İçi Boşaltılan Bir Kavram: LAİKLİK
Gerçekten Laik misiniz?
Bir kavram düşünün; herkesin dilinde olan ama birçoğunun tam olarak neyi savunduğunu bilmediği… Peki, bu kişiler gerçekten o kavramın özünü mü savunuyorlar, yoksa sadece alıştıkları bir sloganı mı tekrar ediyorlar?
Bugün her tartışmada sıkıştıkları an “laiklik, laiklik” diye protesto yapan ve kendi görüşü dışındaki herkesi öteleyen “okumuş cahil” bir toplulukla karşı karşıyayız. Bu güruh, savunduğunu sandığı değerin gerçekte ne anlama geldiğini hiç sorgulamadan, adeta bir kara düzen içinde ilerliyor.
Aslında bu sözde laikler, laikliğin gerçek anlamını da bilmiyorlar. Nasıl ki muhafazakâr kesimin bağnazı varsa, laik kesimin de bağnazı var.
Söz konusu çıplaklık ve ahlâksızlık olduğunda, “Burası özgür bir ülke, herkes istediğini yapabilir” diyerek kendilerini savunuyorlar. Fakat kendisi gibi yaşamayan insanların hayat tarzı gündeme geldiğinde aynı özgürlükçü tavrı sergilemeyi bir kenara bırakın; insanımızın kutsallarına hakaret ederek onları baskılamaya kalkıyorlar.
Aslında bu tutarsızlık, dillerinden düşürmedikleri o özgürlük maskesinin ne kadar sahte ve samimiyetsiz olduğunun en açık göstergesidir.
LAİKLİK DİNSİZLİK DEĞİLDİR
Gerçek laiklik; kimsenin kimseye baskı yapmaması, herkesin kendi inancını ve hayatını özgürce yaşayabilmesi demek. Diğer taraftan Atamız Gazi Mustafa KemalAtatürk, kendi vatanında insanlar arasında ayrımcılık yaratacak bir anlayışı asla bir ilke olarak benimseyip kanunlara eklemezdi. Onun benimsediği laiklik anlayışı toplumu bölmek için değil; tüm farklılıklara rağmen hep beraber, bir arada yaşayabilmemiz içindir.
İSLAM DİNİ EVRENSEL BİR DİNDİR
Özgürlük ve saygı denilince ilk bakmamız gereken İslam dinidir; çünkü Kur’an-ı Kerim’in “Dinde zorlama yoktur” ilkesi, bu özgürlük anlayışının temel taşını oluşturur. İslam’ın öncülük ettiği bu medeniyet anlayışının tarihî yansımalarından biri de Türkiye’dir. Türkiye; farklı dinlerin mensuplarının, kendi inanç esaslarına göre ibadetlerini özgürce sürdürebildiği bir yapıya sahiptir.
Yüce Allah, dünyada bu tür görüş farklılıkları olacağını bildiği için, Kur’an-ı Kerim’de hayatın her alanına dair hükümlere yer verdiği gibi; inanç özgürlüğü ilkesini de Kâfirûn Suresi ile en yüksek perdeden ilan etmiştir:
KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH’A SIĞINIRIM.
"De ki: Ey kâfirler! (Gerçeği örtenler, inkâr edenler)
Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem.
Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz.
Ben sizin kulluk ettiklerinize asla kulluk edecek değilim.
Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz.
Sizin dininiz size, benim dinim banadır."
(Kâfirûn Suresi)
Sözün özü; gerçek özgürlük sadece kendi hayat tarzını savunmak değil, başkasının tercihlerini de bir tehdit olarak görmeden kabul edebilmekten geçiyor.
SAYGILARIMLA, MEDİNE YÜKSEL