Abdulbaki Erdoğmuş'un Kaleminden:Türkiye Ortak Kaderimizdir

Bugünkü ayrışmaların ve düşmanlıkların nedeni de yine siyasal sistem ve PKK’nin silahlı varlığıdır.

YAZARLAR 24.04.2022, 16:28
Abdulbaki Erdoğmuş'un Kaleminden:Türkiye Ortak Kaderimizdir

Türkiye Ortak Kaderimizdir

Türkler ve Kürtler arasında tarih boyunca bir savaş yaşanmamıştır. Ancak coğrafyamızın emperyalistler tarafından parsellenmesi sonucu Kürdistan’ın bölünmesi ve kadim halkların dağılması travmalara ve savaşlara yol açmıştır.

Bugün de ülkemiz özelinde halklar arasında bir savaş ve çatışma söz konusu değildir. Yaşadığımız sorunlar, en başından itibaren siyasal sistemden ve “Türklük” dayatmasından kaynaklanmaktadır.

Son kırk yılda ise sorunlar PKK ile farklı bir boyut kazanmıştır. Bugünkü ayrışmaların ve düşmanlıkların nedeni de yine siyasal sistem ve PKK’nin silahlı varlığıdır.

Ulusal bilincin gelişmesine katkısı olsa da PKK’nin silahlı mücadelesini Kürtlerin yararına görmek gerçekçi değildir. PKK gerekçe yapılarak Kürtlere yönelik ayırımcı ve inkârcı politikalara devam edilmiştir. Bu durumun kimlerin yararına olduğu açıktır.

Bu nedenle Kürt meselesini doğrudan PKK ile ilişkilendirmek veya sorunun nedeni olarak PKK’yi görmek doğru değildir.

Siyasal sistemin “Türklük” dayatması ve asimilasyon politikaları PKK’den önce de vardı ve sadece kamusal ve kurumsal alanda değil, sosyal alanda da hep devam etmiştir.

Kürtlerde dil, tarih ve coğrafya bilinci hep var olmuştur. Kürtlerin hak ve özgürlük talepleri de PKK ile değil, demokratik gelişmelerin etkisiyle yeniden ivme kazanmıştır.

PKK, bu gelişmeleri silah ve şiddet politikalarıyla kontrol altına almış, ideolojik ve tekçi bir örgütlenmeyle sorunu uluslararası alana çekmeyi ve tek muhatap haline gelmeyi başarmıştır.

Böylece PKK ile Kürtlerin demokrasi ve özgürlük talepleri biçim değiştirmiş, silahların gölgesinde ideolojik, politik ve etnik yapılanmalarla halka yeni bir istikamet çizilmiştir.

Kürtlerin özgürlük arayışı PKK ve “Tek Adam” iradesine mahkûm edilerek Türkiye’nin siyasal düzeniyle uyumlu duruma getirilmiştir.

Amaçları, kimlikleri, inançları farklı da olsa dünyanın her bölgesinde demokrasinin önünde en büyük engel hiç şüphesiz “Tek Adam” rejimleri ve tekçi yönetimlerdir. Çoğulculuğun olmadığı yerde demokrasi yoktur.

--

Egemen ulusların inkârcı, ayrıştırıcı, ayırımcı, ötekileştirici politikaları edilgen ulusların taleplerini baskılayabilir ancak yok olacağını düşünmek bir yanılgıdır. Türkiye’de yaşananlar bu yanılgılara açık bir örnektir.

Kuşkusuz milyonlarca Kürt asimile olmuş, tarihine, kültürüne yabancılaşmıştır. Önemli bir kısmı da imkanlardan yararlanmak için egemen ulustan yana olmayı veya iş birliği yapmayı seçmiştir.

Diğer taraftan koruculuk sistemi başta olmak üzere işbirlikçi yapılanmaları güçlendiren devlet yönetimi, Kürtleri bölmekle yetinmemiş, bürokrasi, siyaset, iş dünyası, üniversiteler gibi kurumları “kimlik ve kişilik” bilincini taşıyanlardan temizlemiştir.

Oysa tarih bilinci olan bir Kürdün hiçbir zaman Türk olmayacağını bilmek gerekir. Kürt için “Türklük” iddiası ancak asimilasyon, baskı, dayatma yoluyla gerçekleşir. Yasaların gereği olarak “Türk” sayılması veya “Türküm” demek zorunda bırakılması bir “kabul” anlamına gelmez.

Etnik asimilasyon, ulus-modern çağın uygulamasıdır ancak demokrasi ve özgürlükler geliştikçe kimlik ve kişilik bilinci de gelişir. Kürt meselesi de bu bağlamda değerlendirilmelidir.

Esas olarak Kürtleri yok sayan siyasal sistem, Kürt meselesini, Kürt siyasetini PKK ile terörize ederek demokrasiye, muasırlaşmaya ve hukukun üstünlüğüne direnme yolunu seçmiştir.

Bu durumda PKK bir engel değil, gerekçedir. Siyasal sistem, Kürtlerin gün yüzü görmemeleri için

Türkleri de Türkiye’yi de karanlığa mahkûm etmiştir.

--

Hatırlatmak isterim ki Kürtlerin mücadelesi ve direnişi yeni değildir. Kürtler, ulus projesine dahil olmadıkları 19. Yüz yılın son çeyreğinden itibaren devamlı bir arayış, itiraz, mücadele ve savaş içindedirler.

Asimilasyon politikalarının uygulandığı devletlerde dahi büyük çoğunluğu kimlik, kültür ve dillerini söz konusu direniş ile korumayı başarmışlardır.

Esas itibariyle yeryüzünün ilk kültür, bilim, medeniyet merkezi olan Mezopotamya coğrafyasında asimilasyon politikalarının hayat bulması mümkün değildir. Bu yönde harcanan enerji ve kaynaklar boşuna gitmiş ve asimilasyon politikaları devam etse de sonuç vermeyeceği ortaya çıkmıştır.

Katliam, kıyım, sürgün, tehcir politikalarına rağmen bu coğrafyanın kadim halkları (Süryaniler, Kürtler,

Kildaniler, Ezidiler, Aleviler ve diğerleri) kültürlerini, inanç ve dinlerini korumayı başarmışlardır.

Milyonlarca nüfustan birkaç bine düşen Süryaniler bunun açık örneğidir. Binlerce aile yerlerini, yurtlarını terk edip Avrupa ve Amerika’ya yerleşmesine rağmen ilk fırsatta nasıl köylerine geri döndüklerini veya dönmek istediklerini müşahede ediyoruz.

İnsanları kadim topraklarından, yurtlarından çıkarmak, yerlerini, yurtlarını tahrip etmek mümkündür ancak aidiyetlerini içlerinden söküp atmak mümkün değildir.

Hasankeyf’i sulara gömmek, Diyarbakır tarihi Sur’u veya Cizre’yi yakıp yıkmak mümkündür ancak bölgenin kadim tarihinden ve zihinlerden nesiller boyu silmek asla mümkün olmayacaktır.

--

Peki “Deve kuşu” misali başımızı kuma sokarak ne zamana kadar gerçeklerden kaçacağız?

Aynı coğrafyada yaşayan halklardan Araplar, Farslar ve Türklerde ulus ve milli bilinç artarken Kürtlerde gelişmemiş olması mümkün mü?

Yaklaşık yüz elli yıldır Kürtlerin çağdaş ve haklı talepleri baskılanmakta veya görmezden gelinmektedir. Oysa bu talepler Türklerin ve diğer unsurların talepleriyle de çelişmemektedir.

Sorunun çözümü de ayrıştırmak, ayrı ayrı muhataplar belirlemek, farklı gerekçelere sarılmak değildir.

Çözüm; demokrasinin evrensel standartlarını hukukun üstünlüğü güvencesinde yönetim sistemi haline getirmektir.

Özgürlük, çoğulculuk, eşitlik ve adalet talebi belirli kesimler için değil, herkes ve hepimiz için insanlık onurunun gereğidir. Kürtler isteyince mi bu talepler devlet ve ülke bütünlüğü için bir tehdit unsuru oluşturmaktadır?

Siyasal sistemin adil, eşitlikçi, çoğulcu, muasır bir hukuk düzenine dayanması için demokratik siyasal mücadele vermek Kürtler için neden dışlanma nedeni olsun?

Vatandaşı olduğumuz devletten, sulh ortamını ve hakça bir düzen sağlamasını beklemekten daha doğal bir talep var mıdır?

Hak gaspı kadar hak taleplerini de engellemek zorbalık ve zulümdür. PKK dahil hiçbir gerekçe hak gaspını ve çocuklarımızın ölümünü meşrulaştıramaz.

Hak ve hukuk ihlallerinin muhatabı devlettir. Hak ihlalleri devlete karşı savunulur. Devlet sorumluluğunu yüklenen de hükümettir.

Terör, çatışma, savaş veya bölgesel ve küresel politikalar gereği de olsa hak ihlalleri asla meşru sayılamaz. Hak ihlallerine ve hukuksuzluğa hiçbir mazeret gerekçe yapılamaz. Koca bir dünya, masum bir tek insanın canına karşılık gelmez.

Masum bir cana kıymak tüm insanlığın canına kıymaktır. Bir insanın hakkını gasp etmek tüm insanlığın hakkını gasp etmektir.

“Türklük” dayatması, en hafif tanımıyla bir hak ihlalidir. Ülke bütünlüğü gerekçesiyle de olsa hak İhlalleri zulümdür, onaylanamaz.

Ülke bütünlüğünün teminatı “Türklük” değildir, ‘Demokratik Türkiye’ ortak paydasıdır.

PKK ve demokrasi gibi demokrasi ve asimilasyon da bir arada ve birlikte yürümez.

Çağımız dünyasında devlet-vatandaş ilişkisinin bir itaat ilişkisi değil, hukukun üstünlüğüne dayalı bir birliktelik olduğunu görmek gerekiyor.

Kürtler dahil herkesin ve her kesimin hak ve özgürlüklerini hukukun üstünlüğü ile güvence altına alan,bu hakları başta devlet olmak üzere sivil, resmî, askeri kurumlara ve her çeşit baskı unsurlarına karşı koruyan demokratik bir siyasal düzene ihtiyacımız var.

Birlikteliğimizin, sulh ve güven içerisinde yaşamamızın ve muasırlaşmanın yolu hakça bir siyasal düzen kurmaktır.

Türkiye; ayırımcılığı, ırkçılığı, etnik dayatmayı esas alarak yönetilmeye layık bir ülke değildir. Eşitliği, çoğulculuğu, medeniyeti, hukuku esas alarak yönetilmesi gereken itibarlı, saygın, ileri, medeni bir ülke olmak zorundadır.

Mevcut siyasal düzenle itibar kazanmak, barışı tesis etmek, ileri ve medeni bir ülke olmak asla mümkün değildir.

Devletin/yönetimin ceberut uygulamaları da PKK ve diğer örgütlerin silah, şiddet ve terör yöntemi de‘ortak kaderimiz’ olan “Demokratik Türkiye” için engeldir. Türkiye sevdası ve yurtseverlik bu engelleri ortadan kaldırmaktır.

Nesilleri, kaynakları heba etmekten artık vaz geçmeliyiz. Ayırımcılığa, adaletsizliğe, zulüm düzenine hep birlikte karşı çıkmalıyız.

Zulüm kaderimiz değildir…!

Zulümle abad olunmaz…!

Hakça bir düzen için hukuktan başka gidilecek kapı, Adaletten başka gidilecek yol yoktur.

Abdulbaki Erdoğmuş

Yorumlar (0)
20
parçalı az bulutlu
Namaz Vakti 22 Mayıs 2022
İmsak 03:43
Güneş 05:34
Öğle 13:06
İkindi 17:03
Akşam 20:28
Yatsı 22:10
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 37 73
3. Atletico Madrid 37 68
4. Sevilla 37 67
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 37 62
7. Villarreal 37 56
8. Athletic Bilbao 37 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Granada 38 38
18. Cadiz 38 37
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 32
Günün Karikatürü Tümü