AKP’nin Yeni Taktik ve Planı: Belediye Başkanları Transferi mi...?

AKP giderek yerleştiği taşrada, Doğu ve Güneydoğu’da HDP’li başkanları kayyum aracılığı ile ikame ederken, kayyumun söz konusu ol(a)madığı yerlerde transfer ile yönetimi devralma stratejisini tercih ediyor. Haber doğru ise 100 beldenin daha başkanları AKP’ye geçecek.

AKP’nin Yeni Taktik ve Planı: Belediye Başkanları Transferi mi...?

İncesu, Olur, Böcekli, Hasanbeyli, Keban.
AKP’ye geçen belediye başkanları ile gündem olan 5 yerleşim yeri.
En büyüğü İncesu imiş bu 5 beldenin. Belediye başkanlığını 8 bin küsur oyla kazanmış olan İyi Parti adayı AKP meclis grubunda Erdoğan’ın taktığı rozetle, diğer 4 adayla beraber kendisini AKP’ye bağlamış. Diğer 4 yerleşim yerinin 2’si bağımsız, 1’i CHP’li, 1’i Saadetli.

AKP giderek yerleştiği taşrada, Doğu ve Güneydoğu’da HDP’li başkanları kayyum aracılığı ile ikame ederken, kayyumun söz konusu ol(a)madığı yerlerde transfer ile yönetimi devralma stratejisini tercih ediyor. Haber doğru ise 100 beldenin daha başkanları AKP’ye geçecek.

AKP’li adayı seçmeyen halka rağmen adayların saf değiştirmelerinin tamamen duygusal nedenlere dayandığını söylemek yanlış olmaz.

AKP’nin transfer ettiği belediye başkanlarını ikna etmek amacıyla devlet olanaklarını kullanacağını tahmin etmek için kahin olmaya gerek yok.

Bu mikro yerleşimlerin belediye başkanlarını; onları seçenlerin iradelerine karşı karar almaya ikna etmek ne kadar kolay olsa da, AKP’nin sıkıştığı ülke taşrasını parselleme konusunda bu denli istekli olması irdelenmeye muhtaç.

AKP’nin bütün büyük ilçeleri kaybettiği ve kazanabildiği kaydadeğer büyükşehirlerde ise köylerden gelen oyların belirleyici olduğunu seçimlerden hemen sonra yazmıştım.

AKP’nin giderek tescillenen taşralık halini, bu mikro beldeleri temlik alarak gönüllü kayyumlaştırma durumundan da teşhis edebiliriz.

AKP büyük şehirlerden koparken, Türkiye’nin esasen nüfusuna katkısı GSMH’ya katkısından çok daha fazla olan bölgelerinde etkisini muhafaza edebiliyor.

Reklam

AKP’nin son 5 senedir ortağı konumundaki MHP’nin, Kaynaşlı Belediye Başkanı’nın Türk Kadın Voleybol Milli Takımına yönelik tacizkar söylemleri de, aslında AKP’nin büyükşehirlerden neden hızla koptuğunu gösteriyor.

Kaynaşlı gibi bir zamanlar önemli bir yol geçisi olup Bolu Tüneli yapılınca ihtiyaç fazlası bir yerleşim alanına dönüşen bir yörede, muhafazakarlığın en sığ versiyonunun dikte edilmesi şaşırtıcı gelmiyor bizlere.

Erdoğan’ın 1994 seçimlerinde toplumun tüm kesimlerine hitap ederek kazandığını anımsayınca, bundan 26 sene sonra AKP ile yol arkadaşlığı yapan partiden çıkan bu tek tip söylemin AKP’yi dönüştürdüğünü ifade etmek lazım.

AKP’nin özellikle Batı Karadeniz’de MHP’ye nasıl yenildiğini hatırlarsak, rekabet alanını bu bölgelere ve hatta bir tık altına koyduğunu saptamak yanlış olmaz.

Büyük şehirlerde şansını kaybeden ve şansını zorladıkça ağa takılan balık gibi, daha da işini güçleştiren bir akıl, çareyi ‘küçük olsun benim olsun’da buluyor.

Tekrar seçimlerden önce Öcalan soyadlarından yarar umanlar, bu defa trol atağı ile kitaptan, tiyatrodan terör damıtmaya yeltendiler. Bu kısırdöngülü beka siyasetinin büyük şehirlerde alıcısı olmasa da, sığ gündemli taşrada tedavül kıymeti olacağı görüşü hakim olmalı.

Toplumu kamplaştırıp “biz ve onlar” şeklinde ayrıştırarak kendini idame eden Kaynaşlı Belediye Başkanı ve partisi ile ortaklık, AKP’nin çıtasını daha da aşağıya çekecektir.

AKP, özellikle kendi içinden neşet eden yeni nesil rekabetin, GSMH katkısı ikincil bölgeleri de tehdit ettiğinin fazlasıyla farkında olmalı.

AKP için yaşam alanı sürdürülebilir yoksulluğun var olduğu bölgeler olarak devam edecek. Bu bölgelerde halkın el yordamı göz kararı ile seçtiği muhalefet havuçlarla ikna edilecek. Bu basit iş akışı ile kaybedilmiş yörelerde devlet kaynakları ile gönüller kazanılmaya çalışılacak.

Bu strateji ne kadar başarılı olur bilinmez..!
Bir ülkenin en büyük 3 kentinde nal toplayan bir parti, ‘küçük güzeldir’ şiarıyla daha ne kadar ülkeye yön verir tartışılır.

Benim içime en çok sinmeyen ise; voleybol topunun belki sertçe kafasına gelmesine sinirlendiği için, kadınların sportif başarısına kin duyan yöneticilerin, bu ülkenin iktidar partisi ile ittifak içinde olabilmesi.

MHP’ye hak etmediği ölçüde bir iktidar payesi vererek, giderek güçlü olduğu tüm bölgelerde silinen AKP’nin bu kendi kararı olabilir. Ama Milli Takımına en hafifinden hakaret eden bir anlayışı, bu ülkeyi yöneten iradeye yakın görmeyi hiçbirimiz hak etmiyor.

AKP taşrada mutlu ise bunu devam ettirebilir.
Ama bu mızrak çuvalı çoktan delmiştir.
Bu takke çoktan düşmüştür.
Kasaba politikasından dünyaya köprü olmaz, olsa olsa yandaki kasabaya yol olur.

Kaynak:Ocakmedya

Ahmet Kacir

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER