BİR GÜNLÜK ÇİÇEK, BİR ÖMÜRLÜK ZULÜM

BİR GÜNLÜK ÇİÇEK, BİR ÖMÜRLÜK ZULÜM

Her yıl aynı gün, aynı tarihler olunca, önceden kurgulanmış robotlar gibi dünyanın her yerinde reklamlar, kampanyalar, çiçekler, süslemeler, sosyal medyalarda şarkılar ve dillerde dolaşan: “Kadınlar Günü kutlu olsun.”
Hemen hemen her kesimde birçok insanda aynı telaş görünür. Bazı insanlar banka kartlarını patlatırcasına en pahalı hediyeleri alırken, kadınların uğradığı haksızlıkları unutur.

Bazı insanlar ise hediye mağazalarının önünden geçerken, alamadığı hediyenin hayali ile dolaşıp durur, kadınların hediyelerden çok saygı ve sevgiye ihtiyaçları olduğunu unutur.

Bazıları ise sosyal medyada reklamını görür, kutlama için bir post göndererek o da kartel medyasını zengin eder, kadınları mutlu ettiğini zannederek.


Kur’an-ı Kerim’de “Siz akledesiniz diye” veya “Akletmez misiniz” diye soru edatıyla biten ayetler vardır. Gerçekten de aklımız ermiyor mu? Düşünemiyor muyuz?

Bu kutlamalar kimlerin işine geliyor? Kimlerin kazancına kat kat kâr sağlıyor? Ve gerçekten bu kutlama kadınlar için mi? Bu kadınlar günü kutlaması kimlerin ekmeğine yağ sürüyor, hiç düşünmüyor muyuz?

Bazı kesimler önceden bu kutlamalara “İslam’da böyle bir adet yok, böyle bir kutlama yok” diyerek feveran eder, tepkiler verirlerdi; şimdi ise onlar da kutluyor.

Neler oluyor, bu nasıl bir yozlaşmadır?
Vicdanı olan tüm erkeklere ve kadınlar günü dolayısıyla kutlama bekleyen tüm kadınlara soruyorum: Gerçekten mi? Gerçekten mi ya, siz inanıyor musunuz bu bir günle kadına değer verildiğine?
Bu nasıl değer vermektir? Kadınlar çiçek bahçesidir deniyor; onu çiçekler gibi muhafaza etmiyorsunuz, her türlü rüzgârdan, fırtınadan, kasırgadan gelecek zararlardan korumuyorsunuz.
Kadınlar mücevherdir deniliyor; onu mücevherler gibi muhafaza etmiyorsunuz, her türlü kirli işlerde çalıştırılıyor, değerini kaybettiriyorsunuz.

Adeta reklam aracı yaparak, üzerinden ticaret hacmini yükseltiyor kazancınıza kazanç katıyor ve resmen pazarlıyorsunuz.
Kadınlar melektir diye benzetme yapılıyor; bulundukları ortamlarda mobbinglere uğruyor ve ne çektiği sıkıntılara son verilip gözyaşları dindiriliyor, ne iş dünyasında ne de toplumda gerekli saygı ve ilgi gösteriliyor.
Kadınlar ay ve yıldız gibidir, yol gösterendir deniliyor; evlatları katlediliyor, gözyaşları sel olup akıyor.
Kadınlar okuldur deniliyor; okullarda öğrencileri tarafından katlediliyor veya veliler tarafından her türlü baskı ve korkutmalara maruz kalıyor.
Kadın topraktır deniyor; sevinç ve neşeleriyle dünyayı ısıtacak olan kız çocukları katledilip, kanlarıyla toprağı suluyorlar.
Kadınlar kale gibidir deniliyor; ancak ne Filistin’de ve başka İslam coğrafyasında kadınların bırakın kaleleri, başlarını sokacakları bir taş duvarları kalmadı.
Kadınlar köprüdür deniliyor; sadece Filistin’de resmî olan rakamlara göre otuz bin, resmî olmayan rakamlara göre ise daha fazla kadın katledildi.

Bugün İslam coğrafyalarına veya başka bazı ülkelere baktığımız zaman, kadınlara yapılan zulümler, işkenceler altında ezilen ve hayvanlar kadar değeri söz hakkı olmayan kadınların mı Kadınlar Günü kutlu olacak?
Kadın anadır, baş tacıdır deniliyor ve fakat ülkemizde son beş yılda bin altı yüz elli dokuz kadın boşanma yüzünden katledildi.

Haksız yere infaz edilen, suçlanan, yok sayılan, omuzlarına dünya kadar yük bindirilen, suçu olmadığı halde tutuklanan, saygısız ve ahlaksızca muameleler gören; çocuğunun beslenme çantasına koyacak bir dilim ekmeği olmadığı için onurunu hiçe sayarak çalışmaya zorlanan; evinde bir tas çorba kaynatamadığından dolayı tanınmamak için yüzünü kapatıp çöp konteynırından günlük yiyeceğini bulmaya çalışan kadının mı kadınlar günü kutlu olacak?


Gerçekten kutlanacak bir dünya mı yaşıyoruz? Daha dün yaşananları ne çabuk unutup kutlama eğlencelerine dalıyoruz?

Allah’ın ayetlerinde belirttiği gibi, ne zaman akledip aklımızı başımıza alıp Allah’ın emrettiği, Peygamberimizin örnek olduğu gibi yaşayacağız?

Bakınız Peygamberimiz (S.A.V.) Efendimiz Veda Haccında şöyle buyurmaktadır:
“Kadınlarınız hakkında Allah’tan korkunuz. Şüphesiz, onlar sizin yanınızda yardımcılarınızdır. Onları Allah’ın emaneti olarak aldınız ve Allah’ın adıyla nikâh kıyıp onları kendinize helal kıldınız.”
Başka bir Hadis-i Şerif’te ise: “Allah sizden, kadınlara karşı iyi ve hayırlı olmanızı ister. Çünkü onlar, sizin analarınız, kızlarınız veya teyzelerinizdir…” buyurmaktadır.

Ve yine Allah-u Teala (C.C.) bu konuda şöyle buyurmaktadır:
“Ey iman edenler! Kadınlara zorla varis olmanız size helal değildir. Apaçık bir edepsizlik yapmadıkça, onlara verdiğinizin bir kısmını ele geçirmeniz için de kadınları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin.” (Nisa suresi 19. Ayet)


İnsanlara yol gösterecek, ışık tutacak bu ve benzeri birçok ayet ve hadisi şerifler varken, neden siyonistlerin ve masonların tuzaklarına aldanıp hem kendimizi hem çevremizi hem de dünyamızı karanlıklara sürüklüyoruz acaba?
İslam’dan önce diri diri gömülen kız çocukları ve bir eşya gibi ticaret metası haline getirilen kadınlar; İslam’ın önderi Peygamberimiz ile kadınlara değer verilmiş, kız çocukları ve kadınlar hayat bulmuşken, öylesine huzur ve saadet içerisinde yaşamak varken, neden tekrar geriye doğru bir gidiş var inatla?

Günümüzde diri diri toprağa gömmek olmasa da manen o olaydan daha fazlası yapılmaktadır. Bir kere ölmek değil, her gün bin kere ölüyor kadın.

Bir Hadisi Şerif’te: “Sizin en hayırlınız, kadınlarına en iyi davrananızdır” buyurmuş Peygamber Efendimiz. Bunca karanlık zulüm bitsin artık; gelin hep birlikte bu zulme son verelim, bu siyonistlerin oyunlarına gelmeyelim. Peygamberimizin ve İslam önderlerinin bizlere aktardıkları ile hayatımıza yön verip kadınlarımızı ve evlatlarımızı mutlu etmeye çalışalım.
Evet, belki bugün “kutlu olsun” demek kolaydır. Ama asıl mesele şudur: Bir kadının korkmadan yürüyebildiği bir dünya kurmak. Bir annenin gözyaşını dindirmek. Bir kız çocuğunun hayallerini korumak. Bir kadın öldürüldüğünde sadece haber yapmak değil, bunu bir insanlık meselesi olarak görmek gerekir.
Çünkü kadın meselesi sadece kadınların meselesi değildir. Bu, insanlığın meselesidir. Bir anne ağlıyorsa, dünya eksiktir. Bir kadın korkuyorsa, medeniyet eksiktir. Bir kız çocuğu hayal kuramıyorsa, gelecek eksiktir. Ama umut vardır.
Bir gün… Bir annenin mezar taşına değil, evladının yüzüne bakarak güldüğü bir dünya kurulabilir. Bir kadının korkuyla değil, umutla yürüdüğü bir dünya kurulabilir. Bir kız çocuğunun hayallerinin yarım kalmadığı bir dünya kurulabilir.
İşte o gün geldiğinde…
Belki o zaman gerçekten şu cümleyi söyleyebiliriz:
Kadınlar Günü kutlu olsun. 🌹

Selam ve Hürmetler

Hf. Meryem Gezmişoğlu


{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }