GÜNCEL

Ülke Kaybetti Şirketler Kazandı: 'AKP Döneminde 386 Bin Maden Ruhsatı Verildi'

AKP döneminde madencilik ruhsatları katlanırken sektörün GSYH içindeki payı yerinde saydı. Ruhsat sayıları rekor kırsa da ekonomik katkı sınırlı kaldı. Maden mühendisi Mehmet Torun, “Türkiye’de yapılan şeyin adı sömürge madenciliği” dedi.

AKP döneminde madencilik ruhsatları katlanırken sektörün GSYH içindeki payı yerinde saydı. Ruhsat sayıları rekor kırsa da ekonomik katkı sınırlı kaldı. Maden mühendisi Mehmet Torun, “Türkiye’de yapılan şeyin adı sömürge madenciliği” dedi.

AKP İktidarı döneminde madencilik sektörü devasa bir genişleme yaşadı. Ruhsat sayıları katlandı, altın üretimi arttı, on binlerce hektar orman alanı madencilik faaliyetlerine açıldı. Ancak bütün bu genişlemeye rağmen sektörün gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı yüzde 0,9-1,4 bandını aşamadı.

Sektörün milli gelir içindeki ağırlığı yerinde sayarken doğa üzerindeki etkisi genişledi. Ekonomik katkı göreli olarak düşük kalırken çevresel maliyet ve kamusal risk arttı. Plan ve mevzuat düzenlemeleriyle yatırım ortamı genişletilirken ruhsatlandırma ve alan tahsisi üzerinden sermayeye yeni birikim alanları açıldı. Yüzde 1’lik bir GSYH payına karşın ülke coğrafyasının geniş kesimleri ruhsatlandırıldı.

RUHSATLAR KATLANDI

1923’ten 2002’ye kadar geçen 80 yılda Türkiye genelinde toplam 1186 maden ruhsatı verildi. Buna karşılık yalnızca 2008-2023 arasındaki 15 yılda ruhsat sayısı 386 bine ulaştı. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün (MAPEG) verilerine göre Türkiye’de işletme izinli ruhsat sayısı ise 2026 başı itibarıyla 7 bin 628 oldu. Veriler, AKP döneminde madenciliğin sistematik biçimde yaygınlaştırıldığını gösterdi.

Yüz binlerce ruhsata, binlerce işletme iznine ve üretimdeki artışına rağmen sektörün milli gelir içindeki ağırlığı yüzde 0,9-1,4 bandında kaldı. Öte yandan altın üretimi de çarpıcı bir örnek sundu. 2004’te 5 ton olan yıllık üretim, 2009’da 14,5 tona, 2014’te 31 tona, 2020’de 42 tona yükseldi. Ancak üretimdeki artış GSYH payında yapısal bir sıçramaya dönüşmedi. Madencilik ve taşocakçılığının GSYH payı, 2024 yılında 20 yıl önceki oranları dahi ardında bırakarak yüzde 0,9’a geriledi.

TESADÜF DEĞİL

Madencilikteki genişlemenin en somut sonuçlarından biri de orman alanlarında görüldü. Orman Genel Müdürlüğü (OGM) verilerine göre 2024 yılında 23 bin 53 hektar orman alanı ormancılık dışı faaliyetlere açıldı. Bunun 10 bin 244 hektarı doğrudan madencilik faaliyetlerine tahsis edildi. Veriler, madencilik faaliyetlerinin yalnızca üretim hacmi değil, doğrudan ekosistem alanı üzerinden genişlediğini ortaya koydu. Bu genişleme tesadüfi değil. Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028) kapsamındaki Maden Politikaları Özel İhtisas Komisyonu Raporu’nda maden arama çalışmalarının kamu yararına faaliyet olarak değerlendirilmesi, izin süreçlerinin hızlandırılması ve yatırım ortamının güçlendirilmesi önerildi. Kamuoyunda “işgal yasası” olarak bilinen Maden Kanunu’ndaki düzenleme ile işlevsizleştirilen ÇED süreçlerinin ise “yatırımın önünde engel oluşturmaması gerektiği” vurgulandı.

YAPILAN SÖMÜRGE MADENCİLİĞİ

BirGün'den İlyada Sorku'nun haberine göre, Dünyada ticareti yapılan 90 çeşit madenden 60’ının Türkiye’de üretildiğini belirten maden mühendisi Mehmet Torun, “Türkiye’nin özellikle bor gibi bazı madenlerde rezerv avantajı da var. Ama burada önemli olan bu madenlerin halkın yararına kullanılıp kullanılmadığı. Rakamlar ne yazık ki madenlerin hammadde olarak yurt dışına satıldığını, gelişmiş ülkelerin sanayilerine hizmet ettiğini ve bu ülkenin ekonomisine de katma değerine de ciddi bir katkısı olmadığını gösteriyor. Bir ülkenin madenlerini alıp ucuz işgücüyle, çevreyi talan ederek yapılan bu faaliyetin adı sömürge madenciliği” dedi.

HALK KAYBEDECEK

2000’li yıllardan bu yana 500 ton altın üretildiğine dikkat çeken Torun, “Ancak ne ülke geneline ne de yereldeki insanlara faydası olmadı üretilen altının. Yarattığı tahribat bu ülkeye bırakılarak yabancı tekellerin kasasına girdi bu kazanç. Nadir toprak elementleri için de hemen ülkenin kasasına gireceği yönünde bir söylem geliştirildi. Aynı söylem altın madenciliği için de geliştirilmişti 20-25 yıl önce. Yeraltında altınımız var, hemen üretip zengin olacağız, borçlarımızı ödeyeceğiz, trilyon dolarlarımız olacak gibi bir haberler yaptırıldı. Geldiğimiz noktada geride yalnızca siyanür havuzları, kirlenmiş topraklar, mülksüzleştirilmiş ve toprağından edilmiş köylüler ve onların mücadelesi kaldı” şeklinde konuştu.

Son olarak Ordu Fatsa gibi, maden patronlarının göz diktiği bölgelerdeki diğer ekonomik faaliyetlerin önemine dikkati çeken Torun, şöyle konuştu: “Yıllık 2 milyar doların üzerinde fındık ihracatı geliri var ülkede. Ancak siz gidip Fatsa'da fındık bahçeleri keserek, siyanüre bulayarak, bölgeyi kullanılmaz hale getirirseniz altın yumurtlayan tavuğu kesmiş olursunuz. İhracat tamamen sıfırlanmasa da azalacak, kalite düşecek. Belki de gelecek yıllarda siyanürden dolayı gümrüklerden geri çevrilen fındıkları göreceğiz. Uzun vadeli planlama yapılmayıp sadece günübirlik ve birilerinin çıkarına yönelik politikalar uygulandığında bu ülke kaybedecek, bu halk kaybedecek, biz kaybedeceğiz.”

∗∗∗

MADEN HAVZALARINDA İSYAN SESİ YANKILANIYOR

İzmir, Manisa ve Sivas’ta maden ve enerji işçileri işten çıkarmalara ve özelleştirme politikalarına karşı direnişte. İşçiler, ödenmeyen haklarını, işe iadelerini ve kamulaştırma istiyor.

KINIK’TA 3 VARDİYA TAM KADRO DİRENİŞ

İzmir Kınık'ta Polyak Eynez maden işçileri Bağımsız Maden İşçileri sendikası öncülüğünde 3 vardiya tam kadro direnişte.

Polyak Eynez Madencilik'te, Özyeğinlerin FİBA Holding'e ait hisselerini Çinli Qitahie Longcoal Mining şirketine devretmesiyle madende kriz başladı. Bağımsız Maden İşçileri Sendikası'ndan sürece ilişkin yapılan açıklamada, şirketin tüm işçileri işsiz bırakma ya hazırlandığının altı çizildi.

Devir işlemi öncesinde işletmede yaklaşık 3 bin maden işçisinden, 1700'ünün işten çıkarıldığı; Çinli şirket bünyesinde 1243 işçinin çalışmaya devam ettiği bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Devir sürecinde işçilerin özlük haklarına dair iki firma arasında uyuşmazlıklar yaşandığı ve devralan yeni şirketin bu haklara ilişkin herhangi bir teminat gösteremediği ifade edilmektedir. Kamuoyundaki iddialar, Polyak Maden işletmesinin 100 lira gibi sembolik bir bedelle devredildiği yönündedir. Ancak işletme içerisinde en az 60 milyon avro değerinde malzeme bulunması, devir sürecinin şaibeli olduğu kuşkusunu güçlendirmektedir."

Maden emekçisi gece vardiyası dahil ocaktan ayrılmayarak eylemlerine devam ederken sendika da talepleri şöyle sıraladı: "Taleplerimiz; ücretlerin ve promosyonların ödenmesi, maaş günlerinin netlik kazanması, içeride uzun yıllardır çalışan maden işçilerinin kıdem ihbar başta olmak üzere tüm haklarının teminat altına alınmasıdır."

SOMA TERMİK SANTRALI KAMULAŞTIRILMALI

Soma Termik Santralı'nda ücretsiz izne çıkarılan 87 işçi önceki gün kurdukları direniş çadırında eylemlerine devam ediyor. İşçilere dün EMEP ve TİP'ten de destek geldi. Çadırlarında ziyaretçilerini ağırlayan işçilerin talepleri kamulaştırma oldu. 2015'te özelleştirilerek Konya Şeker'e satılan santral da faaliyetler kademeli olarak durduruldu. TES-İŞ'te örgütlü işçiler, derhal kamulaştırma ve işe iade talebiyle direniyor. Enerji işçilerinden Yüksel Çetin, "Ben buraya 13 sene emek verdim. Oruçlu halimle işe geldim kartımı bastım ama ‘geçersiz’ uyarısı verdi. Ücretsiz izne çıkarılmışım. Buranın bir an önce kamulaştırılması gerekir. Buranın başka bir çözümü yok. Bizi burada yalnız bırakmasınlar. Bu santral çalışsın, Soma ayakta kalsın. Soma demek santral demek, santral demek Soma demek. Madenler, esnaf demek. Burası çalışsın, bu bacalar tütsün" dedi. İşçiler, partilere santralın kamulaştırılması için kampanya çağrısı yaptı.

DİVRİĞİ’DE KÜÇÜLME BAHANESİNE KARŞI RAPOR

Maden patronlarının geçim kaynaklarını tüketip bölgeyi ekonomik olarak çoraklaştırdıktan sonra faaliyetlerini sonlandırarak halkı işsizlikle baş başa bırakmasının en güncel örneklerinden biri, Sivas Divriği’deki demir madeni oldu. Taşeron şirketin işten çıkardığı 220 yeraltı maden işçisinin direnişi 3'üncü ayını geride bıraktı. Dev Maden Sen, Divriği Demir Madenciliği raporunu paylaştı. "Divriği ekonominin dinamosu, sanayinin can damarıdır" denilen raporda, madenin 2004 yılında özelleştirilmesinin taşeronlaşma ve güvencesizlik getirdiğinin altı çizildi.

Erdemir'in maden şirketi Ermaden'in taşeronu Çiftay'ın hukuksuz 'küçülme' sürecinin anlatıldığı raporda, "İşçilerin geri dönük işten çıkarma bildirimleri için idari para cezası göze alınmış ve toplamda 220 işçinin iş akdi sona erdirilmiştir. İşçiler kıdem ve ihbar başta ciddi hak kayıplarına uğramıştır. Çok sayıda işçi ve ailesi işsizlik ve göç baskısıyla karşı karşıya bırakılmıştır. Madenler kapanırsa sadece işçi değil, Divriği biter. Divriği maden işçilerinin mücadelesi, ekmek ve var olma mücadelesidir" ifadeleri yer aldı.

Raporda, OYAK'ın küçülme gerekçesinin aksine zarar etmediği, kârına kâr katarak büyümeye devam ettiği vurgulanarak acil güvence çağrısı yapıldı.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }