Saadet Partili Sabri Tekir: ''AK Parti, Türkiye'yi Aldığı Gibi Bırakıyor, Milletimizin Güvenini Yine Boşa Çıkarmada Başarılı Oldular"

Saadet Partisi Genel Başkanvekili Prof. Dr. Sabri Tekir, partisinin genel merkezinde konuştu. Tekir, AK Parti iktidarının politikalarını eleştirdi.

SİYASET 05.01.2022, 17:32
Saadet Partili Sabri Tekir: ''AK Parti, Türkiye'yi Aldığı Gibi Bırakıyor, Milletimizin Güvenini Yine Boşa Çıkarmada Başarılı Oldular"

Saadet Partisi Genel Başkanvekili Prof. Dr. Sabri Tekir, haftalık basın toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun koronavirüs testinin pozitif çıkmasından dolayı bu haftaki basın toplantısını Genel Başkanvekili Sabri Tekir yaptı. Hükümetin politikalarını eleştiren Tekir, "Çok zorlu, her anlamda sıkıntılı ve geleceğe yönelik umutsuzlukların doğmağa başladığı bir yılı geride bıraktık. Gönül ister ki 2022 yılı, 2021'in açtığı ekonomik, psikolojik sıkıntı ve yaraların tedavi edilebileceği bir yıl olsun. Saadet Partisi olarak gayretimiz bunun içindir. İnşallah 2022 yılında ülkemizin ve insanımızın derdine derman olacak adımlar tarafımızdan atılacak, atılım ve onarım hamlelerimizle milletimizin mutluluğu için yolumuza devam edeceğiz." dedi. 

Saadet Partisi Tekir, Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu'nun 2021 yılının son basın toplantısında iktidarın, 19 yıllık performansının 20. yılında da devam etmesi halinde 2022 yılının, 2021 yılını bile çok aratacağını ifade ettiğini hatırlatarak, iktidarı, politikaları konusunda uyardığını söyledi. 

MİLLETİMİZİN GÜVENİNİ BOŞA ÇIKARMADA BAŞARILI OLDULAR

"Fakat iktidar, 19 yıllık iktidar olmanın verdiği aşırı ve ölçüsüz bir güven duygusuyla milletimizi yine şaşırtmadı; gönül isterdi ki bu kez kendilerine umut besleyenlerin umutlarını yeşertsinler." diyen Sabri Tekir, "Ama olmadı, yapmadılar, yapmağa da niyetlerinin olmadığını gösterdiler. Gerçekten daha yeni yıla adım atmadan 2021 yılının son saatlerinde 2022 yılına merhaba dendiği ilk saatlerde açıklanan elektrik, doğalgaz ve akaryakıt zamlarıyla 2022'de umuda açılabilecek aydınlık günlerin kıymetini bilemediler ve arzu edilen umudu milletimize vermediler, veremediler. O da yetmedi, yılın daha ilk 5 gününde attıkları adımlarla her şeye rağmen 19 yıldır kendilerine kredi veren aziz milletimizin güvenini yine boşa çıkarmada başarılı oldular." ifadelerini kullandı. 

Sabri Tekir konuşmasına şöyle devam etti: 

Çarşı-pazarın gerçekliği vatandaşlarımızın cebinden, mutfağından, tenceresinden ve penceresinden çıkan sonuçlar yani vatandaşın teneffüs ettiği hava çok daha vahim. Tek parti iktidarında ve tek kişi yönetiminde görülmeyeceği söylem ve iddiaların sonunda vardığı vahim durum bu. Her ne kadar TÜİK yıllık enflasyonu %36 olarak açıklasa da; işte bu örneklerde de görülen, bağımsız araştırma kurumlarının açıkladığı ve vatandaşlarımızın da ifade ettiği vahametin göstergesi olan enflasyon rakamı ise en az %60-%80 arasında bir düzeydedir.

Sadece TÜİK tarafından verilen enflasyon oranları bil  rakamları ve sayıları art arda sıralayarak vatandaşa terapi uygulayıp, krizin acısını hafifletmek isteyen iktidarın yol açtığı ekonomik yıkımı anlatmaya yetiyor ve artıyor bile. Vatandaşlara sürekli geçmiş krizleri hatırlatmak suretiyle, gelecek hayallerinin ve umutlarının  önüne perde çekmeye çalışan iktidar her anlamda bizleri geçmişe götürmeyi başarıyor. İktidarın bu algı yönetimine aslında herkes şapka çıkarıyor. Ancak, şapkadan her zaman tavşan çıkmayacağını veya çıkarılamayacağını da iktidar mensuplarının çok iyi bilmesi gerekir.

Üzülerek ifade etmeliyiz ki ülkemizde aylık enflasyon son 30 yıllık süre içinde üçüncü kez çift haneli olarak görüldü. Diğer ikisi ise, eğer hafızalarımızı tazelersek, iktidarın hiç dilinden düşürmediği 1994 ve 2001 yıllarında yaşanan ekonomik krizlerde görülmüştü. Aslına bakılırsa 2001 ekonomik krizi AK Parti iktidarına zemin hazırlayan ve halen iktidarın sürekli beslendiği bir kriz niteliğinde olduğu ifade edilebilir.

Yıllık %36’lık enflasyon, Ak Parti’nin iktidara gelmeden önceki seviyelerine ulaşmış olduğunun da göstergesidir. 2023, 2053 ve 2071 hayalleri ve projeleriyle oyalanan Ak Parti iktidarı, uyguladığı akıl dışı ekonomi politikası denemeleriyle, önündeki bir iki yıllık zamanı bile görememenin yaptırdığı hatalarla ülkemizi dünyanın en yüksek enflasyonuna sahip ülkeleri arasına sokmayı başarmıştır.

TÜİK’in rakamlarına göre, Venezuala, Sudan, Lübnan, Suriye, Surinam, Zimbabve, Etiyopya gibi ülkeler arasında en yüksek enflasyon oranına sahip 8. ülkeyiz. G-20 grubu ülkelerine dahil olmakla övünürken, Surinam, Zimbabve ve Etiyopya gibi ülkelerle bir arada zikredilmenin övünülecek tarafının olmadığını iktidar da elbette bilmektedir. Daha açık ifadeyle, biz bu tabloyu muhteşem tarihi ve muazzam devlet geleneğine sahip  ülkemize yakıştıramıyoruz; ümit ederim ki iktidardakiler de yakıştırmıyordur. Yakıştırmamaları da gerekir.

Amerika’da 40 yılın, Almanya ve İspanya’da son 30 yılın, İngiltere’de son 12 yılın en yüksek enflasyon rakamlarının görüldüğünü söyleyerek, ekonomik başarısızlığına örnek bulmaya çalışmak başarısızlığı kamufle etmeğe yetmez. Söz konusu ülkelerde enflasyon sadece yüzde 6-10 arasında değişmektedir. O halde şunu sorma hakkımız doğmaz mı? Türkiye’yi, Amerika ve Almanya gibi gelişmiş ülkeler arasında görüyorsanız neden Surinam ve Zimbabve ile aynı noktaya geldik?

Yine üzülerek ifade ediyorum ki geldiğimiz noktada iktidar bu politik ekonomi denemelerinden bir an önce vazgeçmezse, ekonomik durgunluğu yaşamamak için hiçbir sebebimiz kalmayacak, içine sürükleneceğimiz gelir dağılımı adaletsizliği girdabından da kolay kolay kurtulamayacağız.   

Yine Saadet Partisi olarak iktidarı şu konularda ikaz etmek istiyoruz. Maalesef, yüksek enflasyon ve piyasa istikrarsızlığı ülkemizi hızla ekonomik durgunluğa doğru sürüklemektedir. Bunu önlemek için uyguladığınız ekonomi politikasının yanında politik ekonomi uygulamalarından derhal vazgeçin ve ülkemizi daha da içinden çıkılmaz kaotik bir krize doğru sürüklemeyin.

Böyle giderseniz görünen o ki ülkemizi aldığınız gibi bile bırakamayacaksınız.

İktidarda kaldıkça, daha doğru ifadeyle biraz daha iktidarda kalmak için akla hayale gelmedik işler yaptıkça; geride bırakacağınız enkazı büyütmekten başka bir şey yapmış olmayacaksınız.

Yıllık enflasyonun %36 olarak belirlenmesinin ardından, memur ve memur emeklilerinin maaşlarına yapılan zamlar da; hükümetin, enflasyonun altında ezilip kaldığını; memurun da hükümetin eliyle ve iradesiyle enflasyonun altında, halk tabiriyle, inim inim inletildiğinin açık bir göstergesi olmuştur.  

Toplu Sözleşme’de alınan karar gereğince %5 ile birlikte verilen enflasyon farkına ilave olarak hükümetin ayrıca vermiş olduğu %2,5’lük ek artış, memur sendikaları da dahil hiç kimseyi memnun etmediği gibi bu uygulama vicdani de olmamıştır.

Hükümetin memura, emekliye verdiği %30,5’lik zam, yeniden değerlendirme oranı üzerinden devletin alacaklarına ve devletçe sunulan zorunlu tüketim maddelerine  yaptığı zammın da çok çok altında kalmıştır. Yani devlet kendi alacaklarına %36 zam yaparken, memuruna sadece %30,5 zammı reva görmüştür, yeterli görmüştür.

İktidarın yaptığı zamlarla vatandaşa verdiği yük, bu yükü hafifletmek için verdiği zamlardan çok çok daha büyüktür. Bu da bir gerçektir. Hepimizin de bildiği gibi yeni yıla girmeden hemen önce elektriğe ve doğalgaza yapılan akıl almaz zamlar, son açıklanan enflasyon oranlarına dahil edilmemişken hükümetin hangi vicdanla bunu memurlarımıza, emeklilerimize reva gördüğünü merak etmemek mümkün değildir. Akıldanelik edip kurnazca haksızlık yapmak marifet değildir, siyaset de hiç değildir.

Bunun yanında bir şeyi daha merak ediyorum, aslında milletçe merak ettiğimiz bir şey bu. Yani iktidar, bizden ve vatandaşlarımızdan ne bekliyor, Allah aşkına neyi alkışlamamızı bekliyor? İnsanımızın başını önüne eğdirecek icraat karşısında, bunu "müjde" olarak duyurup, üstüne bir de kalkıp "hadi şimdi bizi alkışlayın" demek hangi vicdan ve izan ile bağdaşır ki? Bunun kültürümüzün özünde var olan irfanla da bağdaşır tarafı var mı?

Bakınız, en düşük emekli maaşının 2500 TL olması buna bir örnek.

Diğer bir örnek, doğalgaz ve kömür yardımının müjde olarak açıklanması.

Bir başka örnek; alım gücünün bu kadar düştüğü bir dönemde memura %2,5 düzeyinde ek bir artış..

18 liraya kadar çıkan doların biraz geriletilmesi.. Ancak, dolar o seviyedeyken yapılan zamların geri alınmaması; üstüne üstlük yeni zamların o seviyedeki zamların üstüne bindirilmesi.  Vatandaş bunu vicdani olarak doğru bulmaz ki niye alkışlasın. Buna benzer daha pek çok örnek sıralayabiliriz.

İflasın ve başarısızlığın tipik örneği olan işler, algı oyunlarıyla, başarı gibi gösterilmeye çalışılıp, üstüne bir de alkış bekleniyor. Allah aşkına bu millet neyi, hangi gerekçeyle, hangi takatle  alkışlayacak?

Sadece 2021 yılında 30 puandan fazla enflasyon farkı oluştuğu dikkate alındığında; 2,5 puanlık ilave artış zam değil emeğin, umudun ve güvenin istismarıdır.

Kamu görevlilerinin maaşlarına 2022 yılı için ilk 6 ay sadece %7,5 artış yapılıyor ve bu artış büyük ihtimalle zaten Ocak ayı enflasyonu ile birlikte anlamını yitirecek bu bir artış değil sadece bir aylık kayıbı telafi etmekten ibaret bir şeydir. O zaman bunun alkışlanacak tarafı nedir?

Enflasyonun %36 açıklandığı bir yerde memura sadece %30.5 vermek zam değil, haksızlıktır, hatta daha da ötesi zulümdür.

Elektriğe bir gecede %130 zam yapılan bir yerde emekliye sadece %25 vermek zam değil, insafla ve nısfet ölçüsü ile bağdaşmayacak bir uygulamadır.

En düşük emekli aylığının 2500 TL olması ise sevinç ve övünç vesilesi değil, bugünkü geçim şartlarında ve istikrarsız ekonomik ortamda ancak utanılacak bir geçim imkanıdır.

Diğer taraftan bir iktidar elbette ihtiyaç halinde kömür ve doğalgaz yardımı yapar ama bununla övünmek yerine bu durumda olanların çokluğu nedeniyle tersine mahcubiyet içinde kalır hele bunu müjde diye hiç duyurmaya teşebbüs bile etmez.

Ülkemiz siyasetinde bir türlü anlatamadığımız husus şudur: Bir iktidar ancak sosyal yardım alan vatandaşlarının sayısının azalması veya azaltılabilmesi halinde sosyal yönden başarılı bir iktidar olmuş demektir. Rakamlar sözde büyüyor fakat sofradaki ekmeklerimiz küçülüyor, poşetlerimiz içindeki ihtiyaç maddelerimiz, porsiyonlarımız, sepetlerimiz küçülüyor.

Başarı nedir, müjde ne değildir bunların tarifini yeniden yapmak zorundayız ve iktidarın da bunları yeniden düşünmesi zorunluluğu vardır. Yoksa, farkına varmadan iktidar sarhoşluğu ile karanlığa kurşun sıkar gibi hedefsiz ve isabetsiz politikalar peşinde gezinip dururuz.

Maalesef bugün ülkemiz çok ciddi sıkıntılarla, problemlerle karşı karşıyadır. Ahlak sıkıntılı. Toplumsal hayatımızda derin ahlaki problemler yaşanmaktadır. 

Adalet sıkıntılı, Ekonomi sıkıntılı. İçinde yaşadığımız kriz hepimizce malumdur. Eğitim sıkıntılı. Dış politika sıkıntılı. Oysa  başkanlık sisteminden sonra her şey çok güzel olacaktı, her şey güllük gülistanlık haline geleceği söylenmişti bize.

Dolar da düşecekti, faizler de öyle… Enflasyon düşecek, hayat pahalılığı da yok olacaktı. Peki sonuç ne oldu? Manzara şu:

İğneden ipliğe her şeye zam geliyor. Dolar durdurulamıyor, enflasyon kontrol altına alınamıyor. Faizler de alabildiğine yüksek. Hatta zımnen böyle olması arzu ediliyor. Önceki dönemlerde kaşıkla verilenler kepçe ile geri alınıyordu.. Şimdi ise önce kepçeyle alınıyor, sonra kaşıkla verilmeye çalışılıyor; ya da daha dürüst bir ifadeyle verirmiş gibi yapılıyor. Dolayısıyla; ülkemizi -mış gibi yaparak yönetme gayreti sadece ekonomide değil, hayatımızın her alanında büyük krizlere sebebiyet veriyor. Sürekli sıkıntıların konuşulduğu, krizlerin yaşandığı ve tansiyonun hep yüksek olduğu veya yüksek tutulduğu ülkemizde; çok farkına varılmasa da derinden derine işleyen bir toplumsal buhran yaşanıyor.

Başkanlık Sistemine geçişin en sihirli kelimesi de şuydu. Ülkeye istikrar gelecek. Gerçekten de ülkeye istikrar geldi.  Türkiye Başkanlık sistemine geçtiği günden beri enflasyon istikrarlı bir şekilde artıyor. Vergiler, istikrarlı bir şekilde artıyor. Zamlar istikrarlı bir şekilde artıyor. Hayat pahalılığı istikrarlı bir şekilde artıyor. İşsizlik istikrarlı bir şekilde artıyor. Faiz ödemeleri katlanarak istikrarlı bir şekilde artıyor. En önemlisi dış borçlarımız istikrarlı bir şekilde artıyor; buna paralel olarak dışa bağımlılığımız da artıyor. Her siyasi görüşe sahip vatandaşlarımızdan "Hain ve terörist" olarak yaftalananların sayısı da istikrarlı bir şekilde artıyor. Özetle olumsuzluklar  sürekli ve her geçen gün daha da büyüyerek, derinleşerek artıyor.

Ak Parti iktidarının ve özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin şu şekilde nitelendirilmesi sanırım doğru olacaktır. İstikrarlı gelişen olumsuzlukların iktidarı. Bu kötü gidişata dur demenin vakti gelmiştir. Hatta geçiyor bile. Saadet Partisi olarak kararlıyız. 2022'nin değişim yılı olması için tüm gücümüzle çalışacak ülkemizin problemlerinin çözümüne odaklanacağız. Artık bu "olumsuzlukların istikrarına" ve ülkemizin istikrarsızlığına son vermenin vakti gelmiştir. Yanlışların algı oyunlarıyla perdelenmeye çalışılıp söylenmediği, gizlenen doğruların daha yüksek sesle dile getirilmesinin zamanı gelmiştir. Türkiye'nin bir deneme tahtası olmadığı gerçeğinin çok iyi anlaşılması gerektiği bir dönemden geçiyoruz.

Vatandaşın dertlerini görmezden, duymazdan gelen ve rakamları ve gerçekleri eğip bükerek başarı hikayesi oluşturmaya/uydurmaya çalışanların, iktidar emanetini devretme zamanı gelmiştir. İktidar emaneti yorgun ve müşevveş bir zihin yapısıyla taşınabilecek bir emanet  değildir. Türkiye'nin adaletten eğitime, ekonomiden dış politikaya yeni bir anlayışla yoluna devam etmesi artık asla bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir. Saadet Partisi olarak, bu zorlukların, zorunlulukların ve problemlerimizin çözümünde aktif rol almaya talibiz ve biz buna hazırız.

2022 yılının, Türkiye'nin değişim yılı olmasını ve bu değişime de Cenâb-ı Hâkk'ın izni ve milletimizin teveccühüyle Saadet Partisi olarak bizim öncülük  görevini üstleneceğimize yürekten inanıyoruz. Ak Parti iktidarına da şu çağrıda bulunmak istiyoruz. Bu geçiş döneminde iktidar olarak yapabileceğiniz en uygun, en milli ve en akıllıca politika iktidarı ve muhalefeti, iş ve işçi dünyası ve üniversiteler ile diğer meslek kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarını kucaklayıcı bir politika izlemeye gitmenizdir. Bu aziz milletin birlik ve beraberlik halinde aşamayacağı engeller, başarı ile sonuçlandıramayacağı projeler yoktur. Yeter ki kucak ve gönül açmasını bilen yöneticiler olsun. 

Yorumlar (0)
0
parçalı bulutlu
Namaz Vakti 25 Ocak 2022
İmsak 06:46
Güneş 08:14
Öğle 13:21
İkindi 15:55
Akşam 18:18
Yatsı 19:42
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 23 54
2. Konyaspor 22 45
3. Alanyaspor 23 38
4. Adana Demirspor 23 37
5. Fenerbahçe 23 37
6. Beşiktaş 23 36
7. Hatayspor 23 36
8. Başakşehir 22 34
9. Gaziantep FK 22 32
10. Sivasspor 23 31
11. Kayserispor 23 31
12. Karagümrük 23 30
13. Kasımpaşa 23 27
14. Göztepe 23 27
15. Galatasaray 23 27
16. Giresunspor 23 26
17. Antalyaspor 23 24
18. Rizespor 23 22
19. Altay 23 18
20. Ö.K Yeni Malatya 22 16
Takımlar O P
1. Ümraniye 21 45
2. Ankaragücü 21 45
3. Erzurumspor 21 38
4. Bandırmaspor 21 36
5. İstanbulspor 21 36
6. Eyüpspor 20 36
7. Samsunspor 20 33
8. Adanaspor 21 32
9. Manisa Futbol Kulübü 21 28
10. Tuzlaspor 20 27
11. Keçiörengücü 21 26
12. Gençlerbirliği 21 26
13. Boluspor 19 24
14. Kocaelispor 21 24
15. Menemen Belediyespor 21 23
16. Altınordu 21 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 21 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 23 57
2. Liverpool 22 48
3. Chelsea 24 47
4. M. United 22 38
5. West Ham United 23 37
6. Arsenal 21 36
7. Tottenham 20 36
8. Wolverhampton Wanderers 21 34
9. Brighton 22 30
10. Leicester City 20 26
11. Aston Villa 21 26
12. Southampton 22 25
13. Crystal Palace 22 24
14. Brentford 23 23
15. Leeds United 21 22
16. Everton 20 19
17. Norwich City 22 16
18. Newcastle 21 15
19. Watford 20 14
20. Burnley 18 12
Takımlar O P
1. Real Madrid 22 50
2. Sevilla 22 46
3. Real Betis 22 40
4. Atletico Madrid 21 36
5. Barcelona 21 35
6. Real Sociedad 21 34
7. Villarreal 22 32
8. Rayo Vallecano 21 31
9. Athletic Bilbao 22 31
10. Valencia 22 29
11. Osasuna 22 28
12. Celta Vigo 22 27
13. Espanyol 22 27
14. Granada 22 24
15. Elche 22 23
16. Getafe 22 22
17. Mallorca 21 20
18. Cadiz 22 18
19. Deportivo Alaves 22 17
20. Levante 21 11
Günün Karikatürü Tümü