Emine Deniz Tanık Yazdı: ''Gerçekten Dünya Değişiyor mu ve Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak mı?''

Geçtiğimiz yıllarda Avrupa gazetelerinin manşetlerinde, Fransa, İngiltere gibi ülkelerdeki yaşı ilerlemiş insanların yazın sıcağında kendi hallerine terk edilmeleriyle ilgili dehşet verici haberler vardı.

Emine Deniz Tanık Yazdı: ''Gerçekten Dünya Değişiyor mu ve Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak mı?''

Evet, bu tüm dünyayı etkileyen salgından sonra dünya değişebilir ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayabilir ancak yapılacak çok fazla şey var.

Zayıflayan sosyal ve ruhsal bağların dünya çapında güçlendirilmesi, hayatı mücadeleden ibaret zanneden, güçlü olanın güçsüzü ezmesi gerektiği yalanına inanıp bütün hayatını bu sıkıntılarla geçirmiş insanların değer vermeyi, paylaşmayı, bencillikten ve kötülükten kurtulmayı öğrenmeleri gerekiyor.

“Komşusu açken kendisi tok yatanın bizden olamayacağını” hatırlamamız da…

Yakın dönem bu gibi eksikliklerin dehşet verici sonuçlarıyla dolu. Avrupa’ya bakalım:

Geçtiğimiz yıllarda Avrupa gazetelerinin manşetlerinde, Fransa, İngiltere gibi ülkelerdeki yaşı ilerlemiş insanların yazın sıcağında kendi hallerine terk edilmeleriyle ilgili dehşet verici haberler vardı.

Sıcak hava dalgası nedeniyle binlerce kişinin hayatını kaybettiği ve bunların büyük oranda yaşı ilerlemiş insanlardan oluştuğu, hatta bu ölümlerin günler sonra anlaşıldığı gibi detaylar yer alıyordu gazetelerde. 

Almanya’da da durum farklı değildi. Yaşlı insanlarla ilgili yine düşündürücü olaylar yaşanıyordu. En çok ilgiye, sevgiye ve bakıma muhtaç oldukları zamanlarında kendi topraklarında kalamıyor, aileleriyle vakit geçiremiyorlardı çünkü “daha ucuz” olduğu için Doğu Avrupa ve Asya’daki bakım evlerine gönderiliyorlardı.

Durum öyle bir hal almıştı ki gazetelerde Almanya’da adeta “yaşlı insan ihracı yaşandığı” dile getiriliyordu. Almanya’da yaşam standartlarının düşmeye başlamasıyla birlikte çok sayıda yaşlı ve hasta Alman vatandaşı Slovakya, Macaristan, Tayvan, Filipinler gibi ülkelere uzun süreli bakım için gönderilmişti. Bu durum “insanlık dışı ihraç” olarak eleştirildi…

Peki bu değişti mi? Korona virüsüyle ilgili Avrupa’daki haberlerin genelinden anladığımız kadarıyla çok değişmedi.

İspanya virüs vakalarının en fazla görüldüğü ülkelerden biri. Dezenfektasyon için gidilen huzurevlerinde askerler terk edilmiş yaşlıların cansız bedenlerini buldular.

Ayrıca kontrollerde, yaşlıların evlerinde tamamen terk edildiği görüldü ve hatta bazıları yataklarında ölü bulundu.

Belçika’da da durum hiç farklı değildi, huzurevlerinde Kovid-19'dan dolayı çok sayıda ölüm gerçekleşti. Fransa için de benzer bir tablo geçerli….

Avrupa böyle ama Amerika’da da durum farklı değil, insanların tek başlarına öldükleri ve yanlarında kimsenin olmadığı haberleri basında yer alıyor.

Tabi ki her türlü imkansızlığa rağmen dünya çapında fedakârca çalışan çok insan var, anne-babaları, yakın akrabalarıyla ilgilenenler de ama yine de bir yerlerden vicdanları rahatsız eden haberler gelmeye devam ediyor. Dünyanın gerçekten değişmesi gerekiyor ki vicdan eksikliğinden kaynaklanan, yukarıdaki gibi haberler hiç kalmasın.

Aslında Avrupa’da güzel örnekler de yaşanıyor ama tabi ki sayı çok az. Fransa’da yaşlı ve yalnız insanlara yardım etmek için başlatılan "Kırmızı Bez Dayanışması" bunlardan biri.

Evin penceresine asılan kırmızı bez ‘evde yaşlı, yalnız ve yardım isteyen kişi var’ anlamına geliyor. Bunu gören gençler o kişilere yardım götürüyorlar, ilgileniyorlar.

Gelelim Türkiyemize… Her türlü eleştiriye açık olan eksikliklere rağmen Türkiye bu virüs ile vargücüyle savaşan, yardımlaşmaların da en güzeliyle yaşandığı nadir ülkelerden biri.

Jandarmamız, polisimiz, askerlerimiz evlerinden çıkamayanların alışveriş listelerini alıp onlarla ilgileniyor bu da yürek ısıtan görüntüleri bize ulaştırıyor. Ama ülkemizde de gerçek anlamda bir değişim için ruhlarda tam bir iyileşme, ahlakta gerçek bir kalkınma yaşanması çok önemli.

Hayat sadece mücadeleden ibaret değildir, hayatta şefkat de vardır, yardımlaşma da. Hayat birlikte çalışınca, paylaşınca, mutluluğa ortak olunca, merhameti hissedince güzeldir.

Bu aslında ülkemizin çok iyi bildiği ve yaşadığı bir güzellik ama galiba zamanla bu hasletlerde bir körelme oluyor.

Teknoloji gibi nimetler insanları birbirine yaklaştıracak bir vesileyken uzaklaştırıyor. Ama şimdi bunu düzeltme zamanı, tekrar başlayarak, bazı unuttuklarımızı yeniden keşfetme ve yardımlaşmayla, sabırla iyilik yaparak ruhları iyieştirme zamanı.

Allah ülkemizi nuruyla sarsın, tüm dünyadan hastalıkları, sıkıntıları alsın, Katından hep rahmet etsin, her işimizi kolaylaştırsın, Kendini hiç unutturmasın, sevgisini en fazlasıyla bizlere nasip etsin inşaAllah.

Ahmet Kacir

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER