SÖYLESEM TESİRİ YOK SUSSAM GÖNÜL RAZI DEĞİL

Geçen gün bir kardeşimin eşinin vefatından dolayı taziyesine katıldım.

Orada bulunduğum kısa bir zaman içerisinde yaşadığım bir olay öyle dikkatimi çekti ki, burada yazma gereği hissettim.

Vefat eden ablamızın hastalığı ve bulunduğumuz taziye ortamı sebebiyle konu, hastalık üzerine olduğu için bir abimiz, organ nakli ile alakalı okumuş olduğu bir haberi, şu şekilde anlattı.

"Özetle; organ nakli bekleyen bir hastanın yakını, maddi anlamda sıkıntı yaşayan fakir birinden çok fazla olmayan bir miktar karşılığında böbreğini satın alıyor.

Tabii nakil hastanede yapılacağı için emniyete ve yargı kurumuna intikal edeceğinden dolayı bu nakil işini kendi rızası ile yaptığını söylemesi konusunda anlaşıyorlar.
Çünkü para karşılığında organ satmak suçtur.

Velhasıl böbrek nakli yapılıyor Vâlilikten bir görevli bir şekilde böbreğini satan kişinin ağzından bu nakil işinin gönül rızası ile değilde para karşılığında olduğunun bilgisini kurnazlıkla ağzından alıyor.
Ve doğal olarak durum yargıya intikal ediyor.
Sonuç, alanda satanda cezaevine giriyor"
Diyerek konuyu tamamladı.

Tam da bu noktada bu konu üzerine bir yorum yapma gereği hissettim.

(Dikkatinizi istirham ediyorum hiçbir kelimesine dokunmadan burada anlatacağım)

Şöyle bir giriş yaptım.

"Görüyor musunuz sistemin ne halde, ne kadar  tutarsız kararları ve uygulamaları olduğunu ?
Adam böbreğini satıyor; devlet, yani sistem adama diyor ki "Hayır, böbreğini satamazsın suçtur".

Ancak diğer taraftan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir kadın Afedersiniz genelevinde bırakın sadece bir organını, bütün vücudunu belli bir miktar ücretini ödeyen genç-yaşlı, yaşına bakmadan herkese ama herkese peşkeş çekiyor zina yapıyor yani bedenini satıyor, pazarlıyor ve bu durum, "Demokratik bir ülkede yaşıyoruz, insan hakkıdır canım serbesttir" gerekçesiyle normal karşılanıyor.

Madem birkaç organını ve bütün vücudunu pazarlamak burada insan hakları çerçevesinde sayılıyor, peki ihtiyacından dolayı böbreğini satan adamın yaptığı, hayat kurtaracak bir iş olmasına rağmen neden suç sayılıyor ? (Tabii ki hangi sebeple olursa olsun bir kişinin böbreğini veya herhangi bir organını para karşılığında satması taraftarı değilim)

Ancak hayatları karartacak,  nesilleri ifsâd edecek, ahlakı yozlaştıracak olan bir fuhşiyat neden demokrasi ve insan hakları çerçevesinde değerlendiriliyor ? sistemin çarpıklığına bakar mısınız" dememle birlikte,

Birkaç dakika önce ortama katılıp konuşulanlara vâkıf olan çok sevdiğim, hatta eski milli görüşçülerden, yani İslamcılardan  olarak nitelendirdiğim bir ağabeyim öyle bir çıkış yaptı ki şaşırdım !

önce biraz dinledim, acaba benim konuşmam üzerine mi böyle bir söylemde bulundu diye,

ancak benim konuşmama verilecek bir cevap olacağını düşünmek istemedim, çünkü ben yukarıda aktardığım konuşmamda da gördüğünüz gibi parti ile alakalı bir söylemde bulunmadım.

Benim sözlerim sistemin kararlarındaki çarpıklığa idi.

Öyleyse şimdi anlatacağım garip konuşmaları neye cevap olarak yapıyordu, anlamaya çalışmak üzere dinlemeye başladım.

Ben sözümü bitirir bitirmez şöyle bir giriş yaptı. "Efendim eskileri unuttunuz galiba (tabii bana bakmadan konuşuyor) eskiden insanlar ilaç kuyruklarında can veriyordu, şimdi ise yukarıdan sepeti sarkıtıyorsun eczacı ilacı sepete koyuyor ipi çekiyorsun, eskiden yağ şeker kuyrukları vardı siz o günleri görmediniz" vesaire gibi, herkesin bildiği duyduğu klasik kelimeler.

Uzatmayalım, hemen sözlerini devamla şuraya bağladı, "karşı tarafta dinsizi, imansızı, darbecisi CHP'li si, Fetö'cüsü, solcusu vs birleşmiş, ancak bizim Müslümanlar birlik olamıyor" dedi.

Bir de, "Peygamber (sav) zamanında cemaat mi vardı, şimdi ayrı ayrı cemaatler olmuş" gibi komik, aslında ilmi bir temeli olmayan bir de söylemde bulundu ve bitirdi.

Aslında bitirmedi de, ben kestim çünkü hem kendisini tanıdığım ve kendisinin de beni tanıdığını ve görüşlerimi, meselelere yaklaşım tarzımı bildiği için bu konuşmaları bana karşı "gâyet alakasız" bir cevap olarak yaptığını anladım tabii.

Buna mukabil ben de kendisine cevap olarak aklî ve ilmi bazı tenkitlerde bulundum.

Şöyle ki.

İlk olarak Peygamber Efendimiz (as) zamanında cemaatler mi vardı, bugün bir sürü cemaat var, bugün karşı tarafta dinsizi, arsızı, hırsızı toplanmış, biz niye ayrı gayrıyız gibi klasik söylemlerde bulunurken, aslında verdiği örneğin ne kadar tutarsız olduğunun farkında değildi.

Çünkü Peygamber efendimiz (sav) döneminde tabii ki başka cemaatler yoktu ve olamazdı çünkü Allah'ın gönderdiği bir peygamber vardı ve bütün Müslümanlar da onun etrafında toplanmak ile mükellef idiler ve toplandılar.

Ayrılık gayrılık zaten olamazdı, olmadı da.

İkinci olarak, "karşı taraf" olarak gördüğü kişilerin bir yerde güçbirliği yaptıkları örneğini vererek, Müslümanların Ayrılık, gayrılık yaşamamasını ve bir çatı altına toplanmasını tavsiye ediyordu. hâliyle anlamışsınızdır nereye ve hangi oluşuma davet ettiğini.

Evet evet

AK Parti, yani Cumhur ittifakı.

Peygamber (sav) ve onun zamanından örnek vererek Müslümanları çatısı altına çağırdıkları iktidar partisi yapılanmasının islam adına hayata geçirilmiş hiçbir olumlu örneğini veremiyorlar, tek verdikleri örnek "efendim eskiden ilaç kuyruğu vardı şimdi yok, eskiden tüp kuyruğu vardı şimdi yok, eskiden yağ ve şeker kuyrukları vardı şimdi yok, yollara köprülere bir bakın vs vs...

Verdikleri bütün örnekler bunlardan ibaret.

Ha bir de başörtüsü sıkıntısının ortadan kalkması durumu var.

Başörtüsü serbest oldu ama örtünün altındaki kafaların içi boşaldı o ayrı mesele ama, yine de

yiğidi öldür, hakkını yeme demiş büyükler.

Allah aşkına siz bütün müslümanları bir çatı altında toplanmaya davet ediyorsunuz, tamam iyide ancak onlara ilaç bolluğundan, yağ şeker bolluğundan, yollardan ve köprülerden başka hiçbir şey vââdetmiyorsunuz.

Sizlerin bir Müslüman olarak değer yargınız nedir, sizin için değerli olan nedir söylermisiniz ?

şekerin, yağın, ilacın bol olması mı, yoksa toplumda İslam adına hayata geçirilecek ve geçirilmesi gereken uygulamalar, yapılacak değişiklikler mi ?

Müslümanları çatısı altında toplanmaya davet ettiğiniz parti, yani hükümet, Allah'ın çirkin ve yasak kıldığı bütün işleri demokrasi ve laiklik adı altında olabildiğince kolaylaştırma yoluna gitmekten başka ne yaptı söyleyin Allah aşkına ?

Harâma götüren hangi uygulamanın önüne set koydu bir tane örnek verebilir misiniz ?

Toplumda olabildiğine yaygın olan gayri İslami hayat tarzının, günahların, fıs'kı fücûrun önüne geçecek bir bolitika üretti mi ?

Hayır, yok böyle bir örnek.

Tam aksine, Müslümanları çatısı altında toplanmaya davet ettiğiniz, İslam'ı yavaş yavaş getireceğine inandığınız partinin genel başkanı Kur'an'ın hükümleri 1400 sene öncesi içindir, bugün uygulanma şansı kalmamıştır, güncellemek gereklidir demedi mi ?

Bu parti'nin ülkede Başbakanlık yapmış bir ismi, "Öyle bir nizam meydana getireceğiz ki, herkes istediği gibi özgürce yaşayacak, deniz kenarında rakısını balığını yiyecek içecek keyfine bakacak  demedi mi ?

Biz geldiğimizde 2 tane rakı fabrikası vardı, biz bunu 18'e çıkardık diyerek övünmedimi ?

Bu iktidar partisinin spordan sorumlu devlet bakanı "Şans oyunlarına devletin verdiği teşviki hızla arttıracağız" demedi mi ?

"Alkollü mekanların hepsinin ruhsatını ben verdim, bu zamanda alkollü mekanların ve eğlence merkezlerinin kapanmasını istemek, bunu tartışmaya açmak gericilik ve yobazlıktır" demedimi, bir başka üst düzey yetkilisi, ?
Öyleyse bu mantığa göre Allah azze ve celle "İçki kumar fal okları Şeytan İşi pisliktir" derken çağımızın gereklerini bilmeyen, sosyal devlet anlayışınından bir haber hükümler gönderdiği için (!) Gerici ve  yobaz oluyor hâşâ (!) Öyle mi ?
Bu söyleminize karşılık Allah cc size tek ayet ile şöyle cevap vermektedir dikkat edin.
كَلَّاۜ سَنَكْتُبُ مَا يَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُ مِنَ الْعَذَابِ مَدًّاۙ
"Kesinlikle hayır. Biz onun söylediklerini kaydedeceğiz. Onun azâbını uzattıkça uzatacağız" Meryem 79).

Feto bahanesi ile birçok ilim yuvasının, cemaatin kapısına kilit vurulup, faaliyetleri engellenip, sorumluları cezaevlerine doldurulurken, haklarını savunmak için basın açıklaması yapmak isteyen Müslümanlara acımasızca müdahale edilerek kan revan içinde bırakılmadımı ?

Müslümanlar bunları yaşarken

Lut Kavmi'nin devamı ahlaksız yaratıkların, İslam'ın değerleri ile alay etmek üzere açtıkları  pankartlar ve afişler eşliğindeki yürüyüşleri mahkeme kararıyla koruma altına alınıp, emniyet mensupları tarafından güvenlikleri sağlanmadı mı ?

İstanbul sözleşmesi adı altında bu Kadim milletin en önem verdiği, en hassas kurumu olan ailenin temellerine adeta dinamit niteliğinde olan, eşleri birbirine düşman eden, boşanmaları arttıran, kadın cinayetlerinin artmasına sebep olan, toplumda ahlak namına bir şey bırakmama niyeti barındıran toplumsal cinsiyet eşitliği denen  rezaleti 2014'te, imzalayarak, hem de ilk imzalayan ülke olarak bu topluma bu utancı yaşatmadılar mı ?

Allah'ın hakkını savunan, emir ve yasaklarını topluma anlatan vaizlere kürsü yasağı getirilip devlet kademesindeki işlerine son verilmedimi ?

Cemaat hocalarının, İslam davetçilerinin cezaevlerine atıldığı, faaliyetlerine müsaade edilmediği, İlim yuvalarının kapılarına kilit vurulduğu bu dönemde, televizyonlarda sabahtan akşama, akşamdan sabaha çıplaklığın, aşk meşk dizilerinin, sözüm ona sanatçıların adeta çırılçıplak verdiği konserler, diziler ve televizyon programları çoluk çocuğumuzun gözlerinin önüne getirilmiyor mu ?

Siz ne İslam'ın dan ve hangi partinin hangi islamcılığın dan bahsediyor ve hangi yüzle bütün bunlara önayak olan bir yapılanmaya "İslam adına" müslümanları çağırıyorsunuz.

Allah aşkına Müslümanlar, Siz neyin kafasını yaşıyorsunuz.

İslamcı olduğundan bahsedip Müslümanları çatısı altına çağırdığınız oluşum, bir hristiyan birliği olan Avrupa Birliği'nin direktifleri doğrultusunda bu ülkede ilk defa zinayı suç olmaktan çıkarmadı mı ?

Domuzu kasaplık hayvan statüsüne getirip market raflarında yer almasını sağlamadımı ?

Irak Savaşı'nda Amerika'ya destek vermedi mi ?

Dönemin Dışişleri Bakanı Ali Babacan "Irak'a ilk bomba düştüğü andan itibaren Devletin kasasına 8 milyar dolar girmiş olacak" diyerek Iraklı Müslüman kardeşlerini sırtından vurmadımı, paraya satmadı mı ?

Halkının %98'inin Müslüman olduğunu göğsünü gere gere iddia ettiğiniz bu toplumun bireylerini, gençlerini, kadınlarını, erkeklerini insan hakları ve özgürlükler kılıfı adı altında zina evlerinde para karşılığında birbirilerine peşkeş çekmiyorlarmı ?

Toplumumuzda geçmişten beri yerleşmiş bir deyim vardır, hani Devlete "Baba" deriz,  "Devlet Baba" deriz, peki hangi baba kızlarını oğullarına satar pazarlar söyleyin ?

Bütün Müslüman dünyasına laikliği tavsiye edip faizi teşvik etmediler mi ?

Allah aşkına  peygamber Aleyhisselam Bugün Aramızda olsaydı böyle mi davranırdı ?

Bütün bu söylediklerimizin özeti olarak Cumhurbaşkanının söylemiş olduğu bir sözü hatırlatayım size. Bir konuşmasında "Biz İslami esaslara dayalı bir parti değiliz bizim Hilafet ve şeriat diye bir derdimiz yoktur demişti"

Peki şimdi söyleyeyin eyy kendini İslamcı ve İslam'ı savunduğunu sanan, parti metodu bataklığında bocalayıp duran müslümanlar, sizler bu toplumun müslümanlarını islam adına, kurtuluş adına karanlıktan aydınlığa çıkarmak adına "Biz İslami esaslara dayalı bir parti değildir, biz demokrasi mücadelesi veriyoruz" diyen bir çatı altına mı davet ediyorsun ?

Parti metodu ile bir şeylerin değişebileceğini düşleyen ve bundan dolayı Müslümanları parti çatısı altında toplanmaya çağıran zavallı Müslümanlaradır bu sözüm.

İslamın, toplumun ahlakını muhafaza etme adına ortaya koyduğu en önemli Kriter "Emri bil maruf nehyi anil münkerdir"

Yani elinde imkanı olanın, güç kuvvet ve yönetimde söz sahibi olanın veya bu iddiada bulunanın iyilikleri emretme, kötülükleri ise yasaklama, önüne geçme kriteridir.

Yani günahları ortadan kaldırma adına sadece iyiliği tavsiye etmek değil, kötülüğü ve ona götüren yolları yasaklayacak politikalar üretme girişimidir, İslam budur.

Müslümanları çatısı altına çağıracağınız oluşum böyle bir oluşum olmalıdır, Allah bizden sadece ve sadece bunu, yani ahlaklı bir toplum meydana getirmemizi istemektedir, tabii bu yol zordur, zorluklarına rağmen bunu istemektedir Allah azze ve celle.

Dikkatinizi çekerim, Hz Hüseyin ve İmam-ı Azam, müslüman liderlere karşı mücadele etti, onların safında yer almadı.

Bugün gücün yanında yer alanlar Hz Hüseyin ve İmamı Azam'ın gerçekleştirdikleri kıyam ve kararlı duruşun sebebi hikmetini kavramaya çalışsalar, içine düştükleri yanlışı daha iyi anlayacaklardır.

Üzülerek müşahade ediyorum ki, Benim bugünkü Müslüman kardeşim değerli olanı birkaç basit dünya menfaatine değişmiş, bütün ahlâki değerlerin ayaklar altına alındığı, ahlaksızlıkların olabildiğine yaygınlaştığı bu düzeni savunur hale gelmiş.

Bir kardeşiniz olarak sizleri içine düşmüş olduğunuz bu bataklıktan ve parti metodu ile bir şeylerin değişebileceği düşüncesinden bir an önce kurtulup tevbe etmeye ve gerçek anlamda değerli olanın etrafında toplanmaya davet ediyorum.

Aksi halde Müslümanları altında çağırdığınız, Allah'a ve peygamberine söz hakkı tanınmayan bu sistemin hizmetkarlığını yapan bu çatı bir gün çökecek ve samimi bir şekilde hizmet etmeye çalışanlarda korkarım ki altında kalacaktır.

Vesselam.