Medeniyetimizin Hassas Terazisi (Hatırlatma)

Medeniyetimizin Hassas Terazisi (Hatırlatma)

Bazı hakikatler vardır ki kitaplarda yazmaz; nesilden nesile sözle değil, hâlle aktarılır. Medeniyet dediğimiz şey de aslında böyle bir sırdır. Taşlarda görünür, fakat taştan ibaret değildir.

Tarihte okunur, fakat tarihe sığmaz. O, görünmeyen bir terazinin görünür dünyadaki yansımasıdır.Bu terazi, insanın dışını değil özünü tartar.Çünkü medeniyetin gerçek ölçüsü, kalabalık meydanlarda değil; kimsenin görmediği anlarda ortaya çıkar. Bir insanın güç sahibi olduğunda ne yaptığı, yalnız kaldığında ne düşündüğü, kimse duymuyorken ne söylediği.

İşte terazinin ibresi orada titrer.Bizler uzun zaman binaları medeniyet sandık. Oysa medeniyet duvar örmek değil, gönül inşa etmektir.

Şehirler yükselirken kalpler küçülüyorsa, bilgi artarken hikmet eksiliyorsa, söz çoğalırken mana kayboluyorsa; terazi sessizce bozuluyor demektir.Medeniyetimizin büyük sırrı, insanı eşref-i mahlûkat kabul etmesindeydi.

Bu yüzden bir gönül kırmak, bir mabedi yıkmak kadar ağır görülürdü. Çünkü bilenler şunu anlamıştı; Taşın tamiri vardır, fakat kırılmış bir kalbin yankısı nesiller boyunca sürer.

Bugün insanlık büyük bir hızla koşuyor. Fakat nereye gittiğini bilmeyen bir koşunun kazananı olmaz. Modern çağın en büyük yanılsaması da budur; hareketi ilerleme sanmak.Oysa hakikat bazen durup kendine bakabilmektir.

Bir zamanlar atalarımız gökyüzüne bakınca yıldızları değil, nizamı görürdü. Suya bakınca yansımasını değil, emaneti görürdü. İnsana bakınca yüzünü değil, ruhunu görürdü. Çünkü onların terazisinde madde son söz değil, ilk perdeden ibaretti.

Şimdi yeniden sormak gerekiyor;Kaybettiğimiz şey gerçekten güç mü, yoksa anlam mı..?Çünkü anlamını kaybeden toplumlar önce yönlerini, sonra hafızalarını, en sonunda da kendilerini kaybederler.

Medeniyetimizin hassas terazisi hâlâ kuruludur. Ne eksik ne fazla tartar. Ona ne koyarsan onu gösterir. Eğer kibir koyarsan çöküşü gösterir.

Eğer adalet koyarsan yükselişi gösterir.

Eğer merhamet koyarsan bereketi gösterir.Ve belki de bütün mesele budur;Dünya bizi tartmıyor.Biz her gün kendi medeniyetimizin terazisinde tartılıyoruz.

Sessizce...

Kimse görmeden...

Fakat hiçbir şey kaybolmadan...

Bu üslup daha çok "derin tefekkür ve sır dili" taşır.

Bazen sır kendi dilinden kalbini saklamaktır...

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }