ENSAR VE MUHACİR KARDEŞLİĞİ

“ İman edip hicret edenlerin ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat eden kimselerin mertebeleri, Allah katında daha üstündür. İşte onlar başarıya erenlerin ta kendileridir.” ( Tevbe -20 )

Gönderilen tüm peygamberler ya yurtlarından çıkarılmışlardır ya da çıkmak zorunda bırakılarak hicret etmişlerdir. Hicret ettikleri yerlerde yine peygamberlik ve insanlık görevlerini yaparak dinlerini anlatmak ve yaymak için uğraşmışlardır.

Dünyanın birçok yerinde özellikle Müslüman ülkelerde başlayan ve yıllarca devam eden halada bitmeyen iç savaşlar veya işgaller var. 

Bu ülkelerin başında Filistin’i işgal etmeye çalışan İsrail, Suriye’de, Libya’da ve Yemen’de devam eden iç savaşlar, Myanmar’da ve Doğu Türkistan’da vahşice yapılan soykırımlar gelir. 

Bu savaş ve işgaller sonucu ülkelerinden çıkmak zorunda kalan ve mülteci veya sığınmacı durumuna düşen insanların sayısı oldukça fazladır. Bu sebepten dolayı da Türkiye’de yıllarca mülteciler olmuştur ve hala da çok sayıda mülteci Türkiye’ye yerleşmeye devam etmektedir. 

Türk halkı bu mülteciler hakkında hiç konuşmamış ve bu mülteciler Türk halkını rahatsız edecek bir şey yapmamışlardır. Özellikle Afganistan’dan gelen mülteciler kendi çabalarıyla çalışmış veya okumuş ve kimseyi rahatsız edecek bir durum yaşanmamıştır.

Başta Suriye olmak üzere Türkiye’ye göç eden halklar arasında Irak, İran, Türkmenistan, Afganistan gibi ülkeleri sayabiliriz.

Türkiye, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan bir ülkedir ve bünyesinde yaklaşık 3,6 milyon kayıtlı Suriyeli mültecinin yanı sıra diğer ülkelerden toplam 365 bin kişiyi misafir etmeye devam etmektedir. Afganlar ise Türkiye'de Suriyelilerden sonra resmi sayı olarak kayıtlı en büyük ikinci göçmen gruptur.

 2011 yılında Türkiye Suriye’ye ve oradan gelen mültecilere odaklanmış ve önceleri Ensar Muhacir kardeşliği gibi görmüş ve Türk halkı Suriyelilere kucak açmıştır. Ama zaman ilerledikçe Türkiye’de yaşanan olumsuzluklar sebebiyle insanların artık tahammül gücü kalmamış ve Suriyelileri istememeye başlamışlardır.

  Evet, Suriye’de ve birçok ülkede savaş var bunu inkâr edemeyiz ama ya Türkiye’nin hali ne olacak diye de düşünmeden edemiyorum.

Yaşı büyük olanlar çok iyi bilirler Türk halkının Çeçenistan başta olmak üzere Bosna Hersek ve birçok ülke halkına yapılan yardımları. Yine bizler çok iyi biliyoruz ki bu ülke halkları asla ülkelerini terk etmemişler ve şehit olana kadar savaşmışlardır. Ülkemize yaralı gelip muayeneleri yapılan gazileri ve ülkemize gelen çocuk ve kadınları da biliyoruz. Ama son yıllarda yaşanan olumsuzluklar ve hoş olmayan davranışlar mültecilere karşı biraz mesafeli davranmaya insanları mecbur etmiştir. 

Hep aklıma şu soru geliyor ve kendime ve çevreme sürekli sorarım. Neden Suriyeliler ülkeleri için savaşıp şehit olmak yerine ülkelerini terk ediyorlar? Çocuklar ve kadınları anlarım ama ülkenin sağlıklı erkekleri de aynı durumda.

Bu sorunun cevabı olarak söylenen cümle şudur. Suriye’de iç savaş var kardeş kardeşi vuruyor. Zaten iç savaş olan ülkelerde kardeş kardeşi vuruyor. Biz bu tip iç karmaşaları İslam tarihinde de gördük. Her ne olursa olsun ülkelerini korumak ve sahip çıkmak uğruna bazen bazı şeyleri feda etmeli insan.

Dünyada Müslümanlara karşı açılmış birçok savaş ve memleketlerinden sürülmek istenen insanlar olduğunu biliyoruz. Başta Filistin, Bosna, Çeçenistan, Irak, Libya, Pakistan gibi ülkelerin başlarına gelenlere yıllarca şahit olduk hep beraber. Bu ülkelerin özellikle erkekleri savaştan kaçmak yerine ülkelerinde kalıp canları pahasına vatanlarını koruyan insanları düşününce bu aradaki çelişkiyi düşünmeden edemiyorum.

Türkiye’ye sığınanlar olmadı mı tatbikîde oldu. Ama bu sığınanların birçoğu çocuk, kadın veya yaşlı insanlardan oluşuyordu.

Yeri geldiğinde canları için, yeri geldiğinde dinleri için hicret etmek zorunda kalanlara selam olsun. Vatanı, dini, namusu için şehit veya gazi olanların şefaatlerine nail olabilmek ve onların gittiği yolda gidebilmek ümidi le. 

SELAMETTE OLUN SELAMETLE KALIN

SABRİYE TÜRKMEN KAYA