BİRLİK VE BERABERLİK

BİRLİK VE BERABERLİK

Filistin tüm dünya Müslümanlarının içinde kanayan bir yara.

Yüz yıllardır çözülemeyen aslında çözümü istenmeyen ve hiç kapanmayan bir yara.

Bu kanamayı durdurmanın bir çaresi var mı bilmem ama Filistin halkı ve yöneticilerinin her ne pahasına olursa olsun ülkelerini korumak ve sahip çıkmak için ellerinden gelenin fazlasını yaptıklarını tüm dünya biliyor. 

Filistin’deki toprak satışının 2. Abdülhamit’in toprak satışını yasaklayan fermanına rağmen 1911 yılında ittihat ve terakkinin çıkardığı bir kanun ile toprak satışının resmileştiğini görüyoruz.

Kanaatimce cevaplanması gereken soru şu: Dünya Müslümanları zor durumda olan Filistin ve diğer kardeşleri için ne yapıyor?

Yıl oldu 2021 hala biz Müslümanlar birlik ve beraberlik içinde olamıyoruz.

İnternette Filistin ile ilgili o kadar çok bilgi var ki insan hangisini okuyacağını şaşırıyor.

Ben âcizane kardeşiniz bu yazımda Filistin’in işgal edilme sürecinden ziyade Filistin davası dediğimiz davaya farklı bir yönden bakmak istiyorum.

Merak etmişimdir Yahudilerin temelden beri kurulu bir devletleri var mıydı? Yoksa devlet olamamalarının sebebi ne idi? Yahudiler toplu olarak nerelerde yaşar ve yaşamlarını ne ile sağlarlar?

Başka bir merak konusu ise İsrail diye adlandırılan Filistin’in topraklarının etrafında Müslüman ülkeler var. Nasıl oldu da bu kadar Müslüman ülke arasında bu toprakları işgal edebildi ve etmeye de devam ediyor?

Yahudi tarihi ile ilgili Vikipedi’de yazdığına göre 1800 yıllarına kadar kurulu ve düzenli bir devletleri olmadığını ve bu yıllarda bunu dert edinen Theodor Herzl olduğu, özellikle 1. Dünya savaşından sonra Yahudilerin kendi devletlerini kurmaları gerektiğini söylediği ve bu konuda çok çabaladığını görebiliriz.

1900 yıllarının başından itibaren Filistin’e bir Yahudi göçü başladığını ve bir zaman sonra bu göçün önüne geçmek için Filistin halkının bir mücadeleye başladığını biliyoruz.

Peki, neden Filistin diye sorarsak. İlk aklımıza gelen ve gelmesi gereken, ilk kıblemizin Kudüs’te olması. Mescidi aksanın Müslümanların ilk kıblesi olması gelir akla. 

Yine İsra ve Miraç olaylarının Kudüs’te gerçekleşmesi, birçok peygamberin orda yaşaması ve orda vefat etmiş olmaları gibi Müslümanlar ve Yahudiler için çok değerli birçok olayın kudüste gerçekleşmiş olması. Dünyada inşa edilen ikinci mescidin mescidi aksa olması. Müslümanların ve Yahudilerin Mescidi Aksadan vazgeçebilmelerinin mümkün olmadığını gösteriyor. 

Peygamber efendimiz şu hadisi aslında her şeyi anlatıyor bize: “ Ziyaret için sadece üç mescide seyahat edilebilir: Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksâ.” (Kütüb-i Sitte 4549)

Bunların dışında çok verimli arazilere sahip olması. Yine Süleyman mabedinin orda kurulmuş olması gibi bir çok sebep vardır.

Ve beklenmeyen son; 2 bin yıldır kurulan ilk Yahudi devleti künyesiyle Siyonizm’in desteği ile İsrail ; 14 Mayıs 1948 yılında Telaviv’de saat 16.00 saatlerinde kuruluşunu ilan etti. Filistin halkı bu günü felaket olarak anarlar. Sadece Filistin halkı için mi bu bir felakettir?

İsrail; 1967 yılında Araplar ve İsrail ile yapılan, 6 gün diye adlandırılan savaşlarda çevresindeki Arap ülkelerinden toprak alarak Arap askerlerini geri püskürtmüş ve bu savaşı 6 gün gibi kısa bir zamanda kazanmıştır. Bu kadar kısa zamanda bu kadar askerle bu kadar toprağı nasıl almıştır. Biz bunun alt yapısının Siyonizm ve batılı ülkelerin desteği olduğunu biliyoruz. Biz Müslümanlar neden bu birliği sağlayamıyoruz. Ve neden bu gibi şeylerde hem fikir birliği hem de kuvvet birliği yapamıyoruz?

1977 yılında İsrail’i tanıyan ilk Arap ülkesi Enver Sedat’ın Cumhurbaşkanlığını yaptığı Mısır olmuştur. Bu olaydan sonra İsrail, elinde tuttuğu Sina’yı Mısır’a geri vermiştir. Şahsi ve sadece kendi devleti için bir şeylerden vazgeçen böyle liderlerin olması Müslüman bir toplumun kurulmasını nasıl zor duruma getiriyor artık sizler düşünün.

1982 yılındaki Sabra ve Şatilla kamplarında yüzlerce Filistinli katledildi, protesto ve kınama dışında dünyanın sesi çıkmadı. 

Wikipedi’ye baktığımızda 32 ülke dışında dünyadaki tüm ülkeler İsrail’i tanımış ve uluslararası bir ülke olduğunu kabul etmişlerdir. Türkiye’de İsrail’i tanıyan ülkelerin arasındadır maalesef. 2 ülke ise önce tanımış sonrasında bu kararını iptal etmiştir.

İsrail yine dünyada ekonomisi gelişmiş 24. Ülkedir. Çok gelişmiş ülkeler sıralamasında ise 17. Sıradadır.

Kurulalı 70 yıl olmasına rağmen bu kadar kısa zamanda, bu şekilde gelişmiş olması düşündürücü değil mi sizce de.

Yahudiler İsrail dışında birçok ülkede varlıklarını sürdürmeye devam ediyorlar. Tek amaçları ise; vaat edilmiş toprakları yani Filistin’i tamamen ele geçirmek. Dünyada tek amaçları bu. Bu kadar gayret, bu kadar çalışma kendileri için güya Tanrı tarafından söz verilmiş bu topraklara sahip olmak onlar için vaz geçilmez bir istektir.

İki bin yıldır bu sözü kendilerine şiar edinmiş bu topluluk kadar bizim bir hedefimiz olmalı değil mi? Sadece dünyaya gelmiş olmak için mi yaşıyoruz? Bir Müslüman olarak tek bir hedefimiz bile yok mu?

 İslam dini için öncelik yapmamız gereken dünya Müslümanları olarak tek elden birlik ve beraberliği temin etmektir. Sonrası zaten kendiliğinden gelecektir emin olun.

Filistin’e en büyük insani yardımlar Türkiye’den gider. Her şekilde Türkiye Filistinli kardeşlerinin her zaman destekleyicisidir. Ama canımızı acıtan asıl problem ise İsrail ile yapılan anlaşmalar, birlikte yapılan çalışmalardır. Sanki hiçbir şey yokmuş gibi hareket ediyor olmamız yaptığımız her iyiliği silip götürüyor.

Tüm dünya Müslümanlarının birleşmesi ve bu birlik ve beraberlik ile tüm dünya insanların refah ve huzur içinde yaşaması temennisi ile.

SELAMETLE KALIN SELAMETTE OLUN

SABRİYE TÜRKMEN KAYA