Av.Melih Rüştü Çalıkoğlu; Enes, Bahadır ve Özgürlük Üstüne

Bu uzun bir yazı olacak. Sizi bir düşünce gezisine davet ettiğimi düşünün.

YAZARLAR 16.01.2022, 14:17 16.01.2022, 14:28
Av.Melih Rüştü Çalıkoğlu; Enes, Bahadır ve Özgürlük Üstüne

Sorular sorduğum ve bunlara cevap olarak önermelerimi sunduğum bir yolculuk gibi biraz dolambaçlı ve biraz da yorucu.

Sorulacak Sorular

Recep Tayyip Erdoğan rejiminin önce pişmeye sonra olgunlaşmaya başladığı son 10 yıl içinde zihnimi kurcalayan temel problemlerden birisi özgürlüğün anlamı, özgürlüğü şekillendiren ve baskılayan şartlar oldu. Bir özgürleştirme hareketi olarak başlayan AKP'nin nasıl olup da Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş bir çoğunluk tahakkümüne evrildiğini anlamama yardım edebilir düşüncesindeydim. Aynı zamanda liberalizm, sosyalizm ve muhafazakarlık olarak tanımlanan 3 temel siyasal eğilimin birisinin bireyi, birisinin toplumu ve birisinin devleti öne çıkarmakta olduğunu fark etmiştim.

Labirentin İçinde

Sosyal analiz yapan düşünürlerin en büyük avantajı ama aynı zamanda en büyük dezavantajı analizini yaptıkları toplumun içinde yaşıyor olmalarıdır. Bu sayede hem eşi benzeri bulunmaz veriler toplayabilir ve sorunları birinci elde gözlemleme şansı elde ederler, ama bir yandan da birey olarak o şartlarda yaşıyor olmaktan mütevellit baskıdan kaçamazlar. Deney için bir labirente bırakılmış farelerden birisinin onu tamamen çevrelemiş olan labirentin ve aynı labirentte gezinen diğer farelerin davranış kalıplarını fark ettiği anda yaşayacağı şaşkınlığa benzer bir durumdur bu. İçinde var edildiğimiz 21.yüzyıl başlarındaki Türkiye denilen labirentin içinde yaşıyor olmak kaçınılmaz olarak her fark eden için büyük acılar getiriyor. Ama her farkedenin tecrübe ettiği üzere bu acılar yaşananları anlama ihtiyacımızı ortadan kaldırmıyor.

Enes ve Bahadır'ın ardından

Bu hafta 20 yaşındaki Enes Kara ve 16 yaşındaki Bahadır Odabaşı toplumsal bakış açısıyla içinde yaşadıkları toplumla girdikleri çatışmaya dayanamayarak gencecik yaşamlarına son verdiler. Bir cemaat evi/yurdunda kalan Enes, tarikat ve cemaatlerin toplum içerisindeki tartışmalı konumu sebebiyle gündeme otururken, babası terörist ilan edildiği için toplum olarak şeytanlaştırdığımız bir cemaate üye olduğu için hapse atılan babasının durumunun yarattığı korku ile Bahadır'ın adı haber bile olmadı. Her iki gencimizin ve aynı durumda olup da adını bile duymadığımız sayısı belirsiz gençlerimizin yarattığı üzüntüyü ve cemaat, tarikat, laiklik paralelinde yürütülen ama aslında bir kimlik savaşı olan tartışmaların taraftarlık coşkusunu bir kenara bırakıp en temel problemlerimizi masaya yatıralım. Zira kimlik savaşlarında her iki taraf da haklıdır ve her iki taraf da her zaman galiptir. Baştaki sorularımıza geri dönelim özgürlük nedir ve hangi şartlarda gelişir veya baskılanır. Zira sizin de fark edeceğiniz üzere her iki intihar olayı yalnızca kimlik savaşları ile değil aynı zamanda bireyin özgürlüğü problemi ile ilgili.

Bu noktadan sonra bütün bireysel olanı toplumsal seviyede anlama çabalarında olduğu gibi yoğun bir şekilde genellemeler yapacağımız konusunda şimdiden sizleri uyarmış olayım. Şüphesiz tüm sosyal olgular da olduğu gibi burada bahsettiklerimin de yüzlerce farklı açıklaması var. Benim yaklaşımım toplumsal mekanik (işleyen parçalar ve birbirleri ile ilişkisi) perspektifinden olacak.

Özgürlüğün Sınırları

Özgürlükle başlayalım. İnsan toplumuna özgü diğer tüm olgular da olduğu gibi özgürlük de toplumsal bir olgudur ve aslında bireyin onu çevreleyen diğer toplumsal olgularla arasındaki ilişkiyi tanımlayan bilişsel ve algıya dayalı aynı zamanda nisbi bir ölçektir. Zira birey bir şeylere karşı özgür olabilir. Bunun olabilmesi için de özgürlüğün bir şeyler tarafından kısıtlanıyor olması gerekir. Özgürlük bireye ait bir kavram olduğu için ben üç kısıtlayıcı belirledim. Bunlar devlet, sosyal çevre ve aile. Bir başka deyişle birey olarak siz ve bir algı olarak özgürlüğünüz devlet, sosyal çevre ve aile tarafından kuşatılmıştır ve baskılanır. Ayrı bir tartışmanın konusu olsa da bu 3 sosyal olgunun yani devletin, sosyal çevrenin ve ailenin aynı zamanda özgürlüğünüzü anlamlandırmanıza yardım edecek şekilde sizi siz yapan, yani bir bilinç olarak algınızı yaratan ve şekillendiren üç unsur olduğunu hatırlatayım. Bir başka ifade ile kendinizi tanımlamanızı sağlayan bilincinizi bu 3 sosyal olgu üretir ve aynı zamanda sınırlarınızı çizer. Yıllar önce bu kuramı ilk düşünmeye başladığım zamanlardan kalma bir grafiği paylaşayım. Not: Yazı içinde yayınlanamama ihtimaline binaen grafiğin bağlantısını ayrıca paylaşıyorum (https://siyasetkahvesi.net/2022/01/16/toplumsal-ozgurluk-kurami/).

Sosyal Evrenimizden Kaçış

Ne kadar da kuşatılmışız değil mi? Oysa bu bizim sosyal evrenimiz. Yani içinde var olduğumuz ve belirli bir ölçüye kadar kayıtları dışına çıkamadığımız bir evren. Yine de bu sosyal evrenden çıkmanın yolları vardır. İlk olasılık olarak birey her üçünü de değiştirebilir, yani başka bir devlette yaşayabilir, kendisini başka bir sosyal çevreye kabul ettirebilir veya yeni bir aile kurabilir. Yani yeni bir sosyal evrene taşınır. İkinci olasılık ise yalnızlaşmadır. Yani birey bunların tamamını terk edip, uzak bir dağın başında izole bir yaşam yaşamayı tercih edebilir. Bu da ayrı bir tartışmanın konusu. Yine ayrı bir tartışmanın konusu olarak bu üç sosyal olgunun kendi aralarında da bir ilişkinin olduğunu ve birbirlerini de tanımlama, üretme ve sınırlama ilişkisi içinde olduklarını not edelim.

Bu 3 temel sosyal olgu zamana, mekana, kültüre ve topluma göre farklı seviyelerde birey üzerinde baskı kurar. Bazı toplumlarda devlet başat güçtür ve sosyal çevreyi ve aileye doğru alanını genişletip birey üzerinde daha ciddi bir baskı oluşturur. İşin ilginç yanı bu üçünün arasındaki ilişkiden doğan dinamikler bireyin özgürlük alanını tek boyutlu veya çok boyutlu olarak daraltıp, genişletebilir. Örneğin devlet baskısı altındaki birey aile ve sosyal çevresi sayesinde daha geniş bir özgürlük alanı bulabilir. Ya da ailesinden ve sosyal çevresinden baskı gören birey devlet (hukuk sistemi) aracılığı ile özgürlük alanını koruyabilir.

Tam bu noktada özgürlüğün nisbi olduğu kadar kıyasi olduğundan da bahsedelim. Bireyin kendini özgür değilmiş gibi hissetmeye başlamasının ve özgürlük çatışması içine düşmesinin bir sebebi başka bireyleri ve o bireylerin sosyal evrenini görüyor ve kendi durumuyla kıyas yapabiliyor olmasıdır. Baskıcı rejimlerin, babaların ve cemaatlerin bireyin başkalarını görmemesi ve kendi ifadeleri ile kötü örneklerden etkilenmemelerini istemesinin sebebi de budur. Bilmezsen kıyas edemezsin, kıyas edemezsen sana verilenle yetinirsin şeklinde özetleyebiliriz.

Ezilenleri tekrar Düşünmek

Şimdi özgürlük çatışması yaşayan birer birey olarak Enes ve Bahadır'ı tekrar düşünelim.

Enes aile geleneğine uygun olarak ailenin mensubu bulunduğu sosyal çevre olan bir cemaatten oluşan sosyal bir evren de yaşıyordu. Kendisi üzerine baskılanan yaşam tarzını kabul edemedi. Tercih hakkını kullanarak ailesi ve sosyal çevresine karşı özgürlük alanını genişletmek isterdi. Ama ona bu imkanı sağlayacak, bireysel özgürlük alanını ailesine ve sosyal çevresine karşı koruyacak, bireysel tercihlerini yaşamasına ve inandığı şekilde kendini var etmesine imkan sağlayacak bir hukuk sistemi yani devlet bulunmuyordu. Zira devlet onu ele geçiren benzer sosyal çevre tarafından böyle özgürlük çatışmalarını yok sayacak şekilde programlanmıştı. Sosyal evrenini değiştiremeyen ve yalnızlaşmaya imkan bulamayan Enes tek bir çıkış yolu olduğunu hissetmiş olmalı.

Bahadır'ın durumu daha köydü. Zira babasının ait olduğu sosyal çevre hem devlet, hem toplum tarafından terörize edilmiş, haşere muamelesi gören bir sosyal çevreydi ve paralize edilmişti. Yaşam hakkı bile verilmeyen bu sosyal çevre devletten gelen baskıyı dengeleyecek ve Bahadır'a bir özgürlük alanı oluşturacak durumda değildi. Daha da kötüsü devlet sığınacağı son kapıyı yani ailesini de hapislere atarak paralize etmişti. Son çare olarak sığınacağı babasının bırakın ona ulaşması, ona destek olması bile mümkün değildi. Zira devlet ve toplum Bahadır'ın babasını ondan almaya karar vermişti. Bahadır'da kim bilir hangi düşüncelerle, içine düştüğü bu özgürlük çatışmasından çıkış yolu bulamadı ve en üzücü olan yolu tercih etti. Kim bilir?

Son 10 yılımıza damgasını vuran dini ve milli tüm değerlerimizi yakıp yok eden İslamcı iç savaşlarında bunun daha radikal hallerini de gördük. Devlet tarafından terörist ilan edilen, sosyal çevresi tarafından tamamen dışlanan ve kendi ailesi tarafından ihbar edilen eski cemaat mensuplarının durumunda olduğu gibi, üç koldan da baskı altına alınan ve özgürlü alanları sıfır mesafesine düşürülen bireyler duyduk. Bu bireyler ya daha önce kafir olarak dışladıkları ülkelere göç ederek, y Türkiye'de kalsalar bile sosyal çevrelerini tamamen değiştirerek ya da kendilerini tamamen yalnızlaştırarak eski sosyal evrenlerini terk ettiler ve pek çoğu özgürlük çatışmalarını bu şekilde çözmüş oldular. Aslında onların yaşadıkları haliyle ilk değil. Çoğumuzun kulak ardı ettiği eşcinsel bireylerin pek çoğu da kendilerini bu durumda buluyorlar. Bunu da bir hakkaniyet namına belirtelim.

İki genç insanın içine düşürüldükleri çaresizlik kıskancından kaçışı canlarına kıymakta bulmuş olmaları gerçekten üzücü. Analizi bir kenara bırakıp, buna sebep olan devlet düzenini, sosyal çevre düzenini ve aile yapısını kusurları oranında kınıyorum.

Çıkış kapısı

Ama aynı zamanda Türkiye olarak totaliter ve baskıcı olmayan, gerçekten demokratik ve gerçekten hukuk sistemine dayalı, gerçekten bireyi, onun özgürlüklerini ve tercih haklarına saygılı bir düzen kurmak istiyorsak yeniden düşünmek için bir fırsat olarak görmenizi istiyorum. Bir türlü içinden çıkamadığımız kabile ve aidiyet savaşları denkleminden kurtulup bireye, onun tercihlerine ve mutluluğuna önem veriyorsak içine sıkışıp kaldığımız aidiyet çatışmasının ve savaşlarının bize söylettiğinden farklı bir şey söylemek gerektiğini düşünüyorum.

Bu yazıda bahsettiğim kuramı toplumsal sorunlarımıza analitik ve çatışmanın tarafı olmadan bakabilmemizi sağlayan bir araç olarak sunuyorum. Bu bağlamda Özgürlüklerimizi korumak için onu çevreleyen ve sınırlandıran devlet, aile ve sosyal çevrenin bizim üzerimizdeki etkilerini ve kendi aralarında oluşturdukları dinamikleri nasıl dengeleriz tartışmanın zamanı geldiğini düşünüyorum.

Ya da alternatif olarak birbirimizin kuyusunu kazma, ötekiler üzerinde tahakküm kurma, devleti başkalarının üzerine salma, kapatma, yasaklama, kim haklı kim haksız şeklinde toplum olarak çok sevdiğimiz ve keyif aldığımız sonsuza kadar sürdürebileceğimiz tartışmaya da devam edebilirsiniz. Tercih size ait ve bu sizin özgürlüğünüz.

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 09 Aralık 2022
İmsak 06:38
Güneş 08:10
Öğle 13:01
İkindi 15:22
Akşam 17:43
Yatsı 19:09
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 16 37
2. Samsunspor 15 27
3. Rizespor 15 26
4. Pendikspor 15 26
5. Keçiörengücü 15 26
6. Bodrumspor 15 25
7. Boluspor 15 25
8. Manisa FK 15 24
9. Bandırmaspor 15 24
10. Sakaryaspor 16 22
11. Altay 15 21
12. Adanaspor 15 18
13. Göztepe 14 18
14. Tuzlaspor 15 16
15. Erzurumspor 15 14
16. Altınordu 15 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 15 7
19. Denizlispor 15 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4
Günün Karikatürü Tümü
GazetelerTümü