Abdulbaki Erdoğmuş'un Kaleminden:PARTİLİ CUMHURBAŞKANI OLMAZ

Partili cumhurbaşkanlığı sisteminin siyasi tahribatlara, ayrışma ve istikrarsızlığa neden olduğu tartışma götürmeyecek kadar açıktır.

YAZARLAR 13.11.2022, 15:30
Abdulbaki Erdoğmuş'un Kaleminden:PARTİLİ CUMHURBAŞKANI OLMAZ

PARTİLİ CUMHURBAŞKANI OLMAZ

Başkanlık Sistemi tartışmaları, uzun bir süredir Türkiye’nin gündeminden hiç düşmemiştir. Merhum
Turgut Özal’ın gerçekleştirmeyi planladığı sistemin, ABD dışında başarıyla uygulanmadığı gerekçesiyle
kabul görmemişti.

Başkanlık Sistemi iddiasıyla inşa edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de gösterdi ki demokratik
kültürden yoksun toplumların desteğinde ve demokrasiyi içselleştirmemiş partilerin/politikacıların
öncülüğünde çoğulcu ve özgürlükçü bir düzen kurulamaz.

Partili cumhurbaşkanlığı sisteminin siyasi tahribatlara, ayrışma ve istikrarsızlığa neden olduğu
tartışma götürmeyecek kadar açıktır. Görüldü ki bizim gibi ülkelerde partili cumhurbaşkanı ile
toplumsal birleşmeyi ve bütünleşmeyi sağlamak mümkün değildir.

Tersine otoriterleşmeyi, ayrışmayı ve kutuplaşmayı derinleştirdiği ortadadır.
Geçmiş örnekleriyle bu noktaya geleceği de belliydi.

Hatırlanacaktır, partilerinden istifa ederek cumhurbaşkanı olan Merhum Turgut Özal ve Süleyman
Demirel, ayrıldıkları partilerinin içişlerine karışmayı ve gölge genel başkanlıklarını da sürdürmüşlerdi.
Haklarını teslim etmeliyim ki ikisi de otoriter, ayırımcı ve kutuplaştırıcı politikalardan hep uzak
durmaya çalışmışlardı.

Buna rağmen partilerine karşı tutumları sebebiyle siyasal istikrarı sağlayamadılar. Bunun nedeni daha
önce partilerinin Genel Başkanları olmalarıydı. Bu konumlarını cumhurbaşkanlığı makamına taşımaları
onların tarafsızlığına gölge düşürmekteydi.

Bu konuda Sayın Abdullah Gül’ü ayrı tutmak durumundayım. Partisine karşı gerekli hassasiyeti ve
tarafsızlığı göstermiştir. Genel Başkanlığını yaptığı partiye herhangi bir müdahalesinin söz konusu
olduğunu bilmiyorum. Bu bağlamda örnek bir cumhurbaşkanlığı sergilediğini düşünüyorum.
CB Erdoğan’la farklı bir siyasi ve yönetim tarzı oluştu.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile alışılmışın dışında yeni bir durumla karşılaştık. Özal ve
Demirel’den farklı olarak Parti Genel Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı görevi birlikte yürütülmeye
başlandı.

Cumhurbaşkanı’nın, nerede parti başkanı ve nerede cumhurbaşkanı sıfatıyla konuşmasını belirleyecek
yasal düzenlemeler yapılmadığı için karmaşık ve kaotik bir siyasal ortam oluştu. Ülke yönetilemez
duruma geldi.

Başlangıçta “başkanlık sistemi” gibi düşünülmüş olsa da işleyiş bakımından partizan, otoriter ve tekçi
bir yönetim olarak uygulanmaya konuldu. Söz konusu işleyişe tarafsızlık yemini, yasalar, hatta
Anayasa dahi engel olamadı.

Uygulamaların bir kısmının cumhurbaşkanının ideolojik ve kişisel özelliklerinden kaynaklandığı
düşünülebilir ancak temel sorunun sistemin kendisinden kaynaklandığı bilinmektedir.
Anayasal düzen eleştirilebilir, muasırlaşması için seçmen iradesiyle değiştirilebilir ancak sandık
marifetiyle de olsa keyfi ve zorba bir yönetime dönüştürülmesi kabul edilemez.

Hiçbir toplum, siyasal aklını yitirmedikçe ve içindeki siyasi işbirlikçiler olmadan zorbalığa teslim olmaz.
Ne yazık ki zorbalıkla ancak var olabilecek mevcut sistem istikrarsızlık, ayrışma, kutuplaşma, çatışma
ve kaosa sebep oldu. Türkiye’yi üç yüz yıllık muasırlaşma hedefinden uzaklaştırdı.

Muasırlaşma, demokrasi, hak-hukuk ve adalet taleplerinin karşılık bulması bir tarafa, bu talepler
yönetim sistemi için bir tehdit unsuru haline geldi.
Uluslararası camia da bunların farkında.

Şüphesiz muasır ülkeler nezdinde Türkiye önemini yitirmedi ve yitirmeyecektir de ancak mevcut
yönetim sistemiyle güvenirliliğini ve saygınlığını tamamıyla yitirmiş oldu.

Bu gerçeğin farkına varanlar biliyorlar ki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türkiye için yanlış ve
yeterince yıkıcı olmuştur. Mevcut iktidarla veya benzer bir zihniyetle düzeltmek ve yoluna koymak da
artık imkânsız görünmektedir.

Denilebilir ki sistem değişimi veya sistemin reforme edilmesi ülkenin beka sorunu haline gelmiştir.
Buna göre ülkenin geleceğini hep birlikte düşünmek ve sorumlu davranmak zorundayız. En çok da
siyasi partiler, özellikle de muhalefet ve Altılı Masa bileşenlerinin çok daha sorumlu ve dikkatli
olmaları gerekir.

Partili cumhurbaşkanlığı, istikrarsızlığın nedeni olduğuna göre Genel Başkanların aday olması doğru
değildir. Partili bir adayı da doğru bulmuyorum.

Şunu da belirtmek isterim ki partili bir cumhurbaşkanı adayı olacaksa, bunu en çok hak eden hiç
şüphesiz Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Aday olması durumunda kazanması da kuvvetle muhtemeldir.
Ancak meselemiz; kimin cumhurbaşkanı olmasından çok mevcut sistemin daha kolay ve hızlı
değişiminin nasıl sağlanacağıdır.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçimi riske etmekten daha çok sistem değişimini
ötelemek zorunda kalacağını ve böylece mevcut düzenin kalıcı hale gelebileceğinden büyük bir endişe
duyuyorum.

Değişim ve reformlar için cumhurbaşkanı olmak yetmez. Parlamento çoğunluğunu da sağlamak
gerekir. Aksi halde değişim gerçekleştirilemez ve mevcut yönetim modeli devam eder.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun dürüst, düzgün olması ve CB Erdoğan karşısında kazanma şansının bulunması,
bu sorunu ortadan kaldırmaz.

Seçimi kazanmak ve Erdoğan’ın koltuğuna oturmak yeterli değildir. Mevcut ceberut düzeni ve partili
cumhurbaşkanlığı sistemini değiştirmek gerekir.

Yüz yıldır muasırlaşmayı gerçekleştiremeyen Türkiye için yeni bir fırsat ve fedakârlık zamanıdır.
Demokrasi ortak paydasında muhalefetin güç birliği yapması ve ‘hakem’ bir cumhurbaşkanı
adaylığında ittifak etmesi söz konusu fedakârlığın ilk adımı olacaktır.

Otoriter sistemlere gönüllü itaatin 21. yüzyılda bir topluma yakışmadığını bildiğimiz halde
fedakarlıktan kaçınmamız, siyasete ve seçimlere ilgisiz ve duyarsız kalmamız, telafisi mümkün
olmayacak tarihi bir yanlışa yol açabilir.

Altılı Masa ile bir uzlaşma ve geniş mutabakat fırsatı oluşmuşken bu fırsatı ülke yararına değil de
politik ikbal ve parti iktidarı için kullanmak ülkeyi ateşe atmak olacaktır.
Kanaatime göre mevcut sisteme karşı ittifak bir tercih değil, bir sorumluluk ve zorunluluktur.
Seçimi ve sistem değişimini riske atanlar bilsinler ki başarılmaması durumunda bedeli de vebali de çok
ağır olacaktır.

Önümüzdeki seçimlerde kaybetme riskini göze almak muhalefet için asla mazur görülemez.
Devlet deneyimi olan saygın, çoğulculuğu ve özgürlükleri içselleştirmiş, tarafsızlığından şüphe
edilmeyen ve partili olmayan makul bir şahsiyeti aday göstererek riski tamamıyla ortadan kaldırmak
mümkündür.

Bunun için de en azından partilerle uğraşmayacak, içişlerine karışmayacak ‘hakem’ rolünde bir
cumhurbaşkanına ihtiyaç olduğu çok açıktır.
Yanlışı başka bir yanlışla perdelemek mümkün olsa da düzeltmek mümkün değildir.

Abdulbaki Erdoğmuş

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 28 Kasım 2022
İmsak 06:29
Güneş 07:59
Öğle 12:57
İkindi 15:23
Akşam 17:45
Yatsı 19:10
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 15 34
2. Rizespor 14 25
3. Pendikspor 14 25
4. Keçiörengücü 14 25
5. Boluspor 14 25
6. Samsunspor 14 24
7. Manisa FK 14 23
8. Bandırmaspor 14 21
9. Bodrumspor 14 22
10. Sakaryaspor 15 19
11. Altay 14 18
12. Adanaspor 14 17
13. Göztepe 13 17
14. Tuzlaspor 14 16
15. Erzurumspor 14 14
16. Altınordu 14 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 14 7
19. Denizlispor 14 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4
Günün Karikatürü Tümü