Sakarya’da Meşruiyet Krizi: Şaibe ve Skandalın Gölgesinde!
Giriş: Yerel Yönetimin Sarsılan Ahlaki Temelleri
Sakarya; sadece Marmara’nın stratejik bir geçiş güzergâhı değil, Türkiye’nin siyasi bilincini ve toplumsal yapısını ayakta tutan temel taşlarından biridir. Ancak bugün bu kadim kent, hizmet odaklı vizyon projeleriyle anılmasından ziyade, yönetim kademelerinden sızan ağır bir etik yozlaşmanın kuşatması altındadır. Şehrin yönetim iradesi, halkın birikmiş sorunlarına köklü ve kalıcı çözümler üretmek yerine, kişisel skandalları ve şaibeli geçmişleri gizleme gayretine düşmüş birer savunma refleksine dönüşmüştür.
Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar’ın akademik geçmişi üzerine çöken şüphe bulutları ve Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu’nun belediye koridorlarına taşan özel hayat iddiaları, bu şehrin tertemiz çehresine sürülmüş ağır bir leke olarak kamuoyu vicdanını yaralamaktadır. Bu tablo, sadece geçici bir yönetim zafiyeti değil; şehrin tarihsel saygınlığının zedelenmesi ve halkın mukaddes saydığı emanetin açıkça suistimal edilmesidir.
1. Yusuf Alemdar ve Diploma Bilmecesi: Hakikatin ve Liyakatin Kaybı
Günümüz kamu yönetimi anlayışında liyakat, bir yöneticinin o koltukta oturması için sahip olması gereken en temel ahlaki ve hukuki meşruiyet anahtarıdır. Yusuf Alemdar’ın Serdivan’dan Büyükşehir makamına uzanan serüveni, ne yazık ki somut başarılarından ziyade, aşılması imkânsız bir "diploma şaibesi" ile gölgelenmiştir. Siyasetin şeffaf ve hesap verebilir olması gereken ikliminde, bir şehrin en üst yöneticisinin tahsil hayatına dair uyanan ciddi kuşkular, o makamın saygınlık zırhında açılmış onarılamaz bir çatlaktır.
Siyasal iletişim literatüründe, doğrulanması son derece basit olan bir konuda sergilenen inatçı sessizlik, kamuoyu nezdinde iddiaların doğruluğunu zımnen kabullenmek anlamına gelmektedir. Eğer bir belediye başkanı, elinde tuttuğu yetkinin ahlaki belgesi olan diplomasını toplumla paylaşmaktan ısrarla kaçınıyorsa, yönettiği devasa bütçelerin üzerinde nasıl bir güven ortamı tesis edebilir? Zira bu belirsizlik, ömrünü eğitim yolunda harcayan binlerce gencin adalet duygusunda onarılamaz bir kırılmaya yol açmaktadır. Diploma sadece bir kâğıt değil, o makamda oturmanın onur nişanesidir; nişanesi şaibeli olanın, Sakarya’nın yarınlarını aydınlatacak bir vizyon meşalesi yakması imkansızdır.
2. Mutlu Işıksu ve Makamın Saygınlığında Yaşanan Ahlaki Çözülme
Adapazarı cephesinde ise durum, sadece idari bir zafiyet değil, toplumsal değerlerin ve kurumsal disiplinin sınırlarını zorlayan hazin bir ahlaki kayıp; makamın onuru ile şahsi arzuların yer değiştirdiği bir savrulmadır. Bir belediye başkanı, personeline karşı hem bir lider hem de şehrin manevi değerlerini koruyan en üst düzey temsilci olmak zorundadır. Ancak makamın gücünü şahsi bir ayrıcalığa dönüştürmek, o makamın temsil ettiği tüm değerleri yerle bir eder.
Belediye binasını, Sakarya'nın geleceğini hizmetle inşa etmekten ziyade kişisel arzuların tatmin sahası haline getirmek, kamu etiğinin topyekûn iflasıdır. Personel arasında "liyakat mi yoksa yakınlık mı?" sorusunun sorulmaya başlandığı bir ortamda, ne çalışma barışından ne de hizmet aşkından söz edilebilir. Işıksu’nun bu isnatlar karşısındaki vurdumduymaz tavrı, halkın emanetini şahsi bir mülk gibi görmesinin bir yansımasıdır. Kurumsal disiplinin bu denli hoyratça harcanması, belediye yapısının dayandığı ahlaki sütunları yıkarak kurumsal vakarın zeminini telafisi güç bir enkaza dönüştürmektedir.
3. Siyasal Meşruiyetin Kaybı: Şehremin Sıfatından Şaibeli Yönetime Evrilen Süreç
Kamu yönetiminde belediye başkanlığı, sadece idari bir yetki alanı değil; kadim geleneğimizde “Şehremin” sıfatıyla tanımlanmış bir emanet makamıdır. Bu sıfat, şehri yöneten kişinin hem hukuki hem de ahlaki açıdan şehrin en güvenilir ismi olmasını şart koşar. Ancak Sakarya özelinde tanık olduğumuz tablo, bu güven zırhının her iki koldan delindiğini göstermektedir.
Bir yöneticinin akademik liyakatinin tartışmaya açılması, o yöneticinin aldığı her kararın, şekillendirdiği her bütçenin ve kurduğu her stratejinin üzerine bir gölge düşürür. Zira kendi geçmişinde şeffaf olamayan bir iradenin, kamu kaynaklarının yönetiminde dürüst olması beklenemez. Öte yandan, makamın vakarını şahsi zaaflarla zedeleyen bir anlayış, kurum içindeki hiyerarşik disiplini ve personel arasındaki adalet duygusunu kökünden sarsar. Siyaset biliminde yöneticiler kendi etik sınırlarını aşağı çektikçe, kentin vizyonu da o dar sınırlara hapsolur. Sakarya gibi dinamik ve toplumsal değerleri yüksek bir kentte, yönetimdeki bu erozyon sadece birer "magazin haberi" değil, şehrin gelecek nesillerine bırakılacak olan idari mirasın temelinden sarsılmasıdır.
4. Kurumsal Çözülme ve Sakarya’nın Belirsiz Geleceği
Belediye koridorları, halkın refahını artıracak projelerin oluşturulduğu merkezler olmak yerine; bugün bir yanda şaibeli unvanları aklama gayreti, diğer yanda ise makamın vakarını hiçe sayan mahrem savrulmalarla yankılanıyor. Bu vahim tablo, Sakarya’yı bir "skandallar şehri" imajına hapsetmekte ve yerel yönetimin dayandığı tüm etik ilkeleri içten içe çürütmektedir. Her iki başkanın da bu süreçteki ortak stratejisi; toplumu görmezden gelmek, iddiaları geçiştirerek zamanın unutturucu gücüne sığınmaktır.
Sakarya halkı, yönetimin bu ağır iddialar altında nasıl ezildiğinin farkındadır. Yusuf Alemdar şeffaflık ilkesini yok eden diploma belirsizliğiyle, Mutlu Işıksu ise belediye içi özel gündemleriyle Sakarya için artık birer "yönetim sorunu" değil, idari birer kriz haline gelmişlerdir. Şeffaflığın olmadığı yerde yolsuzluk, dürüstlüğün yittiği noktada ise erdem ve adaletin sarsılmaz ekseninden geri dönülemez bir savrulma başlar; toplum ile yönetim arasındaki o mukaddes güven bağı kopma noktasına gelir.
Sonuç: Sakarya’nın Haysiyet Sınavı
Sakarya, bu iki ismin idaresinde hem temsil kabiliyetini yitirmiş hem de güven zeminini kaybederek idari bir çıkmaza sürüklenmiştir. Halk artık bu etik dışı tabloya bir son verilmesini beklemektedir. Ya Yusuf Alemdar o diplomayı kamuoyuna sunarak bu şüpheyi tamamen kaldıracak ya da o koltuktan çekilecektir! Mutlu Işıksu ise ya halkın kendisine sunduğu "Şehreminlik" payesini şahsi savrulmalarından arındırarak o makamın haysiyetine iade edecek ya da bu ağır vebalin gölgesinde tarihin tozlu sayfalarına mahkûm olacaktır! Sakarya’nın kaderi, kişisel hırslara kurban edilemeyecek kadar değerlidir. Bu şehir, liyakatsizliğe teslim olmayacak kadar sarsılmaz bir iradeye sahiptir.
AHMET KACIR
Kaynakça
5176 Sayılı Kamu Görevlileri Etik Kurulu Mevzuatı: Belediye başkanlarının dürüstlük, tarafsızlık ve saygınlık yükümlülükleri üzerine yasal çerçeve.
Yerel Yönetimlerde Liyakat ve Şeffaflık Raporları (2024-2025): Akademik belgelerin kamu görevindeki meşruiyeti ve idari güven üzerine analizler.
Çağdaş Siyasal İletişimde Kriz Yönetimi: Sessizliğin kabullenişi teorisi ve toplumsal yansımaları üzerine vaka çalışmaları.
Yerel Yönetimlerin Sosyolojik Temelleri: Şehir yöneticisinin sahip olması gereken ahlaki ve hukuki vasıflar üzerine incelemeler.
Sakarya Yerel Basın Arşivi: 2024-2025 yılları arasında belediye başkanları hakkında çıkan iddiaların kronolojik takibi ve kamuoyu analizleri.