GÜNCEL

Mahmut Arıkan: "Vergilendirilmiş Kumar da HARAMDIR! Vergisiz Kumar da HARAMDIR, En Büyük Kabus Geçim Derdi''

Arıkan, Türkiye'nin ekonomi, adalet, liyakat, dış politika ve toplumsal yozlaşma gibi temel meselelerine dair iktidara yönelik eleştirilerini dile getirdi ve partinin çözüm odaklı duruşunu vurguladı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlenen haftalık Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu.

TBMM'de düzenlenen haftalık Grup Toplantısı'nda konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

ARIKAN'DAN KRİTİK AÇIKLAMALAR

Arıkan, Türkiye'nin ekonomi, adalet, liyakat, dış politika ve toplumsal yozlaşma gibi temel meselelerine dair iktidara yönelik eleştirilerini dile getirdi ve partinin çözüm odaklı duruşunu vurguladı.

Geçim derdi, adalet, liyakat, dış politika ve anayasa üzerinden mesajlar verildi:

  • Ekonomi ve Geçim Derdi: Sokağın en büyük kabusu olan ekonomik buhran ve vatandaşın her geçen gün zorlaşan geçim mücadelesi en acil gündem maddesi olarak vurgulandı.

  • Adalet ve Hukuk Krizi: Sistemdeki tıkanıklıklara dikkat çekilerek, hukukun üstünlüğü ilkesinden uzaklaşılması ve adalet mekanizmasındaki derin sorunlar sert bir dille eleştirildi.

  • Liyakat Tahribatı: Devletin kilit kademelerindeki liyakat eksikliğinin bürokraside ve yönetimde yarattığı ağır tahribat gözler önüne serildi.

  • Dış Politika Çıkmazı: İktidarın uluslararası arenadaki hamleleri sorgulanarak, dış politikada yürütülen stratejilerin eksiklikleri ve zafiyetleri kayıt altına alındı.

  • Toplumsal Yozlaşma ve Anayasa: Ahlaki ve toplumsal çöküş tehlikesine karşı çok net uyarılar yapılırken, sivil demokrasi ve yeni anayasa tartışmaları ekseninde partinin çözüm odaklı kararlı duruşu deklare edildi.

ARIKAN'IN KONUŞMASININ TAM METNİ

"Grup toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Değerli arkadaşlar,

Türkiye, yine kritik bir eşikten geçiyor.

Bir tarafta devletin bütün imkânlarıyla her geçen gün daha da daraltılan SİYASET ALANI,

diğer tarafta her geçen gün daha da ağırlaşan MİLLET GERÇEĞİ var.

Bugün ülkemizde;

· Sandık kapanıyor

ama hesap devam ediyor…

· Anayasa konuşuluyor

ama hukuk işlemiyor…

· Büyüme rakamları açıklanıyor

ama vatandaşımızın sofrasına bunlar yansımıyor.

Bizim görevimiz,

Saadet, Deva ve Gelecek partileri olarak,

bu kürsüden,

olup biteni parça parça değil,

BÜTÜN BİR MEMLEKET MESELESİ olarak ele almak

ve çözümünü sağlamaktır.

İnşallah, bunu başarmak üzere bir aradayız.

1. MUSTAFAPAŞA SEÇİM SONUÇLARI

Değerli arkadaşlar;

Malumunuz pazar günü 6 beldede ara seçim yapıldı.

Öncelikle,

Sonuçların memleketimize, hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

Hamdolsun Saadet Partimiz, bu beldelerin en büyüğü olan

Mustafapaşa beldesinde %16 oy alarak

üçüncü parti olmuştur.

· bütün adaletsizliklere,

· bütün haksız rekabete rağmen,

· önemli bir başarı ortaya koyan,

Adayımız Doğan Ak beyefendiye,

Mustafapaşa teşkilatımıza,

seçim çalışmasında büyük bir fedakârlık ve çaba ortaya koyan mensuplarımıza teşekkür ediyorum.

2. SİZ KİMİ EZDİNİZ?

Değerli arkadaşlar,

Bu ara seçimde

Türkiye'nin içinde bulunduğu krizi bir kez daha gördük.

İktidardan tam 6 bakan, -tekrar söylüyorum tam 6 bakan- bu beldeye gitti.

Devletin ve iktidarın imkanlarını,

haksız rekabeti sağlamak için seferber ettiler...

Giden bakanlardan biri de Adalet Bakanıydı.

Her gün yeni bir büyük dosyanın konuşulduğu,

Her gün yeni bir çetenin ortaya çıktığı Türkiye’de

ADALET BAKANI,

1.773 kişinin oy kullandığı bir beldeye giderek

OY İSTEDİ.

Hatırlayacaksınız,

Bu ucube sisteme geçmeden önce

seçimlerde haksız rekabet olmaması için Adalet Bakanları;

Seçime üç ay kala istifa ederlerdi…

Şimdiki sistemde ise Adalet Bakanı kapı kapı gezerek oy istiyor.

Ayrıca seçim akşamı

Sayın Cumhurbaşkanı’nın seçim akşamı yaptığı açıklamada kullandığı "ezici" ifadesini

şaşkınlıkla takip ettik.

Sayın Cumhurbaşkanım hakikaten merak ediyorum!

· Siz, kimi ezdiniz Allah aşkına ya?

· Sizler seçimi,

muhalefet partilerini bir ezme aracı olarak mı görüyorsunuz?

· En önemlisi,

Siz, Pazar günü Akparti’ye oy vermeyen vatandaşların Cumhurbaşkanı değil misiniz?

Değerli arkadaşlar,

İşte biz tam olarak bu sistemle mücadele ediyoruz!

Bize her geçen gün

· Daha fazla Adaletsizlik,

· Daha fazla İstikrarsızlık

· Daha fazla Kriz vaat eden

PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİNİ

Değiştirmek,

Rehabilite etmek zorundayız.

Bizler bunu aziz milletimize karşı bir vazife olarak görüyoruz.

3. YENİ BİR ANAYASA YENİ BİR SİYASİ HAT

Değerli arkadaşlar;

Mustafapaşa ve sonrasında yaşananlar, Türkiye’de

· devlet aklının

· hukuk düzeninin

· ve anayasal sorumluluğun nasıl aşındığını gözler önüne seriyor.

İşte tam da böyle bir dönemde,

Türkiye, yeniden bir anayasa tartışmasının eşiğine getiriliyor.
Elbette!

· DARBE ANAYASASINDAN KURTULMAK ÖNEMLİDİR!

Fakat;

darbe hukukunu,

keyfî yönetimi,

yargı sopasını

ve kuvvetler ayrılığını yok sayan anlayışı değiştirmeden yeni anayasa yapmak,

eski bir binanın tabelasını değiştirmekten ibaret kalır.

· YENİ ANAYASA İHTİYACI DOĞRUDUR;

Fakat bu ihtiyacı bugün en çok zayıflatan şey,

iktidarın hukuk pratiğidir.

Değerli arkadaşlar,

Bu anayasa tartışmaları -hiç şüphesiz-

BOŞLUKTA ORTAYA ÇIKMIŞ TARTIŞMALAR DEĞİLDİR!

Türkiye’de iktidarın yeni bir siyasi hat kurmaya çalıştığını görüyoruz!

İktidar, meseleyi;

· siyasi alanı yeniden düzenleyen,

· muhalefetin hareket kabiliyetini daraltan,

· ittifak dengelerini yeniden kuran,

· toplumu yeni bir güvenlik dili etrafında hizalamaya çalışan

bir stratejiyle ele almaktadır.

Bu nedenle yeni anayasa başlığı,

yalnızca hukukçuların konuşacağı teknik bir başlık değildir.

Anayasa, yeni dönemin siyasi kapısı yapılmak isteniyor.

Biz bu kapının nereye açıldığını görmek zorundayız.

Eğer bu kapı;

· hukuka,

· adalete,

· özgürlüğe,

· Meclis’in itibarına,

· milletin birliğine

· ve devletin ahlakına açılıyorsa,

BİZ ORADA EN YAPICI TAVRI GÖSTERİRİZ!

Ama bu kapı;

· daha merkeziyetçi bir yönetime,

· daha denetimsiz bir yürütmeye,

· daha bağımlı bir yargıya,

· daha etkisiz bir Meclis’e açılıyorsa

İŞTE BİZ BUNA

MİLLET ADINA İTİRAZ EDERİZ!

Onun için bu meseleye

yüksek bir dikkatle,

büyük bir sorumlulukla

ve devlet ciddiyetiyle bakıyoruz.

4. KUDÜS VALİLİĞİ

Değerli arkadaşlar,

Bu kürsüden birçok kez ifade ettim.

Ülkemizde sokaklar Teksas’a dönmüş durumda.

Çeteler şehirlerde cirit atıyor,

Her gün yeni bir yer kurşunlanıyor…

Böyle bir ortamda

Sn. İçişleri Bakanımız

en büyük hayalinin “Kudüs’e Vali” olmak olduğunu söylüyor.

Tabii,

Kendisinin samimi duygularla yaptığını düşündüğümüz

bu duaya bizler amin deriz.

Sayın Bakanım madem Kudüs’ü bu kadar önemsiyorsunuz;

İşe,

İçişleri bakanı olarak

hem İsrail, hem de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından yararlanan

savaş suçlularına karşı harekete geçerek başlayabilirsiniz.

· Bu imkândan yaralananların hepsi,

soykırımcı İsrail ordusunda görev yapan isimlerdir.

· Bu imkândan yararlananların hepsinin,

Türkiye’ye girdikleri anda tutuklanıp,

savaş suçlusu olarak yargılanması gerekmez mi?

Haaa

Bunları tek başıma yapamam diyebilirsiniz!

O zaman biz de deriz ki;

Geçtiğimiz hafta Adalet Bakanı ile beraber koltuğunuzun altındaki dosya ile

Sayın Bahçeliyi ziyaret ettiğiniz gibi

BİR DOSYADA AK PARTİ GRUBUNA GÖTÜRÜN.

O dosyanın içerisinde, (((Görsel 1)))

Bizim daha önce 17 Şubat 2026 tarihli meclis araştırma önerimiz olsun.

araştırma önerisi burada, hazır.

Burada tüm milletvekili arkadaşlarımızın imzası var.

Sayın İç İşleri Bakanım,

Biz bu öneriyi getirdik, AK Parti’li milletvekilleri bu önerimizi reddetti.

Kudüs’e vali olma arzunuz önemlidir.

Ama bu öneriyi, AK Parti grubuna kabül ettirmeniz çok daha önemlidir.

Siz bunu başarın,

Bizim sizi destekleyeceğimizden hiç şüpheniz olmasın.

Yeter ki,

bu katilleri, bu ülkede artık barındırmayalım!

5. BASKIN SEÇİMİN ALAMETLERİ

Değerli arkadaşlar;

Tüm bu anlattıklarımızdan yola çıkarak karşımıza bir tablo çıkıyor.

İktidarın ajandasında “BİR BASKIN SEÇİM” var.

Nerden mi biliyoruz;

Çünkü alametler birer birer belirmeye başladı.

BİRİNCİ ALAMET: Anayasa Tartışmaları.

İKİNCİ ALAMET: Muhalefete Yapılan Operasyonlar.

ÜÇÜNCÜ ALAMET: YSK'daki Hareketlilik.

DÖRDÜNCÜ ALAMET: Varlık Barışı.

BEŞİNCİ ALAMET: ABD Swap Hattı.

Geriye iki şey kaldı;

Bir - Gabar'da petrol,

İki - Karadeniz'de doğal gaz müjdesi kaldı.

O alametlerde pek yakında duyurulacaktır J

Buradan, bir kez daha açıkça söylüyoruz;

İktidarın ajandası ne olursa olsun

Biz;

· Baskın seçime de

· Erken seçime de

· Yerel seçime de

· Genel seçime de hazırız.

Milletimizin

hakkını, hukukunu, beklentisini, umudunu savunacağız!

Kimsenin şüphesi olmasın!

Bu millete,

OH BE DEDİRTECEĞİZ!

6. BAHİS VE ŞANS OYUNLARI DÜZENLEMESİ

Değerli arkadaşlar;

Bu kadar yoğun gündemin arasında,

milletimizin gündeminin

GÖLGEDE KALMASINI İSTEMİYORUZ.

Hepimizin malumu,

Son yıllarda en büyük toplumsal sorunlarından biri,

kumar ve uyuşturucu bağımlılığının giderek yaygınlaşmasıdır.

Bu kürsüden

Sayın Babacan da,

Sayın Davutoğlu da

Biz de bu konuya defalarca dikkat çektik.

Kumarın da uyuşturucunun da

· aileleri dağıttığını,

· Gençleri karanlığa sürüklediğini,

· Toplumu içten içe çürüttüğünü

söyledik.

Ancak iktidar bu çağrılarımıza kulak vermedi!

Şimdi de;

torba yasa içerisine koydukları bir düzenlemeyle,

Sanki soruna çözüm üretiyormuş gibi davranıyorlar.

Neymiş -efendim-;

“Bahis şirketlerinin reklam giderleri artık vergi matrahından düşülemeyecekmiş.”

Yapmayın ya!

Buradan hükümeti vatandaşımıza şikâyet ediyorum.

İktidar;

Kumarla mücadele etmiyor!

Mücadele ediyormuş gibi yapıp,

KUMARDAN ALINACAK VERGİNİN HESABI YAPILIYOR.

İktidar şunu söylüyor:

“Vergisini verdiğin sürece kumar ile benim meselem yok” diyor.

İktidar yetkililerine sesleniyorum;

· Vergilendirilmiş kumar da

HARAMDIR.

· Vergisiz kumar da

HARAMDIR.

· Yasal kumar da

ZEHİRDİR.

· Yasadışı kumar da

ZEHİRDİR.

ENGEL OLMADIĞINIZ KUMARIN TOPLUMA VERDİĞİ ZARAR,

DEVLETİN KASASINA GİREN VERGİDEN ÇOK DAHA BÜYÜKTÜR.

· Bir gencin kaybolan geleceğinin,

· Bir annenin döktüğü gözyaşının

VERGİSİ OLMAZ.

Aziz milletimiz sizden kumara yeni vergi kalemleri üretmenizi beklemiyor;

· Kumarı kökünden bitirecek

iradeyi ortaya koymanızı bekliyor.

· Anneler, babalar, evlatlarını

bu bataktan

kurtarmanızı istiyor.

· Toplum sizden

Vergi hesabı değil,

çözüm bekliyor.

7. BUĞDAY ALIM FİYATI

Değerli arkadaşlar,

· Bir tarafta;

toplumumuzu içten içe çürüten kumar düzeni var.

· Diğer tarafta ise

bu milletin üretimini ve geleceğini ayakta tutan çiftçimizin alın teri var.

Ne hazin ki AK Parti iktidarı;

kumarda verginin hesabını ince ince yaparken,

Çiftçimizin maliyetini görmezden geliyor.

Malumunuz,

Geçtiğimiz hafta buğday ve arpa alım fiyatları açıklandı.

Açıklanan fiyat,

Ne çiftçinin yüzünü güldürür,

ne toprağın hakkını, ne de alın terinin hakkını verir.

TMO diyor ki kilo başına, 16 lira 50 kuruş!

Biz de Tarım Politikaları Kurulumuzla birlikte çalıştık.

Başlık başlık,

kalem kalem,

rakam rakam hesapladık.

Burada uzun uzun detaya girmeyeceğim.

Ama milletimiz bilsin diye söylüyorum:

Bakınız; (((Görsel 2)))

Dekarda verim, 300 KG olursa,

Kira, Tarla Hazırlığı ve Ekiliş maliyeti, 2.400 lira

Bakım maliyeti – 905 lira

Amortisman maliyeti – 1600 lira

Hasat – Harman maliyeti – 480 lira

İşçilik – 800 lira

Faiz – 1.650 lira

Toplam 7.830 lira ediyor.

Temel destek ve tohum kullanım desteği çıktığında,

1 kilo buğdayın maliyeti, yaklaşık 24 liraya tekabül ediyor.

Tarım-ÜFE’si yüzde 42 seviyesinde açıklandı.

Peki; hükümet ne kadar artış yaptı?

Yüzde 21

Yani maliyet başka yere gitmiş,

fiyat artışı başka yerde kalmış.

Çiftçi bu fiyatla

kilo başına yaklaşık 7 lira zarar ediyor.

Bu aradaa

Eğer devlet, buğday alımını

24 lira açıklarsa çiftçi ancak maliyetini karşılayabilecek.

Değerli arkadaşlar,

bu iş böyle devam etmez.

Nasıl “Savunma Sanayii” milli güvenlik meselesiyse

Tarım da ülkemiz için bir milli güvenlik meselesidir.

8. PEKİ NE YAPILACAK?

Pekii, bu iş nasıl çözülecek?

Öncelikle,

Bu iş,

fiyatlar nedeniyle hakkını arayan çiftçilere ceza keserek çözülmez!

Bakınız arkadaşlar, (((Görsel 3)))

Bu fotoğraf, Konya’da çekildi.

Traktörlerle eylem yaptın diye çiftçilere ceza kesildi!

Eylem yapan çiftçiler susturulmaya çalışıldı!

Siz bu rakamları açıklayarak, çiftçiye en büyük cezayı kestiniz zaten!

Üstüne bir de ceza kesmek hangi aklın ürünü Allah aşkına!

Peki çiftçimizin derdine derman olmak için ne yapılacak?

Bir!

Önce çiftçiyi masa başında değil,

tarlanın başında dinleyeceksiniz!

Bunu yaparsanız, kimsenin sokaklara dökülmesine gerek kalmaz.

İki,

Buğday alım fiyatını hasat zamanı değil, ekimden önce açıklayacaksınız.

Biz,

Fiyatı yükseltin demiyoruz.

Doğru dürüst bir planlama yapın,

maliyetleri geri çekin diyoruz!

Üç

Çiftçiye kâr payı bırakılacak.

Çiftçi topraktan vazgeçirilmeyecek.

Dört;

TMO ürün bedelini 45 gün sonra değil, teslimde ödeyecek.

Çiftçi esnafın vicdanına terk edilmeyecek!

Şunu da söyleyelim,

TMO, Et-Süt Kurumu ve ÇAYKUR birer satın alma kurumu değildir.

Bu kurumlar piyasayı düzenlemek,

Üreticiyi korumak ve arz güvenliğini sağlamak için vardır.

Eğer bu kurumlar “satın almacı” gibi devam ederse,

Piyasayı düzenleyen tüm mekanizmaları kaybederiz.

Biz,

Buğday üreticimizin yanındayız.

Arpa üreticimizin yanındayız.

Anadolu’daki tüm çiftçilerimizin yanındayız.

Bugün aramızda çiftçilerimiz var. Onları dinledik.

Çalışmalarımız hazır.

Bugün de meclis araştırma önerisi vereceğiz.

Gelin bugün mecliste vereceğimiz önerimize yok demeyin,

Çiftçimizin derdini,

Buğdayı, arpayı, tarım politikalarınızı konuşalım.

Çözüm arayalım!

9. BÜYÜMEDEN KİMİN HABERİ VAR?

Değerli arkadaşlar,

Tüm bunlardan sonra bize diyorlar ki;

“%2,5 büyüdük,

Kişi başına neredeyse 50 bin dolarlık bir alım gücü var”

Pekiii

buğday üreticisinin, çiftçinin bundan niye haberi yok?

Asgari ücretlinin, emeklinin bundan niye haberi yok?

Kimin haberi var biliyor musunuz?

· Bankaların, faizci düzenin komiserlerinin,

HABERİ VAR!

Bankacılık sektörü 2026’nın ilk dört ayında

364 milyar liradan fazla net kâr elde etmiş.

Toplam aktif büyüklük 50 trilyon lirayı aşmış durumda.

· Uçulmayan havalimanından,

para kazananların

HABERİ VAR!

· Kur Korumalı Mevduatla ceplerini dolduranların

HABERİ VAR!

10. İKTİDARIN KORKUSU, ENDİŞESİ VE HASSASİYETİ

Değerli arkadaşlar

Bugün bu kürsüden çok açık bir gerçeği ifade etmek istiyorum.

İktidarın tek bir korkusu var:

MİLLETİN DESTEĞİNİ KAYBETMEK.

Tek bir endişesi var:

SANDIKTA BEDEL ÖDEMEK.

Tek bir hassasiyeti var:

OY KAYBETMEK.

Bakın, yıllardır bunu gördük…

MİLLETİN KARARLILIĞINI GÖRÜNCE;

Yapmayız dedikleri ne varsa yaptılar.

Vermeyiz dedikleri ne varsa verdiler.

Atmayız dedikleri tüm adımları attılar.

Çünkü karşılarında oy kaybetme ihtimalini gördüler.

Demek ki mesele imkân değilmiş.

Demek ki mesele kaynak değilmiş.

Demek ki mesele çözüm üretmek değilmiş.

Mesele, SADECE SİYASİ MALİYET HESAPLARIYMIŞ.

· Ne zaman oylarının azaldığını hissettiler,

o zaman milletin sesini duydular.

· Ne zaman sandıkta kaybetme korkusu yaşadılar,

o zaman geri adım attılar.

Şimdi de ustalık dönemlerini sergiliyorlar.

Neyin ustalığı?

· Milletin gözünü boyamanın!

· Gerçek sorunları gündemden kaçırmanın!

· Sorumluluğu başkalarına yüklemenin!

· Milletimizden sürekli sabır istemenin!

Ustalığını sergiliyorlar.

Yıllardır milletimizin gözünü öyle bir maharetle boyadılar ki,

vatandaşımız her defasında sandıkta AKPARTİ’YE vermesi gereken cezayı erteledi.

Bu ertelemeden dolayı;

emeklilerin açlık sınırının altında yaşamasına aldırış etmiyorlar.

Bu ertelemeden dolayı;

asgari ücretlinin ay sonunu nasıl getireceğini düşünmüyorlar.

Bu ertelemeden dolayı;

çiftçinin borç içinde üretim yapmaya çalışmasını görmezden geliyorlar.

Bu ertelemeden dolayı;

enflasyon asla düşmeyecek, faiz asla düşmeyecek.

Bu ertelemeden dolayı;

Adalet ahlak liyakat denince dudak büküyorlar!

Bu ertelemeden dolayı;

yolsuzluk, israf, torpil tüm devleti kuşatmış durumda!

Bu ertelemeden dolayı;

ahlaksızlığa, yozlaşmaya, çürümeye, aklınıza gelen ne melanet varsa göz yumuluyor.

Aynı anlayış devam ettiği müddetçe sonuçların değişmesini beklemek mümkün değildir.

Sessizlik sorunları çözmez

Şikâyet etmek tek başına sorunları çözmez

Değişim ancak milletin iradesini ortaya koyduğunda gerçekleşecektir.

11. AMA BU SEFER FARKLI OLACAK

Bu sefer;

milletimizin gözünün boyanmasına

izin vermeyeceğiz.

Bizi görünmez kılmak isteyenlere karşı

Israrla

her ortamda görüneceğiz!

milletimizin haklı itirazını,

haklı öfkesini

ve haklı taleplerini

siyaset sahnesine durmaksızın taşıyacağız!

gerçeklerin unutturulmasına izin vermeyeceğiz.

12. DAVET MANİFESTOSU

ÇÜNKÜ BİZ KENDİ SİYASETİMİZE GÖRE BİR MİLLET İSTEMİYORUZ,

SİYASETİ BİZATİHİ MİLLETİMİZ İÇİN YAPIYORUZ.

VE BUGÜN,

BURADAN,

TÜRKİYE'NİN DÖRT BİR YANINA DAVETTE BULUNUYORUZ.

İKTİDARA güçlü bir itirazda bulunmak isteyen HERKESİ

İsrafa ve adaletsizliğe karşı durmak isteyen HERKESİ,

Adalet, liyakat ve ehliyet lütuf değil hakkımızdır diyen HERKESİ,

Evlenemeyen,

iş bulamayan,

eğitim imkanından dahi mahrum kalmış,

okuduğu halde masraflarını karşılayamayan tüm GENÇLERİMİZİ,

Türkiye'nin yanlış yönetildiğini düşünen HERKESİ,

İktidarın uygulamalarına demokratik yollardan artık yeter demek isteyen HERKESİ,

ARAMIZA DAVET EDİYOR,

DÜNÜ BUGÜNÜ VE GELECEĞİ TEMİZ BU KUTLU HAREKETİN BAYRAĞI ALTINDA BULUŞMAYA ÇAĞIRIYORUZ.

Bu ülkede hiçbir iktidar, milletin iradesinden daha güçlü değildir.

Hiçbir propaganda, gerçeği sonsuza kadar örtemez.

Hiçbir algı milletin vicdanını sonsuza kadar susturamaz.

Gün gelir, millet kararını verir.

Ve o kararın önünde hiçbir güç duramaz.

Sözlerimi burada bitiriyor,

Hepiniz hürmet ve muhabbetle selamlıyorum."

Kaynak: Milli Gazete Haber Merkezi

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }