DÜNYA

Önce Akan Kanı ve Soykırımı Durdurun

Gazze'deki soykırım saldırıları karşısında çağrılar, protestolar, davalar yetersiz kaldı. 'Ölümlerin sıradanlaşması' tehlikesinin belirdiği süreçte bu kez iki devletli çözüm tartışması yeniden öne çıktı.

Gazze’de can kaybı 25 bini aşarken ‘iki devletli çözüm’ yeniden gündem oldu. ABD ve Avrupa’dan ‘Çözüm Filistin devletinde’ mesajları geldi. Ancak bugüne kadar hep buzlukta tutulan konunun soykırım devam ederken gündeme getirilmesi tepki çekti. Çocukların katledilmesini önleyemeyen Batılı yönetimlerin Filistin için harekete geçmiş gibi davranmaları ‘kendi kamuoylarına mesaj’ olarak yorumlandı.

Gazze'deki soykırım saldırıları karşısında çağrılar, protestolar, davalar yetersiz kaldı. 'Ölümlerin sıradanlaşması' tehlikesinin belirdiği süreçte bu kez iki devletli çözüm tartışması yeniden öne çıktı. ABD'den bu yönde gelen mesajlara İsrail'in kapıyı kapatması sonrası bu kez Fransa Dışişleri Bakanı, Filistinlilerin egemen bir devlete sahip olma hakkı bulunduğunu belirtti. ABD Dışişleri Bakanlarının da konuyla ilgili Brüksel'de toplanacağı duyuruldu.

İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM TARTIŞMALARI SİVİLLERİN ÖLÜMÜNÜ UNUTTURMASIN

Washington çıkışı sonrası Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü “ABD’nin Filistin’i devlet olarak tanıması için en uygun zaman” dedi. Bağımsız bir Filistin devletinin bölgesel düzen için önemli olduğu, Netanyahu’nun koltuğunun sallandığı sürecin de bu yolda bir fırsat sunduğu kaydedildi. Ancak Neredeyse 40 yıldır tartışılan konunun sivillerin kanı dökülürken masaya konması eleştiri topladı. ‘Önce saldırılar durdurulsun’ çağrıları yapıldı.

BİDEN'IN 'ORDUSUZ FİLİSTİN DEVLETİ' ÖNERİSİNE DE RET

ABD Başkanı Joe Biden'ın, İsraiI Başbakanı'yla yaklaşık bir ay sonra yaptığı telefon görüşmesinde, ordusu olmayan bir Filistin devleti formülünü de seçenekler arasında gündeme getirdiği kaydedildi. Biden'ın "İki devletli çözümün farklı modelleri mümkün. BM üyesi olan, ama bir ordusu bulunmayan birçok ülke var" sözleri karşısında Netahyahu'nun farklı yönde yaklaşım sergilediği yansıdı. İsrail Başbakanlık Ofisi de, bunun güvenlik gereklilikleriyle çelişeceği yönünde açıklamada bulunmuştu.

Karar'ın manşetinde yer alan habere göre, İsrail’in 7 Ekim’den beri Gazze’de yürüttüğü insanlık dışı saldırıları önlemekte kınamalar, protestolar hatta uluslararası soykırım davası bile yetersiz kalırken gündeme iki devletli çözüm tartışmalarının hakim olması eleştiriliyor. İsrail’e en büyük diplomatik ve askeri desteği sağlayan iki güç merkezi olan ABD ve Avrupa Birliği’nden son günlerde ‘Çözüm Filistin devletinde’ mesajlarının yoğunlaştığı dikkati çekiyor. Ancak birçok uzman ve sosyal medya platformlarında dile getirilen görüş ise bu tarihi soykırım sürerken devlet tartışmalarının nasıl yapılabileceği yolunda. Batılı devletlerden öncelikle İsrail’e saldırıları durdurması ve Gazze’deki korkunç insani duruma çare bulunması konusunda baskı yapması bekleniyor. Bu konuda bir dikkat çekici açıklama da Filistin’den geldi.

Filistin Yönetimi Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne, ABD’nin sadece iki devletli çözümden söz etmesi değil Filistin’i ‘devlet olarak tanıması gerektiğini’ söyledi. Ebu Rudeyne, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına karşı olduğu yönündeki açıklamasına ilişkin değerlendirmede bulundu. Ebu Rudeyne, İsrail’in barış ve istikrarla ilgilenmediğini ve hala bağımsız bir Filistin devleti kurmadan barışın elde edilmeyeceğinin farkında olmadığına dikkati çekerek, “ABD’den de Filistin’i tanınması bekleniyor, iki devletli çözümden söz etmesi değil. Bu vakit, bunu yapmanın en uygun vaktidir” dedi.

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin kararları, BM Genel Kurul kararları ve uluslararası fikir birliği, Filistin’i BM’ye üye olmayan ülke statüsüne ve Filistin bayrağının tanınan ülkelerin bayrağının yanına eklediğini ifade eden Ebu Rudeyne şunları kaydetti: “Filistin halkı meşru haklarından, Kudüs ve mukaddesatından ve ne kadar sürecek olursa olsun bağımsız Filistin devletlerinin kurulmasından vazgeçmeyecek.” İsrail Başbakanı Netanyahu önceki gün, bağımsız Filistin devletinin kurulmasına karşı olduğunu bir kez daha tekrar etmişti. Netanyahu, 18 Ocak’ta düzenlediği basın toplantısında da, Gazze’deki saldırılardan sonraki süreçte herhangi bir şekilde Filistin devletinin kurulmasına karşı olduğunu belirtmişti. Netanyahu, bu tutumunu ABD yönetimine de bildirdiğini söylemişti.

ABD’nin NBC News televizyonunda yayınlanan haberde, ABD yönetiminin Netanyahu sonrası döneme hazırlandığı iddia edilmişti. ABD’den bu yönde gelen mesajlara İsrail’in kapıyı kapatması sonrası bu kez Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne, X sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, “Filistinlilerin egemen ve bir devlete sahip olma hakkı var.” ifadesini kullandı. Bu arada Avrupa Birliği (AB) dışişleri bakanları da, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “Filistin devletinin kurulmasına karşı olduğunu” açıklamasına rağmen Orta Doğu’da iki devletli çözüm gündemiyle bugün Belçika’nın başkenti Brüksel’de toplanacak.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, son günlerdeki açıklamalarında iki devletli çözümün “tek çıkış yolu” olduğunu vurgulayarak Netanyahu’yu buna engel olmaya çalışmakla suçladı. Borrell, son olarak 19 Ocak’ta İspanya’nın Valladolid Üniversitesinden “fahri doktora” unvanı alırken yaptığı açıklamada, “İsrail, Filistin devletinden kaçınmak ve onu zayıflatmaya çalışmak için Hamas’ı kurup finanse etti.” suçlamasında bulunarak “İsrail reddetmekte ısrar etse de uluslararası toplum tarafından yapılacak baskılarla iki devletli çözümün barış getireceğine inanıyoruz.” demişti.

İsrail ve Filistin’in kendi başlarına anlaşmaya varamayacak kadar birbirlerine karşı olduklarını kaydeden Borrell, Arap dünyasını, Avrupa’yı, ABD’yi ve tüm Birleşmiş Milletler’i iki devletli çözümü teşvik etmeye çağırmıştı. Borrell’in “Hamas, El Fetih liderliğindeki Filistin yönetimini zayıflatmak amacıyla yıllarca İsrail hükümeti tarafından finanse edildi.” şeklindeki ifadeleri uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.

Ocak başında Lübnan ve Suudi Arabistan’a ziyaretlerde bulunan Borrell, Orta Doğu’da bölgesel çatışmadan kaçınılmasına ve iki devletli çözüm için AB ve Arap ülkelerinin birlikte çalışmasına ihtiyaç duyulduğu mesajlarını vermişti. AB dışişleri bakanları bugün Brüksel’de yılın ilk toplantısında İsrail, Filistin, Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan dışişleri bakanları ile Arap Birliği Genel Sekreteri ile de görüşecek. Toplantıda, gelecek aylarda Orta Doğu’da iki devletli çözüm için uluslararası barış konferansı düzenlenmesine yönelik hazırlıklar da ele alınacak.

İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM NEYDİ?

İki devletli çözüm anlaşmasının taslağı, İsrail ve Yaser Arafat’ın El Fetih örgütü liderliğindeki FKÖ’nün, Norveç’in arka planda aracılık ettiği müzakerelerin ardından 1993 yılında iki devletin karşılıklı olarak birbirini tanımasını kabul etmesinden sonra oluşturuldu. Oslo süreci olarak adlandırılan süreçte, hiçbir zaman sona gelinemedi ve geride çözülmesi eskisinden çok daha zor olan sorunlar kaldı. Barış için toprak anlaşmaları, Filistin Yönetimi’nin İsrail’in 1967’deki 6 Gün Savaşı’nda ele geçirip işgal ettiği topraklarda özyönetim kurmasını sağladı.

Ancak askeri işgal ve Yahudi yerleşim faaliyetleri devam etti ve “kalıcı statü sorunları” adı verilen meseleler daha sonraki müzakerelere bırakıldı. Bunlar arasında, 1948’deki ilk Arap-İsrail Savaşı’nın ardından Birleşmiş Milletler’in 1947’de bölünme yönünde oy kullanmasıyla İsrail’in kurulduğu topraklardaki Filistinli mültecilerin durumu da vardı. İsrail, 1967’de Doğu Kudüs’ü ilhak etmişti ve bu da bir başka muammaydı çünkü kutsal mekanlar her iki taraf için de taviz vermeyi kabul etmeyecek kadar önemliydi. Yıllar süren diplomatik tartışmalardan sonra, sorunlar nihayet 2000 yılında Camp David’de dönemin ABD Başkanı Bill Clinton’ın ev sahipliği yaptığı basına kapalı zirvede ele alındı, ancak İsrail Başbakanı Ehud Barak ve Filistin Yönetimi Başkanı Yaser Arafat arasındaki uçurum kapanmadı.