Kadın Fıtratının İktidarla İmtihanı

Kadın Fıtratının İktidarla İmtihanı

​AKP'nin çeyrek asra yaklaşan iktidarı süresince "özgürleşme" ve "istihdamı artırma" söylemleriyle yürütülen politikalar; toplumun çekirdek birimi olan aileyi temelinden sarsan, kadını evinden ve manevi kimliğinden uzaklaştıran sistemli bir yıkım sürecine dönüşmüştür. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın, kadının hukukunu ve şahsiyetini muhafaza etmek yerine onu lojistik sektörünün ağır vasıta operatörlüğü gibi alanlara yönlendirmesi; münferit bir tercihin ötesinde, dışa bağımlı yönetim anlayışının somut bir tezahürüdür. Toplumsal bir ilerleme gibi takdim edilen bu ideolojik sürüklenme, kadının mevcudiyetini zevale uğratan ciddi bir zihniyet sapmasıdır. Gelecek nesiller bu dönemi; kadını özgürleştirenler olarak değil, onu asli mahiyetinden koparıp aile bütünlüğünü tasfiyeye mahkûm edenler olarak anlatacaktır.

​İlahi Nizam ve Emanetin Mesuliyeti

​Yaratılışın esasları ve ilahi nizamın ölçüleri ışığında; kadının asli vazifesinin sanayi ve lojistik sektörünün istihdam sahasına mahkûm edilmek olmadığı açıkça görülmektedir. Hikmet-i ilahi gereği, her varlığa kendi mahiyetine uygun bir vazife ve mesuliyet yüklenmiştir. İslam hukukunda kadının iktisadi ihtiyaçlarını karşılamak; babasına, eşine veya mahremine ait bir sorumluluktur. Kadın, ailenin ve cemiyetin odağında yer alan nezaket timsali, müstesna bir şahsiyettir. Onu bu ulvi konumundan uzaklaştırmak; sadece bir anneyi evinden ve yuvasındaki kıymetli varlığından mahrum bırakmakla kalmaz; aynı zamanda toplumun maneviyatını zayıflatır ve sosyal düzenin de bozulmasına sebebiyet verir.

​Bir kadını günlerce yollarda, sınır kapılarının belirsiz ortamında bir araç kabinine hapsetmek, ona yapılabilecek en büyük haksızlıktır. Fıtri zarafetin temsilcisi olan kadın, uygulanan hatalı politikalarla kendi şahsiyetinden koparılmakta ve uzun yolların sert ikliminde ruhen aşınmaya maruz bırakılmaktadır. Ahlaki sürekliliğin teminatı olan bu güzide varlığa; yolların ağır ve yıpratıcı meşakkatini yüklemek, milletin geleceğine karşı işlenmiş bir ihanettir.

​Toplumsal Çözülme ve Mahremiyetin İstilası

​Kadının cemiyet içindeki asli mahiyetinin sistemli bir biçimde değiştirilmesi; bugün telafisi güç bir tahribata ve kimlik kaybına işaret etmektedir. Aile toplumun temelidir ve bu müessesenin esas hâmisi kadındır. İktidarın, istihdam odaklı söylemlerin gölgesinde yürüttüğü siyaset; aileyi muhafaza etmekten ziyade, yapıyı içeriden dağıtan bir sürece dönüşmüştür. Hane içindeki düzenin bozulması, sokağın ve cemiyetin de dengesini altüst etmiştir.

Maddi kazanç veya kariyer uğruna feda edilen aile huzurunun hiçbir dünyevi kazançla ikamesi mümkün değildir. Kadının meşakkatli alanlarda varlık göstermesi, toplumsal hayattaki nezaket dilini de izale etmektedir. Merhametin kaynağı olması gereken bu nezih şahsiyetin, yolun meşakkatiyle kimlik değişimi yaşaması; zarafetin körelmesi ve fıtri dengenin bozulması demektir. Nitekim bu çözülme, hane içindeki çocuk eğitimini ve karakter gelişimini de doğrudan etkilemektedir. Buna bağlı olarak gelecek nesillerin anne terbiyesinden mahrum yetişmesi, cemiyet hayatında onulmaz yaralar açacaktır. Zira yaşanan bu çözülme, basit bir değişimden ziyade; toplumu manevi mirasından koparmayı hedefleyen sinsi bir müdahaleye işaret etmektedir.

​Şahsiyetin Aşınması ve Ruhsal Yabancılaşma

​Kadının ağır iş şartlarına teşvik edilmesi, bireysel bir tercihin ötesinde fıtri bir yıkımdır. Duygu derinliğiyle yoğrulmuş kadın fıtratı; ağır vasıta operatörlüğü gibi yalnızlık ve insani münasebetlerden kopuk bir hayatın meşakkatiyle hırpalanmaktadır. Bu ruhsal aşınma neticesinde kendi hakikatinden kopan kadın, zamanla ailesine ve kimliğine yabancılaşarak asli hüviyetinden hızla uzaklaşmaktadır. Kadını tabiatına aykırı çalışma sahalarına yönlendirmek, onu özündeki sükûnetten mahrum bırakarak iç huzurunu kaybetmesine sebebiyet vermektedir. Neticede kadının bu tür alanlara itilmesi bir hürriyet projesi olarak lanse edilse de; asıl hedef; kadını asli mahiyetinden koparıp kendine ve topluma yabancılaştırmaktır.

​Devletin Mesuliyeti ve Nesillerin İstikbali

​Söz konusu istihdam politikaları, kadını yalnızca iktisadi birer dişliye indirgemekte, manevi varlığını ise ihmal etmektedir. Bu sürecin arka planında; Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası merkezlerin "cinsiyet eşitliği" kriterlerine endekslediği milyarlarca dolarlık hibe ve kredi paketleri yer almaktadır. Dış güdümlü bu zihniyet; idari kademeleri kadın istihdamı üzerinden geliştirilen gizli bir dayatmaya mecbur bırakmaktadır. Dolayısıyla kadınların bu alanlara çekilmesi, basit bir iş gücü planlaması değil; aile yapısını zayıflatmayı hedefleyen finans sisteminin dayattığı ideolojik bir stratejidir.

​Mevcut politikaların göz ardı ettiği asıl tehlike, kadının nezaketinin sosyal hayattan çekilmesiyle oluşacak kültürel boşluktur. Kadın, aynı zamanda toplumsal zarafetin de ana kaynağıdır. Onu yıpratıcı iş kollarına mecbur bırakmak, cemiyet bünyesinde telafisi güç bir üslup kaybına ve karakter değişimine yol açacaktır. Zira bir medeniyetin seviyesi; kadının fıtri saygınlığına gösterilen hürmet ve onun şahsiyetine verilen ulvi değerle tecelli eder.

​Devletin asli mesuliyeti; ekonomik teşvikler uğruna kadını fıtratına aykırı alanlara mecbur bırakmak yerine, onun saygınlığını muhafaza ederek evlatlarını şuurla yetiştirebileceği imkânları sağlamaktır. Bu zihniyet sapmasından dönülmediği müddetçe; kaybeden sadece kadın olmayacak, milletin istikbali ve manevi mirası da büyük bir zevale uğrayacaktır.

​FATMA YILDIZ

​Kaynakça

​Akşit, C. (2021). İslam'da Kadın Hakları ve Fıtratın Korunması. İstanbul: Gaye Yayınları.

​Canan, İ. (2018). İslam'da Aile ve Çocuk Eğitimi: Fıtrat ve Mesuliyetler. İstanbul: Işık Yayınları.

​Dünya Bankası & Birleşmiş Milletler. (2023). “Cinsiyet Eşitliği” ve Kalkınma Finansmanı Strateji Raporları ve Hibe Kriterleri Belgeleri.

​Karakoç, S. (2015). Medeniyetin Şafağı ve Toplumsal Diriliş. İstanbul: Diriliş Yayınları.

​Kur'an-ı Kerim: Rum Suresi 30. Ayet, Nisa Suresi 34. Ayet.

​Mutahhari, M. (2018). İslam'da Kadın Hakları. İstanbul: Fecr Yayınları.

​Özkan, M. (2022). "Çalışma Hayatında Kadın ve Aile Kurumu: Psikolojik Tahliller". Sosyal Politika Dergisi, Sayı 14.

​Sayar, K. (2019). Ruhun Labirentleri: Değerleri Korumak. İstanbul: Timaş Yayınları.

​TÜİK & Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı. (2024). Kadın İstihdamı Strateji Belgeleri ve Güncel İstatistik Raporları (2020-2024). Ankara.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }