Geçen yıl yaş meyve sebze üretiminde oldukça zorlu geçerken 2026 yılında da alarm zilleri çalıyor. Ancak bunun nedeninin kuraklık değil kur baskısı ve ihracattaki son durum olduğu belirtiliyor.
Yaş meyve ve sebze fiyatları özellikle kuraklığın etkisi ile oldukça yükseldi. OECD verilerine göre gıda enflasyonunun en yüksek olduğu Türkiye’de fiyatlar son dönemde dengelense de 2026 yılının da oldukça zorlu geçmesi bekleniyor. Ancak bu sefer beklenen yüksek fiyatların nedeninin kuraklıktan ziyade kur baskısının olduğu belirtiliyor.
Dünya gazetesinden Cihan Oruçoğlu’nun haberine göre, Uludağ İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Berdan Ber, üretimde mevsim koşullarının şu ana kadar olumsuz bir etkisi olmadığını belirterek, maliyetler, kur politikası ve lojistik tarafındaki baskının sürdüğünü vurguladı. Ber, özellikle devlet destekli rakip ülkelerin Türkiye’nin pazar payını zorladığını ifade etti.
Ber, son dönemde üretimde öne çıkan ülkelerden biri olan Mısır’ın, ihracata doğrudan devlet destekleriyle uluslararası pazarlarda daha agresif hale geldiğini belirterek, “Büyük emekle elde edilen pazarları kaybetmek çok kolay olabiliyor”değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin dünyanın 4. büyük yaş meyve sebze üreticisi olduğunu hatırlatan Ber, toplam üretimin yalnızca yüzde 7-8’lik bölümünün ihracata konu olduğunu, ancak ihracatın özellikle örtü altı üretim ve meyvecilikte üretici için en önemli motivasyon kaynağı olduğunu vurguladı.
ÜRETİCİ KAZANAMIYOR, TÜKETİCİ PAHALI YİYOR
İç piyasada tüketicinin yüksek fiyatla karşılaşırken üreticinin yeterince kazanamaması tartışmasına da değinen Ber, 2025’in don felaketi ve maliyet şokları nedeniyle istisnai bir yıl olduğunu söyledi.
Tarla ile raf arasındaki fiyat farkının yalnızca aracılık marjlarından kaynaklanmadığını belirten Ber; işçilik, ara nakliye, ayıklama, paketleme, ambalaj, vergi, işletme giderleri ve şehirler arası lojistik maliyetlerinin fiyat oluşumunda belirleyici hale geldiğini ifade etti.
Ber, bugün örtü altı bir ürünün üretim maliyetinin asgari 30 TL/kg seviyesine ulaştığını, ürünün hazırlanma biçimine göre bu rakamın daha da yukarı çıkabildiğini kaydetti. Ber’e göre, tarladan son tüketiciye uzanan zincirde oluşan ek maliyetler çoğu zaman üretim maliyeti kadar yüksek seviyelere ulaşabiliyor.
NAVLUN ARTIŞI KÂRLILIĞI TÖRPÜLÜYOR
Navlun maliyetlerindeki artışın, sektördeki diğer girdi baskılarıyla birlikte ihracatçının kârlılığını zayıflattığını belirten Ber, özellikle Uzak Doğu ve denizaşırı pazarlarda lojistik maliyetlerin daha belirgin bir sorun haline geldiğini söyledi.
Ber, bu pazarlarda devlet destekli hava ve deniz lojistiği modellerinin devreye alınmasının pazar payını artırabileceğini savunurken, yakın coğrafyada ise dönemsel navlun desteği ya da vergisiz mazot desteği gibi mekanizmaların ihracatçıyı rahatlatabileceğini kaydetti.
2025 ÇOK ZORLU GEÇTİ
Yeniçağ'dan Serkan Talan'ın haberine göre, Berdan Ber, yaş meyve sebze sektörünün 2025’i üretim ve ihracat açısından zorlu koşullarda kapattığını belirtti. Ber, özellikle nisan ayında yaşanan don felaketinin meyve rekoltesinde ciddi kayıplara yol açtığını, bu durumun hem ihracat hacmini düşürdüğünü hem de iç piyasada fiyatları yukarı çektiğini ifade etti.
Ber’in verdiği bilgiye göre, 2025’te bir önceki yıla kıyasla ihracatta miktar bazında yüzde 16 düşüş, değer bazında ise yüzde 9 artış yaşandı. Böylece yaklaşık 4,2 milyon ton seviyesindeki ihracat 3,5 milyon tona gerilerken, ihracat geliri 3,4 milyar dolardan 3,7 milyar dolara yükseldi.
Nisan ayındaki don olayının özellikle kiraz, şeftali, armut, elma, nar ve ayva gibi ürünlerde ciddi ürün kaybına neden olduğunu belirten Ber, çiçeklenme ve tomurcuklanma döneminde yaşanan bu kayıpların ihracat performansını doğrudan etkilediğini vurguladı.