GÜNCEL

Şırnak Üniversitesi Rektörünün Skandalları Kanıtlandı: İnkar Edilen Haber Doğrulandı

Şırnak Üniversitesi Rektörü Abdurrahim Alkış’ın TBMM ve cumhuriyete hakaretler ettiği, süreç bitmeden atayacağı isimleri ilan ettiği ve "montaj" diyerek reddettiği paylaşımının gerçek olduğu kanıtlandı.

Şırnak Üniversitesi Rektörü Abdurrahim Alkış’ın TBMM ve cumhuriyete hakaretler ettiği, süreç bitmeden atayacağı isimleri ilan ettiği ve "montaj" diyerek reddettiği paylaşımının gerçek olduğu kanıtlandı. İnkar edilen paylaşımdaki 9 isim belirtilen kadrolara atandı.

YENİÇAĞ, 10 Nisan 2026 tarihinde "Skandal rektör: TBMM'ye ve cumhuriyete hakaretler... Süreç bitmeden atayacağı isimleri ilan etti" başlıklı haber ile Şırnak Üniversitesi Rektörü Abdurrahim Alkış'ın 2 Nisan 2026 tarihli skandal Facebook paylaşımını gündeme getirmişti.
Rektör Alkış, söz konusu paylaşımda işlediği suçlara karşı Mecliste gündeme gelmesine ve hakkında sürekli soru önergesi vermesi nedeniyle TBMM’deki milletvekillerine ve cumhuriyete yönelik ağır ifadeler kullanmıştı.

Rektör Alkış paylaşımında “TBMM'de işe yaramaz, vasıfsız, sadece el kaldırıp indiren münafık milletvekilleri havlayıp kudursa da, Şırnak Üniversitesi'nin iradeli ve dirayetli rektörü olarak üniversitemizi sadakat libasıyla zırhlanan kişilerle yükseltmeye ve ilerletmeye devam edeceğim. Ben, eski Cumhuriyet'in hastalıklı, kokuşmuş o çürük düzeninin Rektörü değilim!” demişti.

Aynı paylaşımında, mahkeme kararıyla görevlerine dönen iki akademisyen için “uyduruk mahkeme kararlarıyla geri dönen haddini bilmez o iki kişi” demiş ve bu akademisyenleri yeniden üniversiteden atacağını ifade etmişti.

Rektör Abdurrahim Alkış paylaşımının devamında YÖK Başkanı Erol Özvar'ın ve YÖK yönetiminin “tam ve koşulsuz desteğinin” arkasında olduğu ifade ederek, üniversitede atamalar, yükseltmeler ve akademik kadroların “gösterilen sadakate göre” ve “rektörün rızası doğrultusunda” verildiğinin herkesçe anlaşılması gerektiğini belirtmişti. Paylaşımda bir diğer skandal ise, üniversitenin öğretim üyesi kadrolarına atayacağı kişileri "kendisine biat eden sadakatli kişiler" diye tanımlayıp isimlerini tek tek vererek kimleri hangi kadroya atayacağını 15 günlük ilan süresi dolmadan duyurması olmuştu.

SKANDAL REKTÖR YENİÇAĞ'IN HABERİNİ YALANLAMIŞTI

Rektör Alkış yaptığı basın duyurusu ile skandal paylaşımını haberleştiren YENİÇAĞ'ın haberini yalanlamış ve paylaşımın sahte olduğunu iddia etmişti. Yerel haber sitesi olan Şırnak Haber 73’te yayımlanan açıklamada Alkış, kamuoyuna yansıyan içeriklerin “tamamen gerçek dışı” ve “iftira” niteliğinde olduğunu iddia etmiş, TBMM ve cumhuriyet ile ilişkilendirilen paylaşımların kendisine ait olmadığını söylemiş. Alkış, bu içerikleri yayanlar hakkında hukuki süreç başlattığını da duyurmuştu...

GERÇEKLER BELGELERİYLE ORTAYA KONUYOR: 9'DA 9

YENİÇAĞ, rektör Alkış'ın skandal paylaşımında ilan süreci bitmeden atayacağını belirttiği kişilerin atamasını yaptığına dair bilgilere YÖK veri tabanından ulaştı. Alkış, atayacağını önceden duyurduğu isimler ile atamalar sonrası üniversitenin senato salonunda fotoğraf çektirdi.

Fotoğraf ve belgeler, Şırnak Üniversitesi rektörünün kişiye özel, adrese teslim ve hukuka aykırı kadro ilanıyla kendisine sadakatli kişilerin atamalarını yaptığını ve böylelikle YENİÇAĞ'ın yaptığı haberin doğruluğu ortaya koydu. YENİÇAĞ'ın haberine karşı rektörün yaptığı söz konusu yalanlamaların gerçeği yansıtmadığı da ortaya çıkmış oldu.


Yeniçağ'dan Fatih Ergin'in haberine göre, Skandal paylaşımda ilan süreci bitmeden atandıkları duyurulan isimlerin 14 Mayıs 2026 tarihinde rektör Alkış tarafından cübbelerini giydirdiğini gösteren ve atama sonrası çekilen toplu fotoğraf

3 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ancak daha ilan süresi dolmadan atandıkları Rektör Alkış tarafından açıklanan dokuz kişilik öğretim üyesi atama listesi şöyle:

1-Rektör Alkış, İnşaat Mühendisliği Bölümü için açtığı doçent kadrosuna, BESYO Müdürlüğü görevi verdiği danışmanı İbrahim Behram Uğur'un 2026/1 numaralı ilanla atamasını yaptı. İşte belgesi:

2-Rektör Alkış, İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Din Eğitimi bölümü için açtığı doçent kadrosuna, üç yıldır Genel Sekreterlik görevini de yapan M.Cabir Altıntaş'ın 2026/2 numaralı açtığı ilanla atamasını yaptı. İşte belgesi:

3-Rektör Alkış, İlahiyat Fakültesi Hadis Anabilim Dalı için açtığı doçent kadrosuna, üç yıldır Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı görevini de yapan Veli Tatar'ın 2026/3 numaralı ilanla atamasını yaptı. İşte belgesi:

4-Rektör Alkış, İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü Arap Dili ve Belagatı Anabilim Dalı için açtığı doçent kadrosuna, Şehmus Ülker'in 2026/4 numaralı ilanla atamasını yaptı. İşte belgesi:

5- Rektör Alkış, Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Dalı için açtığı doçent kadrosuna, İdil Meslek Yüksekokulu Müdürlüğünü de yapan Tarkan Ayaz'ın 2026/5 numaralı ilanla atamasını yaptı. İşte belgesi:

6- Rektör Alkış, Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü için açtığı doçent kadrosuna, aynı zamanda EĞİTİM-BİR-SEN üniversite temsilcisi olan Veteriner Veysel Tahiroğlu'nun 2026/6 numaralı ilanla atamasını yaptı. İşte belgesi;

7-Rektör Alkış, Şırnak Meslek Yüksekokulu Motorlu Araçlar ve Ulaştırma Teknolojileri Bölümü Otomotiv Teknolojisi Anabilim Dalı için açtığı doçent kadrosuna, Erhan Kırtepe'nin 2026/7 numaralı ilanla atamasını yaptı. İşte belgesi:

8-Rektör Alkış, Şırnak Meslek Yüksekokulu Elektrik ve Enerji Bölümü Elektrik Anabilim Dalı için açtığı Doktor Öğretim Üyesi kadrosuna, Abdurrahim Erat'ın 2026/8 numaralı ilanla atamasını yaptı. İşte belgesi:

9-Rektör Alkış, Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Sosyal Hizmet Anabilim Dalı için açtığı Doktor Öğretim Üyesi kadrosuna, ENSAR Vakfı Şırnak İl Temsilcisi Ammar Sevgili'nin 2026/9 numaralı ilanla atamasını yaptı İşte belgesi:

Rektör Abdurrahim Alkış’ın hukuka aykırı işlemlerine ve işlediği suçlara karşı hukuk mücadelesi veren üniversitede görev yapan bir öğretim üyesi konu hakkında YENİÇAĞ’a şu açıklamayı yaptı:

YENİÇAĞ'ın gazetecilik başarısıyla belgeleriyle ortaya çıkardığı skandal, Şırnak Üniversitesi’nde yaşananlar artık münferit bir idari hata, basit bir yönetim krizi veya sıradan bir atama tartışması değildir. Rektör Abdurrahim Alkış'ın ve göreve getirdiği hukuk tanımaz ekibinin yönettiği Şırnak Üniversitesi'nde yıllardır işlenen suçlar bir milli güvenlik sorunu haline gelmiştir.

Karşımızda, bir kamu kurumu olan üniversitenin yöneticisi rektör tarafında kamuoyuna ‘sahte’ ve ‘iftira’ diyerek inkâr ettiği bir paylaşımda atayacağını belirterek açıkladığı sadakatli isimleri, daha ilan süreci tamamlanmadan ve objektif değerlendirme mekanizmaları işletilmeden tam da açıklanan kadrolara atandığını gösteren son derece ağır bir liyakat ve hukuk devleti krizi vardır.

"PAYLAŞIMIN REKTÖR TARAFINDAN YAPILDIĞINI İSPATLAMAKTADIR"

Rektör Abdurrahim Alkış’ın YENİÇAĞ'da gündeme gelen sosyal medya paylaşımında, henüz ilan başvuru süresi bitmeden ve hatta süreç tamamlanmadan açıkladığı 9 kişinin atamasının yapılmış olması, rektörün aynı paylaşımda TBMM'ye ve cumhuriyete yönelik yaptığı ağır hakaretlerinin de rektör tarafından yapıldığını ispatlamaktadır. Ortaya çıkan belgeler; Rektör Alkış'ın yerel gazeteler ve üniversitenin internet sayfası üzerinden kamuoyuna yaptığı yalanlamaların inandırıcılığını ortadan kaldırmış; Şırnak Üniversitesi’nde öğretim üyesi kadrolarının bilimsel liyakat, objektif jüri değerlendirmesi ve hukuka uygun idari süreçlerle değil, rektörlük makamına yakınlık, sadakat ve biat ilişkileriyle dağıtıldığını ispat etmiştir.

"ŞİZOFRENİ TEŞHİSİ ALMASI ENGELLENDİ"

Daha vahimi, kamuoyuna hastane belgesiyle daha önce yansıdığı üzere Rektör Abdurrahim Alkış'ın Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine acil girişle sevk edilerek yatışının yapıldığı, Türkiye'nin en üst hastanesi olan Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde yapılan tetkik ve değerlendirmeler neticesinde Rektör Abdurrahim Alkış'a şizofreni hastalığının ön tanısı olan 'organik olmayan ağır psikoz' tanısı konulduğunu, rektörün ağır derecede ciddi ruh hastalıkları semptomları taşıdığını, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde Abdurrahim Alkış'ın 09.06.2017 – 14.06.2017 tarihleri arasında hastanede 5 gün boyunca yatılı olarak kontrol ve hastalık teşhisi altına alındığını, Alkış'a hastanede psikotik bozukluk durumlarında (bipolar bozukluk, şizofreni vb.) kullanılan Norodol isimli antipsikotik ilaçla ve yeşil reçeteye tabii olan Akineton ve Ativan isimli ilaçlarla saldırgan davranışlarının engellendiğini, ancak tedavi protokolleri gereği 7 gün boyunca müşahade altında kalması sonrasında hastane tarafından şizofreni hastalığı teşhisi alacakken bu teşhisi almasın ve malulen emekli olmasın diye ailesinin isteği üzerine teşhis ve tedavisinin yarım bırakılarak hastaneden çıkarıldığı basın haberleriyle belgeleriyle ortaya çıkarılmıştır.

Yıllardır rektör Abdurrahim Alkış yönetimindeki Şırnak Üniversitesinde basın haberleriyle ortaya çıkan tüm bu skandal gelişmeler neticesinde oluşan tabloda; rektör Abdurrahim Alkış'ın taşıdığı ağır psikoz hastalığı nedeniyle sürekli olarak basın haberleriyle ortaya çıkan yaptığı işleri ve işlediği suçları inkar ettiği, kamuoyuna yaptığı açıklamalarda sürekli yalan söylediği, basın açıklamalarıyla kamuoyunu yanılttığı, kendisine sadakatli olduğunu düşündüğü kişileri rektörlük makamından aldığı güçle hukuka aykırı işlemlerle yükselttiği, kendisine biat etmeyen kişileri ise düşman olarak görüp onlara zarar vermeye ve üniversiteden atmaya yönelik eylemlerde bulunduğu, mahkemelere verdikleri kararlar dolayısıyla hakaret ederek mahkemelerin verdikleri kararlarını geciktirdiğini, mahkeme kararlarıyla göreve dönen mağdur akademisyenlere maddi ve manevi zararlar vermek amacıyla üniversiteden ayrılmalarına yönelik kanunların verdiği rektörlük yetkisini kötüye kullanarak her türlü baskıyı uyguladığı, mobbing ve kumpas nitelikli hukuksuz idari işlemler tesis ettiği, göreve dönemeye hak kazanan akademisyenlerin aldığı mahkeme kararlarını etkisiz hale getirmek ve kanuna karşı hile yapmak amacıyla her türlü hukuksuz idari işlemi korkusuzca tesis ettiği açıkça görülmektedir.

Rektör Alkış göreve geldiğinden bu yana hukuka aykırı işlemlerle kendisine itaat etmeyen, emir kulu olmayan akademisyenleri hukuksuz işlemlerle üniversiteden atmakta ve mahkeme kararıyla döndüklerinde ise yine aynı tür hukuksuz işlemlerle bir kez daha atmaktadır. Bu mağdur akademisyenlerden biri olan Öğr.Gör. Mustafa Akgül, Rektör Alkış'ın kendisini üniversiteden atmak için sistematik olarak 3 yıldır tesis ettiği kumpas nitelikli disiplin cezaları ve görev süresinin yenilenmemesi hukuksuz idari işlemlerine karşı açtığı 12 davanın tamamını kazanmıştır.

Rektör Alkış, mahkeme kararlarıyla göreve dönen Öğr. Gör. Mustafa Akgül'ü önce 1 ay süreli atamasını yapıp süre bitiminde üniversitede ki görevine son verdi, bu hukuksuz karar karşı da dava açıp ikinci kez göreve dönmesi karşısında bu sefer 3 ay süreli atama yapıp tekrar üniversiteden uzaklaştıracak hukuksuz işlemler tesis ederek telafisi olmayan maddi ve manevi zararlar vermeye devam etmektedir.

Görüldüğü üzere; rektörün hukuksuz işlemlerine karşı dava açıp mahkeme kararıyla göreve dönmeye hak kazanan akademisyenlerin önce rektör eliyle çok kısa süreli atama yapılarak fiilen üniversiteden uzaklaştırılması sonucunu doğuran işlemler tesis edilmesi, ikinci kez dava açıp göreve dönen akademisyenlerim bu kez üç aylık atamaları yapılarak benzer biçimde yargı kararlarının etkisizleştirilmesi hukuk devleti açısından kabul edilemez bir tablodur.

Bir kamu üniversitesinin Rektörü mahkeme kararları ‘uyduruk’ görülemez, yargı kararları şeklen uygulanıp fiilen boşa düşürülemez, hakkını arayan akademisyenler disiplin, görev süresi ve idari tasarruflar eliyle cezalandırılamaz. Üniversiteler kamu kurumudur; rektörlük makamı kişisel iktidar alanı değildir.

Akademik kadrolar kimsenin sadakat ödülü olamaz. Yargı kararları “uygulanmış gibi” yapılarak etkisizleştirilemez. Eleştiren, dava açan, hakkını arayan akademisyenler idari işlemlerle tasfiye edilemez. Şırnak Üniversitesi’nde rektörün suçlarına karşı çıkan akademisyenler olarak, basın haberleriyle, Sayıştay raporlarıyla ve yargı süreçleriyle ortaya çıkan her usulsüzlükten sonra üniversite çalışanlarına gözdağı verildiğini, ‘Ben rektörüm, bana bir şey olmaz; arkamda YÖK var, arkamda YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar var, YÖK Başkanvekili Prof. Dr. Metin Topçuoğlu var’ denilerek idari gücün bir dokunulmazlık zırhı gibi kullanıldığını defalarca bizzat duyduk ve yaşadık.

Gelinen aşamada kamuoyunun beklentisi açıktır: Şırnak Üniversitesinde Rektör Abdurrahim Alkış'ın işlediği suçların ve işledikleri suçları ortaya çıkaran gazetelere ve milletvekillerine karşı cihat ilan ettiklerini paylaşan ve tehditler savuran Genel Sekreter Cabir Altıntaş'ın yıllardır sistematik olarak işledikleri suçlarının idari ve adli mercilerde üzerine kararlılıkla gidilmesi gerekmektedir.

YÖK Başkanlığı, bugüne kadar susarak ve rektör hakkında yapılan belgeli şikayetleri hukuksuz kararlarla kapatarak bu gerçeklerin üzerini örtemez, rektörün işlediği suçları ortadan kaldıramaz. YÖK Başkanlığının görevi, rektörleri korumak değil; hukuku, liyakati ve kamu yararını korumaktır. Üniversiteler bir kişinin iktidar alanı değil, milletin bilim kurumlarıdır.

Bugün yapılması gereken şey bellidir: Şırnak Üniversitesi'nde yalnızca 3 Nisan 2026 tarihli öğretim üyesi ilanları değil, rektör Alkış’ın göreve başladığı 2022 yılından bu yana Anayasa’nın eşitlik ve liyakat ilkelerini, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nu ve Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği hükümlerini hiçe sayarak açtığı kişiye özel, adrese teslim ve hukuka aykırı kadro ilanlarının tamamı Devlet Denetleme Kurulu tarafından soruşturmalıdır.

Abdurrahim Alkış'ın Rektör olduğu 2022’den bu yana açılan tüm öğretim üyesi kadro ilanları, ilan şartları, başvuru dosyaları, jüri raporları, kurul kararları, atama onayları, mahkeme kararlarının uygulanma biçimleri ve etkisiz bırakmaya yönelik hukuksuz idari işlemlerin tamamı soruşturulmalıdır.

Mahkeme kararları geciktirilmesi ve etkisizleştirilmesi, akademik kadroların bilimsel liyakat yerine sadakat ilişkileriyle hukuka aykırı ilanlarla dağıtılması, ortada yalnızca bir yönetim zaafı değil; Türk yükseköğretim sisteminin bütününü ilgilendiren ağır bir hukuk, liyakat ve kamu görevi krizi olduğunu göstermektedir.

Bu nedenle YÖK’ü, Devlet Denetleme Kurulu’nu, savcılık makamlarını ve Cumhurbaşkanlığı'nı göreve çağırıyoruz: Şırnak Üniversitesi Rektör Abdurrahim Alkış'ın şahsi mülkü değildir; akademik kadrolar kimsenin sadakat ödülü değildir. Mahkeme kararları hiçbir rektörün keyfine göre uygulanıp uygulanmayacak belgeler değildir; üniversiteyi üniversite yapan şey Rektörün iradesi değildir; hukuka uygun işleyiş ve bilimsel liyakattir.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }