İmdat Butonundan Tehdit Unsuruna: KADES

İmdat Butonundan Tehdit Unsuruna: KADES

Kadına yönelik şiddetle mücadelede İçişleri Bakanlığı tarafından hayata geçirilen en işlevsel koruma tedbirlerinin başında Kadın Destek Uygulaması (KADES) gelmektedir. Özü itibarıyla kadını, hayati tehlike eşiğinde devletin kurumsal himayesiyle buluşturmayı hedefleyen bu sistem; binlerce kadının yaşam hakkını da teminat altına alan hukuki ve kurumsal bir güvencedir. Ancak uygulamada karşılaşılan somut gerçekler; sunulan her yasal ve teknolojik imkânın, kötüye kullanılma riskini de bünyesinde barındırdığını açıkça ortaya koymaktadır.

​Bugün sosyologların, emniyet mensuplarının ve adli makamların göz ardı edemediği gerçek; KADES’in asıl amacından saptırılarak, artık münferit vakaları aşan bir yaygınlıkla aile içi basit tartışmalarda bir sindirme taktiği ve psikolojik yaptırım aracı olarak kullanılmasıdır. Gündelik hayata yerleşmeye başlayan "Beni sinirlendirme, KADES'e basarım; polis gelir, görürsün!" pervasızlığı; sadece mevcut mevzuatın değil, ahlakın ve vicdanın da sınırlarını zorlayan bir aşınmaya işaret etmektedir.

​1. Devlet Otoritesinin Kişisel Öfkeye Alet Edilmesi

​Kolluk kuvvetleri, KADES üzerinden çağrı yapıldığı anda "kadının beyanı esastır" ve "öncelik can güvenliğidir" ilkeleriyle derhal harekete geçer. Sistemin sorgulamadan ve yüksek bir refleks hızıyla işlemesi, ne yazık ki manipülatif yaklaşımlar için elverişli zemin oluşturmaktadır. Eşine öfkelenen, fevri bir tartışmada üstünlük sağlamayı amaçlayan veya yalnızca muhatabını sindirmek isteyenler, bu acil müdahale hattını baskı unsuru haline getirmektedir. Hayati bir tehlike söz konusu dahi değilken, yalnızca muhatabını cezalandırma gayesiyle yapılan bir ihbar; devletin sunduğu yasal güvenceyi şahsi bir saldırı silahına dönüştürmek demektir.

​2. Pozitif Ayrımcılığın Suistimali ve Hukuki Aşınma

​Adalet sistemimiz, kadını şiddete karşı korumak adına pozitif ayrımcılık ilkesine dayanmaktadır. Bu, sosyolojik açıdan elzem bir adımdır. Ancak bugün gelinen noktada, söz konusu yasal korumanın bir saldırı vasıtası olarak kullanılması, hukukun temel felsefesiyle çelişmektedir. Devletin kadına tanıdığı koşulsuz itimat ve koruma önceliği, aile içi dengelerde haksız bir üstünlük kurma gayesine alet edilmektedir. Hakların bu şekilde ölçüsüzce suistimal edilmesi, adaleti tesis etmekten ziyade yeni mağduriyetlerin doğmasına zemin hazırlamakta ve toplumsal bütünlükte telafisi güç tahribatlara yol açmaktadır.

​3. Emanet Bilinci ve Manevi Sorumlulukların İhlali

​Aile ahlakı ve İslam hukuku perspektifinden bakıldığında; eşlerin birbirine karşı olan mükellefiyetleri, dünyevi yasaların ötesinde manevi birer yükümlülüktür. Allahû Teâlâ, Rum Suresi 21. Ayet-i Kerime'de eşlerin birbiriyle sükûnet bulacağını beyan buyurmuş; bu birlikteliğin özü olan meveddet ve rahmeti, doğrudan ilahi bir lütuf olarak kullarının kalplerine lütfetmiştir. Bakara Suresi'nde ise eşlerin birbirine "örtü/elbise" (libas) olduğu beyan edilerek, bu bağın birbirini koruyan, eksiklerini örten ve tamamlayan mahremiyeti vurgulanmıştır. Bu İlâhi Denge'yi asılsız beyanlarla bozmaya çalışmak, aileye bahşedilen o muhabbet iklimini ifsat etmektir.

​Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Veda Hutbesi’nde kadının hukukunu "Allah’ın emaneti" vurgusuyla muhafaza altına almıştır. Ancak bu emanet bilinci; pasif ve tek taraflı bir sahiplenme değil, eşlerin birbirine sadakat ve şefkatle bağlı olduğu, hak ve sorumlulukların iç içe geçtiği karşılıklı bir ahittir. KADES butonunu şahsi bir öfke aracı olarak kullanmak, bu mukaddes emanete ve "maruf ile muamele" (iyilikle davranma) prensibine doğrudan aykırıdır.

​4. Geri Dönüşü Olmayan Eşik: Psikolojik Kırılma

​KADES butonuna basıldığı ve kolluk kuvvetlerinin haneye intikal ettiği an, o aile çatısı altında telafisi güç bir psikolojik kırılma meydana gelir. Sistemin işleyişi gereği uygulanan ve erkeği müşterek konuttan uzaklaştıran tedbirler, ne yazık ki yapıcı bir çözüm sunmaktan uzaktır. Aylar boyunca yuvasından, çocuklarından ve kurulu düzeninden tecrit edilen bir babanın veya eşin, süre tamamlandığında hiçbir şey olmamış gibi geri dönmesi sosyolojik olarak neredeyse imkansızdır. Dolayısıyla KADES hamlesi ve ardından gelen tavizsiz yaptırımlar; tarafları uzlaştırmak bir yana, evliliği fiilen ve ruhen bitiren geri dönülmez bir eşik haline gelmektedir.

​5. Güvenin Suistimali ve Müdahale Zafiyeti

​Asılsız ihbarların artması, emniyet güçlerinin refleks hızını ve operasyonel dikkatini zamanla aşındırma riski taşımaktadır. Kolluk kuvvetlerinin her ihbara aynı hassasiyetle yetişme gayreti, bu manipülatif yaklaşımlar sebebiyle zamanla bir refleks zafiyetine dönüşebilir. Bu durumun en tehlikeli sonucu ise gerçekten hayati tehlike altındaki kadınların hakkı olan o süratli müdahalenin gecikmesine sebebiyet vermesidir. Yasal güvencelerin bireysel husumetlere alet edilmesi, hem sistemin etkinliğini sekteye uğratmakta hem de toplumsal adalet duygusunda telafisi güç yaralar açmaktadır.

​6. Aile Kurumunun Geleceği

​Bu tür koruyucu uygulamaların asılsız iddialarla birer şantaj unsuru haline gelmesi, toplumun en temel yapı taşı olan aileyi içeriden çökertmektedir. Eşlerin birbirini potansiyel bir tehdit gibi görmeye başlaması ve aile mahremiyetinin yerini hukuki ispat kaygılarının alması, aile kurumunun sonunu hazırlamaktadır. Boşanma süreçlerinde haksız delil üretme gayesiyle atılan bu adımlar; sadece bireyleri değil, toplumsal yapıyı da tahrip etmektedir.

​Sonuç ve Çözüm Önerisi

​Kadını ve aileyi koruma gayesiyle hayata geçirilen KADES, suistimal edildiği an bizzat muhafaza etmek istediği değerleri tehdit eden bir araca dönüşmektedir. Devlet, mağdurun can güvenliğini teminat altına alırken; bu güvenceyi şantaj unsuru haline getiren girişimlere karşı da caydırıcı bir denge sağlamak mecburiyetindedir.

​Bu kapsamda; asılsız ihbarların tespit edilmesi durumunda, bu eylemlerin "adli makamları yanıltma" suçundan etkin şekilde soruşturulması ve suistimali sabit görülenlere yönelik ağırlaştırılmış idari yaptırımlar uygulanması, gerçek mağdurların hakkını korumak adına elzemdir. Yasaların sadece cezalandırıcı değil, manevi sorumlulukları da hatırlatıcı gücü etkinleştirilmelidir. Zira güvenin yerini iftiranın aldığı bir cemiyette, ne aileyi ayakta tutabilmek ne de adaleti hakkıyla tesis edebilmek mümkündür.

​FATMA YILDIZ

​Kaynakça

​Aksoy, M. & Doğan, S. (2024). "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Elektronik Sistemler ve KADES'in Sosyolojik Etkileri". Türkiye Adalet Akademisi Dergisi.

​Diyanet İşleri Başkanlığı. (2025). Hadislerle İslam: Kur’an ve Sünnet Işığında Aile ve Kadın. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.

​Kur’an-ı Kerim. Bakara Suresi 187. Ayet ve Rum Suresi 21. Ayet Meali.

​Öztürk, N. (2025). "Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Kapsamında Pozitif Ayrımcılık ve Uygulamada Yaşanan Suistimaller".

​Şahin, M. (2024). "İslam Aile Hukukunda Eşlerin Karşılıklı Hak ve Sorumlulukları: Emanet Bilinci Üzerine Bir İnceleme". İlahiyat Tetkikleri Dergisi.

​T.C. Adalet Bakanlığı. (2024). Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü Verileri.

​T.C. İçişleri Bakanlığı. (2023). Kadın Destek Uygulaması (KADES) Değerlendirme Raporu.

​Yılmaz, H. (2025). Dijitalleşen Dünyada Hukuk ve Toplumsal Algı. Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }