Abdulbaki Erdoğmuş'un Kaleminden:Demokratik Diktatörlük!

Muasır değerlere, değişim ve gelişmelere kapalı bir rejimin militarist, vesayetçi, zorba bir yönetim sistemi dışında varlığını sürdürmesi beklenemez.

YAZARLAR 28.11.2021, 22:54
Abdulbaki Erdoğmuş'un Kaleminden:Demokratik Diktatörlük!

Demokratik Diktatörlük!

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, CB Erdoğan’ın gölgesinde kaldığı için fazla sorgulanamıyor. Otoriter tekçi Cumhuriyet’in demokratikleşmesi beklenirken, yeni sistemle “Türk tipi” Totaliter bir rejime dönüşmesini ‘yüzyılın olayı’ olarak değerlendiriyorum.

“Demokratik diktatörlük” olarak da tanımlanabilecek bu sistemin Türkiye gibi istikameti yüzlerce yıldır Batı’ya yönelmiş bir ülkede gerçekleşmiş olması daha da şaşırtıcı olmuştur. Ancak yüz yıl boyunca demokrasi ve hukuk devleti olmaya direnmiş bir ülkede gerçekleşmiş olmasını da normal karşılamak gerektiğini düşünüyorum.

Muasır değerlere, değişim ve gelişmelere kapalı bir rejimin militarist, vesayetçi, zorba bir yönetim sistemi dışında varlığını sürdürmesi beklenemez. Bu nedenle karanlık bir darbe senaryosu üzerinden milli, dini bir hamaset rüzgârı estirilerek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi inşa edilmiş oldu.

Adı farklı olsa da esas olarak inşa edilen Totaliter rejimin kendisidir. Çünkü baskıcı, otoriter, ceberut bir yönetim benimsenmiştir. Kuvvetler birliği oluşturularak yürütmenin ve yönetme erkinin tek bir kişinin elinde bulunması totaliter rejimlerin gereğidir.

Böyle bir rejim, ilkeleri gereği demokrasiye, çoğulculuğa, eşit yurttaşlığa, muasırlaşmaya ve hukukun üstünlüğüne karşıdır. Demokrasiden söz edilecekse, partilerin ve seçimlerin varlığı, söz konusu sistemin “demokratik diktatörlük” veya “Totaliter demokrasi” olarak tanımlanmasını gerektirir.

Bu nedenle Totalitarizm, “tüm yetkilerin merkezîleştirildiği, devlete mutlak itaat beklenen, diktatörlükvari yönetim” olarak tanımlanmaktadır.

George Orwell, “Üstün bir güç, bir parti, bir lider, bir grup, bir komite, bir aygıt bütün insanları yutan bir karadeliktir. Çoğulculuk ve özel alan suçtur. Militarizm rejimin sembolü olmuştur. Bütün bu sıkılığa rağmen bazıları daha eşittir” demektedir. (Hayvan Çiftliği)

Ne yazık ki mevcut iktidar ve bileşenleri tarafından Türkiye’de inşa edilen yeni sistemi de ancak bu kapsamda değerlendirebiliyoruz. 

En az darbe senaryosu kadar sistemin inşasında iktidar ve muhalefetin zihniyeti de önemli rol oynamıştır. Partilerin, “Yeni Kapı Ruhu” ortak paydası etrafında demokrasi ve hukuk karşıtı bir safta buluşması, darbe senaryosu kadar ciddi olarak düşünülmüş, planlanmış bir mühendislik projesi olduğu izlenimini doğurmuştur.

Böylece Totaliter rejime geçişte siyasal mutabakat sağlanmış, iktidar ve muhalefet arasında politik mücadele Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şahsına kilitlenerek yeni sistem güvenceye alınmıştır.

Totaliter rejimin gereği olan “Tek Adam Yönetimi”, yine siyasi bir mühendislikle “Erdoğan’a özel” bir yönetimmiş gibi sunularak sistem yerine CB Erdoğan’ın şahsı ve uygulamaları hedef olarak seçilmiştir.

Erdoğan’ın kişiliğinden mi, zihniyetinden mi, hırsından mı, hilafet ve ulu’l-emir inancından mı, Müslümanlığından mı, İslamcı ve milliyetçiliğinden mi bilmiyorum ancak bu projeyi üstlenmesi, gururla savunması, bütün değerleri çiğneyerek sahiplenmesi Totaliter rejim adına büyük bir fedakârlık yaptığını göstermektedir.

Karşılığında “ebedi başkanlık” beklentisinin gerçekleşmesi beklenemez. Partisi ve şürekasıyla birlikte elde ettiği iktidar gücü, şöhret, servet ve imkânın muhafaza edileceğini dahi ihtimal dahilinde görmüyorum. Söz konusu fedakarlığın hangi amaçla yapıldığı elbette sorgulanacak ve tarihe geçecektir.

Demokrasi- hukuk devleti-hak ve hürriyetlerin kullanılması- adalet gibi ihtiyacımız olan ilkelerin inşası vadiyle iktidar olan bir partinin ve onun liderinin kendi değerlerinden ve iddialarından vazgeçerek mevcut sistem için harcadığı enerjiyi elbette takdir edenler de vardır.

Ayrıca Totaliter bir rejimin inşa edilmesine verilen toplumsal desteği patolojik bir vaka dışında izah etmenin kolay olmadığını düşünüyorum. Bunca hak-hukuk ihlalleri, ayırımcılık, KHK ve Kayım uygulamaları, talan, yağma, yolsuzluk ve zulmün toplumsal kabul görmesini bir iktidar başarısı olarak değerlendiriyorum.

Fedakarlığın nedenini ve arka planını bilmiyorum ancak bu başarının sırrı; büyük yalanların milli ve dini hamasetle süslenerek topluma sunulmuş olmasında olduğu kanaatindeyim.

Mevcut iktidarın dini ve toplumsal desteği kullanarak totaliter sisteme geçişi ve sistemi tahkim etmesini büyük bir başarıyla yürüttüğü inkâr edilemez. Sorun, toplumsal desteğin artık devam edip etmeyeceğidir.

Esas itibariyle dünyanın her yerinde, totaliter rejimlerde, örgüt ve partilerde sistem aynı yöntemlere dayanmaktadır.

Alman Filozof Hannah Arendt (1906-1970)*, söz konusu sistemin topluma hangi yöntemlerle kabul ettirildiğini şöyle açıklar:

“Totaliter örgütlerin üst yönetiminde herkes şefin yalan söylediğini bilir. Ama şef kaybederse hepsi kaybedeceğinden susarlar… İlke, şefin yanılmazlığı değil yenilmezliğidir, buna olan inanç biterse, totalitarizmin hayal dünyası bir anda çökecek ve gerçek kazanacaktır.

Herkes sürekli yalan söylediği zaman sonuçta buna inanmazsınız ama hiç kimse de hiçbir şeye inanmaz. Böyle bir toplum, hiçbir konuda fikir sahibi olamaz. Giderek düşünme, yargılama ve eylem yetisini kaybeder. Böyle bir topluma her istediklerini yaptırabilirler...!

Diktatörlerin o kadar göz göre göre yalan söylemelerinin sebebi, tabanlarının ahlâkını bozmak ve suç ortağı haline getirmektir. Biliyorlar ki ertesi gün o yalanın tam tersini söyleyecekler ve taban bunu ‘ne büyük taktik deha’ diyerek bir kez daha alkışlayacak…”

--

*(Felsefe eğitimi aldığı ve bu alanda şöhret bulduğu için daha çok filozof olarak bilinir. Ancak siyaset alanında yaptığı çalışmalar nedeniyle “siyaset kuramcısı” olarak tanımlanmaktadır. Yaşamını Berlin’de sürdürürken Naziler döneminde Almanya’dan kaçarak ABD’ye yerleşmiş yetkin bir siyaset bilimci ve filozoftur.)

Abdulbaki Erdoğmuş

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 09 Aralık 2022
İmsak 06:38
Güneş 08:10
Öğle 13:01
İkindi 15:22
Akşam 17:43
Yatsı 19:09
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 16 37
2. Samsunspor 15 27
3. Rizespor 15 26
4. Pendikspor 15 26
5. Keçiörengücü 15 26
6. Bodrumspor 15 25
7. Boluspor 15 25
8. Manisa FK 15 24
9. Bandırmaspor 15 24
10. Sakaryaspor 16 22
11. Altay 15 21
12. Adanaspor 15 18
13. Göztepe 14 18
14. Tuzlaspor 15 16
15. Erzurumspor 15 14
16. Altınordu 15 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 15 7
19. Denizlispor 15 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4
Günün Karikatürü Tümü
GazetelerTümü