Türkiye Tarım ve Hayvancılığında Dışa Bağımlılığı Kırma ve %100 Öz Yeterliliğe Dönüş Stratejisi

Türkiye Tarım ve Hayvancılığında Dışa Bağımlılığı Kırma ve %100 Öz Yeterliliğe Dönüş Stratejisi

​Türkiye, tarihi boyunca kendine yetebilen bir tarım gücü iken, bugün temel tarımsal girdilerde ve canlı hayvan varlığında net ithalatçı konumuna gerilemiştir. Bu yapısal değişim, yalnızca makroekonomik dengeyi bozmakla kalmayıp; aynı zamanda ulusal gıda arz güvenliğini, toplumsal refahı ve dini hassasiyetleri de tehdit eden çok boyutlu bir krizi tetiklemiştir [1, 10]. Gıda ve Hayvan Arzı güvenliği, artık bir 'millî güvenlik' meselesi olarak ele alınmak zorundadır.

​Bu analiz, tarım ve hayvancılık politikalarının neden olduğu dışa bağımlılığın yapısal köklerini, ekonomik ve sosyal maliyetlerini inceleyerek, yüzde yüz öz yeterliliğe dayalı sürdürülebilir bir ulusal çıkış stratejisi sunmayı hedeflemektedir.

​I. Bağımlılığın Yapısal Kökleri

​Türkiye'yi bu stratejik kırılganlığa sürükleyen temel sorun, uzun yıllardır uygulanan ve kısa vadeli piyasa yönetimine odaklanan hatalı politika tercihleridir.

​İthalat Yanılgısı: Hayvancılığın Kasıtlı Tasfiyesi

İç piyasada yükselen gıda fiyatlarını kontrol altında tutmak için ithalatın birincil araç olarak kullanılması, özellikle canlı hayvan ve kırmızı et sektöründe yıkıcı sonuçlar doğurmuştur [4]. Ucuz ithal et politikası, yerli besicinin fiyat istikrarını ve sürdürülebilirlik marjını tamamen ortadan kaldırmıştır.

​Kritik Tespit: Kısa vadeli fiyat baskılama hedefi, yerli hayvancılığı rekabet edemez hale getirmiş ve uzun vadede ulusal hayvan varlığımızın ve üretim kapasitemizin tasfiyesine yol açmıştır.

​Yem Esareti: Girdilerde Yabancı Tekel

Tohum, gübre, zirai ilaç ve özellikle yem hammaddeleri gibi stratejik girdilerde yerlileşme yerine kolay ithalata dayalı bir sistem benimsenmiştir [7]. Hayvancılığın en büyük maliyet kalemi olan yemdeki bu yapısal bağımlılık (soya, mısır gibi proteinli hammaddeler), sektörü tamamen döviz kuruna ve uluslararası enerji maliyetlerine endekslemiştir.

​II. Ekonomik ve Stratejik Maliyetler

​Dışa bağımlılığın sonuçları, ulusal kırılganlığı derinleştirmektedir.

​Enflasyon Sarmalı ve Ekonomik Kırılganlık

Tarım ve hayvancılıkta kullanılan temel girdilerin ithalata dayanması, girdi fiyatlarını kaçınılmaz olarak döviz kuruna bağlamaktadır.

​Verilerle Gerçek: TÜİK verilerine göre Tarım Üretici Fiyat Endeksi (Tarım ÜFE), Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) üzerinde seyrederek üreticinin maliyet sarmalını derinleştirmesi [1], bu durumun sürekli yüksek gıda enflasyonu olarak tüketiciye yansıdığını göstermektedir.

​Makro Baskı: Bu bağımlılık, sürekli yüksek döviz çıkışı ve artan cari açık baskısı oluşturarak makroekonomik istikrarı tehdit etmektedir [3].

​Millî Güvenlik Riski

Asıl tehlike, gıda tedarik zincirlerinin stratejik kırılganlığında yatmaktadır [8]. Olası küresel gıda şokları, kuraklık veya jeopolitik gerilim dönemlerinde, ülkenin gıda ve hayvan varlığı tedarik zincirlerinin aksama riski katlanarak artmaktadır. Ulusal gıda ve hayvan arz güvenliği, kritik zamanlarda dış güçlerin inisiyatifine bırakılmıştır.

​III. Sosyal ve Dinî Boyutlardaki Çözülme

​Kırsal Yapının Çözülüşü ve Beyin Göçü

Artan maliyetler ve gelir adaletsizliği, küçük ve orta ölçekli çiftçilerin ve besicilerin üretimden çekilmesine ve kırsaldan kente göçü hızlandırmasına neden olmuştur [9]. Kırsal işgücünün yaşlanması, gelecekte gıda üretecek yetkin neslin azalması anlamına gelmekte, geleneksel üretim metotları yok olma riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.

​Helal Gıda Güvenliği Krizi

İslam inancının gereği olan helal ve temiz gıda tüketimi ilkesi, dışa bağımlılık nedeniyle şüphe altına girmektedir. İthal edilen et ve hayvansal ürünlerin kesim şartları (Zebh Usulü) üzerindeki denetim zorlukları, dini hassasiyetleri yüksek tüketiciler için ciddi bir endişe kaynağıdır [5].

​IV. Ulusal Çıkış Stratejisi: %100 Öz Yeterlilik Planı

​Bu stratejik döngüyü kırmak için, tamamen yerli üretimi ve ulusal hayvancılığı kalkındırmayı hedefleyen köklü politika reformları elzemdir.

​Adım 1: Millî Girdi Bağımsızlığı Hamlesi

​Tohumda Tam Bağımsızlık: Ulusal Tohumculuk Programı çerçevesinde yerli ve geleneksel tohumların ıslahı, sertifikasyonu ve çiftçiye ücretsiz ulaştırılması esastır [2].

​Yem Yerlileştirme Programı: Hayvancılıkta yem maliyetini düşürmek için gerekli olan kaba yem ve proteinli bitkilerin (yonca, korunga, fiğ, soya) ülke içinde üretimi zorunlu ve en üst düzeyde desteklemeli hale getirilmelidir.

​Yerel Enerji Çözümleri: Çiftçiye verilen mazot, elektrik ve gübre girdisi tamamen özel vergi indirimi (ÖTV ve KDV muafiyeti) ile desteklenmelidir. Tarımsal sulamada güneş enerjisi (GES) sistemleri için sıfır faizli ve uzun vadeli destek sağlanmalıdır.

​Adım 2: Üreticiye Garantili Koruma Kalkanı

​Sözleşmeli ve Garantili Alım Modeli: Kamu kurumları (TMO, ESK), tüm stratejik ürünlerde ve hayvan varlığında, üretim maliyetinin üzerinde makul kâr marjını garanti eden, sözleşmeli ve garantili alım sistemleri oluşturmalıdır [4].

​İthalatın Kesin Yasaklanması: Yerli üretimi tehdit eden temel ürün ve canlı hayvan ithalatı kesinlikle yasaklanmalıdır [11].

​Yerli Hayvan Irkı Islahı: Kırmızı et ve süt verimliliğinde ithal ırklar yerine, Türkiye coğrafyasına uygun Yerli ve Millî Hayvan Irkları Islah Projeleri hızlandırılmalı, yerli ırk besleyen çiftçilere pozitif ayrımcılık yapılmalıdır.

​Adım 3: Sosyal ve Çevresel Sürdürülebilirlik

​Sürdürülebilir Su Yönetimi: Havza Bazlı Su Kullanım Planları ile tarımsal sulamada yüzde yüz oranında basınçlı (damla/yağmurlama) sulama sistemlerine geçiş için hibe ve kredi destekleri sağlanmalıdır [6].

​Genç Çiftçiye Güvence: Kırsalda kalmayı tercih eden Genç Çiftçiye Pozitif Ayrımcılık, ücretsiz sosyal güvenlik prim yükü ve tarımsal kredi borçlarının yapılandırılması gibi teşviklerle kırsal yapı desteklenmelidir.

​V. Stratejik Dönüşümün Makroekonomik Etkileri

​Bu %100 öz yeterlilik stratejisinin hayata geçirilmesi, ekonomi üzerinde kısa vadede maliyetli, ancak orta ve uzun vadede yapısal sorunları çözücü etkiler oluşturacaktır:

​Cari Açık ve Dış Denge İyileşmesi:

Yem hammaddesi, canlı hayvan ve et ürünleri ithalatının kesilmesiyle büyük miktarda döviz tasarrufu sağlanacak, bu da kronik cari açığın yapısal olarak küçülmesine doğrudan katkı sunacaktır. Yerli katma değerin artması, millî geliri yukarı çekecektir.

​Gıda Enflasyonunun Kontrolü:

Girdi maliyetlerinin (özellikle yemin) döviz kurundan ayrıştırılması, Tarım ÜFE üzerindeki baskıyı azaltacaktır. Bu yapısal çözüm, gıda enflasyonunu kalıcı olarak düşürerek genel fiyat istikrarına büyük katkı sağlayacaktır.

​Piyasa Güveni ve İstikrar:

Garantili alım modeli, üreticinin riskini düşürerek uzun vadeli yatırım yapmasını teşvik eder. Bu, piyasa volatilitesini azaltır ve gıda arz güvenliği üzerindeki belirsizlikleri ortadan kaldırır.

​SONUÇ: Ulusal Çıkışın Stratejik Önemi

​Tarım ve hayvancılıktaki dışa bağımlılık bir tercih değil, milli güvenlik, ekonomik istikrar ve sosyal refah meselesidir. Bu maliyetler artık sürdürülebilir değildir.

​Çözüm, kısa vadeli piyasa tepkileri yerine, yüzde yüz öz yeterliliği, çevresel sürdürülebilirliği ve toplumsal adaleti merkeze alan bir ulusal stratejinin acilen hayata geçirilmesinden geçmektedir.

​Bu stratejik dönüşümün koordinasyonu için, gıda arz güvenliğini ulusal güvenlik meselesi olarak ele alan, bağımsız bir Ulusal Gıda Güvenliği ve Öz Yeterlilik Konseyi kurulması hayati önem taşımaktadır.

​AHMET KACIR

​Kaynakça:

​[1] Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi Bültenleri.

[2] T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı (TOB). Stratejik Plan.

[3] T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı. Orta Vadeli Program (OVP).

[4] Et ve Süt Kurumu (ESK). Sektörel Raporlar.

[5] Helal Akreditasyon Kurumu (HAK). Sektör Bilgilendirme Raporları.

[6] T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı / DSİ. Havza Bazlı Su Yönetimi Raporları.

[7] Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB). Tarımsal Girdi Maliyetleri ve Çözüm Önerileri Raporları.

[8] Uluslararası Gıda Politikaları Araştırma Enstitüsü (IFPRI). Küresel Gıda Güvenliği Raporları.

[9] Hakemli Akademik Yayınlar. (Örn: Üniversitelerin Tarım Ekonomisi alanındaki Sosyo-Ekonomik Etki Analizleri).

[10] Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO). The State of Food and Agriculture (SOFA) Raporları.

[11] Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD). Tarım Destekleme Politikaları Karşılaştırması Raporları.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }