Abdulbaki Erdoğmuş Yazdı: Yangınlardan Husumet Devşirmek!

"Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak."

YAZARLAR 04.08.2021, 10:57
Abdulbaki Erdoğmuş Yazdı: Yangınlardan Husumet Devşirmek!

Günlerdir ülkemizin farklı bölgelerinde yaşanan yangınlar nedeniyle hepimiz adeta bir cinnet hali yaşıyoruz. Ormanlarımız cayır cayır yanarak kül oluyor. İnsanlarımız ölüyor, evler, bahçeler, ekinler, evcil hayvanlar, bitkiler ve diğer canlılar alevler içinde yok oluyor.

Yangın nedeniyle köyler, kasabalar tahliye edilmiş, binlerce insanımız yerinden yurdundan göç etmek zorunda kalmış, varlıklarının tamamını kaybetmişlerdir. Çığlıkları, göz yaşları, feryat ve figanları yüreklerimizi kanatmıştır.

Akdeniz ormanları kadar Dersim ve Doğu’da da ormanlarımızın yıllardır yandığını ve yok edildiğini hatırlatmak isterim.

Dünyanın bir çok bölgesinde benzer yangınların olması, iklim değişikliğinin başlıca nedenlerden biri olması kuvvetle muhtemel. Yangınların iklimsel nedenlerle mi yoksa kundaklama ile meydana geldiği konusu tartışılırken, Doğa bilicimizi sorgulayan yok!

Kendi ellerimizle yaktığımız ormanları, arazi ve arsalara dönüştürmek için kestiğimiz milyonlarca ağacı, betonlaştırdığımız ve inşaat sahalarına çevirdiğimiz on binlerce hektarlık alanları, kuruttuğumuz nehirleri, kirlettiğimiz denizleri, öldürdüğümüz canlıları soran-sorgulayan yok!

Rant ve para uğruna imara açılmayan, HES ve TOKİ marifetiyle talan edilmeyen, yağmalanmayan, para ve zevk için tahrip edilmeyen alanlar kalmayınca sıranın ormanlara geleceğini hesaba katmamış olmak bizim gafletimiz olsa gerek!

Kızılderili Atasözü sanki bizim için söylenmiş:

"Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak."

İnşa edilen külliyeler (saraylar), camiler, kamu binaları dahi doğal alanlar tahrip edilerek, imara açılarak yapıldıkları dikkate alındığında durumun vahameti, doğaya karşı duyarlılığımızı, bilinç seviyemizi ve bizi yönetenlerin dünyevi hırsını ortaya koymak için yeterli örneklerdir.

Doğayı tahrip eden devlet olunca, daha açık bir ifade ile doğanın katili, yasa-kanun-kural tanımayan devlet olursa vatandaşın talan ve yağmasını engellemek mümkün olabilir mi?

İstanbul başta olmak üzere dikilen kulelere, yeşil alansız yapılara, üzerine beton dökülmüş gibi duran kentlere bakmak, doğanın nasıl katledildiğini anlamamız için hiç de zor değildir. Anlayacağınız “ihanet”; sadece İstanbul’a değil, Türkiye’ye yapılmıştır.

1871 yılında Stoney Kızılderilisi Tatanga Mani’nin (Yürüyen Boğa), Londra'da bir konferansta yaptığı şu açıklamalar hepimiz için bir ders niteliğindedir:

“Dağlar ve vadiler her zaman taş binalardan daha güzeldir. Şehirde birçok insan çıplak ayaklarıyla toprağa basmadan ölmektedir. Saksıdaki çiçekler gibi, arazideki bitkilerin ve tabi o bitkilerin arasında barınan hayvanların büyülü yayılışını göremeden solmaktadır....

İnsanlar, Yüce Ruh’un yarattığı sahnelerden uzakta yaşayınca onun kanunlarını da kolayca unutuyorlar.

Siz Beyazlar, Yüce Ruh’u unutmuş olduğunuzdan bizi vahşi sandınız. Biz, güneşe, aya, rüzgâra ve dağlara övgüler düzerken siz bizim putlara taptığımızı sandınız. Hiç anlamadan, dinlemeden bizi kayıp ruhlar ilan ederek dostluğumuzu düşman ettiniz.

Doğaya ve doğanın Yüce Ruhu’na yakın yaşayan Kızılderililer karanlıkta değildir. Sizin Tanrı’nıza dahi, bize putperest diyen Beyazların çoğundan daha fazla imanla yakın durmaktayız.

Ağaçların konuştuğunu bilir misiniz? Evet, konuşurlar; kulak verirseniz sizinle de konuşacaklardır. Asıl sorun, Beyazların dinlemeyi bilmemesidir.

Kızılderili’yi dinlemeyi hiçbir zaman öğrenemediniz; sizin, doğadaki diğer sesleri dinleyeceğinizi hiç sanmam. Beyaz medeniyet kendi elleriyle beslediği felaketini kapısında görmeden, Yüce Ruh ve onun doğasını dinlemeyecektir.

Bu aymazlık size mutsuzluk ve soysuzluk getirecektir. Anca ağaçların, hayvanların ve suların dostu beyazlar, Yüce Ruh’un ve dolayısıyla kendilerinin ve Kızılderililerin gerçek dostlarından olabilir...!”

Bu durumda devlet yetkililerinin yaptığı açıklamaların bir önemi var mı? Bırakınız iktidarın ve sorumluların duyarsızlığını bir tarafa, yangınlar için alınmış hangi önlemlerden söz edilebilir?

Bir ormanı dahi söndüremeyen bir devlet, nasıl bir itibara ve güce sahip olabilir ki?

Devletin acziyetinden, çaresizliğinden utanç duymamak mümkün mü?

Gerçekliğimizle yüzleşmek yerine, yangınlardan husumet devşirmek nasıl bir siyaset tarzıdır?

İnsanlar, evlerinin ve canlarının derdindeyken acı ve göz yaşından politik çıkar sağlamak nasıl bir siyaset anlayışıdır?

Acziyetlerini ve utançlarını örtmek için öfke dilini kullanmak, bir kitleyi hedef göstermek, düşmanlığı körüklemek, dini ve milli hamaset yapmak cahil kitleleri aldatmaya yetebilir ancak dünyayı aldatmak artık mümkün değildir.

Türkiye’nin, artık yasalarla yönetilmeyen ve keyfilikle de hamasetle de yönetilemez bir duruma geldiği ortadadır.

Çok ufak bir ayrıntı olarak değerlendirilebilecek bir örnekle bu iddiamın gerçekliği ortaya çıkacaktır:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 31 Temmuz Cumartesi günü Marmaris'te yangın bölgesinde yaptığı açıklamada: “Ormanlarımızı yakanları bulup ciğerlerini yakmak boynumuzun borcudur” İfadesi, keyfilik ve hukuksuzluk için yeterli ve somut bir delil değil midir?

Bu açıklamadan kişisel olarak bir kez daha dehşete düştüm. Cezaların dahi keyfiyetle belirlenmesi bir toplum için yangınlardan daha büyük felaket sayılması gerektiğini düşünüyorum.

Hangi Yasa’da bir suçlunun ciğerlerinin yakılacağı hükmü vardır?

Bir devletin kanunlarını öncelikle devletin en üst mercii olan Cumhurbaşkanının hatırlatması gerekmez mi?

Söylenmesi gereken; “suçluların yakalanıp yargıya teslim edileceği ve gereken cezalara çarptırılacağı” biçiminde olması değil miydi?

Ülkenin yönetim tarzı, siyasi üslubu, siyaset dili değişmedikçe gerçeklerle yüzleşmemizin mümkün olmayacağını düşünüyorum. Siyasetçiler ve yöneticiler kadar alkışlayanların da suçlu, seyredenlerin de sorumlu olduğunu unutmayalım.

Öfke-nefret ve fitne siyasetinin, hukuksuzluk, ayırımcılık ve keyfiliğin, en önemlisi de dinbazlıkla harmanlanmış şovenizmin, ülkemizi yangınlardan çok daha tesirli ve etkili olarak tahrip edeceğinden büyük endişe duyuyorum.

Abdulbaki Erdoğmuş

Yorumlar (3)
Hasan elikoğlu 2 ay önce
(Çok ufak bir ayrıntı olarak değerlendirilebilecek bir örnekle bu iddiamın gerçekliği ortaya çıkacaktır:

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 31 Temmuz Cumartesi günü Marmaris'te yangın bölgesinde yaptığı açıklamada: “Ormanlarımızı yakanları bulup ciğerlerini yakmak boynumuzun borcudur” İfadesi, keyfilik ve hukuksuzluk için yeterli ve somut bir delil değil midir?

Bu açıklamadan kişisel olarak bir kez daha dehşete düştüm. Cezaların dahi keyfiyetle belirlenmesi bir toplum için yangınlardan daha büyük felaket sayılması gerektiğini düşünüyorum.

Hangi Yasa’da bir suçlunun ciğerlerinin yakılacağı hükmü vardır?

Bir devletin kanunlarını öncelikle devletin en üst mercii olan Cumhurbaşkanının hatırlatması gerekmez mi?

Söylenmesi gereken; “suçluların yakalanıp yargıya teslim edileceği ve gereken cezalara çarptırılacağı” biçiminde olması değil miydi?

Ülkenin yönetim tarzı, siyasi üslubu, siyaset dili değişmedikçe gerçeklerle yüzleşmemizin mümkün olmayacağını düşünüyorum. Siyasetçiler ve yöneticiler kadar alkışlayanların da suçlu, seyredenlerin de sorumlu olduğunu unutmayalım.

Öfke-nefret ve fitne siyasetinin, hukuksuzluk, ayırımcılık ve keyfiliğin, en önemlisi de dinbazlıkla harmanlanmış şovenizmin, ülkemizi yangınlardan çok daha tesirli ve etkili olarak tahrip edeceğinden büyük endişe duyuyorum.

Abdulbaki Erdoğmuş)

Beyefendi önce güzel bir kuluçkaya yapmışsınız sonra o yumurtalardan kuş yerine p*** çıkarmışsınız yavrulatma mısınız Ondan sonra da burçlardan kuş olmasını civciv olmasını istemiştir iz amiyane tabirle esasında bu köşe yazınızı çok öyle uzatmadan ben çok kaygılıyım endişeliyim bu devlet yönetilemiyor kardeşim bu devleti yönetecekler şimdi başka başka yerlerde Gerçi orada da oradan da elleri uzanıyor bir şekilde karıştırmaya yönetmeye halen muktedirler hiç meraklanmayın bunlar gidici derler diyeceksiniz 2016'nın Temmuz başına dönün verecektiniz daha iyi anlaşılır dınız sizi öyle anladığımı Algıladığı mı ifade etmek isterim Yine de düşünen insan olmuş olmanız muhteber insan olmaya doğru gidiyor dur Selamlar kolay gelsin
Hasan elikoğlu 2 ay önce
(Bakın Beyefendi siz de güzel malzeme buldum Yeni Akit gazetesinden ufkunuz açılsın);


Yeni Akit Logo

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

[email protected]
2021-08-06 05:39:00
“Müthiş bir yangın var, söndürmeye koşuyorum!”

-
Başlıktaki ifade, Said Nursi’ye ait.

Dünkü Yeni Asya gazetesinde de, logo kenarına konulmuş.

Başlığın da içinde yer aldığı, Said Nursi’nin bu sözü, Tarihçe-i Hayat’tan iktibas.

Ve Said Nursi’nin bu sözünü logo kenarından okuyucularına hatırlatan Yeni Asya’nın birinci sayfasından, size “müthiş yangını söndürmeye talip” başlıklar:

Dört tane ateist milletvekili olan, sosyalist bir parti var.

Onların milletvekilleri yapmışlardı çağrıyı:


“TBMM acilen toplantıya çağrılmalı..”

Said Nursi’nin talebesi olduklarını iddia eden Yeni Asya ekibi, ateistlerin, üstelik halktan da hiçbir destek alamamış ezan karşıtlarının sözlerini manşete taşımaktan hicap etmiş olmalı ki..

Aynı çağrıyı, daha iki gün önce, “Vatandaşa su 1 TL. Göçmene ise 10 TL” uyglumasına geçmek isteyen CHP’li Bolu Belediye Başkanı’nın teklifine evet oyu kullanan İyi Parti’nin Grup Başkanı’nı konuşturmuş.

Said Nursi, “Müthiş yangın var” derken..


Fiziki yangından bahsetmiyor.

Çünkü Said Nursi “İmanım tutuşmuş yanıyor” diyor..

Tam da, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın vicdansız uygulmasına sessiz kalan tüm toplumumuz için söylenmesi gereken şekilde, “İmanımız tutuşmuş yanıyor” diyor..

Ama.. Said Nursi sevdalısı geçinen Yeni Asya ekibi, üstadı yanlış anlamış olmalılar ki, suyu 10 katı fiyata satmaya kalkan adama destek çıkan İyi Parti’nin yetkilisini konuşturup, “Meclis acilen toplanmalı” diyor.

Desin..

Sorun değil..


Peki aynı gazetedeki şu başlığı nasıl izah edeceksiniz:

“Yangına ilk müdahale geç yapıldı.”

İlk kıvılcımın üzerinden 9 gün geçmiş. Yangın ilk nerede çıktı, nasıl çıktı, nasıl yayıldı henüz net bilgiler önümüzde değil iken..

200’e yakın değişik yerde yaşanan orman yangınlarından bahsediyor iken..

Sanki tek bir yerde, tek bir yangın çıkmış gibi, toptancı bir bakış ile, “Geç müdahale edildi” diye kestirip atmışlar.

EyvAllah..

Bir sonraki başlıklarında niyetleri yavaş yavaş deşifre oluyor:

“Yangın ekonomiye sıçrayacak”

Afedersiniz, “Said Nursi’nin talebesiyiz” derken, onu istismara kalkışan, kendi siyasi düşüncelerini üstad üzerinden dayatmaya kalkanlar..


“Yangın, ekonomiye sıçrayacak” derken, siz mi öyle istiyorsunuz, yoksa buna yönelik bir veriniz mi elinizde var?

Bunu da geçelim..

Bakın sadece bir sayfadaki haber görünümlü algı operasyonları ile, Said Nursi “Müthiş bir yangın var, söndürmeye koşuyorum” dediği halde..

Yeni yangınlar çıkartmakla meşgul sözde talebeleri size aktarıyorum..

Üstad, söndürmekle meşgul.

Talebesi olduğunu söyleyenler ise, yeni yangınlar çıkartmakla meşgul.

“Orman yangını yetmez. Ekonomi de yanacak” diyorlar.


Bitti mi?

Bitmedi..

Hemen altında bir başlık daha:

“Halktaki dayanışma ruhu, yöneticilerde yok”

Sakın yanlış anlamayın..

“Yöneticiler” derken..

Merkezi yönetimi, belediyesi vesair hepsini kastetmiyorlar..

Zinhar..

Sadece, Said Nursi’nin kitaplarını devlet katında yasaklı halden çıkartan Tayyip Erdoğan’ı kastediyorlar..

Nereden belli?

Bu başlığı, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ağzından veriyorlar da, onun için..

“Halktaki dayanışma ruhu, yöneticilerde yok”muş..

Sorsak bu adamlara..

“9 gündür evine gitmeyen bakanları mı kastediyorsunuz” diye..

Verebilecekleri cevap yoktur..

Onlara cevabı, yıllar öncesinden, üstad vermiş:

“Söndürmeye koşuyorum.”

Bunlar ne yapıyorlar?

Yakmaya koşuyorlar!

Devam ediyoruz, Yeni Asya’nın birinci sayfasından aktarmaya:

“Yazlık Saray etkilenmemiş”
Hasan elikoğlu 2 ay önce
Vakti gelmeden doğmuş ağabey faydalanabilirsiniz diye Siz de cuma hutbesini de atıyorum Cumanız mübarek olsun Gerçi böyle şeylere pek itibar etmezsiniz şimdi bu kadar yangının içinde bu kadar tedbirsizliği içinde Cumada hutbe okumak da neymiş yangınları hutbe ile anlatmakla neymiş falan dersiniz Ama olsun be abi bir bakın yine de


"6 AĞUSTOS CUMA HUTBESİ: ZORLUKLAR BİRLİKTE AŞILIR

Muhterem Müslümanlar!
Geçen hafta afet gerçeğiyle bir kez daha karşılaştık. Cennet yurdumuzun akciğerleri ormanlarımızda çıkan yangınların çoğu
söndürüldü elhamdülillah. Bazı bölgelerimizde ise söndürme çalışmaları devam ediyor. Cenâb-ı Hak, en kısa sürede bu afetten de kurtulmayı bizlere nasip eylesin. Milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın.

Aziz Müminler!
Evet, bugün mahzunuz, üzüntümüz çok büyük. Kaybettiğimiz kardeşlerimiz, yanan ormanlarımız, yitirdiğimiz masum canlar her birimizin yüreğini dağlıyor. Ancak biliyor ve inanıyoruz ki bizi biz yapan değerlerin etrafında kenetlenip kardeşlik şuurumuzu diri tuttukça başaramayacağımız imtihan yoktur. Tarih boyunca Allah’ın yardımı, devletimizin kararlılığı ve milletimizin azmiyle nice zorluğu birlikte göğüsledik. Bugün de devlet millet dayanışması içinde aşamayacağımız engel yoktur. Toplu vurdukça yüreklerimiz üstesinden gelemeyeceğimiz zorluk yoktur. Nitekim Rabbimizin müjdesi açıktır: “Şüphesiz
zorlukla beraber kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber kolaylık vardır.”


Kıymetli Müslümanlar!
Gün, ayrışma değil kenetlenme günüdür. Gün, birliğimizi, beraberliğimizi ve muhabbetimizi canlı tutma günüdür. Sevinç ve mutluluğumuz gibi hüzün ve kederimizi de paylaşma günüdür. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s) biz müminleri şöyle tarif etmektedir: “Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir beden gibidir.”

Değerli Müminler!
İbrahim (a.s)’ın atıldığı ateşi söndürmeye koşan karınca misali, bugün her birimize düşen sorumluluklar vardır. Her şeyden önce sağduyumuzu ve sükûnetimizi muhafaza edelim. Yangın, sel, deprem ve salgın hastalık gibi afetlere karşı bilinçli, duyarlı ve tedbirli olmayı milli bir mücadele olarak görelim. Gerekli hallerde yetkili mercileri haberdar edelim. Küçücük bir hata ve ihmalin çok ağır neticeleri olabileceğini unutmayalım. Bu vesileyle başta yangınlar olmak üzere afetlerde hayatını kaybedenlere Cenâb-ı Hak’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Yüce Rabbimiz, afetlerle canla başla mücadele eden kardeşlerimizin işini kolaylaştırsın ve onların yardımcısı olsun.‚
20
açık
Namaz Vakti 28 Eylül 2021
İmsak 05:26
Güneş 06:50
Öğle 13:00
İkindi 16:20
Akşam 18:59
Yatsı 20:19
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 7 16
2. Trabzonspor 7 15
3. Altay 7 15
4. Beşiktaş 7 14
5. Hatayspor 7 13
6. Konyaspor 7 13
7. Alanyaspor 7 13
8. Kayserispor 7 11
9. Karagümrük 7 11
10. Galatasaray 7 11
11. Sivasspor 7 9
12. Adana Demirspor 7 9
13. Antalyaspor 7 8
14. Gaziantep FK 7 8
15. Başakşehir 7 6
16. Kasımpaşa 7 6
17. Malatyaspor 7 6
18. Göztepe 7 5
19. Giresunspor 7 2
20. Rizespor 7 1
Takımlar O P
1. Ümraniye 7 19
2. Ankaragücü 7 15
3. Erzurumspor 7 15
4. Eyüpspor 7 13
5. Bandırmaspor 7 12
6. Tuzlaspor 6 11
7. Samsunspor 6 10
8. Kocaelispor 6 10
9. Manisa FK 7 9
10. Menemenspor 7 8
11. Gençlerbirliği 7 8
12. Boluspor 6 7
13. İstanbulspor 6 7
14. Altınordu 7 7
15. Adanaspor 7 6
16. Denizlispor 7 6
17. Balıkesirspor 6 6
18. Bursaspor 7 5
19. Ankara Keçiörengücü 6 4
Takımlar O P
1. Liverpool 6 14
2. Man City 6 13
3. Chelsea 6 13
4. M. United 6 13
5. Everton 6 13
6. Brighton 5 12
7. West Ham 6 11
8. Aston Villa 6 10
9. Brentford 6 9
10. Arsenal 6 9
11. Tottenham 6 9
12. Watford 6 7
13. Leicester City 6 7
14. Wolverhampton 6 6
15. Crystal Palace 5 5
16. Southampton 6 4
17. Newcastle 6 3
18. Leeds United 6 3
19. Burnley 6 2
20. Norwich City 6 0
Takımlar O P
1. Real Madrid 7 17
2. Real Sociedad 7 16
3. Sevilla 6 14
4. Atletico Madrid 7 14
5. Rayo Vallecano 7 13
6. Barcelona 6 12
7. Real Betis 7 12
8. Valencia 7 11
9. Osasuna 7 11
10. Athletic Bilbao 7 10
11. Villarreal 6 8
12. Mallorca 7 8
13. Espanyol 7 6
14. Cádiz 7 6
15. Elche 7 6
16. Celta de Vigo 6 4
17. Levante 7 4
18. Granada 6 3
19. Deportivo Alaves 6 3
20. Getafe 7 0
Günün Karikatürü Tümü