Yeniçağ yazarı Fatih Ergin ''Ziraat Bankası’nda ikinci Demirören vakası!'' başlıklı makalesinde Ziraat Bankasının Demirören' kıyaklığını sorgulayarak şunları kaleme aldı:
Efsaneye göre, acemi bir muhabir bilge bir editörden haber kavramının tanımını istemiş ve şu cevabı almıştır: Bir köpeğin bir insanı ısırması haber değeri taşımaz ama bir insanın bir köpeği ısırması haber değeri taşır…
Haber değeri taşıyan olayları tanımlamak için kullanılan ve gazeteciliğin klasik kurallarından biri haline gelen bu ifade de demode oldu artık. Yerini başka kalıplar aldı. Tabii bu değişiklik sadece Türkiye’deki gazetecilik için geçerli…
Yeni klişemiz, “İktidara yakın birinin bir kamu bankasından çektiği krediyi ödememesi haber değeri taşımaz, ama iktidara yakın birinin kamu bankasından çektiği krediyi ödemesi haber değeri taşır..” şeklinde. Ülkenin geldiği nokta en azından ironi olarak bu yeni klişeyi gerektiriyor. Çünkü Ziraat Bankası’nda ikinci bir Demirören vakası ile karşı karşıyayız…
Geçtiğimiz günlerde CHP Milletvekili Zeynel Emre’nin verdiği Ziraat Bankası’nın Demirören’e kullandırdığı 800 milyon dolarlık krediye yönelik soru önergesi, “Banka ve müşteri sırrı” denilerek bir kez daha geçiştirildi. Geçiştiren ise Mehmet Şimşek…
İşin sırrı şu; Demirören’in Ziraat’in verdiği kredi ile satın aldığı medya kuruluşları üzerinden iktidar propagandası yapılıyor, yani Ziraat Bankası geri ödenmeyen kredi ile aslında iktidar propagandasını finanse etmiş oluyor, yurttaşların cebinden çıkan kredinin akıbeti ise “sır” denilerek yurttaşlardan saklanıyor. Bu tabloda Mehmet Şimşek de “sır kâtibi” oluyor…
Eskiden “devlet sırrı” vardı, yerini yandaş sırrı aldı. İktidarın ve kurduğu yanaşma düzeninin “sırlarla” dolu dünyasında bir batık kredi olayı daha var…
Önce filmi kısaca geri saralım…
25 Mart 2023 tarihinde yine Yeniçağ’daki köşemde, “Ziraat Bankası batan BMC için kime dev kredi verdi?” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. BMC’nin film gibi batırılışınınhikayesini anlatmıştım.
O yazımda BMC’nin ortağı Katar Prensi’nin yaşananları telefonda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a anlattığını ve bunun üzerine de Talip Öztürk ve Ethem Sancak’ın BMC’deki hisselerini sattığını yazıp şöyle demiştim: Kimsenin almaya yanaşmadığı BMC’yi Erdoğan’ın isteği ile Fuat Tosyalı, istemeye istemeye aldı...
Evet evet... Yönetiminde yer aldığı Varlık Fonu’ndaki BOTAŞ’a boru satan Tosyalı’nın ta kendisi...
Tosyalı’ya BMC’yi alması için Ziraat Bankası’ndan 120 milyon dolar kredi verildi.
Yani Tosyalı, Katarlıların isteğini yerine gelmesi için Sancak ve Öztürk’ün batmaya sürüklediği BMC’ye devlet bankasından aldığı para ile ortak oldu.
Bu kredinin ödemelerinin ne durumda olduğu bilinmiyor...
Üç yıl önceki yazımda geri ödemesinin ne durumda olduğunun bilinmediğini yazdığım kredinin akıbetine nihayet ulaştım. Aldığım teyitli bilgiye göre, Varlık Fonu Başkan Yardımcısı Fuat Tosyalı BMC'yi satın almak için Ziraat Bankası'ndan çektiği 120 milyon dolarlık krediyi geri ödememiş. (BMC, ihalesini aldığı yangın söndürme araçlarını da 2021'den beri teslim edemedi ve ceza ödemedi. Belgeleri ile haber yapmıştım)
Sır perdesini araladığımız Tosyalı’nın geri ödemediği kredi hakkında Ziraat Bankası ya da Mehmet Şimşek ne diyecek? Yine sır katipliği mi yapılacak? Oysa Ziraat Bankası bir kamu bankası ve kamu kaynaklarını kullanıyor. Kamu kaynaklarının ne şekilde kullanıldığı kamudan gizlenemez.
Halkın parasının batırılmasına izin verilirken, sırtına ekonomik buhranın faturasının yüklendiği halka ayıp olmuyor mu? Dondurucu soğukta, bayıltıcı sıcakta ucuz ekmek, ucuz et kuyruğuna giren yurttaşlara ayıp değil mi? Neredeyse Somali’den yardım alacak duruma gelmiş emekliye ayıp değil mi?
Heyhat! Siyasilerin ve onlara yakın çevrelerin ne hoşuna giderdi; biz gazeteciler de sır kâtibi olmayı başarabilseydi. Hem gazeteci hem sır kâtibi olunamıyor oysa. İyi ki de olunamıyor…