aşağılanması, dul kadınların tekrar evlenmesinin onaylanmaması, zina/aldatma kadınlar için “öldürülme sebebi” iken, erkeklere adeta hak görülmesi gibi durumlarda kendini gösteren sorunlu zihniyet, sadece dindarlar arasında değil, diğer kesimlerde de fazlasıyla yaygın. Sayın Cumhurbaşkanımız yıllar önce Refah Partisi’nde Kadın Kolları’nı kurma fikrini ortaya attığında onu kıyasıya eleştiren zihniyet, bugün bizim, kadının kamusal varoluşunu savunmamıza da aynı şekilde itiraz ediyor.

KADIN VE ERKEĞİN AHLAKEN SORUMLUĞU EŞİTTİR

Dinen, kadın-erkek ilişkilerinde dengenin ve ahlakın korunmasında, kadın ve erkeğin sorumluluğu eşit olduğu halde, hem dindar hem seküler ailelerde, geleneksel olarak bu sorumluluk daha çok kadınla özdeşleştirilmiş. Keza ayetteki “ehlini ateşten koruma” -yani kulluğu ve iyiliği sevdirerek öğretmek ve yaşatmak- emrinin muhatapları erkekler olsa da, yerleşik düşüncede, ailede huzurun tesisi kadına yüklenmiş. Dolayısıyla bahsettiğimiz kesimde kadının çalışması veya sosyal hayatta aktif olmasının, mutlaka ailenin bozulmasıyla sonuçlanacağı inancı hâkim. Modernleşmenin aileler üzerindeki tüm olumsuz etkilerini, yalnızca kadınların kamusal hayatta aktif olmasına bağlamak hem mantıken yanlış hem de hakkaniyetten uzak. Kadın köyde, tarlada çalışırken aileyi bozmuyor da, şehirde çalışırken mi bozuyor? Demek ki burada daha karışık, katmanlı dinamikler var. Nedense kamusal alanda köylü kadının değil, şehirli, eğitimli ve en çok da dindar kadının görünürlüğü sorun oluyor.

SAHADA ÇALIŞIYORUZ

8 Mart’ta kadının toplum ve aile içindeki değerini koruyan ve güçlü bir kadın için çıkılan yolda neler yapılması gerektiğine dikkat çeken bir bildirge açıkladınız. Bu bildirgenin ‘sözde’ kalmaması için neler yapıyorsunuz?

Kadının yaratılışta ve hukuk önünde erkekle eşit olduğu çok temel bir hakikat ancak bunun toplumun genelinde kabul gördüğünü söyleyemeyiz. Lafzen kabul edilse bile çoğunlukla içselleştirilmediğini, uygulamadaki yanlışlarla görüyoruz. Bu yaklaşım gündelik hayatta nasıl çıkıyor karşımıza? Kadına söz hakkı vermeyerek, yarısı kadınlardan oluşan bir toplumda tüm belirleyici kararların ezici çoğunlukla erkekler arasında alınmasıyla, kadına yönelik şiddetle vs… Bu alanda adaletin ve hakkaniyetin zihinlerde oturtulması için, öncelikle akademik saha araştırmaları ile sorunları tespit etmeye, akademisyen ve uzmanlardan destek alarak çözüm önerileri üretmeye çalışıyoruz. Önerilerimizi elimizden geldiğince yetkili makamlara ulaştırıyoruz. Diğer yandan toplumsal bir iyileşme için farkındalık kampanyaları düzenliyoruz. Son dönemde kamuoyuyla paylaştığımız ve imzamiatarim.com adresinden imzaya açtığımız “Kadın Haklarına Dair İlkeler Bildirgesi” de aslında bunlardan biri. Özünü kadın haklarına dair çalışmalarımızda bugüne kadar bizlere ışık olmuş Makasidü-ş Şeria’dan ve uluslararası beyannamelerden alan ilkeleri barındırıyor.

BAKAN OLMALARINDA KİŞİSEL YETKİNLİK ETKİLİ

İki dönemdir KADEM’den isimleri görüyoruz Aile Bakanlığı koltuğunda. Bu konuda çeşitli yorumlar da yapılıyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Son iki dönemin üst üste gelmesi tabii ki bir tevafuktan ibaret. Şunun altını çizmek isterim, her iki bakanımızın da tercih edilme nedeni, onların KADEM’le ilişkileri değil, kişisel yetkinlik ve donanımlarıdır. Zaten yetkinlikleri dolayısıyla KADEM’de bulundular. Bu da KADEM’in potansiyelini ve liyakatini gösteren bir durum.

Çok açık konuşacağım, bana sorarsanız, ben KADEM’in hiçbir siyasi tartışma içine girmesini istemem. Ama nihayetinde alanımız kadın hakları, siyasetin bir konusu. Beraber çalıştığımız arkadaşlarımızın pek çoğu da siyaseten duyarlı ve aktif insanlar. Dolayısıyla nasıl ki akademide, özel sektörde, sendikalarda yer edinmiş kişilerin sıklıkla siyasette görev aldığını görüyorsak, sivil toplum kuruluşları ile siyaset arasında da insan kaynağı ve tecrübesi anlamında bir geçişkenlik olması çok doğal.

EŞİM, KIZIMIZLA VAKİT GEÇİRMEYİ ÇOK SEVİYOR

Bir anne, eş, çalışan kadın olarak eşinizden ne tür destekler alıyorsunuz? Bu destekleri eşinden, ailesinden görmek isteyen kadınlara bir tavsiyeniz var mı?

Eşimden aldığım en büyük destek, bana ve yaptığım işe saygı duyması ve bizimle ilgilenmesi. Zaman zaman çeşitli dezenformasyon ve kasıtlı saldırılarla karşılaştığımızda gösterdiği sahiplenme ve savunuculuk, benim için en büyük destek. Bu, insanı çok rahatlatan ve eşler arasında paylaşımı artıran bir unsur. Karşılıklı olarak işlerimiz hakkında fikir alışverişinde bulunabilmek, istişare edebilmek çok kıymetli. Bunun dışında zaman zaman toplantım uzadığında, kızımızı işyerine götürmesi, orada sağ olsunlar kayınvalidemlerle beraber onunla ilgilenmesi ve en önemlisi bunu zorunlu bir çocuk bakımı gibi algılamadan, kızına düşkünlüğünden seve isteye yapması ayrı bir güzellik.

Yorumlar (0)
27
az bulutlu
Namaz Vakti 24 Haziran 2021
İmsak 03:25
Güneş 05:26
Öğle 13:12
İkindi 17:11
Akşam 20:47
Yatsı 22:39
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30
Günün Karikatürü Tümü