Dilipak : "Erdoğan’a Yakınlıklarının Arkasına Sığınarak..."

“Erdoğan’ın, Aile Meclisi Platformu üyesi Adem Çevik’in aile ile ilgili toplumdaki beklentileri dile getirmesinin İstanbul Sözleşmesi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği projelerine ilişkin ‘İstanbul Sözleşmesi nas değildir’ ifadesini kullanması bu konuda toplumda ciddi bir beklentiye sebep oldu.

Dilipak : "Erdoğan’a Yakınlıklarının Arkasına Sığınarak..."
10 Haziran 2019 Pazartesi 16:58

Hükümete yakın Yeni Akit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın çocuklarının yönetiminde yer aldığı TÜRGEV ve KADEM gibi AK Parti'ye yakın STK’ları eleştirmesi dikkat çekti.

Abdurrahman Dilipak, bugünkü “Aile, eğitim ve seçim” başlıklı yazısında, “Seçime doğru toplumda çok yüksek bir talep haline gelen birkaç madde var. Özetle, bunların ilki aile. Aileyi ifsad eden İstanbul Sözleşmesindeki imza geri çekilmelidir. Bakanlık ve parti yönetimlerinde, üst bürokraside ciddi bir değişiklik talebi var. Bu talepler seçim sonrasına bırakılırsa bunun sandığa yansıması hiç hoş olmaz” ifadelerine yer verdi.

“CUMHURBAŞKANININ AİLESİ YA DA ONA YAKIN VAKIF VE DERNEKLERİN…”

“Cumhurbaşkanının ailesi ya da ona yakın vakıf ve derneklerin bundan sonra icraatlarında daha dikkatli olmaları gerek” uyarısında bulunan Abdurrahman Dilipak, yazısına şöyle devam etti:

“Erdoğan’ın, Aile Meclisi Platformu üyesi Adem Çevik’in aile ile ilgili toplumdaki beklentileri dile getirmesinin İstanbul Sözleşmesi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği projelerine ilişkin ‘İstanbul Sözleşmesi nas değildir’ ifadesini kullanması bu konuda toplumda ciddi bir beklentiye sebep oldu.

İftara katılan kanaat önderleri ve STK temsilcilerinin, Çevik’e cevap vermek isteyen KADEM temsilcisine karşı salondakilerin büyük bir kısmının protesto için seslerini yükseltmeleri toplumdaki birikim ve oluşan tepkinin seviyesini göstermesi açısından önemli.

Bakın, aile konusunda bu defa da erkeği koruyalım diye kadını harcamayalım. Kadınlar sadece çocuk doğurmaz, toplumu doğurur. Her kadın ve erkek bir başka kadının eseridir. Kadın iffet ve şefkatin timsalidir. ‘Boş ol’ de, ‘bir takım elbise, iddet süresi yemek, bitti’ demek doğru değil. Kur’an-ı Kerim’deki tek düzenlemeden yola çıkarsanız olmaz. Bütün olarak vahyin gölgesinde, resulün örnekliğinde bir çözüm bulmamız gerek.”

“ERDOĞAN’A YAKINLIKLARININ ARKASINA SIĞINARAK…”

Abdurrahman Dilipak, “Çocuklarını o okula gönderenler memnun olabilir ama o KADEM’in çalışmaları konusu da rahatsızlık duyanlarla aynı rahatsızlık, mesela TÜRGEV’in Palet’i için de, o kadar olmasa da, söz konusu olabilir” diyerek eleştirilerini şöyle sürdürdü:

“Birçok kişi aslında konunun çok da farkında değil. Bu anlamda Montessori’yu İbni Haldun Üni.’nin alnına çakmak ne kadar doğru bir yaklaşım. Bunları düzeltmek için ille de Erdoğan’a mı ulaşmamız gerekiyor.

Bir yandan Fulbright’den kurtulalım derken, öte yandan kendi rızamızla gidip yabancı bir eğitim sistemi olduğu gibi ülkemize getiriyoruz. Hem de modernlik, çağdaşlık adına. Ve zaten bu etiketle aramıza o kadar çok şey dahil edildi ki. Yediklerimiz, içtiklerimiz, giydiklerimiz. Kullandığımız kozmetikler..

Birileri bu işlerle uğraşmak istiyorsa yapar. Piyasada buna benzer bir sürü işletme var. Ama bunu meşrulaştırmak, kamuya mal etmek doğru değil. O zaman bunun siyasi bir karşılığı olur.

Bunlar basında, doğrudan kendilerine defalarca ifade edildi. O çevredekiler Erdoğan’a yakınlıklarının arkasına sığınarak çok vurdumduymaz şekilde davranıyorlar. Hiçbir eleştiriye tahammülleri yok. Hemen tavır alıyorlar. AK Parti yöneticileri, sandıkta halkın verdiği mesajı anlamak istiyorlarsa buralara baksınlar. Aile Bakanlığı kurulduğu günden beri sorunlu. Bunlar Yeşil Feministler’in rüzgârına kapılıp gidiyorlar.”

“GIDA TARIM, SAĞLIK, ADALET, HANGİSİNİ SAYALIM”

“Bakın bunlar tek örnek değil. Gıda Tarım, Sağlık, Adalet, hangisini sayalım. Birçoğunun yeniden gözden geçirilmesi ve hatta tepeden tırnağa yeniden yapılandırılması gerek” diyen Dilipak şöyle devam etti:

“Mesela hangi akılla, tarih seçmeli ders yapılır. Tarih övgü ya da sövgü kitabı değildir. Tarih bir toplumun ortak hafızası ve tecrübeler birikimidir. Romanlardan ve televizyon dizilerinden tarih öğrenerek gençler tarih şuuru kazanamaz. Sadece tarihi magazinleştirir ve mefahir üretirsiniz. Geçmişini bilmeyen milletler medeniyet kuramazlar, gelecek tasavvuru oluşturamazlar. ‘Kökü mazide olan ati’ bir nesil yetiştireceksek, Tarihi seçme konusu yapamazsınız. Tarihinden bîhaber olanlar, aslını inkâr eden haramzadelere dönüşürler.”

İlgili Haberler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.