Bir Kurşun Bir Genci Değil, Bir Ailenin Hayatını Öldürdü

Bir Kurşun Bir Genci Değil, Bir Ailenin Hayatını Öldürdü

Bazı hikâyeler vardır ki duyduğunuz an yüreğinizde bir iz bırakır. Bazıları ise içinizde kapanmayan bir yara açar. Muhammet'in hikâyesi de onlardan biri.

Muhammet henüz 19 yaşındaydı. Okuyordu, çalışıyordu, geleceği için emek veriyordu. Düğün fotoğrafçılığı yapıyor, ailesine yük olmamaya çalışıyordu. Hayatının en güzel yıllarındaydı. Önünde kuracağı hayalleri, yaşayacağı yılları vardı.

30 Ekim 2024 akşamı işten çıkıp arkadaşlarıyla halı saha maçına gitmek üzere yola çıktı. O gün ne onun ne de ailesinin aklına, evden çıkarken son kez vedalaştıkları gelmişti.

Küçükçekmece Bağlar Caddesi'nde iki uyuşturucu çetesinin silahlı çatışmasının arasında kaldılar. Olayla hiçbir ilgisi olmayan gençlerin bulunduğu araca arkadan ateş açıldı. Atılan tek kurşun Muhammet'in başına isabet etti.

Bir annenin telefonu çaldı.

Bir ailenin dünyası karardı.

Bir evladın odası sessizliğe büründü.

İki gün boyunca hastane koridorlarında umutla beklediler. Belki gözlerini açar diye. Belki bir mucize olur diye.

Ama olmadı.

Muhammet, daha 19 yaşındayken hayattan koparıldı.

Bugün aradan 19 ay geçti. Ancak ailesi için zaman hâlâ o günde durmuş durumda. Çünkü takvimler ilerlese de evlat acısının zamanı yoktur.

Bu olayın en acı taraflarından biri de Muhammet'in hedef olmamasıydı. O yalnızca yanlış zamanda, yanlış yerdeydi. Suç dünyasının kirli hesaplaşmalarında hayatını kaybeden onlarca masum gençten biriydi.

Peki kaç genç daha?

Kaç anne daha mezarlıklarda evladına sarılmaya çalışacak?

Kaç aile daha adliye koridorlarında adalet arayacak?

Bugün yalnızca Muhammet'in davası görülmüyor. Bugün aslında toplumun vicdanı da yargılanıyor.

Çünkü adalet yalnızca suçluyu cezalandırmak değildir. Adalet, masum insanların yaşam hakkını korumaktır. Adalet, suç işlemeyi düşünenlere "dur" diyebilmektir. Adalet, yeni Muhammetlerin toprağa düşmesini engelleyebilmektir.

Ben mağdur ailelerin sesi olmaya çalışan biri olarak şunu görüyorum:

Hiçbir aile adliye kapılarında ömür tüketmek istemiyor.

Hiçbir anne evladının fotoğrafını taşıyarak adalet istemek istemiyor.

Hiçbir baba mezar taşına sarılarak yaşamak istemiyor.

Onların tek istediği şey; evlatlarının yaşam hakkının değerli olduğunun kabul edilmesi ve suçluların hak ettikleri cezaları alması.

Muhammet'in adı bugün bir dosyada yazıyor olabilir.

Ama o dosyanın içinde yarım kalmış bir hayat, yıkılmış bir aile ve vicdanlara bırakılmış büyük bir soru var:

Masum çocuklarımızı koruyamazsak, geleceğimizi nasıl koruyacağız?

Bu yüzden adalet mücadelesi sadece bir ailenin mücadelesi değildir.

Bu mücadele hepimizin mücadelesidir.

Çünkü başka Muhammetler ölmesin diye susmamak zorundayız.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }