Abdulbaki Erdoğmuş Yazdı: Merkez Siyaset Arayışı!

CHP ise “merkez sol” iddiasını sürdürmüş, “sosyal demokrat” çizgiyi liman olarak seçmiştir.

YAZARLAR 07.07.2021, 05:46
Abdulbaki Erdoğmuş Yazdı: Merkez Siyaset Arayışı!

Türkiye’nin ana siyasi akımı CHP’dir. Resmî ideoloji ile şekillendirilmiş bir devlet partisidir. Koşulların ve konjonktürün dayatması sonucu, CHP içinden ikinci ana akım olarak DP (Demokrat Parti) kurulmuştur. Aynı geleneğe ve benzer değerlere sahip iki parti, daha sonra ‘merkez sol' ve ‘merkez sağ’ olarak nitelendirilmişlerdir.

DP’nin kapatılmasından sonra siyasi geleneğini AP (Adalet Partisi) ile sürdüren “merkez sağ”, zaman içinde özel girişimciliği önemseyerek “liberal sağ” olarak tanımlayabileceğimiz çizgiye oturmuştur.

CHP ise “merkez sol” iddiasını sürdürmüş, “sosyal demokrat” çizgiyi liman olarak seçmiştir.

“Liberal Sağ” ve “Sosyal Demokrat” iddialarıyla birlikte iki siyasi geleneğin de kuruluş ideolojilerinin gereği olarak “devletçi sağ” ve “devletçi sol” çizgilerini bazen açık, bazen de örtülü biçimde sürdürdüklerini belirtmeliyim.

Esas itibariyle devletçilik; Millî Görüş ve Milliyetçi partiler dahil bütün partilerin vazgeçilmez ideolojisi olarak varlığını hep korumuştur.

İki ana akım siyasi geleneğin, darbe ve müdahalelerden sonra zamanla ayrıştığı en önemli kavşak noktası; DP geleneğinin devletçi ideolojiyi koruyarak ancak daha çok halktan ve demokrasiden yana politikalar geliştirme gayreti içine girmesidir.

CHP’nin, özellikle 27 Mayıs Askeri darbesini sahiplenmesi; iki geleneği birbirinden uzaklaştırmış, hatta düşmanlaştırmıştır. Bu ayrışma sonucu olarak AP, milletten ve demokrasiden yana konumlandırılırken CHP de vesayet ve statükodan yana konumlanmıştır.

“Karaoğlan Ecevit” döneminde, CHP’de statükonun zincirleri kırılmak istense de 12 Eylül Darbesi ile siyasetin önü tamamıyla kesilmiştir.

Böylece “merkez sağ”, rakipsiz olarak demokrasinin sigortası olarak algılanmaya başlamıştır. Ancak müdahaleler ve vesayet sistemi, Sağda da siyasetin demokratikleşmesine ve demokrasinin gelişmesine hiçbir zaman imkân vermemiştir.

Ne yazık ki gerçekte “merkez sağ”, batılı anlamda hiçbir zaman liberal demokrasiyi temsil edecek bir anlayışa ulaşmamıştır. Merhum Özal’ın “liberal demokratlığı” da kendisiyle sınırlı kalmış ve gelenekselleşmesine imkân verilmemiştir.

Dört eğilimi tek merkezde (ANAP) bir araya getirmeyi başardığı halde, iktidar gücü zayıfladıkça demokrasiden uzaklaşmış, tek eğilimin hakimiyeti ortaya çıkmış ve sağa kaymıştır.

ANAP’ın bir taklidi olarak ortaya çıkan AK Parti’de ise durum daha vahim hale gelmiştir. Günümüzde “Millî Görüş-İslamcı-Sağcı-Milliyetçi-Sosyal demokrat-Merkez-Muhafazakâr-Kürt-Alevi” gibi eğilim ve farklılıkların varlığından dahi söz edilemez.

Bir partiden ziyade lidere sadakatle bağlı bir “cemaat” görüntüsü vermektedir. Siyasal anlamda herhangi bir yelpazeye yerleştirmek doğru değildir, bir siyasi gelenek oluşturması da mümkün görünmüyor, diye düşünüyorum.

Esas itibariyle lidere milli veya dinsel sadakat, otoriter siyaset ve siyasete müdahale gibi Türkiye siyasetinin hastalıklı yapısı, demokratik siyasetin ve demokrasi geleneğinin oluşmasını engelleyen faktörlerdendir.

En önemli engellerden birisi de siyasetin; Kürtler başta olmak üzere farklı unsurları, inanç ve dini farklılıkları demokrasi projesine dahil etmek istememesidir. Farklı kesimlerle siyasi ilişkiler daha çok seçim dönemlerinde çıkar ve hamaset merkezli olarak geliştirilmektedir.

Ne yazık ki “merkez siyaset” ihtiyacı da buradan doğmaktadır. Merkezden, yani devlet ve resmî ideolojiden uzaklaşan farklı unsurları ve çevreyi yeniden devlete yakınlaştırmak, devlet imkanlarından yararlandırarak özgürlük ve hak taleplerinden vaz geçirmek veya en azından pasif ve edilgen duruma düşürmektir.

DP ve ANAP geleneğini sahiplenerek iktidar olan AK Parti; başlangıçta “demokratik siyaset” görüntüsü vererek çevreyi merkeze taşırken, çevrenin değer yargılarının tamamını da değiştirmiş, adeta “alın görün işte çevre bu” dercesine geçmişten de koparmıştır.

Bu durumda merkez ve çevreyi neye göre tanımlayabiliriz?

Siyasal ve toplumsal ihtiyacımız olan makuliyetin ve demokrasinin teminatı olarak tanımlanan DP-AP ve ANAP geleneğinin, başka bir tanımla ‘Merkez Siyaset’ anlayışının çökmüş olduğunu ve inandırıcılığını yitirdiğini düşünüyorum.

AK Parti hamaseti ve demokrasi istismarı kadar DP ve ANAP geleneğini temsil iddiasındaki siyasi çevrelerin devletçilik, milliyetçilik ideolojisine yakınlaşmaları da Merkez siyasetinin çöküşünde etkili olmuştur.

“Merkez” iddiasından amaç “ortaya karışık” bir siyasi sipariş ise konjonktürel olarak aranır ve uygun bir hale gelmiş olduğu söylenebilir. Ancak aslı varken yeni bir parti kurmaya gerek olduğunu düşünmüyorum.

Her kesimi kucaklayacak ‘Merkez Demokrat Partisi’ vardır. İddialarıyla, ilkeleriyle, tüzük ve programıyla yeni bir partiye ihtiyaç bırakmayacak kadar açıkça merkezi temsil edecek bir anlayışa sahiptir. İktidara karşı hayatı pahasına dik duran, tehditlere rağmen mücadelesinden geri durmayan mütevazi ve birikimli bir Genel Başkanı (Prof. Dr. Abdurrahim Karslı) ve nitelikli bir ekibi var.

Siyasetin dışında kalmış çok sayıda birikimli ve deneyimli siyasetçilerin bu partide bir araya gelerek muhalefet blokunu güçlendirmeleri mümkündür.

“Tek Adam” rejimine ve ceberut yönetim sistemine karşı muhalefet partilerinin de çabalarını küçümsememek gerekir.

Sayın Meral Akşener ve Temel Karamollaoğlu’nun gayretleri, HDP’nin mücadelesi küçümsenemez. Kemal Kılıçdaroğlu ise tarihi bir misyon üstlenmiş durumda. Her türlü baskı, tehdit ve linç girişimlerine rağmen iktidar karşısında dik bir duruş sergilemeye devam etmektedir.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun aşamadığı engel, kanaatime göre CHP’nin kurumsal geleneğidir. Merhum Ecevit’in de değişim başarısızlığının nedenlerinden birisi bu gelenekti. Sosyal demokratların CHP’ye mesafe koymalarının da gerekçelerinden biri budur.

Partilerin politika değişimi, demokratikleşme çabaları elbette kendi meseleleridir.

Merkez Demokrat Parti veya DP-AP-ANAP geleneğini temsil edecek yeni bir parti, demokrasi ittifakını daha da genişleterek Türkiye’yi içine düştüğü belirsizlikten aydınlığa çıkarmaya büyük katkı sağlayacaktır.

Kanaatime göre yeni dönemde Millet İttifakı’na veya partiler ittifakına değil, Demokrasi İttifakı’na ihtiyaç vardır. Söz konusu ittifak; parti üyesi olmayan ortak bir Cumhurbaşkanı adayı ile hayata geçirilmelidir.

Bu nedenle AK Parti ve MHP tabanın da dahil olabileceği bir demokrasi zemini oluşturmak ve demokraside ittifak etmenin yolunu açmak tarihi bir sorumluluktur. Ayrıca Demokrasi’de ittifak; geniş kitlelerin AK Parti’den güvenle ayrılmasını sağlayacak bir liman olacaktır.

Kişisel olarak benim arayışım bir parti veya konjonktürel bir siyaset değildir, demokrasi ve hukuk devletine yöneliktir. Demokrasinin siyasal zemin, hukukun toplumsal ve kamusal güvence olmayacağı bir arayışın sorunlarımıza çözüm olacağını mümkün görmüyorum.

Bizim için ülkemizin geleceği ve toplumsal barışımız önemlidir. Bunun da adaleti esas ve gaye edinecek eşitlikçi-özgürlükçü-çoğulcu demokrasi ve hukukun üstünlüğü ile ancak mümkün olabileceğine inanıyorum.

Abdulbaki Erdoğmuş

Yorumlar (0)
25
az bulutlu
Namaz Vakti 26 Temmuz 2021
İmsak 03:58
Güneş 05:46
Öğle 13:16
İkindi 17:12
Akşam 20:35
Yatsı 22:16
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30
Günün Karikatürü Tümü