Bursa Işıl Işıl, Ama İçimde Bir Hüzün Var
Şu an Bursa'ya kuşbakışı bakıyorum.
Güneş yavaş yavaş batıyor. Gökyüzü kızılın en güzel tonlarına bürünmüş. Birkaç dakika sonra akşam olacak. Sokak lambaları yanacak, evlerin pencerelerinden ışıklar sızacak. Uzaktan bakınca her şey ne kadar güzel görünüyor...
Ama ben o ışıkların ardını düşünüyorum.
Bu şehirde milyonlarca insan yaşıyor. Kimisi bugün çok mutlu, kimisi bir hayaline kavuşmuş, kimisi sevdikleriyle aynı sofrada oturuyor. Ama biliyorum ki o ışıkların altında tarifsiz acılar da var.
Son zamanlarda önüme gelen dosyaları okudukça içime ağır bir hüzün çöküyor.
Evladını kaybetmiş anneler...
Bir telefonun bir daha hiç çalmadığı babalar...
Kardeşinin ardından suskunluğa gömülmüş insanlar...
Adalet arayan, sesini duyurmaya çalışan, yıllardır bir kapıdan diğerine koşan aileler...
Her dosyada ayrı bir hayat, ayrı bir umut, ayrı bir yıkım var.
Bazen onların anlattıklarını dinlerken boğazım düğümleniyor. Ne söylesem eksik kalıyor. Bir annenin evlat özlemini hangi cümle hafifletebilir ki?
Bana ulaşıyorlar.
Seslerini duyurmamı istiyorlar.
Yanlarında olmamı istiyorlar.
Ben de elimden geldiğince yanlarında olmaya çalışıyorum. Bir mesajla, bir paylaşımla, bir yayınla, bir ses olmaya çalışıyorum.
Ama bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum.
Çünkü onların acısına merhem olmak istesem de biliyorum ki bazı yaraların ilacı yok.
İşte bu akşam da Bursa'ya bakarken içimde tarif edemediğim bir burukluk var.
Şehir ışıl ışıl...
Ama ben o ışıkların altında saklanan gözyaşlarını görüyorum.
Belki de bu yüzden gökyüzünün kızıllığı bugün bana hüzün gibi geliyor.