Maduro’nun Hazin Sonu

Maduro’nun Hazin Sonu

“İşledikleri günahlardan ötürü zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmının peşine takarız.” (En’am:129)

Gerekçesi farklı olsa da ABD’nin Ortadoğu’ya müdahalesinin bir benzeri Latin Amerika’da (Venezüella) yaşandı. Söz konusu emperyalist müdahale, aynı zamanda BM ve uluslararası hukuka karşı da yapılmış açık bir darbedir.

Bir devlet başkanı ve eşinin başka bir devlet tarafından askeri operasyonla kaçırılması hukuksuz olduğu kadar ahlaksızlıktır da. Trump yönetiminin bu haydutça tutumu artık birçok devlet için açık bir tehdit oluşturmaktadır.

Hangi devlete karşı yapılırsa yapılsın, benzer operasyonlar kabul edilemez. Bir devlet başkanını New York sokaklarında araç içinde teşhir etmek ise sadece aşağılayıcı değil, aşağılık da bir durumdur. Trump yönetiminin bu ahlak dışı tutumu asla hoş karşılanamaz.

Hiçbir gerekçe, bir devletin emperyal amaçlarla başka bir devlete askerî müdahalesini meşrulaştırmaz. Gücün ve güçlünün egemen olduğunu, dünyayı yönettiğini çok iyi biliyoruz ancak güçlüyü güçlü olduğu için haklı görmenin yanlış oluğunu da bilmeliyiz. Bu nedenle haydutluğa, hukuksuzluğa, zorbalığa, müdahaleye sessiz ve tepkisiz kalmak yerine en azından vicdan, ahlak ve hukuk için de gerekli duyarlığımızı göstermeliyiz.

Bunu yaparken de Nicolas Maduro ve yönetimine sahip çıkmamız gerekmiyor. Bizim, sırf anti-emperyalist diye diktatörlerin yanında olmak gibi bir sorumluluğumuz yoktur. Maduro’nun, ülkesini hukuksuz, keyfi, zorbalıkla, tehdit ve baskıyla yönettiği sır değildir. Seçimlerde hile yaptığı, muhalefete yönelik baskı uyguladığı, muhaliflerini tutuklattığı, ülke kaynaklarını ailesine ve yandaşlarına dağıttığı, büyük bir servet ve haksız bir güç elde ettiği biliniyor. Devleti, işbirlikçilerinin desteği ile tek başına yönetmekle de kalmamış, onlarla birlikte soymuş ve hortumlamış. Venezüella, dünyanın en zengin petrol üreticisi olduğu halde halkı yoksulluk ve sefalet içinde yaşam mücadelesi veriyor.

Maduro’nun, “devlet başkanı olarak kokainle beslenen yolsuzluğun kendi yararına, rejimin yararına ve aile üyelerinin yararına gelişmesine izin verdiği” iddiaları da görmezden gelinemez.

--

Diktatörler, zalimler de bilsinler ki zulümle abad olunmaz, yaptıkları yanlarına kalmaz. Onlardan çok daha güçlü, ABD gibi emperyal ve ceberut yönetimler de var, kendilerini terbiye edecek daha büyük zalimler de var.

Zalimlerle aynı ideolojiye, din ve inanca sahip olunduğu için zulümlerine rıza göstermek, “bizden” diye sahip çıkmak, halkına yaptığı zulmü görmezden gelmek insanlık ve ahlakla bağdaşmaz.

Kuşkusuz emperyalist müdahaleye karşıyız ancak objektif ve sağduyulu olmayı öncelemek durumundayız. Ne yazık ki devlet ve siyaset insanlarımızın açıklamaları sağduyu ve adalet anlayışından oldukça uzaktır. Her ne kadar kendi ülkesinde adaleti önemsemeyen devlet ve siyaset insanlarının uluslararası adalet ve hukuk çağrısı inandırıcı olamasa da bu çağrıyı beklediğimi ve yapılmamasını da Türkiye adına büyük bir eksiklik olarak gördüğümü belirtmeliyim.

Bu konuda en makul açıklamanın Türkiye’nin 11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den geldiğini de belirtmek zorundayım:

"Maduro, kendi halkına acılar çektiren yanlış bir kişi. Fakat bir askeri operasyonla evinden kaçırılması açık bir şekilde uluslararası hukukun ihlalidir. Bu kapının ABD tarafından açılması çok tehlikeli gelişmelere yol açacaktır."

Abdulbaki Erdoğmuş


{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }