Abdulbaki Erdoğmuş'un Kaleminden: Türkiye’de Muhalif Olmak!

Muhalif olmayı, siyasal iktidara ve yönetenlere karşı politik muhalefetten ibaret saymak yanlıştır. İdeolojik ve politik muhalefet, iktidar olmak için yapılır.

YAZARLAR 06.06.2022, 18:30
Abdulbaki Erdoğmuş'un Kaleminden: Türkiye’de Muhalif Olmak!

Türkiye’de Muhalif Olmak!

Muhalif olmayı, siyasal iktidara ve yönetenlere karşı politik muhalefetten ibaret saymak yanlıştır. İdeolojik ve politik muhalefet, iktidar olmak için yapılır. Partilerin, politikacıların muhalefeti böyledir.

Siyasal muhalefet ise özünde bir iktidara veya yönetime karşı tavırlı olmanın çok daha ötesinde adaletsizliğe, hukuksuzluğa, haksızlığa, ayırımcılığa, hak ihlallerine karşı duruş sergilemektir, haksızlık karşısında “dilsiz şeytan” olmamaktır.

Buna göre medenileşmenin, medeni bir toplum olmanın ön koşulu iktidar yanlısı olmak değil, muhalefet potansiyeline sahip olabilmektir. Bir siyasal sistemin ve iktidar uygulamalarının otokontrolünü sağlayan esas unsur bilinçli, duyarlı toplumsal muhalefet potansiyelidir.

Söz konusu potansiyel de ancak özgür tartışmalarla oluşur. Bilinçli muhalefet bu tartışmalar sonucu gelişir ve güçlenir.

Ali Fuat Başgil; “Müsaade ediniz fikirler serbestçe münakaşa edilsin, yaratıcı tenkit rolünü serbestçe oynasın. Fikirler çarpışsın, çürükleri dökülsün, sağlamları millet hayatı için birer rehber olsun. İlim, terakki, medeniyet bundan doğar” demiştir. (İlmin Işığında Günün Meseleleri, sh: 255-256)

Özgürce tartışmanın güvencesi de hiç kuşkusuz hukukun üstünlüğüdür. Hukukun hâkim olmadığı ve hukuk güvenliğinin olmadığı ülkelerde terakki, medeniyet ve özgürlük de yoktur. 

Bir toplumun inançlara bağlılığı veya bir dininin olması bir medeniyet göstergesi değildir. Hukukun üstünlüğüne inanması, hak ve özgürlüklere sahip çıkması ve onları yaşam biçimi haline getirme çabaları ancak bir toplumu medeni kılar.

Bizim gibi geri toplumların öğrenilmiş cehaletle medenileşmesi mümkün olabilir mi? 

Cehaleti ilim ve din bilen bir toplum medeni olarak tanımlanabilir mi?

Siyasi ve dini liderlerini sorgulamayı günah sayan bir toplum nasıl medenileşebilir?

Özgürleşmeyi dini ve milli ihanet sayan bir anlayışla medenileşmek nasıl mümkün olabilir?

Özgürlüğümüz, devletçilik, milliyetçilik ve dincilik/dinbazlık başta olmak üzere ideolojilere feda edilmiştir. Bu durumda haklarımızı savunmayı “dini ve milli ihanet” sayan egemen bir anlayışın tahakkümü altındayız.

Siyasi veya dini liderlere teslim edecek kadar iradesini kullanmaktan aciz gayri medeni bir toplum durumundayız. Tam bir teslimiyetle dini veya siyasi bir lidere bağlanmadıkça muteber bir insan olmadığına inanan milyonlarca insanımız vardır.

Kimilerinin iradesi Sultan Abdülhamit, Mustafa Kemal Atatürk, Necmettin Erbakan gibi ebedi aleme göçmüş siyasi liderler veya Erdoğan gibi güç kullanan bir cumhurbaşkanı olurken, kimilerinin iradesi de müebbet cezaya çarptırılmış tutuklu Abdullah Öcalan olabilmektedir.

Güney Afrika’da tutuklu bulunduğu sırada Mandela’nın; "Sadece özgür bireyler pazarlık edebilir. Mahkumlar sözleşme akdine giremez” sözleri ve tecrübesinden de ne yazık ki hiç ders ve ibret almamışız.

Bizim gibi geri toplumlar ya ölülerin ya da tutukluların esiri durumundadır. Veya “Mehdi-kurtarıcı” beklentisi içinde din bezirgânlarının eteklerine sarılmış durumdayız. 

Yönetim sistemlerimiz gibi siyasi, ideolojik ve dini anlayışlarımız da genel olarak ilkeldir.

Esas olarak cehaleti, ilkelliği kanıksamış toplumlar, özgürleşmeyi ve medenileşmeyi de hak etmezler.

Medeni bir ülke veya medeni bir toplum, cehalet ile ve cahil insanlar tarafından yönetile bilir mi?

Alınmaya, gocunmaya gerek yoktur. Yalan bir rüyadan, boş bir hayalden öte hiçbir gerçekliği olmayan Neo-Osmanlıcılık, toplumculuk, dincilik, ümmetçilik ve Turancılık gibi insanımızı cehalet ve kölelik kalıplarında tutan bir anlayışla özgürleşmek ve medeni bir toplum olmak mümkün değildir.

Medeni toplumlar; İnsan hak ve hürriyetleri, hukukun üstünlüğü, birlikte barış içinde ve özgürce yaşamanın mücadelesini verirken, bizim dincilik, ümmetçilik, Turancılık, Atatürkçülük, etnik milliyetçilik gibi ideolojilerin kavgasını vermemiz ilkellik ve çağdışılık değil de nedir?

Bu ideolojilerin hiçbiri toplumu özgürleştiremeyeceği gibi medeni de yapmaz. Özgürlükleri dahi birbirinden ayıran bu ideolojilerin geçmişimizi heder ettiği gibi geleceğimizi de karartacağından artık şüphe duymamalıyız.

Medeniyet ve muasırlaşma iddiasıyla Türkün ve Kürdün, Müslüman ve Gayri Müslim’in, Alevi ve süninin, inanan ve inanmayanın, laik ve anti laik’in, kadın ve erkeğin özgürlüğünü birbirinden ayrı tutamayız.

Söz konusu ideolojilerle bu kesimleri barış içinde eşit ve özgür kılmak mümkün değildir.

Özgürleşmeden muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak nasıl mümkün olabilir ki?

Kanaatimi açıkça belirtmeliyim ki ayrıştırarak muasırlaşma hedefine ulaşmanın imkânı da ihtimali de yoktur.

Mümkün olmadığına göre öncelikle özgürleşmek zorundayız. Özgürlüğümüze vurulan zincirleri, prangaları kırmak için sisteme muhalefeti geliştirmek ve genelleştirmek durumundayız.

Bizleri ve toplumsal kesimlerin tamamını omuz omuza, yan yana, hep birlikte ve barış içinde tutacak olan; istibdada karşı ‘Hürriyet ve Hukuk’ mücadelesidir.

Bizi medenileştirecek ve muasırlaştıracak olan da ancak bu mücadeledir.

Benim de kişisel olarak muhalefetim; partilere değil, hukuksuzluğa, haksızlığa, cehalete, eşitsizliğe, adaletsizliğe, yoksulluğa, ayırımcılığa ve istibdadadır. 

Aksiyoner muhalefetin olmadığı ülkelerde kaçınılmaz olarak istibdat oluşur.

Farklı kültür, siyasi, etnik, din, inç ve düşüncelerini, hak ve özgürlük taleplerini, azınlık haklarını bir tehdit olarak gören siyasal bir sistem istibdat değil de nedir?

Milletvekiline “seni çivilerim” diyebilecek kadar cüretkâr polislerin varlığı, istibdat rejimlerinin dışında tasavvur edilebilir mi?

Yüzlerce gazeteci, yazar, aydın, siyasetçi, akademisyen ve insan hakları savunucusunun cezaevlerinde tutuklu bulunduğu bir ülkede özgür düşünceden söz edilebilir mi?

İstibdada muhalefet etmek her aydının, makul siyasetçilerin, münevver alimlerin, bilim insanlarının, sanatçıların, özgür akademisyenlerin, duyarlı ve medeni her insanın insani, ahlaki ve vicdani sorumluluğudur.

Türkiye’de muhalif olmanın nedeni de gereği de bu olmalıdır, diye düşünüyorum.

Abdulbaki Erdoğmuş

Yorumlar (0)
22
açık
Namaz Vakti 01 Temmuz 2022
İmsak 03:29
Güneş 05:29
Öğle 13:13
İkindi 17:13
Akşam 20:47
Yatsı 22:38
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 38 73
3. Atletico Madrid 38 71
4. Sevilla 38 70
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 38 62
7. Villarreal 38 59
8. Athletic Bilbao 38 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Cadiz 38 39
18. Granada 38 38
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 31
Günün Karikatürü Tümü