Setbaşı Köprüsü: Küçük Köprü, Büyük Sabır

Setbaşı Köprüsü: Küçük Köprü, Büyük Sabır

Bursa’nın tam kalbinde, iki ilçeyi birbirine bağlayan ama son aylarda daha çok vatandaşın sinir uçlarını birbirine bağlayan mütevazı bir köprümüz var. Öyle ihtişamlı, kartpostallık, “üzerinde selfie çekilmeden geçilmez” türden değil. Mütevazı. Sessiz. Yıllardır görevini yapmış.

1953’ten beri Osmangazi ile Yıldırım’ı birbirine küsmeden taşıyor insanları. Altından dere akıyor, üstünden hayat. Uzunluğu desen… Öyle abartılacak bir şey değil. Bir koşsanız iki nefeste bitireceğiniz cinsten. Ama mesele mesafe değilmiş, onu anladık. Mesele süreçmiş.

Karayolları dedi ki:

“Bu tarihi köprünün kaldırımlarını yenileyeceğiz.”

Güzel. Alkışladık. Tarihe sahip çıkmak iyidir.

Bir taraf yapıldı. Mermer. Hem de öyle böyle değil… Adeta “Bursa Buz Pisti Deneme Alanı.” Kar yağdı mı yürüyen değil kayan kazanıyor. Tepkiler büyüyünce bir açıklama geldi:

“Onları tırtıklayacağız.”

Sağ olsunlar, rende sesiyle umutlandık. Köprü spa bakımı görmüş gibi pürüzlendi. “Tamam” dedik, “olur böyle şeyler.”

Sonra sıra karşı tarafa geldi.

Ve işte orada zaman durdu.

İki aydır kapalı. Ramazan’da trafik zaten iftara dakikalar kala insanın iç muhasebesini yaptıracak kıvama geliyor. Şeritler daralıyor, kuyruk uzuyor, kornalar ilahi korosuna dönüyor. Yayalar desen ayrı bir macera. Karşıya geçmek artık bir spor dalı: “Setbaşı Engel Atlama.”

Ama asıl mesele şu:

Ortada çalışma yok.

Ne bir iş makinesi,

Ne bir ustanın beli bükülmüş silueti,

Ne bir çay ocağından yükselen buhar…

Sanki görünmez müteahhitler var. Metafizik ekip. Gece çalışıp gündüz kayboluyorlar desen, sabah da bir ilerleme yok. O zaman insan ister istemez soruyor:

Bu iş günlük mü?

“Bugün de biraz bekletelim, yarın da bakalım” mı deniyor?

Yoksa köprüye “yavaş yavaş restore” konsepti mi uygulandı?

Belki de bu bir sabır projesidir. Bursa halkının dayanıklılık testi. “Bir köprü yenilenirken şehir ne kadar dayanabilir?” başlıklı sosyolojik bir deney.

Açıklama yok. Şeffaflık yok. Ama trafik var. Bol bol.

Şoförler direksiyon başında hayatı sorguluyor.

Yayalar kaldırım yerine kader planı yapıyor.

Esnaf müşteriyle değil, korna sesiyle muhatap.

Ve köprü…

1953’ten beri ayakta duran o mütevazı yapı muhtemelen içinden şöyle diyor:

“Ben sel gördüm, kriz gördüm, nice kış atlattım. Ama en büyük sınavımı kaldırım yenilemesinde veriyorum.”

Biz aslında bir köprüden geçmiyoruz artık.

Biz her gün küçük bir inşaat bilmecesinden geçiyoruz.

Ve bu hikâyenin adı belli:

Setbaşı Köprüsü

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }