Emekli Yarbay Mehmet Alkan Yazdı: AKP’li Vekillere Açık Çağrı

Dünyanın ve ülkemizin virüs nedeniyle zor günler geçirdiği bugünlerde yüzbinlerce insan cezaevlerinde milyonlarca yakını ise evlerinde başka bir nedenle heyecanlı bir bekleyiş içinde.

Emekli Yarbay Mehmet Alkan Yazdı: AKP’li  Vekillere Açık  Çağrı

Emekli Yarbay Mehmet Alkan Mecliste görüşmeleri devam eden infaz indirimi yasasının iktidar açısından tehlikelerini ve çıkış yolunu yazdı.

Sayın vekiller!

Dünyanın ve ülkemizin virüs nedeniyle zor günler geçirdiği bugünlerde yüzbinlerce insan cezaevlerinde milyonlarca yakını ise evlerinde başka bir nedenle heyecanlı bir bekleyiş içinde. Nedeni malum, görüşmelerine devam ettiğiniz infaz indirimi yasası.

Birçok kesim kendine göre tasarı dışında kalması ya da kalmaması gereken suçlar konusunda görüşünü açıklayarak kamuoyu oluşturmaya çalışıyor. 

Eminim ki tasarı aynı haliyle çıkacak, muafiyetlerde kayda değer bir daralma olmayacak.

Çünkü yapılan görüşmeler yapılması gerektiği için yasak savma babından yapılıyor, orada sonucu belirleyen vicdanınız değil aldığınız talimat ve sayısal çokluğunuz.

Kanunun patronunuzun istediği gibi çıkacağına eminsiniz ama inanıyorum ki yine de iki sebeple içiniz kesinlikle rahat değil…

Birincisi patronunuzla vicdanınız arasında sıkışıp kaldınız, kendinizi çıkmaz sokakta hissediyorsunuz, pişmanlık içindesiniz!

Siz de biliyorsunuz ki 2023 hedefinize yani Atatürk Cumhuriyetini 100. yılında yıkıp yerine teokratik, otokratik, zümre egemenliğine dayalı bir Orta Doğu krallığı kurma hedefinize giden yolda önünüzdeki en büyük engel olan TSK’yı bertaraf etmek için kullandığınız cemaatle işiniz bitip güç kavgasına tutuştuktan sonraki süreçte meydana gelen, sorgulatmadığınız için hala soru işaretleriyle dolu, 15 Temmuz sizin için “Allah’ın bir lütfu”ndan başka bir şey değildi.

Fırsat bu fırsat diyerek; Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının 1950’lerden bu yana yapmak istediği ne varsa kat be kat fazlasını yaptınız. Başkasını paralel devlet kurmakla suçlarken siz direk devleti ele geçirdiniz.

Bu süreçte yaptıklarınızı perçinlemek için, sorgulatmamak için, hedef saptırmak için yasal ve rutin faaliyetleri terör suçu saydınız. İnsanların bir gün önceki sosyal hayatlarını 15 Temmuzun ertesinde bir günde terör suçu olarak önlerine koydunuz.

Karşınızda durabilecek bir diğer güç olan bağımsız ve tarafsız yargının hâkim/savcılarını, daha uçaklar havadayken, gece görevden alıp sabahında ellerine kelepçe vurarak ekarte etmekle kalmayıp geride kalanları zulmünüzün bir aracı haline getirdiniz.  

 

Bunun sonunda; insanların ne yaptığına değil ne olduğuna bakarak YASAL VE RUTİN FAALİYETLERİ terör suçu haline getirdiniz. Hukuka; terör örgütünün bankası, sendikası, okulu, şirketi, öğretmeni, öğrencisi, derneği gibi akla ziyan kavramları soktunuz. Oysa bir terör örgütü bir ülkede bunları yapmışsa; yapılması gereken iktidarın o örgüte yardım ve yataklıktan hatta ortaklıktan hesap vermesiydi.

Yol arkadaşlığı yaptıklarınızı bir çırpıda sattığınız için, aynı şeylerin çok daha fazlasını yapıp kenara çekildiğiniz için, 28 Şubatta ikna odasına alındı diye faillerine demediğinizi bırakmadığınız “başörtülü bacımı” (çok özür dilerim) … ettiğiniz için, suçlu olmanıza karşın bir de üste çıktığınız için şimdi vicdanınız rahat değil.

Çok iyi biliyorsunuz ki cezaevine attığınız sadece ibadet ehli veya hiç ilgisi olmayan muhalif gördüğünüz sıradan insanlarken asıl suçluların çoğu ya yurt dışına kaçtı ya da partinizin içinde hala aktif görevdeler. 

Ama diğer taraftan bu yasaya terör suçlarını dahil ederseniz gerçek terör örgütleri üyeleri de yararlanacağı için buna cesaret edemiyorsunuz. Çünkü milletin terörle müzakereye prim vermediğini 07 Haziran 2015 seçimlerinden çok iyi biliyorsunuz. 

İkincisi korkuyorsunuz çünkü gelecekte kendinizin terörist olmasının yolunu açtığınız için endişelisiniz! 

Yaptığınız uygulamalarla yasal ve rutin faaliyetlerin terör suçu olmasına yol açtınız. Sevmediklerinizi kriminalize ederek terör suçlamasıyla devre dışı bıraktınız. Bugün mahkemeler sıradan insanlardan terörist imal etme yeri oldu. Cezaevleri çocuklarla, kadınlarla, öğretmenlerle, doktorlarla, akademisyenlerle, askerler, polisle, askeri öğrenciyle, gazeteciyle, esnaflarla doldu taştı, 560 bin kişilik dünyada eşi benzeri görülmemiş bir terör örgütü yarattınız.

Korkuyorsunuz çünkü iktidarınızın sonuna yaklaştığınızı, yaptıklarınızın hesabının sorulacağını düşünüyorsunuz. Terör olmasa bile sizden organize suç örgütü olarak hesap sorulacağınızı biliyorsunuz. Çünkü kamu kaynaklarını partiniz için kullandığınızın, devlet hükumet ayrımını kaldırarak her şeyi partileştirdiğinizin, size emanete edilen gücü özel menfaatleriniz için kötüye kullandığınızın yani yolsuzluk yaptığınızın, suçlu olduğunuzun en çok da akçeli işlerinizin başınızı ağrıtacağının farkındasınız.

Netice olarak; Bu çıkmazdan çıkmanın yolu terör faaliyetine soktuğunuz yasal ve rutin faaliyetleri infaz yasası dışında bırakmak değildir, yasa kapsamına almak hiç değildir. Çünkü düğme baştan yanlış iliklenmiştir dolayısıyla yanlış gidecektir. Düzeltmenin iki yolu vardır. 

Birincisi yasal ve rutin faaliyetlerin terör suçu sayıldığı yargılamalardan elinizi çekerek yargının doğru yolu bulmasını sağlamaktır. Zira bağımsızlığını gasp ettiğiniz yargının doğru kararlar vermesi için yeni kanunlar değil bağımsızlık iklimi gerekli ve yeterlidir.

İkincisi ve daha kesin yolu, ileride sizin de işinize gelecek şekilde, kanuni düzenlemeyle yoruma elvermeyecek şekilde “cebir ve şiddet” içermeyen eylemlerim suç olmayacağını hüküm altına almaktır. Bazıları yahu böyle düzenleme mi olur diye itiraz edebilir. Çünkü kanunlarda serbest olanlar değil yasak olanlar yazar ve bir şey yasak değilse serbest demektir.

Ama merak etmeyin buna benzer düzenlemeleri, hem de bazılarını reform adı altında, defalarca yaptınız (Örneğin; TCK’nın 218 ve 300. maddelerindeki düzenlemeler yanında son olarak 3713 sayılı Kanuna eklediğiniz “Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz” düzenlemesinin daha geçen Ekim ayındaki “reform” paketinde eklendiğini hatırlayalım) ve yine yapabilirsiniz.

Başka da çıkışınız yoktur, ne demişler ayarını bozduğunuz kantar gün gelir sizi tartar. Aksi halde Evren nasıl 90 yaşında yargılandıysa sizin de kaçışınız olmayacaktır, çünkü suçunuz büyüktür.


Not: Mhp’li vekillere çağrıya gerek duymuyorum çünkü onlar ümmetçi, Arapçı, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı Akp’ye tabi olduklarından onlar doğruya döndüğünde bunlar da dönecektir.

Ahmet Kacir

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER