Dindar Ailelerin Çocukları Cemaat Okullarından Deist Olarak Mezun...

Fakat bir zaman sonra hayal kırıklığı yaşamaya başlıyorlar. Zira kız çocukları başları örtülü girdikleri okulda başörtüsünü çıkarıyor, beş vakit namaz kılan gençler namazlarını terk ediyorlar. Mütedeyyin (dindar) ailelerin çocukları okullardan deist olarak mezun oluyorlar.

Dindar Ailelerin Çocukları Cemaat Okullarından Deist Olarak Mezun...
02 Haziran 2019 Pazar 19:53

Odatv yazarı Ayşe Baykal, ''Cemaatlerin okullarına giden çocuklar deist oluyor'' başlıklı bir yazı kaleme aldı. Ayşe Baykal yazısında şunları Kaydetti:

Bir süredir arkadaşlarımın eğitimle ilgili gündeme getirmemi istediği sorunlar vardı. Ülke gündemi İstanbul seçimlerine kilitlenmiş olsa da yeni eğitim dönemi için yetkililerin dikkatini çekmeyi ümit ediyorum. Baştan söyleyeyim, niyetim; hükümeti, vakıf – dernekleri ve öğretmenleri hedef göstermek değil.

Çocuklarımız bizim geleceğimiz. Onların eğitimi ortak sorumluluğumuz; bir gün muhakkak bir yerlerde yolları kesişecek olan çocuklarımızın eğitimi ortak kaygımız.

Görmezden geldiğimiz, üstünü örttüğümüz hiçbir şeyin geri dönüşü iyi olmuyor. Konuşmaktan kaçtığımız, ya da konuşmayınca yok olacağını zannettiğimiz sorunlar büyümeye devam ediyor.

CEMAATLERİN OKULLARINA GİDEN ÇOCUKLAR DEİST OLUYOR

Milli Eğitim Bakanımızın dikkatini çekmek istediğim husus; Özel okullar, kolejler, üniversiteler, öğretmenler…

Son yıllarda maddi anlamda güçlenen cemaatler, vakıflar kendi okullarını açtılar ve açmaya devam ediyorlar. Muhafazakâr camianın gelir durumu yüksek aileleri de çocuklarını bu beş yıldızlı otel konforunda kolejlere veya üniversitelerine gönderiyor.

Çocuğunu emin ellere teslim ettiğini düşünen veliler, bir süre sonra çocuğunu takip etmeyi bırakıyor. Fakat bir zaman sonra hayal kırıklığı yaşamaya başlıyorlar. Zira kız çocukları başları örtülü girdikleri okulda başörtüsünü çıkarıyor, beş vakit namaz kılan gençler namazlarını terk ediyorlar. Mütedeyyin (dindar) ailelerin çocukları okullardan deist olarak mezun oluyorlar.

Çocuklarla ailelerin arasındaki uçurum büyümeye devam ediyor. Ailelerin bildiği din ile çocukların konuştuğu din birbirinden uzaklaşıyor.  Ailelerle gençler arasında kopukluk yaşanıyor.

Aslında gün geçtikçe dindarlık farklı bir şekle bürünüyor. İçsellikten görselliğe evrilen bir dindarlık anlayışı hâkim olmaya başladı. Hiç kimse bir diğerinin eğitim anlayışını, din anlayışını beğenmiyor. Farklılarımız ayrılıklarımıza sebep olmasa amenna.  Çeşitlilik güzeldir, lâkin geçmiş acı tecrübelerimiz var bizim.

FETHULLAH GÜLEN’İN ÇOCUKLARIMIZA KANCAYI TAKMASI DA BÖYLEYDİ

Zamanında Fethullah Gülen’in “Altın Nesil yetiştireceğim” diye çıktığı yolda çocuklarımıza kancayı takması da böyleydi.  Çocuğunu uyuşturucu vs. kötü alışkanlıklara bulaşmaması için dindar gördüğü insanlara emanet eden anne – babaların yaşadıklarını unutmayalım lütfen.

Yağmurdan kaçarken doluya tutulmamak için cemaat, vakıf vs. okullarının, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından denetlenmesi gerekiyor.

Ülkemizde dine en büyük zararı veren kuşkusuz FETÖ’dür. O kadar ki, milletimiz artık isminde vakıf, dernek gibi ifadeler yer alan kuruluşlara çocuklarını göndermekten çekinmektedir. Milli Eğitim bünyesinde hizmet veren öğretmenlerin mensup oldukları dernek, vakıf faaliyetlerini öğrencileri yansıtmamaları bu sebeple önemlidir. Ne kadar iyi niyetli olunursa olsun bu tarz yaklaşımlar aileleri tedirgin etmektedir.

Bir diğer husus da, devlet okulunda görev yapan bazı din öğretmenlerimizin çocukları dindar yetiştirme gayretleridir. Bu durumun farklı versiyonunu geçmişte yaşadık biz.  

Geçenlerde bir tanıdığım “Okulumuzun Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni, veli toplantısında çocuklarımızın dindar olması için nasıl gayret ettiğini anlatıyor ama ben çocuğumun onun anlattığı gibi olmasını istemiyorum. Bir şey desem dinsiz damgası yiyeceğim. Ne yapacağımı bilmiyorum” diyerek sıkıntısını anlattı.

Her aile, çocuğunu istediği gibi yetiştirme özgürlüğüne sahiptir. Devletin öğretmenlerinin yapması gereken bu özgürlüğe saygı duymaktır.

Okullarda din eğitimleriyle ilgili düşüncemi de yazmak istiyorum. Her çocuğun temel olarak dini ve ahlak bilgileri öğrenmesinin gerekli olduğuna inanıyorum. Hatta dinler tarihini. Boş bıraktığınız alanı yarın birileri dolduruyor zira. Geçenlerde gencecik insanlar, Müge Anlı’nın programında ciddi ciddi şeytanın küçük bir çocuğu kaçırmış olabileceğini iddia ediyordu. Din adı altında gençlerimizin çarpık ve sapkın oluşumlara kapıldığına birlikte şahit olduk. 

Velilerden bir istek de Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan... Okullar kapanmak üzere malum. Çocukları Kur’an- ı Kerim öğrensin diye camiye gönderen aileler; tatilde çocuklarının Elif-ba’yı bitirip Kur’an-a geçtiği zaman okulların açıldığını, bir yıl sonra aynı şeyin tekrar ettiğinden şikâyetçiler. Diyanet İşleri Başkanlığı, yaz ayında başlattığı bu kursları kış aylarında da – farklı zaman ve saat diliminde- devam ettirse çocuklar hem öğrendiklerini unutmaz hem de kopukluk yaşamazlar.

Ayşe Baykal

[email protected]

İlgili Haberler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.