Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, başbakanlığı döneminde 'Siyasi Ahlak Yasası'nı çıkarmak istediğini hatırlatarak ''Siyasi ahlak yasasının eksikliği yüzünden siyasetçilerin girdikleri servet tuzağına bulaştığı yolsuzlukları gördükçe, emin olun yüreğim sızlıyor'' dedi. Davutoğlu, Türkiye'de iki kesimin var olduğunu belirterek ''Gözü doymayanlarla karnı doymayanlar. Bir grup ne alırsa alsın gözü doymuyor; bütün vergi istisnaları onlara, bütün teşvikler onlara, ihaleler onlara" açıkladı.
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, partisinin 2. Küçükçekmece İlçe Kongresi'ne katıldı. Kongrenin açılış konuşmasını yapan Davutoğlu, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"Kongreler sadece bir görev teslimi değildir, aynı zamanda bir istişaredir. Bir şekilde siyasi partinin, hangi siyasi parti olursa olsun, o partinin siyaset için gerektirdiği anlamın tartışıldığı, konuşulduğu ve siyasi partinin meselelere nasıl baktığının tartışıldığı istişare zeminidir" diyen Davutoğlu, Gelecek Partisi'nin 3. Büyük Kongresi'nin ise 1 Kasım 2026 tarihinde yapılacağını söyledi.
''HAKKIMIZDA YAPILAN DEDİKODULARI GEÇERSİZ KILDIK''
Küçükçekmece İlçe Kongresi'nin bir anlamda İstanbul kongrelerinin önemli bir aşaması, büyük kongrelerinin habercisi olduğunu belirten Davutoğlu, partisinin kuruluş sürecinde baskılara maruz kaldığını ifade ederek, şöyle konuştu:
"Çok zor şartlarda biz Gelecek Partisi'ni kurduk, teşkilatlandık. Büyük baskılar gördük. Türkiye'de hiçbir siyasetçinin karşı karşıya kalmadığı baskılara göğüs germek zorunda kaldım ben şahsen. Ama benim gördüğüm baskıların yanında teşkilatlarımızın her biri, her görevlisi değişik şekillerde baskı gördü. Ama bir inançla yola çıkmıştık. Bu baskılar, yok saymalar, anket manipülasyonları, hiç seçime girmediğimiz halde size biçilen kader; şu kadar ömrü var, şu partiye katılacaklar, şöyle yapacaklar, milletvekilleri şuradan şuraya geçecek gibi üretilen şehir efsanelerini, hakkımızda yapılan dedikoduları geçersiz kıldık ve bize biçilen kaderleri kıra kıra Gelecek Partisi olarak 3. Büyük Kongremize doğru en güçlü adımı Küçükçekmece'de atıyoruz. Bizi siyasi rakip olmanın ötesinde hasım olarak görenler de kara kara düşünsün. İlk gün ne kadar kararlıysak, ne kadar heyecanlıysak bugün de aynı kararlılığı taşıyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişten sonra hemen hemen kurulan ilk parti niteliği taşıyoruz. Bütün baskıları üzerimize çekmek pahasına değerlerimizi korumaya gayret ettik"
''GÜÇLÜ OLANIN VERDİĞİ HÜKÜMLER İNSANLARI CEZALANDIRMAYA BAŞLARSANIZ ORADAN HİÇBİR ŞEY ÇIKMAZ''
Hazreti Ali'nin "Devletin dini adalettir" sözünü hatırlatan Davutoğlu, "Adaleti ihmal ederseniz, güce teslim ederseniz ve güçlü olanın verdiği hükümler insanları cezalandırmaya başlarsanız oradan hiçbir şey çıkmaz, devlet düzeni olmaz. Bu devlet mimarisinin duvarları ekonomik refahtır, hukuktur, işlevsel yapısı kurumlarıdır. Onları zayıflatırsanız devlet yapınız dayanıklı olmaz. Devletin askeri gücü, ekonomik gücü, hepsi o adalet ve temel ahlaki değerlere dayanmak zorundadır. Devletin kubbesi, çatısı ise devletin uluslararası itibarıdır. Devletin uluslararası itibarı ancak sağlam ahlaki temeller üzerine kurulmuş adalet ile yürütülmüş, bütün ekonomik, teknolojik, bilimsel duvarları sağlam örülmüş, kurumları işliyorsa devletten itibarı olur" diye konuştu.
Devlet itibarının kişisel itibarla ölçüleyeceğini, kişilerin ölüp, devletin baki kalacağını sözlerine ekleyen Davutoğlu, "Devletimizin bekası derken sürekli bunu bir slogan olarak söylemeyelim, içimize sindirelim. Hepimiz gideceğiz; 60-70 yıl önce biz yoktuk, yüz yıl sonra muhtemelen hiçbirimiz olmayacağız. Ama uğrunda fedakarlık yaparak koyduğumuz ahlaki değerler yaşıyorsa devletimiz yaşayacak. Adalet varsa devletimiz yaşayacak" ifadesini kullandı.
''CUMHURBAŞKANI İLE BENİM ARAMDA ŞAHSİ HİÇBİR MESELE OLMADI, SİYASİ MESELELER, GÖRÜŞ AYRILIKLARI OLDU''
"Benim için ahlak makamdan önce geldi. Benim için dürüstlük mevkiden, şöhretten önce geldi. Benim için beytülmale, emanete sadakat her şeyden önce geldi" diyen Davutoğlu, şunları söyledi:
"Başbakanlık koltuğuna oturayım ama siyasi ahlak yasasından vazgeçeyim, İstanbul'u katledenlere karşı getirmek istediğim imar yasasından vazgeçeyim, biraz bekleyeyim, hatta müteahhitlerle konuşayım, bu ihale yasasından şahsi çıkarlar elde etme düzenine tahammül göstereyim, şeffaflıktan vazgeçerek bütün Sayıştay dahil bütün denetim mekanizmalarından vazgeçeyim deseydim bir başbakan olurdum ama asla Ahmet Hoca olmazdım, asla onurlu bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmazdım, asla gelecek gençlere iyi bir örnek olmazdım. İşte yolların ayrıldığı yer orası. Herkes bilsin; Sayın Cumhurbaşkanı ile benim aramda şahsi hiçbir mesele olmadı, siyasi meseleler, görüş ayrılıkları oldu. Birileri liderlik davası diye öne sürenler oldu ama asla böyle liderlik davası olan biri başbakanlığı bırakır mı Allah aşkına? Şimdi bunu niye söylüyorum? Sabrettik, bekledikçe bütün bu uyardığımız hususlar telafi edilsin, düzeltilsin diye. 2016'dan 2019'a kadar işlerin iyi gitmediğini görünce Sayın Cumhurbaşkanı'na mektuplar yazdım, raporlar verdim. Yine iyi gitmediğini görünce konuşmalar yaptık, malum ikaz süreci işletildi ve Gelecek Partisi'ni kurduk. Partiye gönül veren arkadaşlara söylüyorum: Bana sadakat göstermeyin; inandığımız değerlere, ahlaka, manevi değerlere, bu ulusun egemenliğine sadakat gösterin. Onlara saygı ve sadakat gösterirseniz bana sadakatin bir anlamı var. Bu millete vefa gösterin. Şahsi sadakatlerin bu ülkeyi nereye götürdüğünü gördük. Sadakat şahsa değildir; milletedir, devlettedir, evrensel hukuktur"
''BEYTÜLMALE GÖZ DİKENİN GÖZÜNÜ OYARIM, UZANAN ELİ KIRAR, KOPARIRIM''
Karar'ın haberine göre, Kendisinin başbakanlığı döneminde doların 2.85 lira, tüketici enflasyonunun 6,5 üretici enflasyonunun ise yüzde 3,2. olduğunu söyleyen Davutoğlu, "Faiz yüzde 6,5-7 idi ve terörle mücadele yapıyorduk. Uluslararası şartlar bugünkünden daha iyi değildi, birçok zorluklar vardı. Ama şunu bilirler benimle çalışanlar; beytülmalin bir kuruşuna bile helal gelmesine asla izin vermedim. O zaman söyledim bir iktidar partisi kongresinde, ben kızım Fatıma olsa kolunu kırarım' diyen Hazreti Peygamber’in yolunun yolcusuyum. Beytülmale göz dikenin gözünü oyarım, uzanan eli kırar, koparırım. Yarın iktidara geldiğimde de ilk yapacağım o elleri kırmak olacak. Kimse beytülmale el uzatamaz" dedi.
DAVUTOĞLU'NDAN SİYASİ AHLAK YASASI HATIRLATMASI: BÜTÜN FIRTINA O YÜZDEN KOPTU
Başbakanlığı döneminde 'Siyasi Ahlak Yasası'nı çıkarmak istediğini hatırlatan Davutoğlu, "Bugün yolsuzluğun geldiği yerden, bir muhalefet partisi lideri olarak beni onlar yolsuzluk yapsın ben de eleştireyim diye oradaki bir siyasi rahatla götüreceğini düşünenler olabilir, asla. Büyük ızdırap duyuyorum, büyük ızdırap. Siyasi ahlak yasasının eksikliği yüzünden siyasetçilerin girdikleri servet tuzağına bulaştığı yolsuzlukları gördükçe, emin olun yüreğim sızlıyor. Bu böyle olamaz, insan doğamız, mayamız bu kadar bozulmuş olamaz. Bütün fırtına o yasa yüzünden koptu. 23 Nisan 2016’da o yasayı göndermiştim Meclis'e. Dediğim şey çok basitti ve milletime de söz veriyorum; tekrar bir güç nasip olursa bunu hayata geçireceğim. İster iktidarda ister muhalefette olsun, kim yolsuzluğa bulaşırsa hesabı sonuna kadar görülmeli. Ama iktidarda olanlar, sadece siyasi, hukuki bir operasyon olarak yolsuzlukla mücadeleyi görüp kendi yolsuzluklarına dokunmadan, kendi yanlışlarını görmeden muhalefete bir baskı olarak bunu kullanırsa orada dimdik karşı çıkar, hukukun gereği neyse o mücadeleyi veririz. Türkiye'nin temiz siyasete ihtiyacı var" ifadesini kullandı.
''BİR GRUP NE ALIRSA ALSIN GÖZÜ DOYMUYOR''
"Şu anda iki kesim var ülkede, ikiye ayrıldı Türkiye. Gözü doymayanlarla karnı doymayanlar. Bir grup ne alırsa alsın gözü doymuyor; bütün vergi istisnaları onlara, bütün teşvikler onlara, ihaleler onlara" diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu maden şirketi gibi, Yıldızlar denen maden şirketi gibi bütün maden yatakları onlara. Ordu'nun, Giresun'un yüzde 80 toprağı tarım arazisi, maden arazisi olarak onlara; yetmiyor, gözleri doymuyor. Neden biliyor musunuz? Çünkü hepsinin siyasette ortakları var. Biliyorlar başlarına bir şey gelmeyeceğini. Ceza niye vardır? Bir suçun bir daha tekrar edilmemesi için. Ama bunlar cezasızlığa tabiler. 'Herkes yapıyor, ben de yapıyorum' diyorlar. Bundan daha tehlikelisi yok. 4 bakan meselesindeki tutumumun sebebi o 4 bakanla ilgili değildi. Bir kez göstermek lazımdı: kim olursa olsun, rüşvetle veya gayrimeşru yolla elde edilmiş bir kazanca kim sahip olursa olsun hesabı sorulur diye. Bir kere gösterin, bir daha kimse ona cesaret edemez. Ama onları korursanız sonunda herkes onlara benzer."