Emekli Albay Haşim EFE : Siyaset Ve Adalet   (1)

CB Hükümet sisteminin toplumun ve devletin ve sistemlerinin önünde engelleyici bir set oluşturduğu söylenebilir.

YAZARLAR 06.07.2022, 15:29
Emekli Albay Haşim EFE : Siyaset Ve Adalet   (1)

İnsanoğlunun toplum hayatının tek meşru zemini ve düzeni adalettir. Adaleti gerçekleştirmek üzere Peygamberler, liderler ve ardılları tarafından çeşitli kanunlar vaz edilmiştir. İnsanlık mücadelesi, sosyal hayatın merkezine adaleti yerleştirme, hak hukuk ve eşitliği sağlama mücadelesi olarak özetlenebilir.

Pratik kişisel hayatın her türlü işleyişinden başlamak üzere,  çarşıda pazarda, sokakta, ekonomide, yönetimde, yargıda ve uluslararası ilişkilerde tek yol göstericisi adaletin pusulası tek yol gösterici olursa ancak o zaman barıştan, huzurdan ve meşruiyetten söz edilebilir. Bunun tersi, yani merkezinde adalet olmayan ve adaleti hedeflemeyen her düşünce, eylem ve düzen ise insani erdemler ve ilahi anlayış nezdinde gayri meşrudur ve insana huzur ve iyilik getirmeyecektir.

Bilindiği ve kabul edildiği gibi, adalet diğer tüm değerlerin de kök değeridir. Hak, hukuk, eşitlik, özgürlük, yönetim/siyaset, aklın kullanılması, özgür düşünce, eleştiri, saygı, istişare gibi pek çok değerin bir toplumda ve meşru çerçevede hayat bulmasının tek şartının adalet kavram ve mevhumunun o toplum hayatında yaşanıyor ve uygulanıyor olmasıyla bire bir ilgilidir. Bu durum uzun insanlık tarihi içinde ve günümüzde yaşanılan tecrübelerle de sabittir.

Siyaset, yönetme, sevk ve idare etme sanatı ve ilmidir. Bu sanatın meşruiyet çerçevesi adalet ve ahlaktır. Adalet ve ahlak temelinde yapılmayan bir siyaset ve yönetme işi insani ve İslami değildir. Bu esasta siyaset adalete ve ahlaka bağlı olarak şekillenmelidir. Çeşitli gerekçelerle ve muvakkaten dahi olsa adaleti öteleyen hiçbir yönetim anlayış ve uygulaması, insan huzuruna ve barışına hizmet etmeyecektir. Din, cihat, vatan, bayrak, toprak gerekçeleriyle yapıldığı iddia edilse bile, içinde ve hedefinde adalet anlayışı ve arayışı yok ise tüm bu hareket ve eylemler insandan ve insanlıktan uzaklaşmaya neden olacak ve insanlığa iyilik getirmeyecektir.

İnsanoğlu bu tecrübe ve yöneliş ile ezelden beri adaletin güven, huzur ve umut veren gölgesini hep aramıştır. Bu amaçla, canı pahasına meşakkatli ve uzun yolculuklar yapmak durumunda da kalmıştır. Muhtemelen bundan sonrada bu durum değişmeyecektir.

İlahi dinlerin sahih kaynaklarında, özellikle İslamiyet’in birincil kaynağı Kur’anda, hiçbir şart altında, adaletten uzaklaşılmayacağına dair çok kuvvetli Nas’lar vardır. İslam’ın Peygamberi ve Kur’anın ilk uygulayıcısı olan Hz. Muhammedin, her hal ve şartta adaleti gözeten hayatı, söz ve uygulamaları da ortadadır.

Gelişmiş medeni dünyanın, yaşadığı tecrübeler ve edindiği insani erdemler üzerinden, hayatın merkezine insanı koyarak oluşturduğu hukuki normlar, adaletin tesisi konusunda önemli kazanımlar olarak ortadadır. Bu kazanımların, İslam’ın önerdiği ve asrısaadet döneminde hayata tatbik ettiği adalet merkezli hayat anlayışıyla da büyük oranda örtüştüğü söylenebilir.

Peki, İslam inancının bu kök değerler ve etrafında şekillendirmek istediği toplumsal düzen ve hassasiyeti bilindiği ve çağdaş medeni dünyanın da söz konusu bu değerler ve bu değerlerin hayata tatbikatında ulaştığı başarılı seviye teorik ve uygulama düzeyinde gözlerimizin önünde olduğu halde. İslam dünyasının, daha özelde de Türkiye’nin bu konuda hiçte iç açıcı olmayan mevcut halini nasıl açıklamak gerekir.?

Bilindiği gibi, adalet anlayışı ve uygulaması, İslam tarihi içinde yaşanan ciddi bir anlayış ve siyasi kırılma ile mecrasından çıkmıştır. Peygamberimiz ve dört halife döneminde “Adalet i mahza” anlayışı bir sabite olarak uygulanmış, Hz. Alinin Haricilerle ve Emevilerle mücadelesinde de, mücadelesinin esasını oluşturmuş iken. Devletin yönetiminin Emevilere geçmesi ile birlikte “din’in selameti, devletin devamı, asayişin temini ve kamunun menfaati gibi, siyasi değerlendirmelerle bu anlayış (adalet i mahza), “adalet i izafeye” şekline dönüştüğünü görüyoruz. “Adalet-i izafiye” yani, ammenin/ kamunun/büyüğün/ önemlinin önceliği ve menfaati için cüzün/önemsizin hakkı göz ardı edilebilir anlayışıdır.

İslamiyet zuhur ettiğinde, adalet i izafiye anlayışı, dünyanın değişik yerlerinde hüküm süren devlet ve idareler tarafından da uygulanıyordu. İslamiyet bu yerleşik ve geleneksel anlayıştan farklı olarak adaletin tam tecellisini öngören “adalet i mahza” anlayışını getirmiş ve uygulamaya başlamıştır. Emevilerle birlikte, bir nevi tekrar İslamiyet öncesi adalet anlayışına dönülmüştür. Bundan sonra, bu “adalet i izafiye” anlayışı ve bu anlayıştan kaynaklı ve kamuyu şekillendiren değerler uzun İslam tarihi boyunca genel olarak uygulanmıştır. Osmanlının devlet ve toplum hayatını yeniden tanzim etme arayışı içinde bir çıkış yolu olarak gördüğü batılılaşma sürecinde, Avrupa’dan ithal edilen değerler içinde de yer alan bu anlayış, geleneksel İslam anlayışı ile birleşerek, yeniden bir kere daha kuvvet bularak toplum ve devlet anlayışını şekillendirmiştir. Ayrıca Türklerin Müslümanlığı kabul etme döneminin, Emevi-Abbasi dönemine rast gelmesi, bu dönem Müslümanlarında gördükleri lider ve liderlik, sultanlık anlayışı ile kendi anlayış, inanış, gelenek ve örfleri arasında önemli bir yeri olan Başbuğ, Han, Hakan ve soyunu kutsayan, devleti önceleyen anlayışlarında tam bir uyum bulmuşlardır. Türklerin, yönetim ve liderlik anlayış ve kabullerini, kendilerinde bulunan geleneksel lider kültü ile Emevi-İslam kutsaması/inancını birleştirerek devam ettirdiklerini belirtmek yerinde bir tespit olacaktır.

Adalet-i izafiye anlayışı, her ne kadar günümüzde gelişmiş batı toplumları tarafından terk edilmiş, cüzün/azın hakkını da gözeten “adalet i mahza” yaklaşımına büyük oranda geçilmiş olsa da, İslam ülkeleri ve Türkiye’de halen Hukuk ve idarede temel bir anlayış olarak sürdürülmektedir. Hatta günümüzde Emevi-İslam anlayışını pekiştirecek şekilde İlahiyatçı Hayrettin Karaman tarafından verildiği iddia edilen “kamunun menfaati için cüzün menfaatinden vazgeçilebilir, devletin bekasının söz konusu olduğu hassas ve kritik durumlarda adalet/hukuk göz ardı edilebilir, iktidara zarar verecekse doğru söylemek caiz değildir..” gibi yeni dini! fetvalar verilerek, medeni dünyanın çoktan terk ettiği, İslam inancında ve ilk dönem (asrısaadet) uygulamasında yeri bulunmayan, İslam öncesi döneme ait “adaleti izafiye” anlayışı, maalesef ülkemizde sürdürülmek istenmektedir.

Geleneksel İslam ve Türk tarihinde yer alan emir, sultan, hakan ve han’lara izafe edilen ‘ermiş, evliya, veli, Allah’ın yeryüzündeki gölgesi, Tanrının kırbacı..’ gibi yakıştırmalar, günümüz modern zamanlarda da, anlam ve kavram kaymalarıyla da olsa Siyasi liderlere “Allah’ın Türklere hediyesi, baba, beklenen kurtarıcı, mehdi, ümmetin lideri, asrın lideri..” gibi sıfatlarla, kimi zamanda tartışmalı “hadis” ve Emevi dönemi “dini” anlayış ve yorumların mahsulü argümanlarla, kimi zaman Türk töresi destekli ve kimi zamanda her iki geleneksel anlayışın bileşkesi ile kutsiyet ve olağanüstülükler atfedilmektedir. Türk ve İslam geleneğinden kaynaklı bu anlayışın, günümüzde hala toplumsal karşılığı bulunmaktadır. Söz konusu bu toplum ve sosyolojisinin, liderin her söz ve davranışını tartışmasız doğru kabul etmeye, anlamadığı durumlarda da, “bir hikmet/fayda/güzel/iyi şey vardır” iyimserliği içinde akıl, düşünce ve merak melekelerini çok kolay bay-pas ederek işin içinden çıkabilen bir mantıkla çalıştığı görülmektedir.

Yüzyıllar boyunca ve halen günümüzde çok baskın bir şekilde uygulanan adaleti izafiye anlayışı, siyaset/yöneticilerin kişiliğine, konjonktürel duruma, genelin menfaatinin değişmesine göre uygulanan adalet ve adalet anlayışı ve hukukta değişmekte, tabir caizse hukuk ve toplum halden hale girmektedir. Adeta siyasetçinin elinde, yine bir siyasetçinin kaba bir ifadesiyle “adalet siyasetin köpeğidir” mesabesinde, kullanışlı bir aparat durumuna düşmektedir.

                                                                                                                         

Türkiye’de, toplumsal değer ve sosyolojisinin oturmamış durumu, toplumu ve devleti idare etme gücünü ele geçirenlerin çok kolay bir şekilde idarede, yargıda, yasamada çok kolay yeni mevzuatlar yapmasına, dolayısı ile dönemine göre bir hukuk ve uygulaması ile yönetim şeklinin çıkmasına neden olmaktadır.

Yargı, yasama ve yönetim gibi birbirinden bağımsız olması gereken kurum ve fonksiyonları da kendi kontrolüne alan yönetim/siyaset biçimleri, ülkeleri ve toplumları anti demokratik, adaletsiz hatta hukuksuz, insan haklarını ihlal eden, insanlıktan uzak yapılar haline dönüşmektedir. İslam ve üçüncü dünya ülkelerinin genelinin mevcut hali böyledir.  

Ülkemizde bu anlamda, 2010’lu yıllardan başlayan cari hukuku da aşan fiili durum 2018 yılından itibaren Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile hukuki bir boyut kazanmıştır. Böylece yargı ve yasamada hatta yönetimde yetkilerin tek kişi(CB)’de toplandığı, bu durumun Türkiye’yi başta adaletten uzaklaştırdığına, yönetilemeyen ve antidemokratik bir ülkeye dönüştürdüğüne dair kamuoyunda çok ciddi tartışmaların başlamasına neden olmuştur.

CB hükümet sistemine geçildiği 2018 yılından itibaren yaşanan sürece, demokrasi, adalet, hak hukuk, eşitlik, özgürlük, düşünce, insan hakları ve temel haklar gibi kriterler üzerinden baktığımızda, ülkemizin teorik düzlemde ve yaşanan olgular kapsamında geri gittiğini, CB Hükümet sisteminin toplumun ve devletin ve sistemlerinin önünde engelleyici bir set oluşturduğu söylenebilir.

Haşim EFE

Yorumlar (2)
Aydemir Panayır 5 ay önce
Akıl baliğ olan her Türk vatandaşının bu gerçekleri görerek hareket etmelerini beklerim.Ancak ne yazıkki yaşanan bu olumsuzluklara sebep olan kisilerin devamlı bayraktarlığına soyunan kişileri sahnede görüyoruz ve aynı zamanda destekleme oranlarının yüksek olması neticesinde,devamlı iş başında olmayı garantilediler.Ben herhangi bir siyasi olusumun etkisi altında kalmadan gerçek düşüncelerimle diyorumki; her alanda bu kadar olumsuzluk olması yönetimde yanlışlıkların olduğunun kanıtı değilmi?Atasözü ne diyor.Görünen köy kılavuz istemez.
Fatih Alakuş 3 ay önce
Yürütme erkinin, yasama ve yargıyı baskılamanın sonucunda hukuktan uzaklaşma durumu ile ilgili iyi bir analiz yapılmış.
Elinize gönlünüze sağlık.
Namaz Vakti 07 Aralık 2022
İmsak 06:37
Güneş 08:08
Öğle 13:00
İkindi 15:22
Akşam 17:43
Yatsı 19:09
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 16 37
2. Samsunspor 15 27
3. Rizespor 15 26
4. Pendikspor 15 26
5. Keçiörengücü 15 26
6. Bodrumspor 15 25
7. Boluspor 15 25
8. Manisa FK 15 24
9. Bandırmaspor 15 24
10. Sakaryaspor 16 22
11. Altay 15 21
12. Adanaspor 15 18
13. Göztepe 14 18
14. Tuzlaspor 15 16
15. Erzurumspor 15 14
16. Altınordu 15 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 15 7
19. Denizlispor 15 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4
Günün Karikatürü Tümü