Samsun Onur Anıtı önünde bir araya gelen Eğitim-İş üyeleri, 23 Nisan’ı ağır ekonomik ve sosyal şartlar altında karşıladıklarını duyurdu. Eğitim-İş Samsun Şubesi Örgütlenme Sekreteri Volkan Altun, 2025 yılında sadece MESEM bünyesinde 85 çocuğun iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini açıklayarak, "Çocuk bayramında çocuk işçiliğini konuşmak utanç vericidir" dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106. yıl dönümünde, Samsun’da sağanak yağmur altında yapılan basın açıklaması, çocukların maruz kaldığı ekonomik ve ideolojik baskıları gündeme taşıdı. Eğitim-İş tarafından paylaşılan veriler, Türkiye’nin çocuk refahı ve eğitim güvenliği konularında alarm verdiğini ortaya koydu.
MESEM VE "İŞ CİNAYETLERİ" İDDİASI
Açıklamada en dikkat çekici başlık, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) üzerinden yürütülen uygulamalar oldu. Volkan Altun, staj ve mesleki eğitim adı altında çocuk işçiliğinin yasal bir zemine oturtulmaya çalışıldığını savundu:
Can Kayıpları: 2025 yılı içerisinde MESEM kapsamında çalışan en az 85 çocuğuniş cinayetlerine kurban gittiği öne sürüldü.
Kayıt Dışı İstihdam: MESEM’e kayıtlı 561 binden fazla öğrencinin yanı sıra, kayıt dışı çalışanlarla birlikte Türkiye’de yaklaşık 3 milyon çocuğun iş yerlerinde çalıştırıldığı ifade edildi.
"AVRUPA’NIN EN YOKSUL ÇOCUĞU TÜRKİYE’DE"
Karar'ın haberine göre, Türkiye’nin çocuk yoksulluğu oranlarında Avrupa lideri olduğunu belirten Altun, sosyal dışlanma oranının %37,6’ya ulaştığını kaydetti. Temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı için devlet desteğine muhtaç kalan çocuk sayısının son dört yılda 137 binden 181 bin 202’ye yükselmesi, ekonomik krizin çocuklar üzerindeki doğrudan etkisini kanıtlar nitelikte.
BESLENME ÇANTASI ARTIK "LÜKS"
Eğitim-İş’in verilerine göre, yetersiz beslenme bir halk sağlığı krizine dönüşmüş durumda:
Maliyet Artışı: Nisan ayında beslenme çantası maliyeti bir önceki aya göre %6,15 artış gösterdi.
Asgari Ücret Payı: Bir çocuğun aylık asgari beslenme maliyeti, asgari ücretin %7,27’sine ulaşarak dar gelirli aileler için karşılanamaz bir yük haline geldi.
EĞİTİMDE İDEOLOJİK VE YAPISAL DÖNÜŞÜM ELEŞTİRİSİ
Eğitim sisteminin kamusal niteliğini kaybettiğini savunan Altun, çocukların sadece ekonomik değil, aynı zamanda tarikat ve cemaat bağlantılı yapılar üzerinden ideolojik bir baskı altına alındığını iddia etti. Laik ve bilimsel eğitimden uzaklaşıldığını belirten Altun, eleştirel düşüncenin yerini "biat kültürü"ne bırakmaya başladığı uyarısında bulundu.