Abdulbaki Erdoğmuş'dan HDP-PKK İlişkisi Üzerine Bir Değerlendirme

Hiçbir aile, parti veya şahıs sorgulanamaz ve terörle ilişkilendirilemez.

YAZARLAR 31.07.2022, 17:21 31.07.2022, 17:26
Abdulbaki Erdoğmuş'dan HDP-PKK İlişkisi Üzerine Bir Değerlendirme

HDP eski Eş Genel Başkanı tutuklu Salahattin Demirtaş’ın, "HDP'nin PKK ile bir bağı yoktur", “HDP, PKK’nin uzantısı değildir”, “HDP Türkiye partisidir” gibi açıklamaları yeni söylenmiş gibi Türkiye gündemine oturdu.

Kuşkusuz Demirtaş’ın birçok açıklaması gibi bu yöndeki açıklamaları da çok önemlidir ve siyasette yol açıcıdır. Ancak bu söylenenler yeni değil ve çok defa HDP sözcüleri tarafından da dile getirilmiştir.

Mevcut Eş Başkan Mithat Sancar’ın da bir röportajında; “HDP, PKK’nin uzantısı, sözcüsü ya da destekçisi değildir. PKK ile bir bağı yoktur. Siyaset yürüten bir partinin silahlı bir örgütle bağı olamaz” gibi ifadeler kullandığını biliyoruz.

1990 yılında HEP ile başlayan ve HDP ile devam eden partiler, sol-sosyalist ideolojileriyle emekçi sınıfa dayanan bir siyasal mücadeleyi seçmişlerdir. PKK ve Kürt sorunu da Türkiye’nin temel sorunları olduğu için doğal olarak bu alanda siyaset yapmayı öncelikli hedef olarak belirlemişlerdir.

PKK ve Kürt sorununu, komünal toplum oluşturulması ve emekçi sınıfın iktidarı için bir fırsat olarak görmüşlerdir. Bu bağlamda söz konusu siyasi hedef; Abdullah Öcalan ideolojisiyle de birebir örtüşmektedir.

Bu hedefler, parti programında da açıkça belirtmektedir:

“Partimiz, insanlığın sınıfsız, sınırsız ve sömürüsüz bir dünyaya ulaşacağına inanır. Üzerinde yaşadığımız ve tüm sömürü aygıtıyla birlikte, inkarın, baskının, asimilasyonun egemen olduğu topraklarda ise emek mücadelesinin önündeki tüm engellerin kaldırıldığı, halkların ve inançların özgür olduğu, kadın erkek eşitliğinin yaşandığı demokratik bir halk iktidarını hedefler…”

Anlaşılacağı gibi HDP bir Kürt partisi veya Kürt halkının temsilcisi iddiasında değildir.

“Halkların ve inançların özgürlüğü” temelinde Kürt sorununu önceleyen sol-sosyalist ideoloji üzerinden iktidar olmaya çalışan meşru ve yasal bir Türkiye partisidir.

PKK ile akrabalığı da “Kürtlük” üzerinden değil, ideolojik akrabalıktan kaynaklanmaktadır. Emek Partisi (EMEP), Halkevleri, Sol Parti, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Türkiye Komünist Partisi (TKP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emekçi Hareket Partisi (EHP) gibi bileşenlere bakıldığında HDP’nin ideolojik bir parti olduğu açıkça görülecektir.

İdeolojik bir parti olması, dışlanma gerekçesi olmadığı için siyasal mühendisliğin gereği olarak PKK ile ilişkilendirildiğini düşünüyorum. Böylece hak ve özgürlük talepleri olan Kürtler daha kolay dışlanmakta ve düşmanlaştırılmaktadır.

İdeolojik sol bir parti olarak HDP’nin Kürt sorununa yaklaşımı ve ilgisi önemlidir. Daha önemlisi Kürtlere yönelik hak ve hukuk ihlallerini siyaset alanına ve parlamento zeminine taşımasıdır.

Bunun için ağır bedeller de ödemektedir. Aralıksız operasyonlar sonucunda, partinin onlarca üyesi öldürülmüş, 1000'in üzerinde üyesi ve yüzlerce yöneticisi tutuklu bulunuyor.

Kürtlerin de ayırımcı, ırkçı, inkârcı uygulamalar ve göç/ köy boşaltmaları, baskı, hak ihlalleri, faili meçhul cinayetler ve katliamlar karşısında çığlıklarını ve feryatlarını duyuran bir partiye (HDP) oy vermelerini anlayışla karşılamak durumundayız.

Sağda veya solda bu duyarlılığı gösteren başka bir parti de olmamıştır. Bu nedenle de HDP’de siyaset yapmak veya mağdur olmuş, hakları ihlal edilmiş, hak ve özgürlük talepleri olan Kürt seçmenlerin HDP’ye oy vermeleri yadırganamaz.

HDP siyaset geleneğinin, en başından itibaren suçlandığı gerekçelerden biri PKK ile ilişkili olduğu iddiasıdır. HDP’nin PKK ile ideolojik akrabalığı açıktır ancak şiddet ve terör ilişkisinin söz konusu olmadığına inanıyorum. Bu bağlamda Eş Genel Başkanlarının açıklamalarını da gerçekçi ve inandırıcı buluyorum.

HDP içinde PKK ile ilişkili üyeler çıkabilir. Bu durum bireysel bir suç olarak değerlendirilmelidir. Bundan dolayı HDP’yi PKK veya terör eylemleriyle ilişkilendirmeyi doğru bulmuyorum. Mahkeme kapılarında süründürülmesini de büyük bir haksızlık olarak görüyorum.

Ayrıca PKK saflarına katılanlar sadece HDP seçmeninin çocukları ve yakınları değildir. AK Parti, MHP ve Köy Korucuları dahil her kesimden gençlerin PKK’ye katıldığı bilinmektedir. Bundan dolayı hiçbir aile, parti veya şahıs sorgulanamaz ve terörle ilişkilendirilemez.

Böyle bir ilişki ve katılım nedeniyle herhangi bir parti ve siyasetçinin suçlanması doğru olmadığı gibi bu gerekçeyle HDP’yi de suçlamak da doğru değildir.

Bana göre sorun, HDP’nin PKK ile ilişkilerinde değildir. Organik bir bağ, silahlı mücadele ve şiddette iş birliği, lojistik destek gibi ilişkiler elbette kabul edilemez ancak herhangi bir diyalog, görüşme ve ideolojik dayanışma gibi ilişkileri suç kapsamında değerlendirmenin demokrasiyle bağdaşmadığı da açıktır.

Bence asıl sorun, Eş Genel Başkanların ve sözcülerin açıklamaktan kaçındığı veya kabullendikleri PKK/Öcalan’ın HDP üzerindeki ideolojik vesayetidir. İdeolojik olarak HDP-PKK akrabalığı böyle bir ilişkiye de yol açması normaldir.

Ayrıca sosyolojik tabanlarının aynı olması ve seçmen kitlesinin daha çok Doğu ve Güneydoğu bölgesine yayılması, PKK desteğini almasını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda kurulmuş bir ilişki nedeniyle HDP’yi mahkûm etmek haksızlık olur.

Kanaatime göre, özellikle de Kürtler açısından en önemli sorun; Beyaz Türklerin siyasal mühendisliği ve yol haritası ile HDP’nin Abdullah Öcalan’a ve ideolojik rehberliğine mecbur bırakılmasıdır. Bunun öncülüğünü de Türk Sol’unun yaptığını düşünüyorum.

Bu bağlamda HDP içinde Beyaz Türkler-Türk Solu ve Abdullah Öcalan ittifakının etkin ve baskın rol oynadığını düşünüyorum.

Söz konusu ittifak, HDP üzerinde “Öcalan vesayeti” algısını güçlendirmektedir. Ayrıca bu algı, HDP’nin dışlanması, baskı altına alınması ve gerektiğinde mahkeme kapılarında tutulmasına da gerekçe yapılmaktadır.

Umarım eş başkanların açıklamaları, dolaylı da olsa bu etkinliği ve ideolojik vesayeti kırmaya yöneliktir.

Siyaset ve siyasi partilerin HDP’yi dışlamaları da Beyaz Türklerin ve Türk Solunun işini kolaylaştırmakta ve Öcalan vesayetinin etkin olarak sürmesine katkı sunmaktadır.

“Öcalan irademiz” söylemini de ideolojik vesayetin bir kabulü olarak değerlendiriyorum. HDP içinde Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride gösterilen tepkilerin yüzde beşi (%5) dahi Salahattin Demirtaş için gösterilmemesi de bunu doğruladığını düşünüyorum.

Kime uygulanırsa uygulansın elbette tecrit sistemi kabul edilemez ancak haksız ve hukuksuz yere içerde tutulan Salahattin Demirtaş için HDP tarafından kitlesel bir tepki ortaya konulmaması dikkat çekici değil midir?

Sadece bu yönüyle dahi HDP’nin ideolojik olarak Öcalan’a nasıl bağlı ve bağımlı olduğu anlaşılmıyor mu?

İktidarın dahi bu bağın zayıflamasına izin vermediği ve sırf bu nedenle Salahattin Demirtaş’ın cezaevinde tutulduğu da iddia edilmektedir.

Bu bağlamda Öcalan-HDP ilişkisi; Kürdistan, Kürt sorunu, silahlı mücadele ve şiddet temelinde değil, ideolojik temele ve bir siyasal mühendisliğe dayandığı ortadadır.

HDP’nin ideolojik rehberinin Öcalan olduğunu düşünüyorum ancak bu ilişkinin demokrasi ve hukuka aykırı olmadığını da belirtmek isterim.

Dikkat edilirse HDP; PKK’nin Suriye ve Irak Kürdistan bölgesinde Kürtlerin aleyhinde oynadığı role engel olmak bir tarafa itiraz etme ihtiyacını dahi duymamaktadır. Çünkü HDP ve Öcalan’ın bir “Kürdistan” iddiası olmadığı gibi Irak’ta muhtemel bir “Bağımsız Kürdistan” projesine de karşı çıkmaktadırlar.

Barzani ailesine yönelik “feodal yönetim” gerekçeleri de ideolojik bir itirazdır. Ortadoğu’da Feodal veya otoriter olmayan bir tek yönetim var mı? Esas itirazlarının “Bağımsız Kürdistan” devletine olduğu çok açık değil mi? 

Benzer gerekçeler dikkate alındığında silahlı mücadelenin devamını ve Öcalan’ın PKK ve HDP üzerindeki ideolojik vesayetini sağlayan ana unsurların hangi odaklar olduğu da anlaşılacaktır.

Kürt sorunu nedeniyle HDP’yi cezalandırmak, Kürtleri HDP’ye mahkûm etmekte ve bağımlı hale getirmektedir. HDP, dışlandığı ve cezalandırıldığı sürece Kürtlerin HDP ideolojisiyle yüzleşmesi de kolay olmayacaktır.

Açıkça belirtmeliyim ki HDP Kürtlerin değil, Türkiye partisidir. Çoğulculuk temelinde Kürtlere demokratik siyaset imkânı tanınmadıkça, Kürtlerin ideolojisini sorgulamaksızın HDP’ye desteği artarak devam edecektir.

Bunun sorumlusu da Kürtler değil, Kürtleri yok sayan ve Kürtlere kimlikleriyle siyaset imkânı tanımayan siyasi kurumlar ve partilerdir. Siyasette çoğulculuk sadece Kürtlerin ihtiyacı değil, ülkemizin temel ihtiyacıdır ve demokratik siyasetin olmazsa olmaz koşullarındandır.

Her siyasi parti gibi HDP de siyasal ve ideolojik olarak eleştirilebilir, sorgulanabilir ancak algı yönetimiyle siyaset-parlamento ve demokrasi zemininde dışlanmasını, düşmanlaştırılmasını, ötekileştirilmesini doğru bulmadığımı belirtmeliyim.

Abdulbaki Erdoğmuş

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 05 Aralık 2022
İmsak 06:35
Güneş 08:06
Öğle 12:59
İkindi 15:22
Akşam 17:43
Yatsı 19:09
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 16 37
2. Samsunspor 15 27
3. Keçiörengücü 15 26
4. Rizespor 14 25
5. Pendikspor 14 25
6. Bodrumspor 15 25
7. Boluspor 15 25
8. Manisa FK 15 24
9. Bandırmaspor 15 24
10. Sakaryaspor 16 22
11. Altay 15 21
12. Adanaspor 15 18
13. Göztepe 14 18
14. Tuzlaspor 15 16
15. Erzurumspor 15 14
16. Altınordu 15 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 15 7
19. Denizlispor 15 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4
Günün Karikatürü Tümü