EKONOMİ

ENAG Kurucusu Tarımdaki Büyük Söylem Oyununu Deşifre Etti: 'Söylem Dili Vennetlik' Çiftçinin Cebi Cinnetlik

ENAG kurucusu Prof. Dr. Veysel Ulusoy, Tarım Bakanlığı'nın yaza girerken başlattığı "Bereket, emek, su güvenliği" temalı renkli kampanyalarını sert sözlerle eleştirdi. Sahadaki mazot, gübre ve fiyat krizinin üstünün "akademik seminer diliyle" örtüldüğünü belirtti.

ENAG kurucusu Prof. Dr. Veysel Ulusoy, Tarım Bakanlığı'nın yaza girerken başlattığı "Bereket, emek, su güvenliği" temalı renkli kampanyalarını sert sözlerle eleştirdi. Sahadaki mazot, gübre ve fiyat krizinin üstünün "akademik seminer diliyle" örtüldüğünü belirtti.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın son günlerde yoğunlaştırdığı kurumsal iletişim kampanyaları, tarım ekonomistlerinin ve yazarların yakın markajında. Cumhuriyet gazetesinin usta kalemi Veysel Ulusoy, bakanlığın "tadı bozuk bir telaş" içinde yürüttüğü bu parıltılı propaganda dilini kaleme aldı.

"AYŞEGÜL KİTAPLARI GİBİ: ÇİFTÇİYLE TEK TEK İLGİLENİLİYOR SANIR"

Bakanlığın hazırlattığı reklam filmlerindeki aşırı iyimser ve kopuk görselliğe dikkat çeken Veysel Ulusoy, şu ifadeleri kullandı:

"Görseller harika. Ülkenin neredeyse tümü yeşillikler içinde ve hatta mutlu ve umutlu çiftçiler doluşmuş her yere... Gören de ülkedeki çiftçilerin ve hayvancılıkla uğraşanların bire bir takibi yapılıyor, hükümet her biriyle ayrı ayrı ilgileniyor ve onların emeğine en üst düzeyde saygı duyuyor sanır."

Bu dilin "İlkokul Ayşegül kitapları serisinde ve hayat bilgisi derslerinde olduğu gibi" yapay bir görünüm sunduğunu belirten Ulusoy, Bakanlığın geçmişin sol-devrimci jargonuna sığınarak "Tarımda tam bağımsız Türkiye" sloganını kullanmasındaki çelişkiye de işaret etti.

"SU GEREKLİDİR KEŞFİ YAPILIYOR AMA MALİYETLER SÖYLEM DIŞI"

Yeniçağ'dan Züleyha Öncü'nün haberine göre, Bakanlığın sulama yatırımları ve su güvenliğini adeta yeni keşfedilmiş bir ekonomik buluş gibi ambalajlayıp sunduğunu belirten Ulusoy, tarımın asıl çözülmeyen yapısal sorunlarının sansürlendiğini vurguladı:

"Hangi ürüne ne kadar su harcandığı, suyun fiyat laması, kaçak kullanım, tarımsal verimlilik, iklim politikaları ve bölgesel üretim planlaması konuları gibi daha zor başlıklar genelde söylemin dışında kalıyor. Süs bitkileri, sera üretimi, gen bankaları gibi yüksek katma değerli alanlar sunuma parça parça ekleniyor. Söylem dili cennetlik..."

BÜYÜK SESSİZLİK: ÇİFTÇİ REFERANS FİYATI BEKLİYOR

Prof. Dr. Veysel Ulusoy’a göre, yaza girerken "iklim direnci", "sürdürülebilirlik" ve "arz güvenliği" gibi süslü ve soyut kavramların öne fırlatılmasının arkasında kurnazca bir sessizlik yatıyor: Taban (Referans) Fiyatları.

Çiftçinin kısa vadeli üretim motivasyonunu stratejik kavramların değil; mazot, gübre, yem, elektrik, işçilik ve alım fiyatının belirlediğini hatırlatan yazar, kamusal dilin bilinçli olarak soyutlaştırıldığını ifade etti:

"Kamusal dil giderek daha soyut bir düzleme taşınıyor. Böylece tarım ekonomisinin temel gerilimlerinden biri olan fiyat belirsizliği, daha üst ölçekli stratejik anlatıların içinde görünmezleşmeye başlıyor."

"VATANDAŞ SÖYLEME DEĞİL, PAHALIYA ALDIĞI ÜRÜNE BAKAR"

Yüksek gıda enflasyonunun yaşandığı Türkiye'de, bu yoğun propaganda taarruzunun aslında yaklaşan büyük maliyet baskılarına karşı "toplumsal zemini hazırlama" çabası olduğunu belirten Ulusoy, yazısını ekonomi yönetiminin kaçamayacağı o yalın gerçekle bitirdi:

"Üreticinin ekonomik gerçekliği kavramsal söylemler üzerinden işlemez. Çiftçi sonuçta 'stratejik sürdürülebilirlik’ten öte gelir beklentisini satın alır. Mutfaktaki ekonomi de kavramsal çalışmaz. Vatandaş sonuçta renkli söylemlere değil, pahalıya aldığı ürüne bakar. Ve bütün stratejik anlatılar, sonunda market rafındaki etiketle karşı karşıya gelir."

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }