<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Meridyen Haber | Haberler, Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.meridyenhaber.com</link>
    <description>Meridyen Haber | Haberler, Son Dakika Haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.meridyenhaber.com/rss/guncel" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 07 May 2026 12:57:34 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.meridyenhaber.com/rss/guncel"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Çelik'ten Memurlara 'Emeklilik Felaketi' Uyarısı: ''Primleri 30 Bin Üzerinden Yatıyor'']]></title>
      <link>https://www.meridyenhaber.com/prof-dr-celikten-memurlara-emeklilik-felaketi-uyarisi-primleri-30-bin-uzerinden-yatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.meridyenhaber.com/prof-dr-celikten-memurlara-emeklilik-felaketi-uyarisi-primleri-30-bin-uzerinden-yatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[osyal Güvenlik Uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik, katıldığı bir yayında özellikle 2008 yılı sonrasında memur olanları bekleyen büyük tehlikeye dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TÜİK'in açıkladığı enflasyon rakamlarının ardından memur ve emekli maaşları yeniden gündemin ilk sırasına yerleşti. Sosyal Güvenlik Uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik, katıldığı bir yayında özellikle 2008 yılı sonrasında memur olanları bekleyen büyük tehlikeye dikkat çekti. Çelik, "Memurlar şu an yüksek maaş aldıkları için durumun farkında değiller ancak emekli olduklarında maaşları asgari ücret seviyesine kadar düşecek, durum felaket olacak" diyerek yaklaşan krizi gözler önüne serdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Milyonlarca memurun ve memur emeklisinin gözü kulağı açıklanan enflasyon verilerinde ve yapılacak olan maaş zamlarında. Ancak Sosyal Güvenlik Uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik'e göre memurların asıl endişelenmesi gereken konu bugün aldıkları maaş değil, emeklilik dönemlerinde yaşayacakları büyük çöküş.</p>

<article>
<p>Katıldığı bir YouTube yayınında memurların maaş sistemindeki kritik bir tehlikeye dikkat çeken Prof. Dr. Aziz Çelik, 2008 yılı sonrası memur olanları bekleyen acı tabloyu anlattı.</p>

<h4>"DURUM FELAKET OLACAK, FARKINDA DEĞİLLER"</h4>

<p>Prof. Dr. Çelik, 2008 sonrasında memuriyet hayatına atılanların emeklilik dönemlerinde büyük bir gelir kaybı yaşayacağını belirterek şu ifadeleri kullandı: "2008 sonrası memurların durumu felaket olacak, ancak henüz bunun farkında değiller. Evet, şu anda memur maaşları genel olarak işçi ücretlerinden daha yüksektir. Asgari ücret 28 bin lira iken en düşük memur maaşı 55-60 bin lira bandında seyrediyor. Ancak asıl tehlike bu rakamların arkasında gizli."</p>

<h4>MAAŞ 60 BİN TL AMA SGK PRİMİ 30 BİN TL ÜZERİNDEN YATIYOR!</h4>

<p>Karar'ın haberine göre, Memurların eline geçen paranın yüksek olmasına rağmen, bu maaşın önemli bir kısmının emekliliğe yansımayan ek ödemelerden oluştuğunu vurgulayan Çelik, “Memurların maaşlarının prime esas olan kısmı, yani emekliliğe yansıyacak olan tutar, aldıkları maaşın yaklaşık yarısıdır. Bugün 60 bin lira alan bir memurun, aslında 30 bin liradan sigortalı olduğu unutulmamalıdır. Hatta 100 bin lira maaş alan bir memur bile 50 bin lira üzerinden prim ödüyor," diyerek sistemdeki dengesizliğe dikkat çekti.</p>

<h4>"EMEKLİ OLDUKLARINDA ASGARİ ÜCRETLİYLE AYNI MAAŞI ALACAKLAR"</h4>

<p>Mevcut sistemin memurları emeklilik döneminde yoksulluğa sürükleyeceğini savunan Prof. Dr. Aziz Çelik, sözlerini şu çarpıcı uyarıyla noktaladı: "Emekli olduklarında alacakları aylık, ödedikleri bu düşük primlere göre hesaplanacak. Dolayısıyla şu an yüksek maaş alan memurlar, emekli olduklarında asgari ücretlilerin alacağı emekli aylığına yakın, çok düşük bir rakamla karşılaşacaklar. Ortalama memur maaşıyla alınacak emekli aylığı, asgari ücretlinin emekli aylığıyla eşitlenecek. Bunun memurlar çok farkında değil."</p>
</article></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.meridyenhaber.com/prof-dr-celikten-memurlara-emeklilik-felaketi-uyarisi-primleri-30-bin-uzerinden-yatiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://meridyenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/meridyenhaber-com/uploads/2026/05/1910368.jpg" type="image/jpeg" length="41393"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SP Lideri Arıkan’dan İktidara Ekonomi Tepkisi: ''Türkiye’nin Gündemi Mutlak Butlan Değil, mutlak Mutfaktır'']]></title>
      <link>https://www.meridyenhaber.com/sp-lideri-arikandan-iktidara-ekonomi-tepkisi-turkiyenin-gundemi-mutlak-butlan-degil-mutlak-mutfaktir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.meridyenhaber.com/sp-lideri-arikandan-iktidara-ekonomi-tepkisi-turkiyenin-gundemi-mutlak-butlan-degil-mutlak-mutfaktir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Arıkan, TBMM grup toplantısında iktidarın hukuk, ekonomi, kayyum, aile politikaları ve Gazze konusundaki tutumunu eleştirdi. “Türkiye yönetilemiyor” diyen Arıkan, “Türkiye’nin gündemi mutlak butlan değil; mutlak mutfaktır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Saadet Partisi lideri Arıkan, TBMM grup toplantısında iktidarın hukuk, ekonomi, kayyum, aile politikaları ve Gazze konusundaki tutumunu eleştirdi. “Türkiye yönetilemiyor” diyen Arıkan, “Türkiye’nin gündemi mutlak butlan değil; mutlak mutfaktır. Mutlak yoksulluktur, mutlak adaletsizliktir, mutlak enflasyondur” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada Türkiye’nin adaletten ekonomiye, eğitimden dış politikaya kadar birçok alanda yönetilemediğini söyledi. Arıkan, iktidarın ve ortaklarının son dönemde yaptığı açıklamaların toplumdaki kaygıları gidermediğini, aksine artırdığını belirtti.</p>

<article>
<p><img alt="whatsapp-image-2026-05-06-at-13-35-50-3.jpeg" height="675" loading="lazy" src="https://cdn.karar.com/other/2026/05/06/whatsapp-image-2026-05-06-at-13-35-50-3.jpeg" width="1200" /></p>

<p>Arıkan, konuşmasına <strong>“Türkiye yönetilemiyor”</strong> sözleriyle başladı. Yargının siyasete, bütçenin faize, dış politikanın ise Trump’a teslim edildiğini savunan Arıkan, enflasyonun TÜİK’e, ailenin RTÜK’e, emeklinin açlığa, gençlerin umutsuzluğa, üreticinin bankaya, çiftçinin ise borç sarmalına teslim edildiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saadet Partisi lideri, <strong>“Bu böyle gitmez. Bu düzen değişmek zorunda”</strong> dedi.</p>

<h4><strong>“İKTİDAR ORTAKLARININ KONUŞMALARI KAYGILARIMIZI ARTIRIYOR”</strong></h4>

<p>Arıkan, konuşmasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup toplantısındaki açıklamalarına da değindi. Bahçeli’nin yaraları sarmak, birlik olmak ve ilişkileri onarmaktan söz ettiğini hatırlatan Arıkan, bu ifadelerin ardından <strong>“teslimiyet ya da pazarlık olmadığına”</strong> ilişkin vurgular yapılmasını dikkat çekici bulduğunu söyledi.</p>

<p>Arıkan, <strong>“Gerçekten güzel bir iş yapıyorsanız, samimiyseniz, kendinizden eminseniz; yaraları sarma, birlik olma, ilişkileri onarma beyanının ardından niçin tüm bunların teslimiyet ya da taviz olmadığını açıklama ihtiyacı hissediyorsunuz?”</strong> diye sordu.</p>

<p>Sürecin muğlak ve müphem olduğunu savunan Arıkan, <strong>“İktidarın ve iktidar ortaklarının sürece dair yaptıkları konuşmalar, maalesef sürecin muğlaklığını ve müphemliğini gidermiyor, tam tersine kaygılarımızı artırıyor”</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="whatsapp-image-2026-05-06-at-13-35-50-1.jpeg" height="675" loading="lazy" src="https://cdn.karar.com/other/2026/05/06/whatsapp-image-2026-05-06-at-13-35-50-1.jpeg" width="1200" /></p>

<h4><strong>“KEYFİ SALIVERMELERİ VE TUTUKLAMALARI HUKUK KAPSAMINDA GÖRMEYİZ”</strong></h4>

<p>Arıkan, birlik ve çözüm söylemlerine karşı olmadıklarını ancak bunun hukuk dışı uygulamalarla aynı anda yürütülmesine itiraz ettiklerini belirtti.</p>

<p>Saadet lideri, “Kimse bizden bir elde tutulan gazlı bezle yara sarıyormuş gibi yapılırken, diğer elde tutulan falçata ile faça atılan bir sürece ortak olmamızı beklemesin” dedi.</p>

<p>Arıkan, çifte standart içeren uygulamalara “hak ve adalet” denilemeyeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p><em><strong>“Kimse bizden keyfilik içeren özgürlükleri ve kısıtlamaları, keyfilik içeren salıvermeleri ve tutuklamaları hukuk kapsamında görmemizi beklemesin.”</strong></em></p>
</blockquote>

<p><img alt="whatsapp-image-2026-05-06-at-13-35-50.jpeg" height="675" loading="lazy" src="https://cdn.karar.com/other/2026/05/06/whatsapp-image-2026-05-06-at-13-35-50.jpeg" width="1200" /></p>

<h4><strong>“BAHAR HAKKI YENENLERE DOKUNSUN”</strong></h4>

<p>Karar'ın haberine göre, Mahmut Arıkan, Bahçeli’nin Hıdırellez mesajına da göndermede bulundu. Bahçeli’nin <strong>“Bahar milletimizin gönlüne dokunsun”</strong> dileğini hatırlatan Arıkan, iktidara seslenerek baharın yalnızca sembolik mesajlarla değil, mağduriyetleri giderecek adımlarla anlam kazanacağını söyledi.</p>

<p>Arıkan, <strong>“Bahar yalnızca dağların doruklarına, ovaların yeşiline, bahçelerde açan çiçeklere değil; mağduriyetlerinin giderilmesini bekleyen KHK’lılara, Barış Akademisyenlerine, kayyım atanan belediyelere, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen cezaevinde tutulan Can Atalay’a, Tayfun Kahraman’a, AİHM kararlarına rağmen cezaevinde tutulan Selahattin Demirtaş’a, işçi haklarını savunduğu için tutuklanan Mehmet Türkmen’e, kesinleşmiş yargı kararı olmamasına rağmen tutuklu bulunan gazetecilere ve belediye başkanlarına da dokunsun”</strong> dedi.</p>

<p><strong>“ÇÖZÜME DEĞİL, KAPALI KAPILAR ARDINDAKİ PAZARLIĞA İTİRAZIMIZ VAR”</strong></p>

<p>Arıkan, Saadet Partisi’nin çözüme karşı olmadığını ancak çözüm süreçlerinin kapalı kapılar ardında yürütülmesine karşı çıktığını söyledi.</p>

<p><strong>“Biz çözüme değil; çözümün kapalı kapılar ardında pazarlık konusu yapılmasına itiraz ediyoruz”</strong> diyen Arıkan, hak ve özgürlüklerin kişiye özel statülerle değil, gerçek anlamda hukuka riayet edilerek sağlanabileceğini vurguladı.</p>

<p>Arıkan, mevcut yaklaşımın ne <strong>“terörsüz Türkiye”</strong>yi ne de <strong>“yaşanabilir Türkiye”</strong>yi inşa edebileceğini savundu.</p>

<h4><strong>“KAYYUM UYGULAMASI DEMOKRASİNİN HANGİ STATÜSÜ?”</strong></h4>

<p>Konuşmasında kayyum uygulamalarını da eleştiren Arıkan, Türkiye’de antidemokratik bir süreç yaşandığını söyledi. Kişilere özel statü arayanların, milletin oyuyla seçilmiş belediye başkanlarının statüsünü yok saydığını belirtti.</p>

<p>Arıkan, tutuklanan, görevden alınan veya yerine kayyum atanan belediye başkanlarının seçim bölgelerinde yaklaşık 40 milyon seçmen bulunduğunu söyleyerek, <strong>“Türkiye’nin neredeyse yüzde 60’ı seçtiği, oy verdiği belediye başkanı tarafından yönetilmiyor”</strong> dedi.</p>

<p>Yolsuzluk ve ahlaksızlığa göz yumulmaması gerektiğini vurgulayan Arıkan, buna rağmen kayyum uygulamasının istisna olmaktan çıkıp yeni yönetim biçimine dönüştüğünü savundu.</p>

<p><strong>“TMSF tarafından kayyumla yönetilen şirket sayısı 1314’e ulaşmış durumda”</strong>diyen Arıkan, <strong>“Bu kayyum uygulaması, demokrasinin hangi statüsü?”</strong> diye sordu.</p>

<h4><strong>“TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİ MUTLAK BUTLAN DEĞİL, MUTLAK MUTFAKTIR”</strong></h4>

<p>Arıkan’ın konuşmasındaki en dikkat çeken başlıklardan biri CHP kurultayı ve <strong>“mutlak butlan”</strong> tartışmaları oldu. İktidar medyasının sürekli bu konuyu işlediğini söyleyen Arıkan, Türkiye’nin gerçek gündeminin hayat pahalılığı olduğunu belirtti.</p>

<p>Saadet lideri, <strong>“Türkiye’nin gündemi mutlak butlan değil; mutlak mutfaktır. Mutlak yoksulluktur, mutlak adaletsizlik, mutlak enflasyondur”</strong> dedi.</p>

<p>Arıkan, iktidarın süreci statüyle, enflasyonu TÜİK’le, aileyi RTÜK’le, siyaseti ise yargıyla dizayn etmeye çalıştığını savunarak, <strong>“Bu millete en büyük kötülüğü yaparsınız, yapmayın”</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<h4><strong>“ÜÇ ÇOCUK YAPIN DEMEKLE OLMUYOR”</strong></h4>

<p>Aile ve nüfus politikalarına da değinen Arıkan, doğum hızındaki düşüşün ciddi bir beka sorunu olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aile ve nüfus meselesine dair açıklamalarını hatırlatan Arıkan, söylem düzeyinde kaygının yüksek olduğunu ancak politikaya gelindiğinde samimiyet olmadığını savundu.</p>

<p>Arıkan, <strong>“Bu meselede samimiyet, üç çocuk yapın demekle değil; gençlerin evlenebileceği, ailelerin çocuk büyütebileceği, kadınların annelik ile çalışma hayatı arasında ezilmediği bir düzen kurmakla ölçülür”</strong> dedi.</p>

<p>Türkiye’de aileyi tehdit eden en büyük unsurların kira, fatura, çarşı-pazar, okul masrafı, güvencesiz iş ve borçla başlayan hayat olduğunu belirten Arıkan, <strong>“Aileyi tehdit eden en büyük şey; sürekli uyaran ama çözüm üretmeyen vizyonsuz iktidardır”</strong> diye konuştu.</p>

<h4><strong>“AİLE KAMPANYAYLA GÜÇLENMEZ”</strong></h4>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın açıkladığı vizyon belgesine de değinen Arıkan, aileyi korumak için açıklanan 15 maddenin en başına üç temel başlık eklenmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Arıkan’a göre bu üç başlık <strong>“enflasyonla etkin mücadele, üretim ekonomisi ve refahın adil paylaşımı”</strong> olmalı.</p>

<p>Saadet lideri, <strong>“Eğer bu üç maddeyi en başa koymazsanız, aileyi kurtaramazsınız”</strong>dedi.</p>

<p>Nisan ayı enflasyon rakamlarına da dikkat çeken Arıkan, bebek bezinden mamaya, okul masrafından temel ihtiyaçlara kadar her kalemde fiyatların hızla arttığını söyledi.</p>

<p>BDDK verilerine atıf yapan Arıkan, takipteki kredi miktarının son bir yılda yüzde 98 arttığını, tüketici kredilerinde yüzde 79, KOBİ kredilerinde ise yüzde 118 artış yaşandığını belirtti. Arıkan, <strong>“İnsanımız ya borçla yaşıyor ya da borcunu ödeyemiyor”</strong> dedi.</p>

<h4><strong>“GAZZE BARIŞ KURULUNUZA NE OLDU?”</strong></h4>

<p>Arıkan, konuşmasında Gazze ve Sumud Filosu’na yönelik müdahaleye de geniş yer ayırdı. Gazze ablukasını delmek üzere yola çıkan Küresel Sumud Filosu katılımcılarını selamlayan Arıkan, İsrail’in uluslararası sulardaki müdahalesine sert tepki gösterdi.</p>

<p>Dışişleri Bakanlığı’nın olayı <strong>“korsanlık eylemi”</strong> olarak nitelendirmesini yetersiz bulan Arıkan, bunun yalnızca geçiştirme olduğunu söyledi.</p>

<p>Arıkan, müdahalenin Tel Aviv’e 1 saat 40 dakika uçuş mesafesinde, yaklaşık 1000 kilometre uzaklıkta gerçekleştirildiğini, ilk kez askeri filo kullanıldığını belirtti. 7 askeri fırkateyn, 1 askeri denizaltı ve çok sayıda SİHA’nın yelkenli gemilere karşı kullanıldığını ifade etti.</p>

<p>Arıkan, iktidarın ortak olduğu <strong>“Gazze Barış Kurulu”</strong>nu da eleştirerek, <strong>“Bu kurul Gazze’de barış değil, Akdeniz’de işgal kuruludur”</strong> dedi.</p>

<h4><strong>“CİRMİNİZ KADAR YER YAKARSINIZ”</strong></h4>

<p>Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı bir ittifak oluştuğunu savunan Arıkan, Yunanistan, İsrail, Fransa, Güney Kıbrıs ve ABD’nin aynı eksende buluştuğunu söyledi.</p>

<p>İktidardan <strong>“Eyy”</strong> diye başlayan nutuklar değil, caydırıcı ve cesur adımlar beklediklerini ifade eden Arıkan, Yunanistan’a da seslendi:</p>

<blockquote>
<p><em><strong>“En son İngiltere’ye, Fransa’ya güvenerek kurduğunuz hayaller Dumlupınar’da kâbusunuz olmuş, Ege’nin soğuk sularında son bulmuştu. Sakın ha aynı hayale kanmayın, aynı hataya düşmeyin. Yoksa sonuç sizin için daha hüsran olur. Cirminiz kadar yer yakarsınız.”</strong></em></p>
</blockquote>

<h4><strong>“TAM ANLAMIYLA BİR ÇÖKÜŞ YAŞIYORUZ”</strong></h4>

<p>Konuşmasının son bölümünde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni eleştiren Arıkan, Türkiye’nin yolsuzluk, yoksulluk, hukuksuzluk, güvensizlik, kayırmacılık ve belirsizlikten oluşan bir <strong>“altıgene”</strong> sıkıştığını söyledi.</p>

<p>Arıkan, <strong>“Tam anlamıyla bir çöküş yaşıyoruz”</strong> diyerek, iktidarın sürekli özeleştiri yaptığını ancak değişim üretmediğini savundu.</p>

<p><strong>“Sorundan dert yakınan ile sorunu çözmesi gereken partiler aynı yerde duruyor”</strong>diyen Arıkan, ülkeyi 25 yıldır yönetenlerin sorunları yalnızca anlatmakla yetinemeyeceğini söyledi.</p>

<h4><strong>“MİLLETİMİZ OH BE DİYECEK”</strong></h4>

<p>Arıkan, konuşmasını değişim ve umut mesajıyla tamamladı. Saadet Partisi’nin kadrolarının ve projelerinin hazır olduğunu belirten Arıkan, 86 milyon insanın huzurla <strong>“oh be”</strong> diyeceği bir Türkiye inşa edeceklerini söyledi.</p>

<p>Arıkan, <strong>“Mülakatı kaldıracağız; gençlerimiz oh be diyecek. Haksız vergileri kaldıracağız; esnafımız oh be diyecek. Çiftçimiz emeğinin karşılığını alırken, emeklimiz torununa harçlık verirken, asgari ücretlimiz birikim yaparken, kadınlarımız güvenle yaşarken, çocuklarımız okul bahçelerinde hayallerini konuşurken oh be diyecek”</strong> ifadelerini kullandı.</p>
</article></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.meridyenhaber.com/sp-lideri-arikandan-iktidara-ekonomi-tepkisi-turkiyenin-gundemi-mutlak-butlan-degil-mutlak-mutfaktir</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://meridyenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/meridyenhaber-com/uploads/2026/05/images-69.jpeg" type="image/jpeg" length="57079"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ahmet Davutoğlu: ''Bu Üçlü Çete Türkiye'ye 10 Yıl Kaybettirdi'']]></title>
      <link>https://www.meridyenhaber.com/ahmet-davutoglu-bu-uclu-cete-turkiyeye-10-yil-kaybettirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.meridyenhaber.com/ahmet-davutoglu-bu-uclu-cete-turkiyeye-10-yil-kaybettirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, AK Parti iktidarının son on yılını sert sözlerle eleştirdi. Siyasi tarihe geçecek bir "muhasebe" çağrısında bulunan Davutoğlu, isim vermeden hedef aldığı üç ismi "Türkiye’ye on yıl kaybettiren üçlü çete"]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, AK Parti iktidarının son on yılını sert sözlerle eleştirdi. Siyasi tarihe geçecek bir "muhasebe" çağrısında bulunan Davutoğlu, isim vermeden hedef aldığı üç ismi "Türkiye’ye on yıl kaybettiren üçlü çete" olarak tanımladı.</p>

<p>Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamalarda, Türkiye’nin son on yıllık siyasi ve ekonomik tablosuna dair açıklamalarda bulundu. Davutoğlu, ülkenin demokratik ve ekonomik gerilemesinden sorumlu tuttuğu üç figürü "kirli ittifakın sac ayakları" olarak niteledi.</p>

<article>
<p>"DÜŞÜK PROFİLLİ BAŞBAKAN VE YOLSUZLUK İDDİALARI"</p>

<p>Davutoğlu’nun hedefindeki ilk isim, kendisinden sonra göreve gelen eski Başbakan oldu. Seçimle gelmediği bir makamda "oturmakla" suçladığı bu ismi, uluslararası çaptaki iddialar üzerinden eleştiren Davutoğlu şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>"Birisi kazanmadığı bir seçimin üstüne oturmaya çalışan düşük profilli bir başbakan. Sonra hangi yolsuzluklarla Hollanda'da 28 milyar doları olduğu iddialarına bile cevap veremeyen birisi."</p>
</blockquote>

<p><img alt="whatsapp-image-2026-05-06-at-13-25-01-1.jpeg" height="675" loading="lazy" src="https://cdn.karar.com/other/2026/05/06/whatsapp-image-2026-05-06-at-13-25-01-1.jpeg" width="1200" /></p>

<h4>"90'LI YILLARIN KİRLİ ARTIKLARI"</h4>

<p>Eleştirilerinin dozunu artıran Davutoğlu, ikinci hedef olarak eski İçişleri Bakanı’nı seçti. Bu ismin AK Parti’nin kuruluş ilkelerine aykırı bir figür olduğunu savunan Gelecek Partisi lideri, "90'lı yılların bütün kirli artıklarını, faili meçhulleri iktidara taşımak üzere AK Parti'ye sızmış bir İçişleri Bakanı" tanımını yaptı.</p>

<h4>"MACERAPEREST DAMAT"</h4>

<p>Davutoğlu’nun "üçlü çete" olarak tanımladığı yapının son halkası ise ekonomi yönetimindeki eski Bakan ve Cumhurbaşkanı’nın damadı oldu. Aile bağları üzerinden siyasi bir kariyer inşa edildiğini savunan Davutoğlu, bu dönemi şu sözlerle özetledi:</p>

<blockquote>
<p>"Birisi de kayınpederine dayanarak ülkenin geleceğinde lider olmayı hayal eden maceraperest bir damat. Bu üçlü çete Türkiye'ye on yıl kaybettirdi."</p>
</blockquote>

<p>Davutoğlu, şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>"Türkiye'de eskiden sağcı solcu diye bir ayrım vardı. Şu anda Türkiye'de temel ayrım; gözü doymayanlarla karnı doymayanlar arasında. Gözü doymayanların arasında devletin bütün teşviklerini alanlar, kur ve hazine garantili işletmeler, adrese teslim ihale alanlar, yolsuzluklar, kur korumalı mevduat zenginleri, maden yataklarını talan edenler, sahilleri talan edenler, 4-5 yüksek maaş alanlar. Bunların gözü hiç dolmuyor. Bir de karnı doymayanlar var. Vergiler, cezalar, enflasyon altında ezilen halk. Yüksek faizle kapanan esnaf dükkanları, KOBİ'ler, 6 trilyon aşan bireysel krediler, borçlar, topraktan kopan çiftçiler, açlık sınırının altında kalan asgari ücretliler, maaşları her öğün simit çay yese ayın sonuna getiremeyecek olan emekliler. Toplum şu anda bu iki kesime bölünüyor. Eskiden gözü doymayanlar genellikle ülke içindeydi. Kur Korumalı Mevduata (KKM) hepimiz karşı çıktık. Daha da vahim bir KKM şu anda gündemde. Nedir o; yabancıya giden KKM. Sayın Mehmet Şimşek, iyi bir ekonomi yönetimi altında ve sağlam bir siyasi irade altında hukuk, eğitim ve bütün bir sistemi yöneten bir irade altında çok iyi bir teknisyendir. Ama finansçı niteliğiyle yapmaya çalıştığı tek şey dışarıya gidip 'bize biraz daha para gönderin' diye göstergeleri ayarlamaktan ibarettir.</p>

<h4>"TÜRKİYE'Yİ YABANCILARA SOYDURUYORSUN"</h4>

<p>Dünyada en yüksek en yüksek dolar getirisi Türkiye'de. Nasıl; bu sene 1 Ocak'ta 100 bin dolar birisi yurt dışından getirip Türkiye'ye Türk lirasına bozdurup faizi yatırsa 43.40 kuruş üzerinden bozdursa yüzde 36 ile bu yabancı 5 milyon 902 bin 400 lirası olacaktı yıl sonunda. Eğer 12 Aralık 2026'da kur 57.30 olursa denk gelecek başa baş gelecek. Kur 50 olursa ve bu adam sonunda bu parayı aldığı parayı dolara çevirirse 118 bin 48 lira oluyor. Yani 100 bin dolar yatırıp 118 bin dolara çıkarıyor. Dünyada yüzde 18 dolar faizi görünmemiş bir şey. Arkadaşlar bu da kur korumalı mevduat. Hem de yabancıya verdiğiniz kur korumalı mevduat. Kur sabit kalacak ve size bu garantiyi temin ediyordu. Teminat veriyoruz diyorsunuz. Sayın Mehmet Şimşek çok doğru bir kararla kur korumalı mevduatı kaldırdın ama bu faiz politikanla Türkiye'yi yabancılara soyduruyorsun.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4>"SADECE FİNANS PARAMETRELERİYLE BİR ÜLKE DÜZELMEZ"</h4>

<p>Karar'ın haberine göre, Dün enflasyon rakamları açıklandı yüzde 32,37. Mehmet Şimşek göreve başladığında enflasyon yüzde 38,21'di. Bu kadar sıkı para politikası takip edildi, vergiler, cezalar... Geldiğimiz yer aynı. Sadece finans parametreleriyle bir ülke düzelmez. Üretimi yok ederseniz bir ülkenin ekonomisi ayağa kalkmaz. Siyasi iradeyi yönetemiyorsanız ekonomiyi düzeltemezsiniz. Dış ticaret açığı Mart ayında yüzde 50 artı artı ve 11.2 milyara ulaştı. Cari açık Şubat sonu 35.4 milyara çıktı. Eğer kur böyle devam ederse, kur oynamazsa ihracat daralmaya devam edecek. Dış ticaret açığı gittikçe açılacak. Cari açık artacak ve Türkiye bir felaketin eşiğine gelecek. Kuru serbest bırakıp da kur 50 lirayı 60 liraya doğru çıktığı zamansa şimdi çok övündükleri, kur baskılanarak yaptıkları hesap 1.2 trilyona Türkiye'nin gayri milli hasılası geri düşer. Çözüm ne düşünüyorlar; varlık barışı. Ben üç şeyin barışından korkarım. Birisi varlık barışı dedi mi yine bir dümen var derim. Türkiye'den kaçırılan paralar kara para aklama içeri geri gelecek demektir. Bir de imar barışı dedin mi ben yine korkarım. Bu mekanların talanı anlamına gelir. Toprağın talanına imar barışı diyorlar. Sermayenin milletin hazinesinin talanına da varlık barışı diyorlar bunlar. Vergiden kaçırıp yurt dışına giden parayı geri getireceksiniz buna barış diyeceksiniz.</p>

<h4>"'BU MİLLETİ ENFLASYON KARŞISINDA EZDİRMEDİK' DEMEKLE EZDİRMEMİŞ OLMUYORSUNUZ"</h4>

<p>Karnı doymayanlara bakarsak 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 34 bin 600 lira. Bu sadece gıda. Asgari ücret 28 bin 75 lira. 4 ay içinde asgari ücrette 4 bin 110 lira erime oldu. En düşük memur maaşında 8 bin 892 lira erime oldu. En düşük memur emeklisi maaşında 4 bin 83 lira. En düşük emekli aylığında 2 bin 928 lira. Öğretmen aylıklarında 9 bin 429 lira, poliste 11 bin 530 lira, araştırma görevlisinde 12 bin 400 lira maaşlarından eridi. Enflasyon en büyük hırsızdır. Bu erimeler karşısında yapmaları gereken ilk şey mademki yüzde 16 diye hedef gösterdiğiniz enflasyonu tutturamadığınız ara zam yapacaksınız. 'Bu milleti enflasyon karşısında ezdirmedik' demekle ezdirmemiş olmuyorsunuz. Milleti ezdiriyorsunuz. Gözü doymayanları besleyebilmek için karnı doymayanları ezenlere yazıklar olsun.</p>

<h4>"GEZİDEN GELDİĞİMDE AK PARTİ MKYK'SINDA BİR İÇ DARBE YAPILDI VE YETKİLERİM KISITLANDI"</h4>

<p>Bugün Hani 6 Mayıs. Bundan tam 10 yıl önce bir konuşma yaparak başbakanlıktan ayrıldım. Sebebi neydi; 23 Nisan 2016'da Meclis'e siyasi ahlak yasasını sevk ettim. Bu yasayı 'çekin' diye baskı altında kaldık, 'hayır' dedim. Siyaseti temizlemezsek toplumu temizleyemeyiz ve yurt dışı geziden geldiğimde AK Parti MKYK'sında bir iç darbe yapıldı ve yetkilerim kısıtlandı. 'Allahım ahlakın olmadığı yerde güç sahibi olmayı bana nasip etme' dedim.Tam 10 yıl oldu. Şimdi benimle kıyıda köşede buluşup da 'hocam, işler çok kötü. Ne olacak' diye soran samimi AK Partili kardeşlerime sesleniyorum; o gün siyasi ahlak yasası çıksaydı AK Parti bugünkü durumunda mı olurdu? Türkiye bugünkü durumunda mı olurdu?</p>

<p>Bir muhasebe yapın. 10 yıl kaybettiniz, 10 yıl kaybettirdiniz Türkiye'ye. Kimdi bunlar; üçlü çete. Birisi kazanmadığı bir seçimin üstüne oturmaya çalışan düşük profilli bir başbakan. Sonra hangi yolsuzluklarla Hollanda'da 28 milyar doları olduğu iddialarına bile cevap veremeyen birisi. Diğeri 90'lı yılların bütün kirli artıklarının faili meçhuller iktidara taşımak üzere AK Parti'ye sızmış bir İçişleri Bakanı. Birisi de kayınpederine dayanarak ülkenin geleceğinde lider olmayı hayal eden maceraperest bir damat. Bu üçlü çete Türkiye'ye 10 yıl kaybettirdi.</p>

<h4>"MİLLETİ KUMARA ALIŞTIRAN MİLLİ PİYANGOYU TÜMDEN KAPATACAĞIZ"</h4>

<p>Toplumsal değerleri yıpratan bütün faktörlerle aileler, aileyi yıpratan her şeyle mücadele edeceğiz. İktidar olduğumuz gün o gündüz yayınları başta adını da vererek söylüyorum ATV; Aileyi Tahrip Televizyonu olmak üzere hepsinin yayınlarına son vereceğiz. Uyuşturucuyla mücadele edeceğiz. Satanlarla, kullananlarla değil sadece baronlarıyla mücadele edeceğiz. O baronları kim desteklediyse arkasındaki siyasi aktörlerin tümü ile mücadele edeceğiz. Uyuşturucu baronlarıyla resmi olan bütün siyasilerin hesabını göreceğiz. Uyuşturucu siyasi destek olmadan yapılmayacak bir iştir. Biz bu mücadeleyi vereceğiz. Uyuşturucu baronlarının kökünü kazacağız. Kumarın yerlisi, yasalı, yasal olmayan olmaz, millisi hiç olmaz. Geldiğimiz gün özelleştikten sonra daha da milleti kumara alıştıran milli piyangoyu tümden kapatacağız. İkinci büyük devrim, adalet devrimi.</p>

<h4>"BIRAKIN BU RİYAKAR SİYASETİ, UTANIYORUZ SİZİN ADINIZA"</h4>

<p>Gülistan Doku davası bir semboldür. Bu davanın peşini bırakmayacağız. Bu İçişleri Bakanı'na net soru şudur; Gülistan Doku'nun eski erkek arkadaşını niye Ankara'da bir otelde aylarca misafir ettiniz siz? Yok aile istiyormuş. Arkadaşlar ülkeyi aileler yönetmiyor, yasalar yönetiyor. Rafta olan dosyalar inmeden ve gereken işlemler yapılmadan Türkiye'de adalet devrimi olmaz. Adalette bir devrim yapacağız. Üçüncüsü, üretim ve istihdam devrimi yapacağız. Tarım üretimini birinci öncelik olarak alacağız. Gerçek bir gerçek bir üretim devrimi ve buna bağlı olarak da yeni bir ekonomik şartlarda istihdam devrimi yapacağız. Dört; gelir adaleti devrimi yapacağız. Karnı doymayanların sesi olacağız. Kimsesi olmayanların kimsesi olacağız. Dayısı olmayanların dayısı olacağız. Beş; merkezi ve yerel yönetimde kurumsal devrim yapacağız.</p>

<p>Sayın Meclis Başkanı'na bir çağrım var; Sumud Filosuna saldırı yapıldığı gün Meclis Başkanı bir açıklama yaparak bütün siyasi partileri ortak bir bildiri yapmaya çağırıyor. Bırakın bu riyakar siyaseti. Utanıyoruz sizin adınıza."</p>
</article></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.meridyenhaber.com/ahmet-davutoglu-bu-uclu-cete-turkiyeye-10-yil-kaybettirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://meridyenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/meridyenhaber-com/uploads/2026/05/1910381.jpg" type="image/jpeg" length="78806"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yıkımı yYndaş Anket Şirketi de Saklayamadı! AKP'ye Kötü Haberi Abdulkadir Selvi Verdi]]></title>
      <link>https://www.meridyenhaber.com/yikimi-yyndas-anket-sirketi-de-saklayamadi-akpye-kotu-haberi-abdulkadir-selvi-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.meridyenhaber.com/yikimi-yyndas-anket-sirketi-de-saklayamadi-akpye-kotu-haberi-abdulkadir-selvi-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hürriyet Yazarı Abdulkadir Selvi bugünkü yazısında "Anketlerden AK Parti’ye bir iyi bir de kötü haberim var" başlığını kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hürriyet Yazarı Abdulkadir Selvi bugünkü köşesine bir anketi taşıdı. Milyonlarca vatandaşın artık hem gıdasından hem giyiminden kıstığını iktidara yakın anket şirketi bile saklayamayınca Selvi krizi "AKP'ye kötü haber" diyerek yazdı.</p>

<ul>
 <li><em><strong>'Ekonomi ve hayat pahalılığı ile partilerin oy oranları arasında bir ilişki var mı’ diye araştırdım. Doğrudan ilişki var. Asgari ücret ve emeklilere zam AK Parti’nin oylarını geriletmiş.</strong></em></li>
 <li><em><strong>AK Parti’nin oy tabanını emekliler, asgari ücretle çalışanlar ve esnaf oluşturuyor. Emekliler ve asgari ücretliler, ekonomik programın tüm faturasının sırtlarına yüklendiği görüşünde.</strong></em></li>
 <li><em><strong>Bu veriler AK Parti’nin yerel seçimlerde başarısız olmasına yol açan nedenlerin başında geliyordu. AK Parti’nin yeni bir strateji oluşturması ve bu sonuçları masaya yatırmasında fayda var.</strong></em></li>
</ul>

<p>Cumhurbaşkanı  Erdoğan'ın <strong>"Artık köşende gerekeni yaparsın"</strong> demesi, Cem Küçük'ün de talimatla yazdığını iddia etmesinin ardından <strong>Hürriyet Yazarı Abdulkadir Selvi</strong>, özellikle muhalif seçmenin daha yakından takip ettiği bir yazar haline geldi.</p>

<p>Selvi bugünkü yazısında <strong>"Anketlerden AK Parti’ye bir iyi bir de kötü haberim var"</strong> başlığını kullandı.</p>

<p>İktidara yakın GENAR'ın anketini paylaşan Selvi, ankete göre  CHP ile arasındaki makas kapansa da AKP'nin hala birinci parti olduğunu iddia etti. Ankette ekonomiye ilişkin bölümde ise uygulanan ekonomi politikasıyla yıkımı yaşayan milyonların durumu açığa çıktı.</p>

<p>Dar ve sabit gelirli milyonların, esnafın, zanaatkarın yaşadığı darboğazı, iktidara yakın anket şirketi bile saklayamaz hale gelince Selvi durumu köşesine taşıdı. Yazısında o bölüme "AKP'ye kötü haber" diyerek başladı.</p>

<p>Selvi şunları yazdı:</p>

<h4><strong>"GIDADAN KISITLAMA ÜRKÜTÜCÜ..."</strong></h4>

<blockquote>
<p>"Şimdi geldik AK Parti’ye kötü haberime. Ekonomiye ilişkin başka bir veri var. İktidarın bu veriye özellikle dikkat etmesi gerekiyor. Çünkü herkesi ilgilendiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Artan  petrol fiyatları ve pahalılık nedeniyle  İran  savaşının ekonomiye olumsuz etkisi yüksek oldu. Savaşın etkisiyle bazı harcama kalemlerinde kısıtlamaya gidildiği gözleniyor. Araştırmaya göre en çok kısıtlamaya gidilen alan yüzde 15.9’la sosyal hayat olmuş. Onu yüzde 14.3’le giyim takip ederken, üçüncü sırada ise yüzde 13.3’le gıda ve  market alışverişi takip ediyor. Benim iktidarın en çok dikkat etmesi gereken veri dediğim gıdada kısıtlamaya gidilmesi oldu. Savaşın etkisiyle birlikte yürütülen istikrar programının da getirdiği yüklerin topluma ağır bir yük yüklediği gözleniyor. Sosyal hayattan kısıtlamayı anlarım ama gıda ve giyimdeki kısıtlama ürkütücü geldi. Bu alarm zillerinin çalması demektir.</p>

<p>İran savaşı dünya ekonomilerini etkiyor. Biz ayrı bir gezegende yaşamıyoruz. Elbette ki olumsuz sonuçları ile yüzleşiyoruz. Buradaki sıkıntı ekonomik istikrar programı uygulanırken, emekliler, asgari ücretliler ve  esnaf üzerine getirilen yükler, bir de savaş nedeniyle çarpan etkisi yaparak, dar gelirlileri bunaltıyor. Bu kesimlerin AK Parti’nin oy tabanı olduğunu hatırlatmakla yetineceğim."</p>
</blockquote>

<p>Selvi'nin yazısıyla, toplumun büyük bölümünü oluşturan sabit ve dar gelirlilerin yaşadığı yıkım belki de ilk kez iktidar medyasında dillendirilmiş oldu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.meridyenhaber.com/yikimi-yyndas-anket-sirketi-de-saklayamadi-akpye-kotu-haberi-abdulkadir-selvi-verdi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 10:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://meridyenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/meridyenhaber-com/uploads/2026/05/kapak-145936jpg.webp" type="image/jpeg" length="22410"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mehmet Şimşek Gidiyor Herkesin Tanıdığı Bir Bakan Geliyor; Erken Seçim Maratonu Resmen Başlıyor]]></title>
      <link>https://www.meridyenhaber.com/mehmet-simsek-gidiyor-herkesin-tanidigi-bir-bakan-geliyor-erken-secim-maratonu-resmen-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.meridyenhaber.com/mehmet-simsek-gidiyor-herkesin-tanidigi-bir-bakan-geliyor-erken-secim-maratonu-resmen-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara kulislerinde konuşulanlara göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her ne kadar “erken ya da ara seçim yok” mesajı verse de, iktidar cephesinde seçim hazırlıkları fiilen başlamış durumda.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara kulislerinde konuşulanlara göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her ne kadar “erken ya da ara seçim yok” mesajı verse de, iktidar cephesinde seçim hazırlıkları fiilen başlamış durumda. Siyasi ve ekonomik gelişmeler, sürecin adım adım planlandığına işaret ediyor. İlk adım Mehmet Şimşek...</p>

<p><em><strong>Ekonomi hamlesi seçim sürecinin ilk adımı olacak</strong></em></p>

<p>Kulis bilgilerine göre Erdoğan’ın seçime gitmeden önce atacağı ilk kritik adım ekonomi yönetiminde değişiklik olacak. Üç yıldır uygulanan sıkı para politikasıyla özdeşleşen  Mehmet Şimşek  modelinin, seçim süreci öncesinde sonlandırılması ve seçim ekonomisini yönetecek 'tanıdık' bir bakanın gelmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ankara’da konuşulan senaryoya göre Şimşek’in bir gece yarısı kararnamesiyle görevden alınması ve yerine daha “siyasi” bir ismin getirilmesi gündemde. Bu noktada öne çıkan isimler ise daha önce ekonomi yönetiminde görev almış, halkın yakından tanıdığı eski bir bakan olacak.</p>

<p>Asgari ücret ve emekliye ara zam planı</p>

<p>Ekonomi yönetimindeki değişikliğin ardından, seçim ekonomisinin devreye alınacağı belirtiliyor. Temmuz ayında:</p>

<p>Asgari ücretliye refah payı verilmesi ve en düşük emekli maaşında dikkat çekici artış yapılması bekleniyor.</p>

<p>Artan enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle alım gücü düşen kesimlere yönelik bu hamlelerle <strong>“rahatlama hissi” oluşturulması</strong> hedefleniyor. Kulislerde, Temmuz-Kasım döneminde oluşacak bu psikolojik etkinin anketlere yansımasının yakından takip edileceği ifade ediliyor.</p>

<p><em><strong>Erdoğan’ın önündeki anketlerde oy oranının yüzde 29,5 bandına sıkıştığı konuşulurken, seçim kararının doğrudan kamuoyu yoklamalarına göre şekilleneceği belirtiliyor.</strong></em></p>

<p>Temmuz sonrası oluşacak ekonomik rahatlama algısının anketlere olumlu yansıması halinde, seçim maratonu resmen ilan edilecek.</p>

<p>Öte yandan muhalefet cephesindeki hareketlilik de dikkat çekiyor. CHP Genel Başkanı  Özgür Özel<a href="https://www.yenicaggazetesi.com/ozgur-ozel-haberleri.htm" rel="nofollow" target="_blank" title="&amp;Ouml;zg&amp;uuml;r &amp;Ouml;zel Haberleri">l</a>’in partisini 81 il ve 973 ilçede sahaya sürmesi, Saadet Partisi’nin aday çıkışı, <strong>-ki gazetemiz yazarı Fatih ergin o ismin Ali Babacan olduğunu bizzat kaynaklarından doğrulamıştı-</strong> ve Fatih Erbakan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığını ilan etmesi, Ankara’da <strong>“seçim süreci zaten başladı”</strong> yorumlarına neden oluyor.</p>

<p>Kulislerde dile getirilen bir diğer kritik başlık ise siyasi denge arayışı. Erdoğan’ın önündeki en büyük engelin ekonomi değil, yeniden şekillenen siyasi süreç olduğu ifade ediliyor.</p>

<p>Devlet Bahçeli’nin TBMM’de yaptığı çıkışlar ve sonrasında söylem değişikliğine gitmesi dikkat çekerken, “Terörsüz Türkiye” ve çözüm süreci tartışmalarının askıya alındığı yorumları yapılıyor. Tıkanan çözüm sürecinde her ne kadar Bahçeli Cumhur'u iki laf arasında eleştirip göz dağı verse de, bu sürecin seçime etkisini kuşkusuz ki DEM-AKP yakınlığı belirleyecek.</p>

<p>Yeniçağ'dan Aykut Metehan'ın haberine göre, Edindiğim bilgilere göre Erdoğan’ın stratejisi,  DEM Parti ile kurulacak denge üzerinden seçim sürecini yönetmek. Ancak bu noktada taraflar arasında ciddi görüş ayrılıkları olduğu, Öcalan üzerinden bir takım pazarlıkların yapıldığı konuşuluyor.</p>

<p>Yeni anayasa süreci de seçim hesaplarının önemli bir parçası. Ancak DEM Parti’nin desteği olmadan anayasa değişikliğinin mümkün olmadığı, bu nedenle sürecin şimdilik rafa kalktığını söyleyebiliriz.</p>

<p>Bu durum, Erdoğan’ın yeniden adaylığı açısından kritik bir başlık olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Seçim için hedef tarih: 2027Kasım</p>

<p>Tüm bu gelişmeler ışığında kulislerde dillendirilen senaryo şu şekilde:</p>

<p>- Ekonomi yönetimi değişecek<br />
- Asgari ücretli ve emekliye zam yapılacak<br />
- Toplumda ekonomik rahatlama algısı oluşturulacak<br />
- Anket sonuçları izlenecek<br />
- Uygun tablo oluştuğunda seçim kararı alınacak</p>

<p>Bu planlamaya göre Erdoğan 2027 yılının Kasım ayında sahaya inerek seçim sürecini resmen başlattı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.meridyenhaber.com/mehmet-simsek-gidiyor-herkesin-tanidigi-bir-bakan-geliyor-erken-secim-maratonu-resmen-basliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://meridyenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/meridyenhaber-com/uploads/2026/05/dezenformasyonla-mucadele-merkezi-16486644-4997-amp.webp" type="image/jpeg" length="53462"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İmamoğlu'ndan İBB Davasında 'Kaçak Hafriyat Dökümü' Savunması: ''560 Milyar Dediler, 560 Kuruş Bulamadılar'']]></title>
      <link>https://www.meridyenhaber.com/imamoglundan-ibb-davasinda-kacak-hafriyat-dokumu-savunmasi-560-milyar-dediler-560-kurus-bulamadilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.meridyenhaber.com/imamoglundan-ibb-davasinda-kacak-hafriyat-dokumu-savunmasi-560-milyar-dediler-560-kurus-bulamadilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İBB davasının 33. duruşma gününde Cebeci Maden Sahası’na ilişkin “kaçak hafriyat dökümü” iddiası tartışıldı. Kantar sorumlusu Volkan Ateş, sahaya giren tüm araçların kamera, plaka, malzeme ve tartım bilgileriyle kayıt altına alındığını belirti...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İBB davasının 33. duruşma gününde Cebeci Maden Sahası’na ilişkin “kaçak hafriyat dökümü” iddiası tartışıldı. Kantar sorumlusu Volkan Ateş, sahaya giren tüm araçların kamera, plaka, malzeme ve tartım bilgileriyle kayıt altına alındığını belirtirken, Ekrem İmamoğlu dosyadaki kamu zararı hesabına tepki göstererek, “560 milyar dediler, 560 kuruş bulamadılar” dedi.</p>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da sanıkları arasında yer aldığı İBB davasında duruşma, Cebeci Maden Sahası’na ilişkin iddialarla devam etti. Mahkemede savunma yapan kantar sorumlusu Volkan Ateş, sahaya girişlerin tek noktadan yapıldığını, kantarlardan kaçak geçişin mümkün olmadığını ve tüm araçların sistemde kayıtlı olduğunu söyledi. Ateş’in beyanlarının ardından söz alan İmamoğlu, Cebeci dosyasında 110 milyar liralık kamu zararı iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak, valilik, MAPEG, bakanlıklar, belediye ve emniyet birimlerinin mahkemede dinlenmesini talep etti.</p>

<article>
<p>Savunmasında kendisini “kantar sorumlusu” olarak tanımlayan Volkan Ateş, görevinin sahaya hafriyat getiren firmaların evraklarını kontrol etmek, hesap açmak, ödeme karşılığında barkod oluşturmak ve araçların kantar geçişini sağlamakla sınırlı olduğunu söyledi.</p>

<p>Ateş, “Kantardan araba geçtikten sonra benim sorumluluk alanım bitiyor” dedi.</p>

<h4>“KANTAR İŞLEMLERİ STANDARTTIR”</h4>

<p>Volkan Ateş, kantarlarda yapılan işlemlerin standart olduğunu, firmalardan istenen evrakların ve tüm kayıtların arşivde bulunduğunu belirtti. Kullanılan sistemin 2015 öncesine dayandığını ve İSTAÇ’ın hafriyat sahalarında kullandığı sistem olduğunu ifade etti.</p>

<p>Ateş, döküm sahasına araç girdikten sonra kendisinin yönlendirebileceği bir işlem bulunmadığını söyledi.</p>

<p>Savunmasında kaçak döküm suçlamasına da yanıt veren Ateş, sahaya çok sayıda kamu kurumunun düzenli olarak geldiğini belirterek, böyle bir yerde kaçak işlem yapılabileceğini düşünmediğini ifade etti.</p>

<p>Ateş, “Sultangazi zabıtanın, Sultangazi Belediye Başkan Yardımcısının, Orman Bölge Müdürünün, Çevre Şehircilik Bakanlığının, İstanbul Vali Yardımcısının ve Enerji Bakanlığının hemen hemen her ay uğradığı bir yerde kaçak işlem yapılacağını hiç düşünmedim” dedi.</p>

<h4>“KIŞIN 3 BİN 500, YAZIN 5 BİN ARAÇ GELEBİLİRDİ”</h4>

<p>Savcının soruları üzerine sahaya gelen araç sayıları hakkında bilgi veren Ateş, kış aylarında günlük araç girişinin 3 bin 500-4 bin, yaz aylarında ise 5 bin-5 bin 500 seviyelerine çıkabildiğini söyledi.</p>

<p>Savcının “Burası döküm sahası mı, maden sahası mı?” sorusuna Ateş, kantarların kurulu olduğu ve döküm yapıldığı için buranın döküm sahası olduğunu belirtti. Daha sonra yöneltilen sorularda ise sahada taş ocakları bulunduğunu, maden çıkarıldığını, bunların kantarda tartılıp irsaliye kesilerek gönderildiğini de söyledi.</p>

<h4><strong>“KAÇAK GEÇİŞ İMKÂNSIZ”</strong></h4>

<p>Duruşmada Ateş’e en çok yöneltilen başlıklardan biri, kantarlardan kaçak geçişin mümkün olup olmadığı oldu.</p>

<p>Ateş, avukat Oğuz Can Bahar’ın sorusu üzerine, kantarlarda kaçak geçişin mümkün olmadığını belirtti. Bunun gerekçesini de şu sözlerle açıkladı:</p>

<p>“24 saat kamera ve kayıt altında. Dökümün açıldığı tarihten bugüne kadar bütün araçlar; resim olarak, getirdiği malzeme olarak, plaka olarak, tartım olarak hepsi kayıtlıdır.”</p>

<p>Ateş, barkod sisteminin tek araç için çalıştığını ve ikinci kez kullanılamayacağını da söyledi.</p>

<h4><strong>“BÖYLE BİR ŞEY 15 DAKİKADA DUYULUR”</strong></h4>

<p>Savunma avukatları, olası bir kaçak dökümün sektörde duyulup duyulmayacağını da sordu. Ateş, böyle bir durumun çok kısa sürede yayılacağını ifade etti.</p>

<p>Ateş, “Bunun duyulması 15 dakika sürer. Hafriyat sektörü öyle bir sektör ki herhangi yanlış bir şey olduğu zaman birbirlerine WhatsApp gruplarından zaten yaparlar” dedi.</p>

<p>Bu ifadeyle Ateş, sahada sistem dışı bir döküm yapılması halinde bunun hem firmalar hem de şoförler arasında hızla bilineceğini savundu.</p>

<h4><strong>FUDAŞ AÇIKLAMASI: “YEMEK VE MALZEME TEDARİKİ YAPAN FİRMAYDI”</strong></h4>

<p>Volkan Ateş, FUDAŞ firmasıyla ilgili sorulara da yanıt verdi. FUDAŞ’ın döküm sahasında ve şantiyedeki yemek ve malzeme tedarikini sağlayan firma olduğunu söyledi.</p>

<p>Ateş, firmanın günlük yemekleri ve malzeme ihtiyaçlarını karşıladığını, bunun karşılığında düzenli olarak fatura kestiğini belirtti. Aynı sistemin bugün kayyum yönetimindeki şirket tarafından Kuzey Servis isimli firma üzerinden sürdürüldüğünü söyledi.</p>

<p>FUDAŞ’ın kendisine devrinden sonra sahte belge veya usulsüz fatura düzenleme talimatı verip vermediği sorulan Ateş, “Hayır” yanıtını verdi.</p>

<h4>İMAMOĞLU: “VOLKAN BEY’İN BURADA OLMASINI DOĞRU BULMUYORUM”</h4>

<p>Duruşmada Ekrem İmamoğlu da Volkan Ateş’e soru yöneltti. İmamoğlu, Ateş’in kantar sorumlusu olduğunu hatırlatarak, onun davada sanık olarak bulunmasını doğru bulmadığını söyledi.</p>

<p>İmamoğlu, Cebeci sahasını ziyaret ettiğinde girişte kantar bölgesinin oluşturulduğunu, buranın daha önce “mezbelelik” bir alan olduğunu, sonradan giriş çıkışların kontrol altına alınması için organize edildiğini anlattı.</p>

<p>Ateş, İmamoğlu’nun sorusu üzerine sahaya başka giriş çıkış alanı olmadığını söyledi.</p>

<h4><strong>“MAPEG, Çevre Bakanlığı, Orman Bakanlığı, zabıta denetlerdi”</strong></h4>

<p>İmamoğlu’nun “Sizi denetime hangi kurumlar gelirdi?” sorusuna Ateş, sahaya ayda bir MAPEG’in geldiğini; Çevre Bakanlığı, Orman Bakanlığı devriye ekipleri ve Sultangazi zabıtanın da denetim yaptığını söyledi.</p>

<p>Bu yanıtın ardından İmamoğlu, Cebeci dosyasındaki iddiaların kamu kurumları tarafından verilen izinler ve denetim süreçleri dikkate alınmadan değerlendirilemeyeceğini savundu.</p>

<h4>İMAMOĞLU: “560 MİLYAR DEDİLER, 560 KURUŞ BULAMADILAR”</h4>

<p>Karar'dan Yeşim Gökçe'nin haberine göre,  Ekrem İmamoğlu, savunma sırasında Cebeci dosyasındaki kamu zararı iddialarına da tepki gösterdi. Başlangıçta “560 milyar liralık yolsuzluk” iddiasıyla operasyon yapıldığını, ancak iddianamede rakamın 160 milyar liraya dönüştüğünü söyledi.</p>

<p>İmamoğlu, bu 160 milyar liralık tutarın 110 milyar lirasının Cebeci meselesine dayandırıldığını belirterek, bu hesabı “asrın uydurması” olarak nitelendirdi.</p>

<p>İmamoğlu, “Biz 560 milyar dedik, 560 kuruş bulamadık; ya şuraya bir 160 milyar yazalım, bunun 110 milyarını da Cebeci’ye yedirelim” anlayışıyla hareket edildiğini savundu.</p>

<h4>KAMU KURUMLARININ DİNLENMESİNİ İSTEDİ</h4>

<p>İmamoğlu, Cebeci sahasına ilişkin izin, denetim ve faaliyet süreçlerinde yer alan kamu kurumlarının mahkemede dinlenmesini talep etti.</p>

<p>İmamoğlu’nun çağrılmasını istediği kurum ve kişiler arasında dönemin valileri, MAPEG Genel Müdürü, Türkiye Elektrik Üretim A.Ş. Genel Müdürü, ilgili vali yardımcıları, Sultangazi Belediye Başkanı, Sultangazi Kaymakamlığı, Sultangazi İlçe Emniyet Müdürlüğü, Orman Bakanlığı bölge yetkilileri ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yer aldı.</p>

<p>İmamoğlu, “Bu makamları buraya davet etmediğiniz sürece, böyle bir eylem yok hükmündedir” dedi.</p>

<h4>KAMU KURUMLARININ DÖKÜMLERİ ÜCRETSİZ KABUL EDİLMİŞ</h4>

<p>Duruşmada savunma avukatlarının soruları üzerine Ateş, kamu kurumlarının getirdiği bazı hafriyatların bedelsiz kabul edildiğini de söyledi.</p>

<p>Sultangazi Belediyesi, Eyüpsultan Belediyesi ve fen işleri müdürlükleri gibi kamu kurumlarının döküm yapıp yapmadığı sorulan Ateş, bu işlemlerin “geri dönüşüm bedelsiz mal kabulü” kapsamında yapıldığını, yalnızca resmi plakalı araçlara giriş izni verildiğini belirtti.</p>

<p>Ayrıca 2020-2025 yılları arasında şirket kayıtları ile kantar kayıtları arasında görülen tonaj farkına ilişkin soruya da yanıt veren Ateş, farkın resmi araçlar, yol yapımı, belediye, cami inşaatları ve vakıfların getirdiği hafriyatlar ile sahadaki maden faaliyetlerinden kaynaklandığını söyledi.</p>

<h4>“DÖKÜMDEN ÇEK ALMIYORDUK”</h4>

<p>Duruşmada Hakan Karanis, Sarp Yalçınkaya’nın beyanlarında geçen çek iddialarına ilişkin Ateş’e soru yöneltti. Karanis, döküm işinden kaynaklı rüşvet paraları için çeklerin nakde çevrildiği iddiasını hatırlattı.</p>

<p>Ateş, buna karşılık dökümden çek almadıklarını, yalnızca taş kantarlarından çek alındığını söyledi.</p>

<h4>AVUKATSIZ İFADE TARTIŞMASI</h4>

<p>Volkan Ateş, soruşturma sürecinde ilk kez 9 Temmuz’da çağrıldığını, ifadesinin başlangıcında yanında avukatı bulunduğunu ancak daha sonra başka bir savcıya yönlendirildiğini ve bu aşamadan sonra yanında avukat olmadığını söyledi.</p>

<p>Ateş, başlangıçta “bilgisine başvurulmak” üzere çağrıldığını, sürecin sonradan değiştiğini anlattı. Daha sonra adli kontrolle serbest bırakıldığını, 29 Eylül’de ise tutuklandığını söyledi.</p>

<p>Duruşmanın devamında Cebeci Maden Sahası’na ilişkin kamu zararı ve kaçak döküm iddiaları kapsamında sanık ve avukatların beyanlarının alınması bekleniyor.</p>

<h4><strong>İŞTE VOLKAN ATEŞ'İN SAVUNMASININ TAMAMI</strong></h4>

<p>Şimdi Başkanım, ben 9 Temmuz saat 3 gibi savcılık kaleminden telefonla aranmam ve bilgime başvurulmasıyla başlayan süreç içinde, sizin karşınıza çıkmamla inşallah bu temenniyi temenni ediyorum. Ben kantar sorumlusuyum. Benim görevim kantara gelen hafriyat firmaları sahipleriyle görüşmek; bunların sahaya getireceği malzemenin cinsini, miktarını görüp ona göre İSTAÇ'ın da uygulamış olduğu evrak listesini temin edip hesap açmaktır. Açtığımız hesap karşılığında, firmanın şirket hesabına yatırdığı ücret karşılığında sistemin uygun gördüğü barkodu verip içeriye girişlerini sağlamaktır. Kantardan araba geçtikten sonra benim sorumluluk alanım bitiyor.</p>

<p>Kantarlarda zaten yaptığımız işlemler standart işlemlerdir. Bizim firmalardan istediğimiz evraklar ve uyguladığımız işlemler, daha önce savcılığa ilk gittiğim zaman verdiğim evrak listesinde de belirttiğim gibi arşiv dosyasında mevcuttur. Hepsi orada kantar sisteminde kayıtlıdır zaten. Kullandığımız sistem de 2015 öncesine dayanıp, Mod Yazılım Evi'nin İSTAÇ'ın bütün hafriyat sahalarında kullandığı sistemdir. Yani döküm sahasına araç girdikten sonra kantarlarla ilgili benim yapacağım bir iş ya da benim yönlendirebileceğim bir işlem yoktur. Oranın sorumlusu ve yetkilisi farklı kişilerdir. Kantarlarla ilgili de yapacaklarım sadece bu kadardır, başka bir şey yoktur. Zaten şöyle bir şey de var; kaçak döküm denen suçla suçlandığım için söylüyorum: Ben her gün Sultangazi zabıtanın, Sultangazi Belediye Başkan Yardımcısının, Orman Bölge Müdürünün, Çevre Şehircilik Bakanlığının, İstanbul Vali Yardımcısının ve Enerji Bakanlığının hemen hemen her ay uğradığı bir yerde kaçak işlem yapılacağını hiç düşünmedim.</p>

<p>FUDAŞ'la ilgili de sadece kısa bir şey söyleyebilirim: FUDAŞ bizim yemek firmamızdı. Döküm sahasındaki veya şantiyenin bütün yerlerinin yemek ve malzeme tedariğini sağlayan bir firmaydı. Her ay, her hafta düzenli olarak günlük yemekleri karşılar, günlük malzeme ihtiyaçlarını karşılar; bunun karşılığında da her hafta düzenli bir şekilde fatura keserlerdi. Aynı işlemi şu anda zaten atanan kayyum şirketi de aynı sistemle, Kuzey Servis şirketiyle devam ettirmektedir. Yani FUDAŞ'la ilgili de diyeceğim bu kadar. Başka da diyecek bir şeyim yok başkanım.</p>

<p><strong>VOLKAN ATEŞ, MAHKEME BAŞKANI &amp; SAVCI SORGUSU – 6 MAYIS 2026</strong></p>

<p>Mahkeme Başkanı: Bu size mi ait?</p>

<p>Volkan Ateş: Şirketin 2024’ün sonunda Kuzey Servis firması kurulduktan sonra bana devredildi. Ondan sonra da kapanma süreci için işlem yapıldı. Zaten ondan sonra avukatım zaten söyleyecektir, belgeleri verecektir. Bütün işlemler kapanması için yapılan işlemler.</p>

<p>Savcı: Volkan Bey, kantar sisteminden sorumlu olduğunuz söylendi. Bu sahaya günde ortalama kaç kamyon veya tır gelebilir?</p>

<p>Volkan Ateş: Kışın bu sayı 3.500 - 4.000. Yazın da bu sayı 5.000’leri bulabilirdi</p>

<p>Savcı: Bu Güney Cebeci bölgesi doğru mu?</p>

<p>Volkan Ateş: Ben bölge olarak bilmem Sayın Savcım. Ben sadece kantarlardan sorumluyum; sahadaki ruhsat alanını, yerlerini bilmem.</p>

<p>Savcı: Ne kadar süre böyle 3.000-5.000 tır, kamyon geldi buraya?</p>

<p>Volkan Ateş: Yani döküm 2021’de 10. ayda açıldığından beri gelen sayı bu şekildedir. Yazları 5.000’leri bulur, 5.500’leri bulur; kışın 3.000’leri bulur, 3.500’leri bulur.</p>

<p>Savcı: Şimdi burası döküm sahası mı, maden sahası mı? O anlamda.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Volkan Ateş: Şimdi döküm sahası mı maden sahası mı derseniz, kantarlar kurulu, ben kantarların başındayım. Yani döküm geliyor, döküm sahası.</p>

<p><strong>EKREM İMAMOĞLU, VOLKAN ATEŞ’E SORUYOR – 6 MAYIS 2026</strong></p>

<p>Ekrem İmamoğlu: Volkan Bey, kolay gelsin. Tabii kısa bir savunma yaptınız ya da sorguya tabi oldunuz. Öncelikle sizin burada olmanızı ben doğru bulmuyorum. Burada bulunan diğer arkadaşların olmasını doğru bulmadığım gibi. Bu şekilde başlamamın neden olduğunu da Sayın Başkan ve Sayın Heyet’e de aktaracağım. Kantar sorumlusu deyince, benim sahayı ziyarete geldiğimde hatırladığım kadarıyla orayı "Hangi proje nasıl yürütülüyor?" diye baktığımda, ilk girişteki bir kantar bölgesi yapılmıştı. Daha önce burada yoktu, mezbelelik bir alandı. Sonradan orada denetimli bir saha giriş çıkışının kontrol altına alınması ile ilgili bir alan organize edildi. Anladığım kadarıyla siz orada görevliydiniz. Doğru mu?</p>

<p>Volkan Ateş: Evet Başkanım.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu: Yani dünkü sunumdan anladığım kadarıyla yaklaşık 7-8 milyon metrekarelik bir alan diye arkadaşlar belirlediler. 7-8 milyon metrekarelik bir alana giriş çıkışın tek noktadan olmasının sağlanması ile ilgili organize edilen bu alanda görevliydiniz. Doğru mu?</p>

<p>Volkan Ateş: Evet Başkanım.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu: Başka bir giriş çıkış alanı da yoktu buranın.</p>

<p>Volkan Ateş: Yok.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu: Peki Volkan Bey, sizi denetime gelen kurumlar ile ilgili bilginiz var mı? Yani hangi kurumlar sizi denetime gelirdi?</p>

<p>Volkan Ateş: Başkanım, ayda 1 MAPEG gelirdi. Çevre Bakanlığı’ndan gelirlerdi. Orman Bakanlığı devriye ekibi sabah, öğlen, akşam devriye atardı. Sultangazi zabıta devriye atardı. Yani bu şekildeydi.</p>

<p>Ekrem İmamoğlu: Peki. Sorumun cevabı buydu ama Sayın Başkan, Sayın Heyet; şimdi büyük bir yalan ve iftirayla oluşturulan bir suç isnadıyla karşı karşıyayım. "560 milyarlık yolsuzluk" diye savcılık kaynaklı açıklamalar yapılarak bir operasyon düzenlendi. Bakınız tekrar ediyorum: 560 milyarlık bir yolsuzluk diyerek bir operasyon yapıldı. Sonra bu 560 milyar diye Mart ayında anons eden savcılık, dosyayı, yani iddianameyi önünüze yollarken, 160 milyar liralık bir dosyaya rakam koydu; tespit yaptı. Bu 160 milyar liralık rakamın Sayın Başkan, 110 milyarı, şu anda burada gördüğünüz Volkan Bey kardeşimizin savunma yaptığı konunun muhatabı. Volkan Bey 160 milyarın muhatabı. Ne biliyor musunuz 160 milyar? 110 milyarın, özür dilerim 110 milyarın muhatabı. 110 milyarın 80 milyarı orada yerin altındaki madenler yok edilmiş gibi yazmışlar; yani dünyanın en ucube uydurmasıdır. 30 milyar da kaçak hafriyat yapılmış; oradan uydurulmuş.</p>

<p>Şimdi Cebeci meselesi üzerinden “asrın uydurması” şeklinde organize edilen ve koordine edilen 110 milyarlık bir eylem yarattılar. Sayın Başkan, Sayın Heyet; acil talebimdir. 2018 yılında… Az önce iddia makamının sorduğu sorunun ne kadar absürt olduğunu söyleyeyim. “Neden” derseniz; 2018 yılında burası maden bölgesi diye kanunla ilan edilmişken, bunun muhatabının Volkan Ateş olarak kabul edilmesi kadar kötü bir soru olamaz. Niçin? Az önce sordum, "Sizi kim denetlerdi?" diye ve bu denetlemelerdeki kurumları saydı Volkan Bey. O da dördünü beşini saydı. Ben de sizden acil bir talep olarak; Cebeci meselesinin temel sorumluları olarak; izin belgelerini veren, denetleyen, hesap soran, meselenin sahibi olan —not aldım çünkü ıskalamak istemiyorum— dönemin valilerinin, MAPEG, yani Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü Genel Müdürü'nün, TEÜAŞ yani ilk dökümün buraya yapılmasını talep eden Türkiye Elektrik Üretim A.Ş.'nin genel müdürünün, ilgili vali yardımcılarının —yani burada bu firmanın faaliyetlerinde yüksek memnuniyetini bizzat bana anlatan vali ve vali yardımcılarının—, Sultangazi Belediye Başkanı'nın, Sultangazi Kaymakamlığı'nın, Sultangazi İlçe Emniyet Müdürü'nün, ilçe emniyet sorumlularının, Orman Bakanlığı Bölge Müdürü ya da sorumlularının, en temel sorumlu, bu kanunun sahibi ve bu alanın sahibi olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın acil dinlemek ve çağrılmak zorundasınız Sayın Başkan, sayın Heyet. Acil talebimdir. Mahkemeye niye çağırmak zorundasınız biliyor musunuz? Yoksa şu dinlediğiniz masumlarla bir adım dahi ileri atılamaz burada. Uydurmadır, saçmadır ve bu uydurmanın, bu saçma hesabın kitabın altında yatan da "Biz 560 milyar dedik, 560 kuruş bulamadık; ya şuraya bir 160 milyar yazalım, bunun 110 milyarını da Cebeci'ye yedirelim, boca edelim" anlayışıdır. Bu kötü akıl ve bu kötü zihniyete karşı sıraladığım bu makamları buraya davet etmediğiniz sürece, böyle bir eylem yok hükmündedir. Yazık etmeyin lütfen, bu masum insanları bir an önce evine yollayın.</p>

<h4>SANIKLAR VE AVUKATLARIN VOLKAN ATEŞ'E SORULARI VE CEVAPLARI</h4>

<p><strong>YENER TORUNLAR, VOLKAN ATEŞ’E SORUYOR</strong></p>

<p>Yener Torunler: Sayın Volkan Ateş, benim Cebeci bölgesinde herhangi bir sorumluluğum var mı? Dökümde, kantarda, tesiste, sahada…</p>

<p>Ateş: Yok.</p>

<p>Torunler: Peki, beni Cebeci bölgesinde kaç sefer gördün?</p>

<p>Volkan Ateş: İki veya üç kez.</p>

<p><strong>FATİH KELEŞ, VOLKAN ATEŞ'E SORUYOR</strong></p>

<p>Fatih Keleş: MAPEG denetliyordu dediniz. MAPEG’in açılımını biliyorsunuz, Sayın Başkanım da az önce söyledi: Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü.</p>

<p>Volkan Ateş: Evet.</p>

<p>Fatih Keleş: İçeride bir madenin çalıştığından haberiniz var mıydı?</p>

<p>Volkan Ateş: Yani taş ocakları vardı içeride.</p>

<p>Fatih Keleş: Evet. Yani içeride bir maden olduğunu biliyorsunuz.</p>

<p>Volkan Ateş: Tabi.</p>

<p>Fatih Keleş: Sizin konunuzun dışında olduğu için herhalde sahaya hafriyat sahası dediniz Sayın Savcı'nın sorusu üzerine. Ama içeride bir maden faaliyetinin olduğundan haberdarsınız sanırım.</p>

<p>Volkan Ateş: Tabi, oranın kantarlarına da ben bakıyordum.</p>

<p>Fatih Keleş: Tamam. Yani içeriden herhangi bir maden çıkar mıydı peki?</p>

<p>Volkan Ateş: Evet.</p>

<p>Fatih Keleş: Tartılır mıydı bu?</p>

<p>Volkan Ateş: Tabi ki, kantarlarda tartılır, irsaliyesi kesilir ve gönderilir.</p>

<p>Fatih Keleş: Dolayısıyla burası bir maden sahası olduğunu da söyleyebilirsiniz herhalde.</p>

<p>Volkan Ateş: Evet, evet.</p>

<p>Fatih Keleş: Bundan da haberdarsınız. Peki içeride bir proje yapıldığının, bu projeyi de İSFALT’ın yaptığının ve MAPEG’in hazırladığı projeyi İSFALT’ın üstlendiğini ve bu proje imalatının da içeride yapıldığından haberdar mısınız?</p>

<p>Volkan Ateş: Evet.</p>

<p>Fatih Keleş: Onun için de araçlar girer çıkar mıydı içeride?</p>

<p>Volkan Ateş: Tabii ki.</p>

<p><strong>VOLKAN ATEŞ MÜDAFİ OĞUZ CAN BAHAR SORUYOR</strong></p>

<p>Avukat Oğuz Can Bahar: Volkan Bey, sahada kantarlardan sonra, hafriyat sahasında ve sıkıştırma işlemleri yapılan alanda görevli bir firma var mıydı? Yoksa direkt sigortalı olarak çalıştığınız kişiler mi bunu yapıyordu ya da sahadaki görevliler kimlerdi?</p>

<p>Volkan Ateş: Tem yol firması.</p>

<p>Avukat Oğuz Can Bahar: Sahadan sorumlu bir kişi var mıydı?</p>

<p>Volkan Bey: Orhan Akyıldız. Benimle ilgili alan olmadığı için oraya girmek istemedim.</p>

<p>Avukat Oğuz Can Bahar: Peki, belgesiz ya da kaçak döküm yapılması mümkün müdür? Kantarlardan bir aracın tartım yapılmadan, tartım işlemi gerçekleşmeden geçmesi mümkün müdür?</p>

<p>Volkan Ateş: Hayır, kantarlarda kaçak geçiş imkansızdır zaten.</p>

<p>Avukat Oğuz Can Bahar: Neden? Orayı bir açar mısınız, neden mümkün değil?</p>

<p>Volkan Ateş: Yani zaten hepsi kayıt altındadır. Bunlar zaten ilk savcılık ifadesine gittiğim zaman kendilerine de bütün bilgileri, TMSF'ye dosyayı teslim etmiştim. 24 saat kamera ve kayıt altında. Yani 18 Ekim'den, dökümün açıldığı tarihten bugüne kadar bütün araçlar; resim olarak, getirdiği malzeme olarak, plaka olarak, tartım olarak hepsi kayıtlıdır zaten.</p>

<p>Avukat Oğuz Can Bahar: Hem fiziki hem sistemde kayıtlıdır.</p>

<p>Volkan Ateş: Tabii ki.</p>

<p>Avukat Oğuz Can Bahar: Peki, bir sorum daha olacak. Velev ki diyelim ki bir kaçak döküm gerçekleşti ya da bir araç kaçak geçti. Bunun diğer firmalar ya da diğer nakliye araçların şoförleri tarafından duyulması mümkün mü? Öyle bir şey var mı?</p>

<p>Volkan Ateş: Yani bunun duyulması 15 dakika sürer.</p>

<p>Avukat Oğuz Can Bahar: Neden?</p>

<p>Volkan Ateş: Yani öyle bir sektör ki bu hafriyat sektörü, herhangi bir yanlış bir şey olduğu zaman birbirlerine WhatsApp gruplarından zaten yaparlar. Ben zaten Sayın Savcılığa da ilk gittiğimde çalıştığımız firmaların hepsinin isim listesini verdim. Bunlardan zaten 2 tanesiyle konuşmuş olsaydı, orada öyle bir şeyin olmama ihtimalinin yüksek olduğunu görecekti. Zaten atanan kayyum ve ekibin sahaya atadığı müdürler de bu sektörden gelme insanlar. 2 tane müdür ve 4 tane mühendis de bu sektörden geldi. Onlar da zaten daha önce hafriyat piyasasında çalıştığı için illaki yanlış bir şey olmuş olsaydı duyarlardı.</p>

<p>Avukat Oğuz Can Bahar: Peki, FUTAŞ firmasıyla ilgili 2 tane sorum olacak. Firma, size devrettiği süreçten sonra —Mayıs 2024 diye hatırlıyorum— bu tarihten sonra firmanız tarafından herhangi bir usulsüz fatura ya da sahte belge düzenlemesi talimatı verdiniz mi?</p>

<p>Volkan Ateş: Hayır. Zaten kapanmak için açılmıştı. Kuzey Servis firması kuruldu, FUTAŞ kapanacaktı.</p>

<p>Avukat Oğuz Can Bahar: FUTAŞ firmasına sahte belge düzenlemediğinizi ve böyle bir talimat vermediğinizi söylediniz. Peki, böyle bir sahte belge alıp içeride masraf göstererek bir bedel çıkışı yaptınız mı ya da buna yönelik bir talimat verdiniz mi?</p>

<p>Volkan Ateş: Hayır.</p>

<p>Av. Oğuz Can Bahar: Soruşturma aşamasına ilişkin birkaç sorum olacak Volkan Bey. İlk gözaltınız hangi süreçte oldu?</p>

<p>Volkan Ateş: 9 Temmuz.</p>

<p>Av. Oğuz Can Bahar: 9 Temmuz’da... Arandınız, ifadeye çağrıldınız mı, davet üzerine mi gittiniz yoksa gözaltı mı oldunuz?</p>

<p>Volkan Ateş: Çağrıldım.</p>

<p>Av. Oğuz Can Bahar: Peki, davet üzerine gittiniz. Yanınızda avukatınız var mıydı ifade verirken?</p>

<p>Volkan Ateş: İlk görüşmeye girdiğim anda vardı. İçeri girdikten bir dakika sonra dışarı çıkarıldım, başka bir savcıya yönlendirildim. O saatten sonra avukat olmadı yanımda.</p>

<p>Av. Oğuz Can Bahar: Yani ifadeniz savcı huzurunda alınırken yanınızda avukat yoktu.</p>

<p>Volkan Ateş: Yok. Ya ben zaten ifade olarak gitmedim, ben bilgime başvurulacak diye arandım gittim. İfade şeklimiz de zaten sohbet gibi oldu ama son anda, en son noktada değişti.</p>

<p>Av. Oğuz Can Bahar: Nasıl yani?</p>

<p>Volkan Ateş: Yani şöyle; Sayın Savcım beni dışarı çıkardı, "tamam" dedi, "bir iki dakika bekle dedi, kağıdını imzalatıp göndereceğim" dedi. Ben de kapının önüne çıktım. Sonra bir dakika geçmedi kapı açıldı, bağırmaya başladı; "Her şeyi itiraf edecektin, hiçbir şey yapmamışsın, bizi kandırdın" dedi. Bir anda kelepçe takıldı ve nezarete gönderildim. Sonra hakim karşısına çıktım. Hakim adli kontrolle serbest bıraktı. 29 Eylül'de de tutuklandım.</p>

<p>Av.Oğuz Can Bahar: 29 Eylül'deki süreciniz nasıl oldu?</p>

<p>Volkan Ateş: 29 Eylül'de evime operasyon yapılmıştı, ben evde yoktum. Kızım aradı, "Baba dedi eve geldiler" dedi. "Tamam" dedim, "nereden geldiklerini söylediler mi?" dedim, "yok" dediler. Ben de imzaya gittiğim karakolu aradım. Büyük ihtimalle Vatan'dan gelmişlerdir dedi. "Seni ya iş yerinden gelip alırlar ya da" dedi "ararlar". Ömerli bölgesine gittim bekledim ve aradılar. Ondan sonra, "Burada İstanbul'da olup olmadığımı" sordular. Ben de "buradayım" dedim. "Gelebilir misin?" dediler, "gelirim" dedim. Kalktım gittim Vatan’a. Önce gözaltına aldılar ama sonra gözaltı olmadığını söyleyip savcılığa yönlendirdiler beni. Oraya da gittim bağırdılar, işte tutuklandım.</p>

<p><strong>MURAT GÜLİBRAHİMOĞLU MÜDAFİİ AVUKAT ABDULLAH KAYA, VOLKAN ATEŞ’E SORUYOR</strong></p>

<p>Avukat Abdullah Kaya: Şimdi Kuzey İstanbul şirketinde kaç yıl çalıştınız ve hangi bölgelerde çalıştınız? Bu konuda bilgi verebilir misiniz?</p>

<p>Volkan Ateş: 2011 yılında başladım, 3 aylık bir çalışma sürecim oldu. Tekrar ayrıldım, 2013 sonunda başladım ve bu tarihe, yani 29 Eylül tutuklandığım tarihe kadar da çalıştım.</p>

<p>Avukat Abdullah Kaya: Hangi bölgelerde çalıştınız?</p>

<p>Volkan Ateş: Daha önce ilk kantarlarda başladım, yine kantar sorumlusu olarak 2014’te. 2015 Mayıs’ında kantarlar İSTAÇ’a devrettikten sonra boşa çıktım. O tarihten sonra sadece yemekhane, yatakhane, personel servisleri sorumluluğum oldu. 2021 10. aydan itibaren Cebeci döküm kantar sorumlusu oldum. Yani ben şirkette sadece kantar nerede varsa orada görev aldım.</p>

<p>Avukat Abdullah Kaya: Peki, bu gerek Cebeci gerekse Ağaçlı, Çiftalan bölgesinde hafriyat dökümlerinde herhangi bir şekilde bir hafriyat şirketinden ya da oraya kantarın önüne gelen bir kamyondan nakit para alımı olabilir mi?</p>

<p>Volkan Ateş: Hayır.</p>

<p>Avukat Abdullah Kaya: Neden?</p>

<p>Volkan Ateş: Yani kantarlarda kullanılan sistem, İSTAÇ’ın da kullandığı sistem olduğu için hesaplara İBAN üzerinden para yatırılırdı veya kredi kartı ile çekim yapılırdı.</p>

<p>Avukat Abdullah Kaya: Yani hariçten ya da çift fatura iddialarına ilişkin bu soruyu tekrar soruyorum, böyle bir şey teknik olarak mümkün mü?</p>

<p>Volkan Ateş: Hayır, kantarlarda kullanılan barkod sistemi tek araç içindir, ikinci bir sefer kullanılamaz.</p>

<p>Avukat Abdullah Kaya: Kopyalanamaz mı?</p>

<p>Volkan Ateş: Hayır.</p>

<p>Avukat Abdullah Kaya: Şimdi 22.09.2025 tarihinde iddianamede de atıf yapılan ve özellikle Cebeci bölgesine ilişkin yolsuzluk iddiasına temel dayanak teşkil eden bir rapor var. Bu raporda 2020 yılından 2025 yılına kadar şirket kayıtlarında 118 milyon ton döküm yapıldığı, sahadaki kantar kayıtlarında ise 121 milyon ton döküm yapıldığı tespiti var. Bu aradaki farkın sebebi nedir?</p>

<p>Volkan Ateş: Resmi araçlar. Yani yol yapımının, Sultangazi Belediyesi’nin, cami inşaatları vakıflarının getirmiş olduğu hafriyatlar. Ve sahada, maden sahasında madenin üstünü açmak için sahadaki dökü de pazar işlemleri.</p>

<p>Avukat Abdullah Kaya: Yani kamu kurum ve kuruluşlarından ve vakıflardan herhangi bir ücret alınmıyor mu?</p>

<p>Volkan Ateş: Hayır.</p>

<p><strong>HAKAN KARANİS SORUYOR</strong></p>

<p>Hakan Karanis: Volkan Bey, bir tanık beyanıyla ilgili bir soru sormak istiyorum. Sarp Yalçınkaya kişisi, Murat Gülibrahimoğlu, bu döküm işinden kaynaklı rüşvet paralarını ödeyebilmek için elindeki çekleri bana veriyor, ben de bu çekleri vadesinde hesaplayarak nakit çıkış yapıyorum. Ancak sizin beyanınızda bu dökümlerin hesaba nakit olarak çalışıldığı anlaşılıyor. Bu çekler neyle alakalı olabilir?</p>

<p>Volkan Ateş: Biz dökümden çek almıyorduk, sadece taş kantarlarından çek alıyorduk.</p>

<p><strong>FATİH KELEŞ MÜDAFİ AVUKAT BARAN KAYA, VOLKAN ATEŞ’E SORUYOR</strong></p>

<p>Avukat Baran Kaya: Fatih Keleş müdafii Avukat Baran Kaya. Geçmiş olsun. Ben öncelikle şeyi sormak isterim. Şimdi bu kamyonlar malzemeyi getirdiklerinde aslında vergi denetim raporunu ve mali raporlarda şunu gördüm: Kuzey İstanbul Modern'in hesaplarında geri dönüşüm satış bedeli diye bir ibare gördüm. Sonra yaptığım açık kaynak araştırmada geri dönüşüm faaliyeti de yürüttüğünü gördüm Kuzey İstanbul Modern firmasının. Gelen malzeme direkt dökülür müydü yoksa geri dönüşüm yapılır mıydı?</p>

<p>Volkan Ateş: Sahaya kantardan girdikten sonra saha ekibi vardı. Onlar malzemelerin ayrımını yapardı.</p>

<p>Avukat Baran Kaya: Yani hepsi dökülmez miydi?</p>

<p>Volkan Ateş: Yani nelere dökdükleri, nerelere döndüklerini bilmiyorum.</p>

<p>Avukat Baran Kaya: Tamamdır. Bir de şeyi soracaktım. Müvekkilin oğlu Mustafa Keleş Cebeci'de çalışıyor muydu, hiç gördünüz mü?</p>

<p>Volkan Ateş: Hayır.</p>

<p>Avukat Baran Kaya: Peki kamyon alımı, yakıt alımı gibi satın almalara bakar mıydın?</p>

<p>Volkan Ateş: Bunlara Makine İkmal Müdürlüğü bakardı. Yani Mustafa Keleş.</p>

<p>Avukat Baran Kaya: Teşekkür ediyorum.</p>

<p><strong>YENER TORUNLER MÜDAFİ AVUKAT ESMA SARRADOĞLU, VOLKAN ATEŞ’E SORUYOR</strong></p>

<p>Avukat Esma Sarradoğlu: Volkan Bey, şunu sormak istiyorum: Samet İncik, İsmet Kural ve Emre Göksal'ı tanıyor musunuz?</p>

<p>Volkan Ateş: Hayır.</p>

<p><strong>FATİH KELEŞ MÜDAFİ NERGİS İNCE SORUYOR</strong></p>

<p>Nergis İnce: Volkan Bey, ifade verdiğiniz gün bazı veriler sunmuşsunuz eklerde. Bunlardan bir tanesi kantar girişinde güvenlik kamerası olduğunu söylemişsiniz. Oradan fotoğraflar, çıkışında fotoğraflar ve bir liste, döküm yapan firmaların listesini sunmuşsunuz. Ben bu listeyi incelediğimde aralarında Sultangazi Belediyesi gibi, Eyüpsultan Belediyesi gibi bunların fen işleri müdürlükleri gibi çeşitli kamu kurumlarının da olduğunu gördüm. Kamu kurumları buraya gelip kamyonlarıyla içeride döküm yapar mıydı? Bunlardan fiş kesilir miydi, bedel alınır mıydı? Bu süreç nasıl işliyor bize bilgi verebilir misiniz?</p>

<p>Volkan Ateş: Bunlar geri dönüşüm bedelsiz mal kabulü yapılır. Sadece resmi plakalı araçlara giriş izni verilir.</p>
</article></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.meridyenhaber.com/imamoglundan-ibb-davasinda-kacak-hafriyat-dokumu-savunmasi-560-milyar-dediler-560-kurus-bulamadilar</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 14:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://meridyenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/meridyenhaber-com/uploads/2026/05/690x390cc-ist-30-04-2026-ibb-davasi-30-gunjpg.webp" type="image/jpeg" length="16896"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AKP 'Rahmetle' Anınca  Kadir Mısıroğlu'nun Sicili Ortaya Döküldü! Neler Demiş Neler...?]]></title>
      <link>https://www.meridyenhaber.com/akp-rahmetle-aninca-kadir-misiroglunun-sicili-ortaya-dokuldu-neler-demis-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.meridyenhaber.com/akp-rahmetle-aninca-kadir-misiroglunun-sicili-ortaya-dokuldu-neler-demis-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Yazar ve fikir adamı Kadir Mısıroğlu’nu vefatının yıl dönümünde rahmet ve saygıyla anıyoruz” ifadeleri kullanılırken Mısıroğlu’nun sicili ve yaşamı boyunca sarf ettiği skandal sözler bir kez daha ortaya döküldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AKP, resmi sosyal medya hesabından Cumhuriyete, laikliğe ve Atatürk’e açık düşmanlığıyla bilinen Kadir Mısıroğlu’nu andı. Yapılan açıklamada, “Yazar ve fikir adamı Kadir Mısıroğlu’nu vefatının yıl dönümünde rahmet ve saygıyla anıyoruz” ifadeleri kullanılırken Mısıroğlu’nun sicili ve yaşamı boyunca sarf ettiği skandal sözler bir kez daha ortaya döküldü.</p>

<p>AKP, sosyal medya hesabından tartışma yaratan bir paylaşım yaptı. Cumhuriyete, laikliğe ve  Türkiye  Cumhuriyeti’nin Kurucusu <strong>Mustafa Kemal  Atatürk’e</strong> açık düşmanlığıyla tanınan <strong>Kadir Mısıroğlu’nu</strong> “<strong>rahmetle</strong>” anan AKP’nin paylaşımında, <strong>“Yazar ve fikir adamı Kadir Mısıroğlu’nu vefatının yıl dönümünde rahmet ve saygıyla anıyoruz”</strong> ifadeleri yer aldı.</p>

<p><img alt="akp-tweet.png" height="681" loading="lazy" src="https://cdn.halktv.com.tr/other/2026/05/06/akp-tweet.png" width="600" /></p>

<h4><strong>PAYLAŞIM TEPKİ ÇEKTİ!</strong></h4>

<p>AKP’nin, Cumhuriyetin tüm kurucu değerlerine düşman Mısıroğlu’nu anması, sosyal medya kullanıcılarının tepkisini çekerken söz konusu paylaşım <strong>eleştiri oklarının hedefi</strong> haline geldi.</p>

<h4><strong>MISIROĞLU’NUN SİCİLİ BİR KEZ DAHA ORTAYA DÖKÜLDÜ!</strong></h4>

<p>Kadir Mısıroğlu, yaşamı boyunca Kurtuluş Savaşı'na, Cumhuriyetin ilerici ve aydınlanmacı ilkelerine karşı durmuş ve Atatürk, Mehmet Akif Ersoy gibi isimlere hakaret etmişti.</p>

<p><img alt="misiroglu.jpg" height="392" loading="lazy" src="https://cdn.halktv.com.tr/other/2026/05/06/misiroglu.jpg" width="706" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4><strong>“KEŞKE YUNAN GALİP GELSEYDİ”</strong></h4>

<p>Mısıroğlu, <strong>"Beni tefe koyarlar ama keşke Yunan galip gelseydi. Ne hilafet yıkılırdı. Ne şeriat yıkılırdı. Ne medreseler lağvedilirdi. Ne hocalar asılırdı. Hiçbiri olmazdı"</strong> ifadelerini kullanmaktan çekinmemişti.</p>

<h4><strong>“KURTULUŞ SAVAŞI UYDURUKTUR”</strong></h4>

<p>Emperyalist işgale karşı bağımsızlık mücadelesi veren Kuvayı Milliye için <strong>“Kuvayı Milliye bir avuç eşkıya sürüsü”</strong> sözlerini sarf eden Mısıroğlu, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla taçlanan Kurtuluş Savaşı için ise <strong>“Kurtuluş savaşı uyduruktur”</strong> demişti.</p>

<h4><strong>“HALİFELİK GELSİN DE İSTERSE  ABD GÜDÜMÜNDE OLSUN”</strong></h4>

<p>Mısıroğlu, emperyalizme herhangi bir karşıtlığının olmadığını ise, <strong>"Halifelik gelsin de isterse ABD güdümünde olsun, ben razıyım."</strong> sözleriyle ortaya koymuştu. Mısıroğlu, ayrıca "<strong>İngiliz Muhipleri Cemiyeti bizim dostumuzdur"</strong> ifadesini de kullanmıştı.</p>

<h4><strong>MEHMET AKİF ERSOY’A KÜFÜR ETMİŞTİ!</strong></h4>

<p>Mısıroğlu, ayrıca İstiklal Marşı'nın yazarı Mehmet Akif Ersoy’a da hakaret ederek <strong>"(İstiklal Marşı'nda) Korkma diyorsun, ne korkacağım lan p…venk! Mehmet Akif serserinin teki.</strong>" demişti.</p>

<h4><strong>“ŞERİAT GELSİN DE İSTERSE TÜRKİYE BATSIN”</strong></h4>

<p>AKP’ye yakınlığıyla tanınan Kadir Mısıroğlu, 24 Haziran 2018 seçimleri sürecinde sokak röportajına katılan bazı vatandaşların yol ve köprü yaptığı için AKP’ye oy verdiğini söylemelerine tepki göstermiş ve <strong>“Demiyor ki dindar olduğu için rey verdim. Şeriat gelsin de isterse Türkiye batsın ben razıyım”</strong> ifadelerini kullanmıştı.</p>

<h4><strong>"SHAKESPEARE ASLINDA MÜSLÜMANDIR, ADI ŞEYH PİR'DİR"</strong></h4>

<p>Mısıroğlu, ünlü İngiliz oyun yazarı <strong>William Shakespeare'in Müslüman olduğunu</strong>da iddia ederek isminin "<strong>Şeyh Pir</strong>"den geldiğini öne sürmüştü.</p>

<p>Mısıroğlu, Türk şair Necip Fazıl Kürek hakkında ise, "<strong>Necip Fazıl ahlâken Müslüman değildir, Müslüman gibi yaşamamıştır."</strong> demişti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.meridyenhaber.com/akp-rahmetle-aninca-kadir-misiroglunun-sicili-ortaya-dokuldu-neler-demis-neler</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 14:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://meridyenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/meridyenhaber-com/uploads/2026/05/549302.jpg" type="image/jpeg" length="46783"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Müsavat Dervişoğlu'ndan Öcalan'a Statü İsteyen Devlet Bahçeli'ye Yaylım Ateşi]]></title>
      <link>https://www.meridyenhaber.com/musavat-dervisoglundan-ocalana-statu-isteyen-devlet-bahceliye-yaylim-atesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.meridyenhaber.com/musavat-dervisoglundan-ocalana-statu-isteyen-devlet-bahceliye-yaylim-atesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu partisinin grup toplantısında konuştu. Müsavat Dervişoğlu'ndan Öcalan'a statü isteyen Devlet Bahçeli'ye yaylım ateşi geldi...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu partisinin grup toplantısında konuştu. Müsavat Dervişoğlu'ndan Öcalan'a statü isteyen Devlet Bahçeli'ye yaylım ateşi geldi...</p>

<p><strong>MHP lideri  Devlet Bahçeli'</strong>nin dünkü grup toplantısında terörist elebaşı <strong>Abdullah  Öcalan</strong> için yaptığı “Öcalan Barış Süreci Koordinatörü olsun” çağrısı gündemdeki yerini koruyor.<strong> İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu</strong>'nun Bahçeli'yi yaylım ateşine tuttu. <strong>"Bu deliliği durdurun" diyen Dervişoğlu "Öcalan’ı Kürtlere kayyım atamaya çalışmak bir rezilliktir... Devlet kanlı katilin aklıyla hareket etmez"</strong> dedi.</p>

<p><strong>İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu</strong>'<strong>nun açıklamalarından önemli başlıklar şöyle;</strong></p>

<p>-Hakikatın çarpıtıldığı yerde vatandaşın geleceği de karartılır. Dev işsiz ordusu gündemdeyken yüzde 8'lik bir işsizlikten bahsediyorlar. Milyonlarca fidan geleceğine inancını yitiriyor.</p>

<p>-Türkiye genelinde icra dosyaları 24 milyon. Bu sıradan bir borç olmanın çok ötesinde. Geleceğimizi ipotek altına alan ağır bir yüktür.</p>

<h4>"İNSAN İÇİNE ÇIKACAK DURUMLARI OLMADIĞI İÇİN..."</h4>

<p>-İnsan içine çıkacak durumları olmadığı için yurt dışında esnaf ziyareti yapıyorlar. Yüzlerce fabrika ya satılık ya kiralık. Bir fabrika finansmana ulaşamadığı, borçlarını ödeyemediği, ürettiğini satamadığı için satılır.</p>

<h4>"25 YILLIK BU SANAT ESERİNİN FAALİ KİM SAYIN ERDOĞAN?"</h4>

<p>-Nüfus ve doğurganlık azalıyor. O yanındaki emredersiniz tayfasına izin ver de vatandaşa bir bak. Önmeler, paketler açıklıyorsun. Boşanmalar artmış, evlilik oranları düşmüş, Adrese teslim ihalelerden yandaşları zengin etmekten nefes almaya fırsat bulamamışsınız.</p>

<h4>"UTANIYOR MUSUN SAYIN ERDOĞAN?"</h4>

<p>-25 yıllık bu sanat eserinin faali kim sayın Erdoğan. Bu millet kimden hesap soracak biliyor musun?</p>

<p>-Gördüğüne bakmaya yüzün mü yok, utanıyor musun sayın Erdoğan? Soruyorum sana...</p>

<p>-"Dediğimiz dedik, çaldığımız düdük" diyorlar. Anayasadaki eksiklik nedir de dilinize doladınız... Güce tapınmaktan vazgeçin.</p>

<h4>"ASGARİ ÜCRETE TEMMUZDA ARA ZAM YAPILMASI ZORUNLULUKTUR"</h4>

<p>-Masa başında uydurulan enflasyon hedefleriyle milleti uyutacaklarını sanıyorlar. Barındığımızı evin kirası birkaç yılda 3'e katlandı. Hayali oranlar milletin tenceresini kaynatmıyor. Kendi gısanı üretemezsen hiçbir ürünü ucuza alamazsın. Bu yangın yerinde çağrımızı tekrarlıyoruz. Asgari ücrete temmuzda ara zam yapılması insani bir zorunluluktur.</p>

<p>-Türkiye 2 alanda önde. Biri enflasyon diğeri de yabancı ülkelere yardım ve hibeden. Dünyanın yozlaşma ve yolsuzluk sıralamsında da birinciyiz... Bu milletin kursağına el uzatanlardan bunu söke söke alacağız.</p>

<h4>"VERGİ MALİ GÜCE GÖRE ALINIR"</h4>

<p>-Vergi mali güce göre alınır. Bu ülkede haksız kazançtan önce emeklinin, orta direğin cebine çökmektedir. Gelir vergisinin yüzde 3'ü ücretlinin cebinden alınıyor. Bu orta direğin infaz edilmesidir. Gelir vergisinde çalışanın yıllık kazancı arttıkça bir üst seviyeye çıkar. Gelişmiş ülkelerde bu durum böyledir. Bugünkü sistemin sonucu 100 TL Maaş alan bir çalışan 60 bin TL gelir vergisi ödüyor. Bu aylık 5 bin lira kayıp demek. Bunun adı çalışanın maaşına pusu kurmaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>-Biz buna razı değiliz. Vergi sistemi çalışan için 2. bir enflasyon canavarı olmamalı.</p>

<h4>"BİRTAKIM GAZETECİ GÖRÜNÜMLÜ SİYASİ APARATLAR..."</h4>

<p>-Son 2 senedir, televizyon kanallarının akşam yayınlarında sürekli kulis haberleriyle ülke siyaseti dizayn edilmektedir. Birtakım gazeteci görünümlü siyasi aparatlar için mutlak butlan davası, ikiyüzlülüğün son dönemlerdeki ekmek kapısı olmuştur.</p>

<p>-Çünkü bu kimseler ne partili siyasetçi, ne de basın emekçisi gazetecidir. Sabah “mutlak butlan” kararıyla uyanmakta, gece “mutlak butlan” kararıyla uyumaktadır.</p>

<h4>"SAYIN ÖZGÜR ÖZEL’E BİR ÇAĞRI YAPMIŞTIM..."</h4>

<p>-Bu kürsüden aylar önce, Sayın Özgür Özel’e bir çağrı yapmıştım. O masa sizi kurtarmayacak, Hepimizi Türk Milleti ile ittifak kurtaracak demiştim. Gelin, geçmişten dersler çıkartarak, Birlikte mücadele edelim ve bu otoriter yönetimi mağlup edelim demiştim.</p>

<p>-Masadan kalktıkları anda yanlarında bizi bulacaklarını söylemiştim. Halen bu sözlerimin arkasındayım. Sözlerimin önü arkası aynıyla budur. Türk Milletinin egemenliği ve Cumhuriyet’in ihyası dışında bir kavgamız yoktur.</p>

<p>-Bununla birlikte, iktidarın, muhalefeti topyekûn imha etme stratejisinin, sadece bir seçim zaferini amaçlamadığını, Aynı zamanda tek adamlık sürecinin kendileri açısından gerekli bir adımı olduğunu görüyoruz.</p>

<p>-Sırf parti içi iktidarlarının hesabını yaptıkları için bunu zerre umursamayan ve buna payanda olanları da açıkça yadırgıyor ve kınıyorum. Aklı başında dediğimiz nice koca koca isim, iş takibi yapmaktan, memleket takibini unutmuş haldedir.</p>

<p>-Demokrasi, kendi belirlediğiniz rakiplerinize karşı kazandığınız bir gölge boksu değildir. Demokrasi, kazanabilmek için, Sizden daha kötü bir rakibe ihtiyaç duyduğunuz değil, Siz, rakibinizden daha iyi olursanız kazabileceğiniz bir rejimdir.</p>

<p>-Allah aşkına, son 2 senedir Türkiye’yi soktuğunuz bunalımın bir farkına varın. İmamoğlu’nu tutuklayarak, kendi başlattığınız ekonomi programının altına dinamit döşediniz, Mansur Bey’in üzerinde baskıyı arttırarak, Sadece muhaliflerin değil, Kendi seçmeninizin de yargıya güvenini iyice tükettiniz.</p>

<h4>"SAYIN ERDOĞAN, SİZ DE..."</h4>

<p>-Sayın Erdoğan, siz de siyasi kariyeriniz boyunca atlattığınız bütün badirelere rağmen, halkın desteği ve onayıyla ayakta kaldınız. Sizi koruyan en kalın zırh, halkın teveccühü oldu.</p>

<p>-Halkın desteği sayesinde ittifaklar kurup ittifaklar bozdunuz. Bürokrasiyi, medyayı, iş dünyasını, sivil toplumu demir bir yumrukla yönetirken, bunu hep milli irade söylemine dayandırdınız. Çünkü rakiplerinize kurduğunuz üstünlük, size meşruluk sağladı.</p>

<h4>"ÇÖZÜM SÜRECİ ADI ALTINDA..."</h4>

<p>-Çözüm süreci adı altında, terör örgütü ile masaya oturmanın sadece bir ihanet projesi olmadığını, aynı zamanda fiili olarak gerçekleşmesi mümkün olmayan bir senaryoya da bel bağladığını bir buçuk senedir anlatmaya çalışıyorum.</p>

<p>-Kimin bizden hangi manşeti aldığı, bizim neyi anlattığımız gerçeğini değiştirmez. Sözlerimiz oradadır, yaklaşımımız bellidir. Yurttaşlık, kardeşlik ve Cumhuriyetten başka bir şey söylemedik, söylemeyiz.</p>

<p>-Geldiğimiz noktada partimiz haklı çıkmıştır. Sözde münfesih terör örgütünün sözcüleri, Sürecin donduğunu ve bütün silahları bırakmanın söz konusu olmadığını söylemektedir.</p>

<p>-Bunlar satır arası yorumlar değil, ayan beyan açık haberlerdir. Ayrıca devletin raporları da bu yöndedir.</p>

<p>-Öcalan’ın, Suriye’de yaptığı özerk yönetim planları, Şam hükumetinin askeri operasyonları neticesinde çökmüştür. İran’da ise, PKK bağlantılı gruplar, Devam eden savaşı bir fırsat olarak görmüştür. Öyle ki, bırakın silah bırakmayı, Trump’ın iddiasına göre, İran’a gönderilen silahlara dahi el koymuşlardır.</p>

<p>-Yani, Öcalan’ın İran’da da bir hükmü yoktur. Ve son olarak, Öcalan, Türkiye PKK’sını da ikna edememiş, Kandil de Öcalan’ın statüsüne yönelik bir adım atılmadıkça, Süreci dondurma kararı almıştır. Çünkü beklenen gerçekleşmemiş, İran düşmemiştir.</p>

<p>-Yeni Büyük Ortadoğu Projesinin meşruiyet pazarında, Terörist başına da statü aranmaktadır. Sürecin tetikçisi başka tekliflere açık olduğunu da söyleyerek diyor ki; Abdullah Öcalan Barış süreci ve Siyasallaşma koordinatörü olsun...</p>

<p>-Biz Terörsüz Türkiye diye ambalajlanan bu ihanet sürecine karşı çıkarken hep dedik ki;<br />
Bir teröristin aklıyla iş yapmaya kalkıyorsunuz. İhanet komisyonu onun önerisi… Umut Hakkı onun beklentisi… Barış tarifi onun tarifi… Statü onun talebi. Her şeyi o KOORDİNE ediyor dedik.</p>

<h4>"ÖCALAN TAK DİYE SÖYLÜYOR, SİZ ŞAK DİYE YAPIYORSUNUZ"</h4>

<p>-Öcalan tak diye söylüyor, siz şak diye yapıyorsunuz dedik. Hayır, bu süreç devlet aklının süreci dediler.<br />
Bugün gelinen noktada, İmralı’daki terör hükümlüsüne önerdikleri görev ortada, KOORDİNATÖR olsun diyorlar.</p>

<p>-“Öcalan canisi koordine ediyor” dediğimizde bize etmedik laf bırakmayanlar, bugün “Koordinatör olsun’ diyor. Bu bir itiraf değil de nedir? Onlar utanmıyor ama biz haklı çıkmanın hüznünü yaşıyoruz.</p>

<p>-Bu, belli ki Atlantik enstitülerinin raporlarından arayıp buldukları bir sıfattır. Belli ki kırmızı hatla, elden ele iletilmiş bir rica ve talimattır. Terör örgütünü kuran, yöneten, infaz emri veren caniye barış, Türkiye Cumhuriyeti devletini ortadan kaldırmaya çalışan teröriste siyasallaşma, Hatta devlet içinde bir pozisyon bahşediyor.</p>

<h4>"BU İHANETİ DERHAL TERK EDİN!"</h4>

<p><strong>-Devlet, bir kanlı katilin aklıyla hareket etmez.</strong> Komisyon, katilin aklı. Umut hakkı, katilin aklı.<br />
Olmayan savaşa barış, katilin aklı. Cumhuriyetin eşit yurttaşı Kürtlere vasilik, katilin aklı. Yahu bütün bunları terör örgütü ve bu terörist yapıyorsa, siz nesiniz, siz kimsiniz? İktidar ya da muhalefet, kim neyi anlarsa anlasın, Bir kez daha altını çizerek söylüyorum; bu ihaneti derhal terk edin!</p>

<p>-Türk Milleti’nin varlığına kastetmiş bir katile statü arayanlar, bu deliliği durdurun! Açıktır ki, Mecliste kurulan korsan komisyonun raporunu gerçekten okuyan tek parti İYİ Parti olmuştur. Bu masaya oturan aktörler, altına imza attıkları raporun içeriğini hiç okumamış gibi hareket etmektedir. Bu rapor, her şeyden önce sürecin devamını PKK’nın silah bırakması koşuluna bağlamaktadır.</p>

<p>-Bunun altına DEM Parti de imzasını atmıştır. Durum böyleyken, örgütün silah bırakmak için ilave şartlar öne sürmesi sürecin bizzat Kandil tarafından tanınmadığının ilanıdır.</p>

<h4>"ÖCALAN’I KÜRTLERE KAYYIM ATAMAYA ÇALIŞMAK BİR REZİLLİKTİR"</h4>

<p>-Peki, hiçbir silahlı gruba hükmedemeyen, söz geçiremeyen Öcalan’a bu kadar iltifat etmenin ne gereği vardır? Benim en büyük duam, insanların rezil olmadan yaşlanmasıdır. Bu 1,5 senelik süreçten geriye büyük bir rezillik ve utanç kalmıştır. Türkiye’nin ulusal güvenliğini Öcalan’ın iki dudağı arasına sıkıştırmak bir rezilliktir. Öcalan’ı Kürtlere kayyım atamaya çalışmak bir rezilliktir.</p>

<p>-Cumhuriyetin vatandaş ve devlet arasında kurduğu ilişkiyi ortadan kaldırmaya çalışmak, Öcalan gibi komisyonculara paye vermek bir alçaklık ve rezilliktir. Bu eli kanlı katili meclis kürsüsüne davet etmek ve Onu bir statüyle korumaya almaya çalışmak bir alçaklık ve rezilliktir.</p>

<p>Kaynak: Yeniçağ</p></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.meridyenhaber.com/musavat-dervisoglundan-ocalana-statu-isteyen-devlet-bahceliye-yaylim-atesi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://meridyenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/meridyenhaber-com/uploads/2026/05/musavat-dervisoglundan-ocalana-statu-isteyen-bahceliye-yaylim-atesi-iirojpg.webp" type="image/jpeg" length="18223"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Devlet Bahçeli El Yükseltti: Terör Örgütü Lideri  ''Öcalan Çözüm Süreci Koordinatörü Olsun'' Teklifi]]></title>
      <link>https://www.meridyenhaber.com/devlet-bahceli-el-yukseltti-teror-orgutu-lideri-ocalan-cozum-sureci-koordinatoru-olsun-teklifi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.meridyenhaber.com/devlet-bahceli-el-yukseltti-teror-orgutu-lideri-ocalan-cozum-sureci-koordinatoru-olsun-teklifi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İki ay önce İmralı için yaptığı 'statü' çıkışı tartışmalara yol açan Bahçeli, bu kez 'statü'nün adını koydu. Terör örgütü lideri Öcalan'ın 'Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörü' olarak görevlendirilmesini önerdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İki ay önce İmralı için yaptığı 'statü' çıkışı tartışmalara yol açan Bahçeli, bu kez 'statü'nün adını koydu. Terör örgütü lideri Öcalan'ın 'Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörü' olarak görevlendirilmesini önerdi. "Elbette başka alternatifler de üretilebilir. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır" dedi.</p>

<p>MHP lideri, 24 Şubat'taki grup toplantısında Öcalan'ın statüsüyle ilgili belirsizliğin ortadan kaldırılması çağrısı yapmıştı. Dün de kabineye, bürokrasiye ve Cumhur İttifakı'na süreç uyarısında bulunarak "Aynı hedefe bakmalı, aynı tarihi sorumluluğun ağırlığını taşımalıdır” dedi. Öcalan’ın statüsünün açık biçimde ele alınması gerektiğini söyledi. Statü tartışmalarına son vermek için Öcalan'ın 'Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörü' olmasını önerdi. "Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır" dedi.</p>

<article>
<h4><strong>‘MUTLAK BUTLAN’A İZİN VERİLMESİN</strong></h4>

<p>Grup toplantısı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bahçeli, CHP’ye yönelik ‘mutlak butlan’ davasındaki karar beklentisine ilişkin konuştu. “Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyetin kurulduğu günden bu yana var olan önemli bir siyasi kurumdur” diyen MHP lideri, “Bu kurumun içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönden zedelenmesi veyahut başka amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz” ifadesini kullandı. “CHP milletle buluşmayı tercih etsin ve üzerine düşen tarihi sorumluluğu üstlenmiş olsun” dedi.</p>

<p><img alt="0605krt01a-tum.jpg" height="1984" loading="lazy" src="https://cdn.karar.com/other/2026/05/05/0605krt01a-tum.jpg" width="1200" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4><strong>BAHÇELİ ‘STATÜ MESELESİ DEĞERLENDİRİLMELİ’ DİYEREK ÖNERDİ: ÖCALAN BARIŞ SÜRECİ KOORDİNATÖRÜ OLSUN</strong></h4>

<p>Karar'ın haberine göre, Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinin sağlıklı ilerleyebilmesi için Öcalan’ın statü meselesinin yok sayılmaması gerektiğini belirtti: Abdullah Öcalan için statü açığı varsa; bu açık Türkiye lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalı. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ olmasını öneriyorum.</p>

<p>HP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis’te düzenlediği grup toplantısında konuştu. Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinin dış gelişmelerden ve tehditlerden bağımsız düşünülmemesi gerektiğini belirtti. Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin şunları kaydetti: “Türkiye’nin önündeki dönemi yalnız güvenlik tedbirleriyle, diplomatik temaslarla veya ekonomik programlarla karşılaması yeterli değildir. Dünya yeniden şekillenirken Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şey, bütün alanları aynı hedefe bağlayan kapsamlı millî seferberlik anlayışıdır.</p>

<h4><strong>MHP, TÜRKİYE’NİN SİGORTASIDIR</strong></h4>

<p>MHP de bu büyük fikriyatın Türk siyasetindeki köklü ve kutlu karargahıdır. MHP; Türk milliyetçiliğinin siyasi taşıyıcısı, milli vicdanın gür sesi, milli beka mücadelesinin öncü kuvvetidir. MHP, Türk milliyetçilerinin fırtınalı havalarda savrulmalarına, siyasetin kırılgan zeminlerinde sarsılmalarına, kaygan yollarda sürüklenmelerine, sözde seçenekler etrafında sahipsiz kalmalarına karşı serdengeçti siperidir. MHP; dün olduğu gibi bugün de Türkiye’nin sigortasıdır. Bu sigorta; kriz zamanlarında gözlerin çevrildiği istikamet, hizip ortamlarında devreye giren hakikat, fitne dönemlerinde suları berraklaştıran erdemdir. Terörsüz Türkiye; teslimiyet değildir. Terörsüz Türkiye; taviz değildir. Terörsüz Türkiye; terör örgütüyle pazarlık değildir. Terörsüz Türkiye; devleti zayıflatmak, milli iradeyi gevşetmek, aziz milletimizin kırmızı çizgilerini çiğnemek, hassasiyetlerini kurcalamak, güvenlik ilkelerini sulandırmak hiç değildir.</p>

<h4><strong>TERÖRÜN BİTTİĞİ YERDE BEREKET BAŞLAR</strong></h4>

<p>Terörsüz Türkiye; annenin evladını okula huzurla göndermesidir. Terörsüz Türkiye; esnafın kepengini endişesiz açması, çiftçinin tarlasına korkusuz gitmesi, öğretmenin sınıfa başı dik girmesi, yatırımcının Anadolu’nun her köşesine güvenle erişmesidir. Dağlardaki korku, sofralarımıza çöreklenmemelidir. Sınır boylarında kazılan hendekler kalkınma hamlelerimizi gölgelememelidir. Ekonomimiz terörün getirdiği güvenlik maliyetleriyle sınanırken çocuklarımızın rızkı savunma harcamalarına ayrılmamalıdır. Terörsüz Türkiye; güvenlikten kalkınmaya, acıdan umuda, korkudan huzura, kayıptan üretime geçişin adı olacaktır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu yalnızca İçişleri Bakanlığımızın özel ilgi alanı, Millî Savunma Bakanlığımızın uzmanlık sahası, Milli İstihbarat Teşkilatımızın güvenlik raporlarının konusu olmamalıdır. Terörsüz Türkiye ile tarımın, hayvancılığın, yenilenebilir enerjinin, sınır ticaretinin, lojistik koridorların, kültür turizminin, girişimciliğin, sanayinin ve teknoloji yatırımlarının merkezleri haline gelmelidir. Terörün bittiği yerde bereketin izleri başlar.</p>

<h4><strong>ÖCALAN’IN STATÜSÜ ELE ALINMALIDIR</strong></h4>

<p>Türkiye’nin güvenliği ve geleceği söz konusuysa ani reflekslere, duygusal tepkimelere, sosyal medya gürültülerine, siyasi yaygaralara, temelsiz muhalefet tantanalarına, takvimi meçhul belirsizliklere mahal veremeyiz. Abdullah Öcalan için statü açığı varsa; bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun, özü açık olmalıdır: Bu mekanizma; toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ olmasını öneriyorum. Elbette başka alternatifler de üretilebilir. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır. Çünkü meselenin esası; terörün tamamen tasfiye edilmesi, silahların susması, terörün gündemimizin dışına kesin biçimde çıkarılması, siyasetin terör vesayetinden arındırılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasıdır. Terörsüz Türkiye başlığını siyasi rekabetin gürültüsüne kurban etmeyeceğiz.”</p>

<h4><strong>DAVAYA SAATLER KALA ‘MUTLAK BUTLAN’ ÇIKIŞI: CHP’NİN PARÇALANMASINA MÜSAADE EDİLMEMELİ</strong></h4>

<p>Bahçeli, toplantısının ardından soruları yanıtladı. CHP’ye yönelik devam eden ‘mutlak butlan’ davasına saatler kala AK Partili Şamil Tayyar’ın mahkemenin ‘mutlak butlan’ kararını yazdığı ancak açıklamanın siyasi konjonktür nedeniyle ertelenmiş olabileceğine dair açıklamasına tepki gösterdi. Bahçeli, bu değerlendirmelere ilişkin yaptığı açıklamada “CHP’nin parçalanmasına müsaade edilmemeli” dedi ve ekledi: “Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet’in kurulduğu günden bu yana var olan en önemli siyasi bir kurumdur. Bu kurumun içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönde zedelenmesine müsaade edilmemesine temenni ederiz. Cumhuriyet Halk Partisi, beraber olduğu insanları küçümsemek yerine milletle buluşmayı tercih etsin ve kendi üzerine düşen tarihi sorumluluğu yerine getirmiş olsun.”</p>

<h4><strong>KURULTAY CEZA DAVASI BUGÜN</strong></h4>

<p>CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla açılan dava bugün devam edecek. Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, aralarında Ekrem İmamoğlu, Rıza Akpolat, Cemil Tugay ve Özgür Çelik’in bulunduğu 12 kişi “oylamaya hile karıştırma” suçlamasıyla yargılanıyor. İsmi geçen kişilerin, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Mahkeme en son Aziz İhsan Aktaş davasının iddianamesini İstanbul ‘daki mahkemeden istemiş ve dosyaya eklemişti.</p>
</article></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.meridyenhaber.com/devlet-bahceli-el-yukseltti-teror-orgutu-lideri-ocalan-cozum-sureci-koordinatoru-olsun-teklifi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 13:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://meridyenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/meridyenhaber-com/uploads/2026/05/fe4e627b-1955-47ec-ac00-91e83da09e52.jpg" type="image/jpeg" length="61712"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AKP'li Mücahit Birinci 'Sandıkta Faturası Ağır Olur' Dedi! Butlan ve İmamoğlu İçin Partisine Flaş Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.meridyenhaber.com/akpli-mucahit-birinci-sandikta-faturasi-agir-olur-dedi-butlan-ve-imamoglu-icin-partisine-flas-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.meridyenhaber.com/akpli-mucahit-birinci-sandikta-faturasi-agir-olur-dedi-butlan-ve-imamoglu-icin-partisine-flas-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AKP eski MKYK üyesi Mücahit Birinci, sosyal medya paylaşımıyla dikkat çekti. Birinci, “butlan” tartışmaları ve Ekrem İmamoğlu üzerinden yürüyen süreçle ilgili partisine sert uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AKP eski MKYK üyesi Mücahit Birinci, sosyal medya paylaşımıyla dikkat çekti. Birinci, “butlan” tartışmaları ve Ekrem İmamoğlu üzerinden yürüyen süreçle ilgili partisine sert uyarılarda bulundu.</p>

<p>AKP eski MKYK üyesi Mücahit Birinci, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada <strong>“butlan”</strong> tartışmaları ve Ekrem İmamoğlu üzerinden partisine sert uyarılarda bulundu. Birinci, atılacak adımların 'siyasi maliyetine' dikkat çekti.</p>

<h4><strong>“İKTİDAR İÇİNDE YANILGI OLABİLİR”</strong></h4>

<p>AKP eski Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyesi Mücahit Birinci, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, iktidar içinde bazı değerlendirmelerin hatalı olabileceğini belirtti.</p>

<p>Birinci, geçmişte HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğu üzerinden yapılan siyasi analizlerin bugünkü durumla kıyaslanamayacağını ifade etti.</p>

<h4><strong>“BU SEFERKİ BAŞKA”</strong></h4>

<p>Açıklamasında mevcut sürecin farklı olduğuna vurgu yapan Birinci, <strong>“Bu seferki başka. Kendi elinizle kabusunuzu organik bir şekilde büyütüyorsunuz.”</strong> dedi.</p>

<p>Sürecin kontrol edilemez bir noktaya evrilebileceğini savunan Birinci, zamanın bu kez iktidar lehine işlemediğini dile getirdi.</p>

<h4><strong>İMAMOĞLU VE “BUTLAN” VURGUSU</strong></h4>

<p>Birinci, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, atılan adımların siyasi sonuçlarına dikkat çekti. Birinci, özellikle <strong>“butlan”</strong> tartışmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtti.</p>

<h4><strong>GEÇMİŞ KARARLARLA KIYASLADI</strong></h4>

<p>Birinci, söz konusu süreci geçmişteki bazı kritik kararlarla kıyasladı. Pandemi dönemindeki ekonomi politikaları, FETÖ ile mücadelede geç kalınması, Rus uçağının düşürülmesi ve Suriye politikası gibi başlıkları örnek gösteren Birinci, bu gelişmelerin telafi edilebilir olduğunu ancak mevcut sürecin daha ağır sonuçlar doğurabileceğini savundu.</p>

<h4><strong>“HALK DEĞİŞTİ” MESAJI</strong></h4>

<p>Toplumsal dinamiklerin değiştiğini ifade eden Birinci, seçmen davranışlarına dikkat çekti. <strong>“Halk artık sizin tanıdığınız halk değil. Refleksleri daha keskin ve bilinçli”</strong> diyen Birinci, alınacak kararların geniş kitleler üzerindeki etkisine işaret etti.</p>

<h4><strong>“GERİ DÖNÜLEMEZ YOLA GİRMEYİN”</strong></h4>

<p>Halktv'nin haberine göre, Açıklamasının sonunda iktidara çağrıda bulunan Birinci, kararların dikkatle alınması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>“Geri dönülemez bir yola girmeden, hem ekonomik hem siyasi faturası olmadan düşünmek için hâlâ zaman var”</strong> diyen Birinci, uyarısını şu sözlerle tamamladı:</p>

<blockquote>
<p>“Söylüyorum; sonra demedi demeyin, sandıkta faturası ağır olur.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p><strong>Birinci paylaşımında bu ifadeleri kullandı:</strong></p>

<blockquote>
<p>"Şimdi tüm saygımla;</p>

<p>İktidar içinde olan abilerimiz, büyüklerimiz şöyle bir yanılgıya düşüyor olabilirler:</p>

<p>Selahattin Demirtaş yaklaşık 10 yıldır içeride.</p>

<p>Ne oldu?</p>

<p>Yattı; arkasından kimse gelmedi vs...</p>

<p>Demirtaş’ın arkasında duranlar, adadaki bunağın ve Kandil’deki zevatın talimatı ile duruyorlardı. Fırsat bulup boy vermesin diye arkasından çekildiler.</p>

<p>Bu seferki başka!</p>

<p>Kendi elinizle kabusunuzu organik bir şekilde büyütüyorsunuz. Büyütmeye devam ediyorsunuz. Sıfır noktasına getirdiğinizde, kişi, sıfır olarak bekler. Derin dondurucudaki et gibi bekler. Bozulmaz... -5 olmaz, 0 olur kalır.</p>

<p>Ama onu sıfır noktasına getirenler bekleyemez. Getirenler sürekli ve kesintisiz aşınıp eksiye gider. Zaman maalesef bu sefer bizden yana değil; ilk defa, içerde ve dışarda (yurt dışı dahil) bekleyenlerden yana.</p>

<p>Bakın, tekrar altını çiziyorum, üstünü çiziyorum:</p>

<p>Diploması olmayan, İBB başkanlığı boyunca İstanbul’a bir çivi çakmamış, halk tarafından ne olduğu anlaşılmış ve anlaşılmaya devam eden bir adamın (ve ekibinin) yolunu, organik bir şekilde, geri dönülmesi imkânsız, sağlam taşlarla tek tek döşeyerek hazırlıyorsunuz.</p>

<p>Butlan konusu, daha önce yapılan;</p>

<p>operasyonu büyütmek,<br />
pandemide faiz düşürmek,<br />
Fetö'yü zamanında bertaraf edememek.<br />
Rusya uçağını vurmak,<br />
İlk Suriye politikası gibi...</p>

<p></p>

<p>Hasar veren ama telafi edilebilen (kısmen) bir konu değil.</p>

<p>Halkı 25 sene önce tanıdınız.</p>

<p>Ama köprünün altından çok sular aktı. Artık halk, sizin tanıdığınız, bildiğiniz halk değil.</p>

<p>Refleksleri çok keskin ve bilinçli.</p>

<p>Geri dönülemez bir yola girmeden; hem ekonomik hem siyasi faturası olmadan, etraflıca, akil şekilde düşünmek ve karar vermek için yeterince zaman olduğu kanaatindeyim.</p>

<p>Söylüyorum; sonra demedi demeyin, sandıkta faturası ağır olur.</p>

<p>Bugün susarsanız, yarın sustuğunuz, durduğunuz güne dönmek için çok konuşmak zorunda kalırsınız..</p>

<p>Benden demesi..."</p>
</blockquote></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.meridyenhaber.com/akpli-mucahit-birinci-sandikta-faturasi-agir-olur-dedi-butlan-ve-imamoglu-icin-partisine-flas-uyarilar</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://meridyenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/meridyenhaber-com/uploads/2026/05/akp-li-mucahit-birinci-imamoglu-nun-teror-sucundan-tutuklanmamasi-cok-kritik-hataydi-ibb-ye-kayyum-a.webp" type="image/jpeg" length="65331"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Holdinglerden Yatırımcılara, Parası Olana Vergisizlik Dönemi Başlıyor! Varlık Barışının Detayları Belli Oldu]]></title>
      <link>https://www.meridyenhaber.com/holdinglerden-yatirimcilara-parasi-olana-vergisizlik-donemi-basliyor-varlik-barisinin-detaylari-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.meridyenhaber.com/holdinglerden-yatirimcilara-parasi-olana-vergisizlik-donemi-basliyor-varlik-barisinin-detaylari-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milyonlarca ücretli çalışan ve dar gelirli, yüksek enflasyon altında ezilip ara zam taleplerine yanıt alamazken; iktidar, holdingler ve yabancı yatırımcılar için "vergi cenneti" kuracak yeni bir paketi Meclis'e sundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milyonlarca ücretli çalışan ve dar gelirli, yüksek enflasyon altında ezilip ara zam taleplerine yanıt alamazken; iktidar, holdingler ve yabancı yatırımcılar için "vergi cenneti" kuracak yeni bir paketi Meclis'e sundu. 15 maddelik düzenleme ile holdinglere 20 yıllık muafiyetler ve kaynağı sorgulanmayan varlıklara sıfır vergi imkanı getiriliyor. İşte detaylar...</p>

<p>AKP, yurt dışından yatırımcı çekme iddiasıyla hazırladığı 15 maddelik yasa teklifini  Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı'na sundu. Kanun teklifinin ayrıntılarını paylaşan AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, düzenlemenin yabancı sermayeyi ülkeye çekmeyi ve dış satım odaklı kalkınmayı hedeflediğini dile getirdi.</p>

<h4><strong>VARLIK BARIŞINDA VERGİ SIFIRLANIYOR, DENETİM KALKIYOR</strong></h4>

<p>Milli ekonomiyi canlandırma gerekçesiyle sunulan pakette en dikkat çekici maddelerden biri, yurt dışındaki varlıkların ülkeye getirilmesine yönelik düzenleme oldu. Abdullah Güler, vergiye gönüllü katılımı artırma amacıyla; para , altın ve döviz gibi varlıkların 31 Temmuz 2027 tarihine kadar sisteme dahil edilmesinin yolunun açıldığını belirtti.</p>

<p>Düzenlemenin ayrıntıları belli olurken 15 maddelik paketle yapılacak düzenlemeler özetle şöyle:</p>

<p>Daha önce yüzde 5 olarak uygulanan varlık barışı vergisi, 31 Temmuz 2027’ye kadar yapılacak başvurularda yüzde sıfıra indirilecek.</p>

<p>Gerçek kişiler ve şirketler; altın, hisse senedi, nakit para ve tahvil gibi kıymetlerini bildirdikten sonra iki ay içinde Türkiye'ye getirirlerse, bu varlıklar hakkında hiçbir şekilde  vergi denetimi veya vergi cezası (tarhiyat) uygulanmayacak.</p>

<h4><strong>HOLDİNGLERE 20 YILLIK VERGİ KALKANI</strong></h4>

<p><img alt="2021/11/29/vergi.jpg" height="640" loading="lazy" src="https://cdn.halktv.com.tr/other/2021/11/29/vergi.jpg" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yabancı yatırımcılar ve yüksek gelir grupları için öngörülen muafiyetlerin süresi dikkat çekiyor. Teklife göre, Türkiye’ye yerleşen ancak son üç yıl içinde ülkede ikamet etmemiş ve vergi mükellefi olmamış kişiler, yurt dışından elde ettikleri gelirler için tam 20 yıl boyunca Gelir Vergisi ödemeyecek.</p>

<h4><strong>MAAŞLARDA "AYRICALIKLI" İSTİSNA SİSTEMİ</strong></h4>

<p>Milyonlarca asgari ücretli ve emekli ek zam beklerken, "nitelikli iş gücü" adı altında belirli çalışan gruplarına devasa vergi avantajları tanımlanıyor:</p>

<p>Nitelikli hizmet merkezlerinde çalışan personelin maaşlarının, brüt asgari ücretin 4 katına kadar olan kısmı Gelir Vergisi’nden muaf tutulacak.</p>

<p>İstanbul Finans Merkezi (İFM) bünyesinde görev yapanlar için bu istisna sınırı brüt asgari ücretin 6 katı olarak belirlendi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı bu oranları daha da artırma yetkisine sahip olacak.</p>

<h2><strong>İHRACATÇIYA VE FİNANS DEVLERİNE ÖZEL İNDİRİMLER</strong></h2>

<p>Halktv'nin haberine göre, Üretim ve ihracat yapan kurumlara yönelik vergi yükü de hafifletiliyor. Genel Kurumlar Vergisi oranı yüzde 25 iken; kendi ürettiği malı ihraç eden imalatçılar için bu oran 16 puanlık indirimle yüzde 9’a düşürülecek. İhracat yapan diğer kurumlar ise yüzde 14 vergi ödeyecek.</p>

<p><strong>İstanbul Finans Merkezi</strong> (İFM) katılımcılarına yönelik ayrıcalıklar da genişletiliyor:</p>

<p>İFM bünyesinde finansal faaliyet yürüten kurumların yüzde 100 oranındaki vergi indirimi süresi 2047 yılına kadar uzatıldı.</p>

<p>Bu kuruluşlara sağlanan 5 yıllık harç muafiyeti süresi 20 yıla çıkarıldı.</p>

<p>Transit ticaret yapan kurumlarda İFM içindekilere yüzde 100, dışındakilere yüzde 95 kazanç indirimi sağlanacak.</p>

<h4><strong>PAY SENETLERİNE VERGİ MUAFİYETİ</strong></h4>

<p>Teknoloji odaklı girişimlerde çalışanlara verilen pay senetleri de düzenleme kapsamında yer aldı. Teknogirişim şirketi çalışanlarına bedelsiz veya indirimli verilen pay senetlerinin, o yıldaki toplam brüt ücretin iki katını aşmayan kısmı Gelir Vergisi’nden muaf tutulacak.</p>

<p>Ayrıca, istisnadan yararlananların miras yoluyla edindikleri mallarda vergi oranı yüzde 1 olarak uygulanacak.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.meridyenhaber.com/holdinglerden-yatirimcilara-parasi-olana-vergisizlik-donemi-basliyor-varlik-barisinin-detaylari-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 14:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://meridyenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/meridyenhaber-com/uploads/2026/05/703996jpg.webp" type="image/jpeg" length="28185"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşte Anket Savaşlarında Fark Atan İsim: 'Yüzde 56 İle Gündem Oldu']]></title>
      <link>https://www.meridyenhaber.com/iste-anket-savaslarinda-fark-atan-isim-yuzde-56-ile-gundem-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.meridyenhaber.com/iste-anket-savaslarinda-fark-atan-isim-yuzde-56-ile-gundem-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aytunç Erkin, Ankara Araştırma ve Danışmanlık (Ank-Ar) ile AREA’nın son verilerini köşesine taşıyarak CHP içindeki "milliyetçi-muhafazakar" ve "Kürt seçmen" tartışmasını mercek altına aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aytunç Erkin, Ankara Araştırma ve Danışmanlık (Ank-Ar) ile AREA’nın son verilerini köşesine taşıyarak CHP içindeki "milliyetçi-muhafazakar" ve "Kürt seçmen" tartışmasını mercek altına aldı. Erkin, İmamoğlu ve Yavaş arasındaki oy geçişkenliğini ortaya koyarken, Yüzde 56'lık oy gündem oldu.</p>

<p>Siyaset kulisleri, gazeteci <strong>Fatih Altaylı’nın</strong> gündeme getirdiği ve<strong> gazeteci  Aytunç Erkin</strong>’in derinlemesine analiz ettiği son  anket b çalışmalarıyla çalkalanıyor. Gazeteci Aytunç Erkin, CHP içindeki farklı kanatların "yüzde 50 artı 1"e ulaşmak için izlenecek yol konusunda kafasının karışık olduğunu vurgularken, üç cumhurbaşkanı adayının<strong> Tayyip Erdoğan</strong>’a karşı alacağı oylar üzerinden analizini ve değerlendirmesini yaptı.</p>

<h4>ÜÇ İSİM, ÜÇ FARKLI SENARYO</h4>

<p>Ank-Ar verilerine göre Cumhurbaşkanı Erdoğan ile karşı karşıya gelen üç CHP’li ismin oy oranları ve seçmen dağılımları şu şekilde yansıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekrem İmamoğlu. Kürt seçmenin favorisi İmamoğlu Eroğan ile yarışması durumunda Erdoğan yüzde 44.4, İmamoğlu yüzde 55.6 oy alıyor.</p>

<p>İmamoğlu, DEM Parti seçmeninden %82.8 gibi devasa bir destek alıyor. Ancak milliyetçi-muhafazakar blokta (İYİ Parti, Anahtar Parti, YRP) Mansur Yavaş’ın gerisinde kalıyor.</p>

<h4>MANSUR YAVAŞ-TAYYİP ERDOĞAN KARŞI KARŞIYA GELİRSE</h4>

<p>2. Mansur Yavaş sağ blokta rekor destek alıyor. Erdoğan ile Mansur Yavaş'ın karşı karşıya gelmesi durumunda, kararsızlar dağıtıldıktan sonra <strong>Yavaş yüzde 56</strong>, Erdoğan da yüzde 44 alıyor. Şimdi de Yavaş’a oy veren kitlenin dağılımına bakalım:</p>

<p><strong>CHP’lilerin yüzde 95.2’si, DEM’lilerin yüzde 36.6’sı, İYİ Partiler’in yüzde 92.9’u, Yeniden Refah Partililer’in yüzde 47.3’ü, Anahtar Partiler’in yüzde 63.2’si, diğer yüzde 55.8, AKP’lilerin yüzde 2.2’si, MHP’lilerin yüzde 4.5’i oy veriyor.</strong></p>

<p>Kürt seçmenin İmamoğlu’na verdiği desteğin yarısına yakını Yavaş’tan yana (Yüzde 36.6) tercihini kullanıyor. Erdoğan’a da Yavaş karşısında DEM desteğinin yüzde 10.3 olduğu görülüyor. Milliyetçi-muhafazakar seçmene baktığımızda, İYİ Parti, Anahtar ve YRP seçmeninden ciddi bir desteğin Yavaş’a geldiğini anlıyoruz. İmamoğlu’na yüzde 79.6 olan İYİ Parti desteğinin Yavaş’la birlikte yüzde 92.9’a, Anahtar Parti desteğinin yüzde 52.1’den yüzde 63.2’ye, YRP desteğinin de 32.7’den yüzde 47.3’e çıktığı görülüyor.</p>

<p>3. ise Özgür Özel ve Erdoğan'ın karşı karşıya gelmesi. Bu durumda Özel %50.7, Erdoğan %49.3 oy alıyor.<br />
Aytunç Erkin'in analizine göre, Özgür Özel, Kürt seçmenden Yavaş’tan fazla, İmamoğlu’ndan az oy alırken, milliyetçi muhafazakar kitleden en düşük desteği alan isim olarak öne çıkıyor.</p>

<h4>CHP İÇİNDEKİ GİZLİ TARTIŞMA: İMAMOĞLU MU, ÖZEL Mİ?</h4>

<p>Aytunç Erkin, CHP içinde bir kanadın "muhalif milliyetçi ve muhafazakar seçmenin sayısal değerinin düşük olduğu" tezini savunduğunu söyledi. Erkin’in aktardığına göre bu kanat, Kürt seçmenle yapılacak iş birliğinin (Kent Uzlaşısı) zafer için yeterli olduğunu düşünüyor. Bu görüşe göre, Ekrem İmamoğlu aday olamazsa, Mansur Yavaş yerine Özgür Özel isminin parlatılması gerektiği kulislerde konuşuluyor.</p>

<h4>"ANKET SAVAŞLARI" VE İSTANBUL-ANADOLU İKİLEMİ</h4>

<p>Aytunç Erkin, farklı anket kuruluşlarından gelen çelişkili verilere dikkat çekerek durumu "Anket Savaşları" olarak tanımladı.</p>

<p>TEAM anketi, İmamoğlu’nu %57.2 ile Erdoğan’ın önünde gösteriyor.</p>

<p>AREA Anketi (Şubat 2025) Üçlü bir yarışta Mansur Yavaş’ı %36.4 ile birinci, Erdoğan’ı %28.3 ile ikinci, İmamoğlu’nu ise %18.8 ile üçüncü sırada göstererek tam tersi bir tablo çiziyor.</p>

<h4>"BİZ HATA YAPARSAK KAYBEDERİZ"</h4>

<p>Ekrem İmamoğlu’nun 2024 sonundaki "Kaybedeceksek biz hata yaptığımız için kaybederiz" uyarısını hatırlatan Aytunç Erkin, İstanbul ile Anadolu arasındaki seçmen beklentisinin farklılığına dikkat çekti.</p>

<p></p></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.meridyenhaber.com/iste-anket-savaslarinda-fark-atan-isim-yuzde-56-ile-gundem-oldu</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://meridyenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/meridyenhaber-com/uploads/2026/05/16541563415641-dl7m.jpg" type="image/jpeg" length="81746"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşçiye Maaş Yok, Yıldızlar Holding'e 'Kıyak Çok: '480 Milyon Dolar Nerede?']]></title>
      <link>https://www.meridyenhaber.com/isciye-maas-yok-yildizlar-holdinge-kiyak-cok-isciye-maas-yok-m480-milyon-dolar-nerede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.meridyenhaber.com/isciye-maas-yok-yildizlar-holdinge-kiyak-cok-isciye-maas-yok-m480-milyon-dolar-nerede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Maden işçilerinin maaşlarını aylarca ödemeyerek Türkiye'nin gündemine oturan Yıldızlar SSS Holding hakkında ortaya çıkan yeni belgeler 'bu kadarına da pes' dedirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Maden işçilerinin maaşlarını aylarca ödemeyerek Türkiye'nin gündemine oturan Yıldızlar SSS Holding hakkında ortaya çıkan yeni belgeler 'bu kadarına da pes' dedirtti. Sayıştay raporlarına göre, holdingin Halkbank'tan çektiği 480 milyon dolarlık krediyi 'Hazine arazisini' ipotek göstererek aldığı ve milyarlarca liralık borcun üzerine yattığı ortaya çıktı. Enerji Bakanı'nın "Bir daha asla ruhsat vermem" dediği gün, aynı saatlerde devletin şirkete yepyeni bir maden ruhsatı verdiği belgelendi!</p>

<p>Maaşlarını alamayan maden işçilerinin eylemleriyle gündeme gelen Yıldızlar SSS Holding/Doruk Madencilik tartışması, bu kez Halkbank kredisi ve yeni ruhsat iddialarıyla Meclis gündemine taşındı. Sayıştay raporlarına göre holdingin 2011’de Halkbank’tan aldığı 480 milyon dolarlık kredinin geri ödenmediği, teminatlarda sorun çıktığı ve 2019 sonu itibarıyla takip bakiyesinin faiziyle birlikte 2 milyar 222 milyon liraya ulaştığı öne sürüldü. Muhalefet milletvekilleri ise Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar’ın “Bir daha ruhsat vermem” sözlerine rağmen MAPEG’in aynı gruba yeni ruhsat verdiğini savundu.</p>

<article>
<p>Hem devlet bankalarının nasıl zarara uğratıldığını gösteren Sayıştay raporları hem de TBMM Genel Kurulu'nda muhalefet milletvekillerinin ortaya koyduğu resmi belgeler, devasa bir 'kayırma ve vurgun' çarkını gözler önüne serdi.</p>

<h4>SAYIŞTAY BELGELEDİ: HAZİNE ARAZİSİNİ İPOTEK GÖSTERİP 480 MİLYON DOLAR ÇEKTİLER!</h4>

<p>Sözcü'den Erdoğan Süzer'in ulaştığı Sayıştay raporlarına göre; Yıldızlar SSS Holding, 2011 yılında seramik işi için devlet bankası Halkbank’tan tam 480 milyon dolar kredi kullandı. Kredinin en büyük skandalı ise teminat aşamasında yaşandı. Şirket, devletin bankasına devletin malı olan Kütahya'daki 'Hazine arsasını' teminat olarak gösterdi. Üstelik bu arazilerin üzerinde başka bankaların birinci dereceden ipotekleri bulunuyordu.</p>

<p>Vade geldiğinde kredi ödenmedi, banka elini teminata attığında ise içi "boş" çıktı. Borç defalarca yapılandırılmasına rağmen tahsilat yapılamadı. 2019 yılı itibarıyla faiziyle 2 milyar 222 milyon liraya ulaşan bu devasa borçtan devletin tahsil edebildiği rakam ise sadece komik bir miktar: 17 Milyon TL!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4>BAKAN "ASLA VERMEM" DEDİ, MAPEG AYNI SAATLERDE YENİ RUHSAT VERDİ</h4>

<p>Şirketle ilgili asıl siyasi infial ise TBMM Genel Kurulu'nda patladı. İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ve Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Selçuk Özdağ, hükümetin şirkete yönelik tutumunu belgelerle ifşa etti.</p>

<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın şirket için "Aylardır işçinin maaşını ödeyemiyor, her işi problemli. Ben bu firmaya bir daha asla ruhsat falan vermem" sözlerini hatırlatan Turhan Çömez, o gün yaşanan akılalmaz çelişkiyi şu sözlerle meclis kürsüsünden haykırdı: "Söz verdin Sayın Bakan, 'Vermem' dedin. Senin 'Ruhsat vermem' dediğin o gün, aynı saatlerde Bakanlığına bağlı MAPEG (Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü) toplanıyor ve bu adama Çankırı Orta'da yeni bir kömür ocağı ruhsatı veriyor! Bu milletin aklıyla, vicdanıyla alay mı ediyorsunuz?"</p>

<h4>"ANKARA'DAN BÜYÜK ALAN VERİLDİ, 3 YILDIR SIFIR VERGİ ÖDEDİLER"</h4>

<p>Turhan Çömez'in açıkladığı rakamlar dudak uçuklattı. Bugüne kadar şirkete 2 bin 364 adet ruhsat verildiğini ve bunun Ankara'nın yüzölçümünden büyük bir alan (29 bin 694 kilometrekare) olduğunu belirten Çömez, TEİAŞ'ın da bu şirkete 131 milyon lira teşvik verdiğini ekledi. Üstelik işçisine maaş ödemeyen, devlete milyarlarca lira kredi takan bu şirketin 2022, 2023 ve 2024 yıllarında kurumlar vergisi ödemediği de ortaya çıktı.</p>

<h4>"HEPİNİZ ÇOBAN OLURSUNUZ" TEHDİDİ</h4>

<p>Yeni Yol Partisi'nden Selçuk Özdağ ise şirketin "sabıka kaydının" yeni olmadığını vurguladı. 2011'de Gümüşhane'de, 2014'te Çankırı Kurşunlu'da işçilerin maaşlarının aylarca ödenmediğini hatırlatan Özdağ, holding yönetiminin hakkını arayan işçileri "Fabrikayı kapatırız, hepiniz çoban olursunuz" diyerek tehdit ettiğini tutanaklara geçirdi.</p>

<p></p>
</article>

<section></section></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.meridyenhaber.com/isciye-maas-yok-yildizlar-holdinge-kiyak-cok-isciye-maas-yok-m480-milyon-dolar-nerede</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 14:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://meridyenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/meridyenhaber-com/uploads/2026/05/1910080.jpg" type="image/jpeg" length="88159"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Devlet Bahçeli’den İmralı İçin Resmi Görev Çağrısı: ''Öcalan Barış Süreci Koordinatörü Olsun'']]></title>
      <link>https://www.meridyenhaber.com/devlet-bahceliden-imrali-icin-resmi-gorev-cagrisi-ocalan-baris-sureci-koordinatoru-olsun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.meridyenhaber.com/devlet-bahceliden-imrali-icin-resmi-gorev-cagrisi-ocalan-baris-sureci-koordinatoru-olsun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında İmralı için resmi görev çağrısında bulundu. Bahçeli, “Öcalan için statü açığı varsa bu açık Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır” d]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında İmralı için resmi görev çağrısında bulundu. Bahçeli, “Öcalan için statü açığı varsa bu açık Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır” dedi. Tartışmaların sona ermesi için “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” adıyla yeni bir çerçeve öneren Bahçeli, “Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu.</p>

<p>Bahçeli'nin açıklamalarında öne çıkan başlıklar şu şekilde:<br />
<br />
"Türkiye, Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu, Türk dünyası, Avrupa ve Afrika arasında temas kuran bir merkez ülkedir. Aynı anda bir çok kriz alanını okuyabilen, farklı coğrafyalarla konuşabilen nadir devletlerden biridir. Türkiye, kendi hikayesinin politik söylemlerle yazmaz. Üretimle, diplomasiyle, savunma kabiliyetiyle, lojistik ağlarıyla ve millet disipliniyle yazar. Türk ve Türkiye yüzyılının idraki 2053'ün ufku ve 2071'in kavrayışı ancak böyle bir bakış açısıyla gerçeklik kazanır. Türkiye'nin dış politika anlayışı barışı ve istikrarı önceleyen bir çizgiye sahiptir. Tarihi tecrübemiz ve devlet duruşumuz bunu gerektirir.</p>

<article>
<h4><strong>"TÜRKİYE KENDİ DIŞ POLİTİKASINI KENDİ STRATEJİK ÇİZGİSİ ÇEVRESİNDE YÜRÜTÜR"</strong></h4>

<p>Türkiye toplumların yerinden edilmesini, şehirlerin yıkılmasını ve bölgemizin kalıcı istikrarsızlık alanına dönüşmesini istemez. Arabuluculuk imkanlarını değerlendirir, gerilimin düşürülmesi için yapıcı rol üstlenir. Ancak barıştan yana durmak edilgenlik anlamı taşımaz. Diplomasiye önem vermek başkalarının hesabına eklemlenmek manasına gelmez. Türkiye kendi dış politikasını, kendi milli çıkarları, kendi güvenlik öncelikleri ve kendi stratejik çizgisi çevresinde yürütür. Hiçbir gücün bölgesel uzantısı olmayız. Hiçbir ülkenin güvenlik kaygısının Türkiye’ye karşı bir mevziye dönüşmesine izin vermeyiz. Hiçbir ittifakın veya diplomatik girişimin Türkiye’nin meşru haklarını aşındırmasına rıza göstermeyiz. Türkiye masaya kendi aklıyla oturur, kendi güvenliğini, kendi hukukunu ve kendi menfaatini göz ardı ederek görüntü siyaseti yapmaz.</p>

<h4><strong>“BARIŞ SİYASETİ YALNIZCA İYİ NİYETLE YÜRÜTÜLEMEZ”</strong></h4>

<p>Barış siyaseti yalnızca iyi niyetle yürütülemez. Güç, hazırlık, caydırıcılık ve sağlam bir iç cephe ister. Sahada gücü olmayanın masadaki sözü zayıflar. Ekonomisi dirençsiz olanın diplomatik hareket alanı daralır. İç cephesi kırılgan olanın dış politikada manevra kabiliyeti azalır. Türkiye’nin barış dili güçlü devlet kapasitesi ile birlikte düşünülmelidir. Türkiye’nin barıştan yana duruşu Doğu Akdeniz’de, Ege’de ve Kıbrıs’ta aleyhimize gelişen oldubittilere sessiz kalacağı anlamına gelmez. Yurtta sulh, cihanda sulh mefkûresinin şekillendirdiği dış politikamız gereği Türkiye gerilim arayan bir ülke olmamıştır. Fakat haklarını, güvenlik alanlarını, deniz yetki sahalarını, Kıbrıs Türkü'nün varlık hakkını ve Ege'deki denge hukukunu yok sayan her adım karşısında kararlı bir Türkiye bulur. Fransa'nın, Yunanistan'ın, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin ve İsrail'in Doğu Akdeniz'de kurmaya çalıştığı güvenlik ve enerji merkezi dikkatle takip edilmelidir. Her devlet kendi dış politikasını yürütür, kendi ittifaklarını kurar fakat bu ittifakların Türkiye'yi çevreleme, Kıbrıs Türkü'nü sıkıştırma, Ege'de mevcut dengeyi bozma amacına yönelmesi halinde buna kayıtsız kalmamız beklenemez.<br />
<br />
Fransa’nın bölgeye tarihî komplekslerle, sömürgecilik döneminden kalma alışkanlıklarla ve küçük tasavvurlarıyla bakması istikrar üretmez. Sayın Macron’un siyasi ölçeğini aşan Napolyonculuk hevesine kapılması, dost ve hatta çoğu zaman müttefik olan Türk ve Fransız milletleri arasındaki yüzyıllara sarih kadim ilişkilere fayda sağlamaz. Fransa, Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı dar hesapların aparatı hâline gelirse bundan bölge barışı, Avrupa güvenliği ve Fransa’nın itibarı zarar görür. Yunanistan’ın maksimalist taleplerle hareket etmesi hukuk üretmez. Güney Kıbrıs Rum yönetiminin adanın tamamı adına konuşma alışkanlığı meşruiyet üretmez. İsrail’in kendi güvenlik endişelerini Türkiye’ye karşı bölgesel bir düşmanlığa dönüştürme arayışı kalıcı barış üretmez. Bölgeyi dar hesaplara göre yönlendirmeye çalışanlar yalnız kendileri için değil, bütün bölge için yeni risk kapıları açarlar. Kıbrıs meselesi de bu çerçevede ayrıca değerlendirilmelidir. Kıbrıs yalnız bir müzakere başlığı veya diplomasi dosyası sayılamaz. Kıbrıs, Türkiye’nin güvenlik derinliği, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları, Kıbrıs Türkü’nün varlık hakkı ve Türk milletinin stratejik hafızasıdır. Kıbrıs’ta toprak alım satımı, yabancı mülkiyeti, stratejik bölgelerde taşınmaz yoğunlaşması ve ekonomik nüfus üretme girişimleri sıradan ticari işlemler gibi görülemez. Toprak yalnız tapu kaydı sayılamaz. Kimi zaman egemenlik hakkının belgesi, kimi zaman güvenlik teminatı, kimi zaman gelecek nesillerin hakkıdır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin demografik dengesi, mülkiyet yapısı, ekonomik bağımsızlığı ve güvenlik hassasiyetleri millî mesele olarak görülmelidir. Türkiye, Kıbrıs Türkü’nün hakkını başkalarının insafına terk etmeyecektir. Başta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yöneticileri olmak üzere, bütün soydaşlarımız ve kandaşlarımız bu konuda tarihî hafızanın gerektirdiği bilinç ve sorumlulukla hareket etmelidir. Adada hala AB romantizmiyle oyalananlar gözlerini Doğu Akdeniz'in doğu kıyılarına çevirmeli Filistin ve Lübnan'da yaşananları ibretle okumalıdır. Devletsizliğin, sahipsizliğin bir halka nelere mal olduğunu göreceklerdir. Kıbrıs Türkü'nün güvenliği, toprağı egemenliği ve geleceği hiçbir diplomatik serapa emanet edilemez. Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlık hakkını koruyacak, Doğu Akdeniz'deki meşru çıkarlarını başkalarının onayı bağlamayacak, Ege'deki denge hukukunun aşındırılmasına müsade etmeyecektir.</p>

<p>Türkiye’nin önündeki dönemi yalnız güvenlik tedbirleriyle, diplomatik temaslarla veya ekonomik programlarla karşılaması yeterli değildir. Dünya yeniden şekillenirken Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şey, bütün alanları aynı hedefe bağlayan kapsamlı millî seferberlik anlayışıdır. Geciktiremeyeceğimiz seferberlik bellidir. Ekonomik, kültürel ve teknolojik seferberlik. Ekonomik seferberlik, üretimin büyütülmesi, yatırım ortamının güçlendirilmesi, ihracat pazarlarının genişletilmesi, tarımda verimliliğin artırılması, sanayide katma değerin yükseltilmesi, enerji güvenliğinin tahkim edilmesi ve müteşebbisin dünyaya açılmasıdır. Kültürel seferberlik, Türkiye’nin tarihî birikimini, dilini, sanatını, eğitim kurumlarını, yayıncılığını, dizilerini, sinemasının mimarisini, şehir hafızasını ve insani diplomasi kabiliyetini daha etkili biçimde dünyaya taşımasıdır. Teknolojik seferberlik ise savunma sanayinde kazanılan özgüvenin yazılıma, yapay zekâya, siber güvenliğe, sağlık teknolojilerine, tarım teknolojilerine, enerji teknolojilerine, uzay çalışmalarına, ulaştırma sistemlerine ve dijital ekonomiye yayılmasıdır.</p>

<p>Terörsüz Türkiye hedefinin burada ayrı bir yeri vardır. Terörün tasfiye edildiği, güvenliğin kalıcı biçimde sağlandığı, şehirlerin ve kırsal alanların huzur iklimine kavuştuğu Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkacaktır. Bizler vatan sevdalısı Türk milliyetçileri olarak barış için çıktığımız bu kutlu yola Allah’ın izniyle baş koyduk. Türk milliyetçiliği, kalabalıklarda atılan kuru sloganların, kürsülerde cilalanan kof nutukların, kalıplara hapsolmuş kör bir taassubun değil, karanlığı yaran kudretli bir şuurun tecellisidir. Bu şuur, vatan sınırlarına çizgi, toprağa arazi, millete nüfus olarak bakmayanların anlayışıdır. Ay yıldızlı al bayrağın dalgalanmasında üç bin yıllık tarihi, minarelerden duyulan ezanda bağımsızlığın mahiyetini idrak edebilenlerin ferasetidir. Bir taşı için, bir avuç toprağı için, zirvesini göremediği dağı, nerede olduğunu dahi bilmediği ovası, bağı, bahçesi, merası ve suyu için gerekirse can alıp can vermektir. Türk milliyetçiliği her bir insanını, her bir hanesini bir saymaktır. Türk milletini bir bütün olarak kavramaktır. Tarlada saban süren çiftçiyi, fabrikada ter döken işçiyi, tezgâhının başında rızkını arayan esnafı, sınıfta evlatlarımızı yetiştiren öğretmeni, hastanede insanımıza şifa dağıtan hekimi, devletimizin yükünü omuzlayan memuru, emeğiyle ailesini geçindiren her vatandaşımızı ayrı ayrı dert edinmektir. Türk milliyetçiliği, vatanı alın teriyle işlenecek bir emanet, milleti huzur ve refah için hizmet edilecek mukaddes bir sorumluluk olarak bilmektir. Sabaha kadar ülkeyi düşüneceksiniz. Övdüğünü kulağına küpe edinen, tasada, temennide, tercihte ve tavırda birleşen dava arkadaşlarımın duyuşudur. Geçmişin hatıralarına sığınıp orada yaşayanların değil, geleceğin Türkiye’sini inşa etmeye namzet olanların mutluluğudur.</p>

<h4>"TERÖRSÜZ TÜRKİYE TESLİMİYET DEĞİLDİR"</h4>

<p>Karar'ın haberine göre, Tarihimizin şanlı sayfalarına, ecdadının bıraktığı mirasa bakıp övgüsünü lafta bırakanların değil, icraata dökenlerin vizyonudur. Bugünün sorunlarına cesaretle eğilenlerin ve elini taşın altına koyanların, hatta ve hatta o taşın altına gerekirse gövdesiyle girmeyi vazife bilenlerin anlayışıdır. Milliyetçi Hareket Partisi bu büyük fikriyatın Türk siyasetindeki köklü ve kutlu karargâhıdır. Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milliyetçiliğinin siyasi taşıyıcısı, millî vicdanın gür sesi, millî beka mücadelesinin öncü kuvvetidir. Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milliyetçilerinin fırtınalı havalarda savrulmalarına, siyasetin kırılgan zeminlerinde sarsılmalarına, kaygan yollarda sürüklenmelerine, sözde seçenekler etrafında sahipsiz kalmalarına karşı serden geçmiş siperdir. Milliyetçi Hareket Partisi dün olduğu gibi bugün de Türkiye’nin sigortasıdır. Bu sigorta, kriz zamanlarında gözlerin çevrildiği istikamet, hesap ortamlarında devreye giren hakikat, fitne dönemlerinde suları berraklaştıran erdemdir. Ayrılığı kollayanlara, yorgunluğu kulaklara fısıldayanlara, yılgınlığı gözlerinden okunanlara, mevkisiz kaldığında mevziyi terk edenlere, sadakati makamla ölçülenlere, davasını şahsi istikbaline bağlayanlara inat dimdik ayaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi diyor ki Türk milliyetçiliğinin bir gereği de istikbalimizin önündeki düğümleri çözmek, ufukta görünen sırat köprülerini tez elden geçmektir.</p>

<p>Türk milliyetçileri olarak milletimizin bağrına saplanan hançerleri sökmek, devletimizin kelepçeye vurulan ellerini azat etmek, vatanın her karışında kardeşliği hâkim kılmak arzusundayız. Yaraları deşmek yerine sarmayı, ayrılıkları derinleştirmek yerine birlik olmayı, inceldiği yerden kopmak ve koparmak yerine onarmayı mazimize karşı bir sorumluluk telakki ederiz. Bu sorumluluğun bugünkü aşaması terörün her türlüsünün topraklarımızdan ebediyen tasfiyesidir. Milliyetçi Hareket Partisi bu tarihî sorumluluğun arkasında sonuna kadar duracak, şehitlerimizin aziz hatırasını incitmeden, gazilerimizin emanetini gölgelemeden bu yolda kararlılıkla yürüyecektir. Bu yürüyüşün adı terörsüz Türkiye’dir. Terörsüz Türkiye teslimiyet değildir. Terörsüz Türkiye taviz değildir. Terörsüz Türkiye terör örgütüyle pazarlık değildir. Terörsüz Türkiye devleti zayıflatmak, millî iradeyi gevşetmek, aziz milletimizin kırmızı çizgilerini çiğnemek, hassasiyetlerini kurcalamak, güvenlik ilkelerini sulandırmak hiç değildir. Şayet böyle tasavvurlara girişen varsa, Milliyetçi Hareket Partisi’ni vatana ihanetin merkezine koymaya cüret ediyorlarsa, Türk milliyetçiliğinin komuta merkezini terörle aynı terazide tartmaya kalkışıyorlarsa gaflet zindanlarına düşmüşlerdir, basiretsizliğin karanlık dehlizlerinde yolunu kaybetmişlerdir. Hiç kimse Milliyetçi Hareket Partisi’nin adını terörle yan yana getiremez. Hiç kimse bu hareketin ülkücü şehitlerimizin kanıyla, taş medreseli büyüklerimizin çilesiyle, milletimizin duasıyla, dava arkadaşlarımızın sadakatiyle yoğrulmuş müktesebatını lekeleyemez.</p>

<p>Bilinmelidir ki Terörsüz Türkiye, Türk milletinin tarihî bir musibetten kurtulmasıdır. Devletimizin güvenliğe harcadığı enerjisini kalkınma iradesine dönüştürmesidir. Kardeşliğimizin yeniden ve daha sağlam biçimde Anadolu’nun her karışında kavi hâle gelmesidir. Terörsüz Türkiye yalnızca bugünün değil, yarının meselesidir. Terörsüz Türkiye yalnızca iç güvenliğin değil, dış politikanın da meselesidir. Terörsüz Türkiye yalnızca bir asayiş hedefi değil, büyük ve güçlü Türkiye idealinin ana sütunlarından biridir.</p>

<p>Gündemimizi işgal eden ABD, İsrail ve İran gerilimi yalnızca üç ülke arasında geçen askerî veya diplomatik bir çekişme değildir. Bu gerilim Türkiye’nin sınır güvenliğinden enerji maliyetlerine, tarımsal üretimden sanayi girdilerine, lojistik hatlardan dış ticaret dengelerine kadar geniş bir alanı etkileyebilecek büyük bir deprem potansiyeli taşımaktadır. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her sarsıntı, petrol tankerlerinin rotasını değiştirmekle kalmaz. Değişen rotalar mazot fiyatlarına, gübre maliyetlerine, çiftçinin ekim kararına, sanayicinin üretim hesabına, ihracatçının rekabet gücüne, vatandaşımızın mutfağına kadar uzanır. Enerji arzındaki her kırılma tarımsal üretimi baskılar. Gübredeki her artış gıda güvenliğini zorlar. Lojistik maliyetlerdeki her yükseliş pazardaki fiyat etiketinden organize sanayi bölgelerindeki üretim planlamasına kadar her alana sirayet eder. Bu nedenle dış politika ile iç politika birbirinden kopuk değildir.</p>

<p>Bir buçuk yıl önce bugün mesele Beyrut değil Ankara’dır demiştik. Gizli gündem Türk vatanıdır demiştik. Orta Doğu’da ateşlenen füzelerin ve suikastlerin bir sonraki etapta Anadolu coğrafyasına yönelebileceğini söylerken altı boş bir değerlendirmede bulunmuyorduk. Sokağın başındaki yangının kapımızın önüne gelebileceğinin uyarısını yapıyorduk. Evimizin içinde huzuru temin etmeden bahçemizin dışına adım dahi atamayacağımızı anlatıyorduk. Dışarıda kazan kaynıyorken evimizin içinde aşımızı pişiremeyeceğimizi ifade ediyorduk. Duyan değil dinleyen, bakan değil gören gözler için terörsüz Türkiye’nin ne denli hayati bir mesele olduğunu idrak etmek zor değildir.<br />
<br />
Bahar sadece bahçelerde açan çiçeklere değil, milletimizin gönlüne yurdumuzun tamamına dokunsun bu düşüncelerle 20 Mart 2025 tarihinde yaptığımız açıklamada Terörsüz Türkiye hedefi bakımından Hıdırellez'in arifesine işaret etmiş 4 Mayıs 2025 Pazar günü Muş'un Malazgirt ilçesinde PKK'nın kongresini toplayarak fesih tartışmalarına son noktayı koymasını ve bu işi bitirmesini teklif etmiştik. Teklifimiz ecdadımızın imzasını taşıyan ve tarihimizin şanslı sayfalarını terörün bitişiyle taçlandırmak üzere yaptığımız bir atıftı. Çünkü Malazgirt Anadolu'nun kapısını açan iradenin adıdır.Çünkü Malazgirt, Türk milletinin bu topraklarda kıyamete kadar var olacağının ilanıdır.</p>

<p>Baharın, arınmanın, yeni başlangıçların habercisi olan Hıdırellez’in şafağında Terörsüz Türkiye sürecinin kader tayin eden bir merhaleye ulaşmasını dilemiştik. Malazgirt’in fetih ruhuyla Hıdırellez’in bereket iklimi aynı noktada buluşsun; silahların karanlığı baharın aydınlığına yenilsin, terörün kanlı sayfası Anadolu’nun kardeşlik ufkunda kapanıp gitsin istemiştik.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nitekim 11 Temmuz 2025’te terör örgütü PKK mensubu bir grubun sembolik törenle silah bırakması, bu tarihi çağrının ve Terörsüz Türkiye iradesinin karşılık bulduğu önemli bir aşama olmuştur. Elbette bu tören tek başına nihai sonuç değildir. Süreç titizlikle, güvenlik hassasiyetlerinden taviz verilmeden yürütülecektir. Bu kapsamda Abdullah Öcalan’ın statü meselesinin konuşulması da daha önce ifade ettiğimiz gibi, bizim açımızdan önemlidir. Bu mesele yokmuş gibi davranarak sürecin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Sürecin yürütülmesini istiyorsak, çağrımızın bağlayıcı olmasını temenni ediyorsak, örgütün tüm unsurlarıyla feshi ve silahların teslimini takip eden bu süreçte bunun hukuki, siyasi ve vicdani ölçüler içinde açıkça değerlendirilmesi gerekir.</p>

<h4>"TEMENNİMİZ PKK’NIN KURUCU ÖNDERLİĞİNİN BİR TANIM ALTINDA GÖREV YAPMASIDIR"</h4>

<p>Türkiye’nin güvenliği ve geleceği söz konusuysa ani reflekslere, duygusal tepkimelere, sosyal medya gürültülerine, siyasi yaygaralara, temelsiz muhalefet tantanalarına, takvimi meçhul belirsizliklere mahal veremeyiz. Abdullah Öcalan için statü açığı varsa; bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun, özü açık olmalıdır: Bu mekanizma; toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir.</p>

<p>Bu tartışmalara son vermek için bunun adının “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” olmasını öneriyorum. Fakat elbette başka alternatifler de üretilebilir. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır. Çünkü meselenin esası; terörün tamamen tasfiye edilmesi, silahların susması, terörün gündemimizin dışına kesin biçimde çıkarılması, siyasetin terör vesayetinden arındırılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasıdır.</p>

<p>Kimsenin en ufak kuşkusu olmasın; Şehitlerimiz bizim baş tacımızdır. Gazilerimiz bizim yüz akımızdır. Terörle mücadele kahramanlarımız, bu milletin ebedî şeref levhasına adlarını yazdırmışlardır. Terörsüz Türkiye hedefi, şehitlerimizin ve gazilerimizin adanmışlıklarını zafere ulaştırma, mücadelelerini nihayete erdirme iradesidir. Aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor; kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.Dağda, ovada, sınır hattında, karakolda, üs bölgesinde, şehir merkezinde, kırsalda, ayazda, pusuda, mayınlı arazide, hain saldırıların hedefinde görev yapan askerimizi, polisimizi, jandarmamızı, güvenlik korucularımızı, istihbarat mensuplarımızı hürmetle selamlıyorum. Onların kudreti olmasaydı bugün bu hedefleri konuşamazdık. Cenab-ı Allah aziz milletimizi terörden, tefrikadan, fitneden, savaştan, ihanetten ve esaretten muhafaza buyursun. Terörsüz Türkiye hedefimiz kutlu olsun.Türk ve Türkiye Yüzyılı daim olsun."<br />
Bahçeli, partisinin grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bahçeli’ye, CHP’ye yönelik “mutlak butlan” tartışmaları ve kulislerde dile getirilen “karar yazıldı, zamanlama bekleniyor” iddiaları soruldu.</p>

<p>Bahçeli, Cumhuriyet Halk Partisi’nin Türkiye siyasetindeki tarihsel konumuna dikkat çekerek, partinin iç işleyişine yönelik tartışmalar üzerinden değerlendirmede bulundu:<br />
<br />
"Cumhuriyet Halk Partisi, cumhuriyetin kurulduğu günden bu yana var olan önemli bir siyasi kurumdur. Bu kurumun içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönden zedelenmesi veyahut başka amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz. Onun için Cumhuriyet Halk Partisi ayrımdan, sert eleştirilerden, beraber olduğu insanları küçümseyerek yoluna devam edeceği yerde milletle buluşmayı tercih etsin ve CHP üzerinde düşen tarihi sorumluluğu üstlenmiş olsun."</p>
</article></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.meridyenhaber.com/devlet-bahceliden-imrali-icin-resmi-gorev-cagrisi-ocalan-baris-sureci-koordinatoru-olsun</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://meridyenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/meridyenhaber-com/uploads/2026/05/1910106.jpg" type="image/jpeg" length="14535"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Madencinin Maaşına Ödemeyen Şirkete Devletin Kasasından Milyon Dolarlık Kıyak: Ayrıntılar Ortaya Çıktı]]></title>
      <link>https://www.meridyenhaber.com/madencinin-maasina-odemeyen-sirkete-devletin-kasasindan-milyon-dolarlik-kiyak-ayrintilar-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.meridyenhaber.com/madencinin-maasina-odemeyen-sirkete-devletin-kasasindan-milyon-dolarlik-kiyak-ayrintilar-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Madencinin maaşına ödemeyen Yıldızlar SSS Holding’in, Halkbank’tan aldığı 480 milyon dolarlık krediyi geri ödemediği, teminat olarak ise "Hazine arazisini" gösterdiği ortaya çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Madencinin maaşına ödemeyen Yıldızlar SSS Holding’in, Halkbank’tan aldığı 480 milyon dolarlık krediyi geri ödemediği, teminat olarak ise "Hazine arazisini" gösterdiği ortaya çıktı. Sayıştay raporlarına yansıyan skandalda, milyarlık borca rağmen tahsilatın sadece 17 milyon lirada kaldığı belirlendi.</p>

<p>Sayıştay’ın Halkbank hesapları üzerinde yaptığı incelemeler, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına dair çarpıcı bir tabloyu gözler önüne serdi. Sözcü'den Erdoğan Süzer'in haberine göre, Yıldızlar SSS Holding, 2011 yılında seramik şirketi için Halkbank’tan 480 milyon dolar kredi kullandı. Ancak kredi karşılığında teminat olarak gösterilen Kütahya’daki fabrika arazisinin aslında Hazine arazisi olduğu, bu nedenle üzerine "ipotek" konulamadığı tespit edildi.</p>

<p><img alt="Madencinin maaşına ödemeyen şirkete devletin kasasından milyon dolarlık kıyak: Ayrıntılar ortaya çıktı - Resim : 1" height="438" loading="lazy" src="https://img.yenicaggazetesi.com/rcman/Cw776h438q95gm/storage/files/images/2026/05/04/ffeeeee-bw27.jpg" width="776" /></p>

<h4>ÖZEL BANKALARA BORÇLUYKEN KAMU BANKASINDAN DESTEK</h4>

<p>Yeniçağ'dan Fatih Ergin'in haberine göre, Raporda yer alan bir diğer vahim detay ise şirketin mali durumu oldu. Özel bankalara yüklü miktarda borcu bulunan ve işçilerinin maaşlarını ödememesiyle gündeme gelen holdinge, bu riskli tabloya rağmen devlet bankası kanalıyla devasa kredi imkanları sunuldu. Üstelik teminat olarak sunulan varlıklarda, başka bankaların birinci derece ipoteklerinin bulunduğu, Halkbank’ın ise adeta "boş" teminatlarla risk altına sokulduğu vurgulandı.</p>

<p><meta charset="UTF-8" /><img alt="Madencinin maaşına ödemeyen şirkete devletin kasasından milyon dolarlık kıyak: Ayrıntılar ortaya çıktı" height="720" src="https://img.yenicaggazetesi.com/rcman/Cw1280h720q95gc/storage/files/images/2026/05/04/madencinin-maasina-odemeyen-sirkete-devletin-kasasindan-milyon-dolarlik-kiyak-ayrintilar-ortaya-cikti-dbzp.jpg" width="1280" /></p>

<h4>2.2 MİLYAR LİRALIK DEV BORÇ, 17 MİLYONLUK TAHSİLAT</h4>

<p>Kredinin geri ödeme sürecinde yaşananlar ise kamu zararının boyutunu artırdı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2014'de Halkbank, 1.1 milyar liralık alacağı "tahsil imkanı sınırlı krediler" statüsüne aldı.</p>

<p>2015'de Firma hakkında yasal takip başlatıldı.</p>

<p>2019'da defalarca yapılan yapılandırmalara rağmen koca holdingden sadece 17 milyon lira tahsil edilebildi.</p>

<p>2019 yıl sonu itibarıyla borç, faizleriyle birlikte toplam 2 milyar 222 milyon liraya ulaştı.</p>

<p><img alt="Resim" draggable="true" src="https://pbs.twimg.com/media/HHdZF-mXcAAr7Wo?format=jpg&amp;name=medium" /></p>

<h4>"DENETÇİLER HAKKINDA SUÇ DUYURUSU YAPILACAK"</h4>

<p>Sayıştay raporlarında "4787 müşteri numaralı grup firmaları" olarak kodlanan holdingle ilgili usulsüzlüklere rağmen adli bir süreç başlatılmaması siyaseti de hareketlendirdi. Dönemin KİT Komisyonu üyesi ve CHP Milletvekili Haydar Akar, krediyi verenler kadar, bu usulsüzlükleri tespit edip suç duyurusunda bulunmayan Sayıştay denetçilerinin de sorumlu olduğunu belirterek <strong>"Bu krediyi verenler ve denetim görevini yapmayanlar hakkında suç duyurusunda bulunacağım"</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yıldızlar Holding, Elazığ'da maden sahasını terk etmiş madenciler maaşlarını alamamıştı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.meridyenhaber.com/madencinin-maasina-odemeyen-sirkete-devletin-kasasindan-milyon-dolarlik-kiyak-ayrintilar-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://meridyenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/meridyenhaber-com/uploads/2026/05/h-hd-z-f-m-xc-a-ar7-wo.jpeg" type="image/jpeg" length="62809"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özgür Özel: 'İşsizlikte, Yoksullukta, Enflasyonda Avrupa Birincisiyiz']]></title>
      <link>https://www.meridyenhaber.com/ozgur-ozel-issizlikte-yoksullukta-enflasyonda-avrupa-birincisiyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.meridyenhaber.com/ozgur-ozel-issizlikte-yoksullukta-enflasyonda-avrupa-birincisiyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel, "Bugün Türkiye'de işsizlikte, yoksullukta, enflasyonda, faizde ve gelir adaletsizliğinde Avrupa birincisiyiz. Bu utanç verici bir tablodur.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP lideri Özel, Karabük'te düzenlenen mitingde konuştu. "Bitmeyen bir ekonomik krizle baş başayız" diyen Özel, "Bugün Türkiye'de işsizlikte, yoksullukta, enflasyonda, faizde ve gelir adaletsizliğinde Avrupa birincisiyiz. Bu utanç verici bir tablodur. Bu artık beceriksizlikten ötedir, kötü niyettir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Karabük’te yaptığı konuşmada iktidarın seçimlerde kentten güçlü destek almasına rağmen şehre yeterli yatırım ve hizmeti sunmadığını dile getirdi. Karabük’ün ekonomik olarak geri bırakıldığını savunan Özel, buna karşılık kentin yüksek vergi gelirine rağmen hak ettiği payı alamadığını ifade etti.</p>

<article>
<p>Özel, bölgede verilen maden ruhsatlarıyla geniş ormanlık alanların kullanıma açıldığını belirterek bunun ciddi bir çevre sorununa yol açtığını söyledi. Özel, "Buradan AK Parti'ye, MHP'ye geçmişte oy vermiş, gönül vermiş bütün vatandaşlarımıza sesleniyorum: Bu ormanlar giderse geri gelmez" şeklinde konuştu.</p>

<p><img alt="1.jpeg" height="2731" loading="lazy" src="https://cdn.karar.com/other/2026/05/03/1.jpeg" width="4096" /></p>

<p>Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde ise Türkiye’nin uzun süredir devam eden krizlerle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Özel, ortaya çıkan tablonun artık yönetim hatasıyla açıklanamayacak düzeye geldiğini ifade etti. Özel, "Bugün Türkiye'de işsizlikte, yoksullukta, enflasyonda, faizde ve gelir adaletsizliğinde Avrupa birincisiyiz. Bu utanç verici bir tablodur. Üç tarafı dünyanın en güzel denizleriyle çevrili, toprağın altı ve üstü değerli, genç nüfusuyla, turizmiyle, tarihiyle, jeopolitik üstünlüklerle Avrupa'da Almanya'nın, Fransa'nın rakibi bir ekonomi olacakken bütün Avrupa'nın gerisine düşmek asla kabul edilemez. Bu artık beceriksizlikten ötedir, kötü niyettir." ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="f7f95c81-ee50-4198-9494-367fe46b1670.jpg" height="675" loading="lazy" src="https://cdn.karar.com/other/2026/05/03/f7f95c81-ee50-4198-9494-367fe46b1670.jpg" width="1200" /></p>

<p>Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle;</p>

<h4>"BİR ÜLKENİN DEMOKRASİYLE YÖNETİLMESİNİ SAVUNUYORUZ"</h4>

<p>Karar'ın haberine göre, 1977’den beri Karabük’te CHP’nin birinci parti olmadığını, Karabük’ün iradesine hep saygı duyduklarını söyleyen Özel, Karabük’ün tüm demokratlarıyla birlikte olduklarını belirterek, "Bizi ayakta tutan, ellerinizdeki ay yıldızlı al bayraklardır. Türkiye İttifakı renklerini o bayraktan alır. Türkiye İttifakı milli takım kazanınca sevinen, Filenin Sultanları’yla birlikte gözyaşı döken, dünyanın öbür ucundaki güreşçinin zaferiyle ayağa kalkan kim varsa Türkiye İttifakı’ndadır, bizim gönlümüz onlarla birliktedir. Kim ki bu ülkede bu ülkenin sınırlarına, kurucularına, bayrağına, toprağına saygılıdır bizim için hiç uzakta değildir. Biz son dönemde yapılan saldırılarda bir partiyi değil bir ülkeyi savunuyoruz. Bir ülkenin demokrasiyle yönetilmesini savunuyoruz. Seçme ve seçilme hakkını yani patronun millet olmasını, onun seçtiğinin gelmesini kal dedikçe kalmasını git deyince gitmeyi bilmesini savunuyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="2.jpeg" height="2732" loading="lazy" src="https://cdn.karar.com/other/2026/05/03/2.jpeg" width="4096" /></p>

<h4>"HİÇBİR AİLENİN İMTİYAZLI OLMADIĞI BİR DÜZENİ GETİRECEĞİZ"</h4>

<p>Özel, "Atatürk’ümüzle, bayrağımızla, Cumhuriyet’le derdi olmayan herkesle birlikte olmaya, yan yana durmaya, kol kola yürümeye kararlıyız. Gün demokratların, cumhuriyetçilerin, milliyetçilerin, Atatürkçülerin birbiriyle didişme, mücadele etme değil; gün onun emaneti sandığa ve Cumhuriyet’e sahip çıkma günüdür. O yüzden biz bu ülkenin bütün demokratlarıyla birlikte bir büyük yürüyüşü, bir iktidar yürüyüşünü, 100 yıl sonra bir kez daha herkesin yüzünü güldürecek, kimsesizlere sahip çıkacak, kimseyi geride bırakmayacak, hep birlikte çalışacak, çok çalışacak, kazanacak, kalkınacak, hakça bölüşecek, kimsenin kimseyi ezmediği, hiçbir ailenin imtiyazlı olmadığı bir düzeni 100 yıl sonra bir kez daha hep birlikte getireceğiz. Bunu hep birlikte başaracağız" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p><img alt="3.jpeg" height="2731" loading="lazy" src="https://cdn.karar.com/other/2026/05/03/3.jpeg" width="4096" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4>"SAFRANBOLU’DA BİR CUMHURİYET KADINI TARİH YAZIYOR"</h4>

<p>CHP’nin Karabük’ün Safranbolu Belediyesi’ni Elif Köse ile iki dönemdir kazandığını, Safranboluluların Köse’den memnun olduğunu söyleyen Özel, Safranbolu Belediyesi’nin hizmetlerini şöyle anlattı:</p>

<p>"Tüm zorluklara, tüm engellemelere rağmen Safranbolu’da bir Cumhuriyet kadını tarih yazıyor. Onunla gurur duyuyoruz. Partimiz adına Safranbolu’ya hem teşekkür ediyor hem onun hizmetleriyle gurur duyuyoruz. Önümde yedi yıldır yaptıklarıyla ilgili uzun bir liste var. Safranbolu Belediyesi’ni ilk kazandığımızda borcun gelire oranı yüzde 74’tü. Gelirin yüzde 74’ü kadar borç vardı. Yedi yıl geçti, borcun gelire oranı yüzde dörde indi. Yüzde 74’ten yüzde dörde indi. Bu müthiş bir başarı. Hiçbir şey yapmasan bu rakamlar olmaz ama bakın borcu yüzde 74’ten yüzde dörde indirirken ne yapmış Elif Başkan? Kent lokantası açmış. Kreş açmış. Engelsiz kafe açmış. Kadın Dayanışma Merkezi, Aktif Yaş Alma Merkezi, Hanımevlerini şehre kazandırmış.</p>

<p><img alt="4.jpeg" height="2730" loading="lazy" src="https://cdn.karar.com/other/2026/05/03/4.jpeg" width="4096" /></p>

<p>Safranbolu Belediyesi’nin sosyal tesislerinden özel firmaları çıkarmış, kendisi en uygun fiyatlara işletmiş; hem vatandaş hem misafirler memnun kalmış hem belediye para kazanmış. Kadın el emeği ve kadın üretici pazarlarını kurmuş. Ata tohumuyla üretim yapıp, uygun fiyatlara bu ürünleri satışa sunmuş. Belediyede asfalt üretmiş, 250 milyon lira sadece asfalttan tasarruf etmiş. Peyzaj çiçeklerini belediye bünyesinde üretmeye başlamış, ihaleyle ondan bundan çiçek fide almamış; burada üretmiş, burada kullanmış. Taş ocağı açmış, ilçenin parasını taş ocaklarına ödememiş. Mobilya atölyesini açmış. Kent mobilyalarını kendi üretmiş. 22 kilometre su, sekiz kilometre kanalizasyon, 6,5 kilometre yağmur suyu hattını baştan aşağıya yenilemiş. Sekiz tane halk otobüsü almış, hibrit otobüslerle hem çevreci hem halkçı bir hizmeti başlatmış. Dikimevi kurmuş, belediyenin çalışanlarının personel kıyafetleri için. Sonra başka belediyelere de yapmaya başlamış. Sonra özel şirketler sipariş vermiş, onları yapmaya başlamış. Yani yedi yılda borcu yüzde 74’ten yüzde dörde indirirken Safranbolu’da yapılmadık bir şey bırakmamış. Cumhuriyet kadınına, Atatürk’ün evladına, bu partinin gururu Elif Köse’ye yürekten teşekkür ediyorum. Hani diyorlardı ya 'silkeleyin, çalışamasınlar.' Bakın başardı. Onlar silkeleyemedi. Ben elinden tutup önünüzde gösteriyorum. Helal olsun ona."</p>

<p><img alt="5.jpeg" height="2731" loading="lazy" src="https://cdn.karar.com/other/2026/05/03/5.jpeg" width="4096" /></p>

<h4>"KARABÜK’TEN KEPÇEYLE TOPLAYIP ÇAY KAŞIĞIYLA VERİYORLAR"</h4>

<p>İktidarın Karabük’ten oy aldığını ancak şehre sırtını döndüğünü, CHP’nin şehre yüzünü döndüğünü söyleyen Özel, Karabük’ün nüfusunun artmamasına dikkati çekti. Karabük’te emekli sayısının arttığını belirten Özel, şunları kaydetti:</p>

<p>"Öğrenci var ama Karabük gitgide küçülüyor. Üç milletvekili varken iki milletvekili çıkaran küçük illerin arasına gidiyor Karabük. Karabük geçen sene 11,5 milyar lira vergi vermiş. Bekliyorsun ki buna yakın, bunun üstünde hizmet alsın, yatırım alsın. Küçülen, kaderine terk edilen, küçülmesi için gayret edilen illerden biri Karabük. Bu şehre 1,6 milyar lira yatırım bütçesi ayırmışlar. Böyle insafsızlık, haksızlık olmaz. Adeta Karabük’ten kepçeyle toplayıp çay kaşığıyla veriyorlar. Karabük’ün rakamlarına baktığınızda 11,5 milyar vergi toplayacaksın, sonra 1,5 milyarı burada. 10 milyarına kapkaç yapacaksın. Karabük’ün emeği, Karabük’ün üretimi, Karabük’ün vergisi, Karabük’ün hakkına kapkaç yapmışlar. Alıp da kaçmışlar.</p>

<p><img alt="6.jpeg" height="2675" loading="lazy" src="https://cdn.karar.com/other/2026/05/03/6.jpeg" width="4012" /></p>

<h4>"HIZLI TRENLERİN RAYLARI KARABÜK’TEN DEĞİL, İNGİLİZ FİRMASI BRİTİSH STEEL’DEN ALINIYOR"</h4>

<p>Bu yüzden buradan açıkça söylüyorum. Cumhuriyet’in kurucusu, partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk çok önem verdi bu şehre. Onun talimatıyla 1937’de Kardemir’in temeli atıldı. 1939’da Kardemir çalışmaya başladı. Karabük’ü kalkındırdı, Türkiye’yi kalkındırdı. Adı fabrikalar kuran fabrika oldu ve maalesef bu Cumhuriyet değeri son dönemde AK Parti tarafından sahipsiz bırakıldı. Çok basit bir örnek.</p>

<p><img alt="7.jpeg" height="2731" loading="lazy" src="https://cdn.karar.com/other/2026/05/03/7.jpeg" width="4096" /></p>

<p>Kardemir dünyanın en kaliteli çeliğini, dünyanın en kaliteli tren raylarını üretiyor. Türkiye çok gecikmeli olarak hızlı trenler yapıyor. Hızlı tren ihaleleri veriyor. Verilen ihalelerde hızlı trenlerin rayları Karabük’ten değil, İngiliz firması British Steel’den, İngiliz çelik firmasından alınıyor. Öyle yazıyorlar. Bu British Steel dedikleri firma zordaydı, batıyordu. Bizimkilerin gayretiyle ayağa kaldırdılar. Kardemir dünyanın en iyi tren raylarını üretecek durumda ama hızlı trenlerin rayını İngiliz firmasından alan bir akıl yönetiyor ülkeyi.</p>

<p><img alt="8.jpeg" height="2731" loading="lazy" src="https://cdn.karar.com/other/2026/05/03/8.jpeg" width="4096" /></p>

<h4>"O SANDIK GELECEK, BU İKTİDAR DEĞİŞECEK"</h4>

<p>Maalesef Kardemir’de vagon işçileri var. Kardemir’de iki tür işçi var: bir kadroda olan işçiler, bir taşeronda olan işçiler. Güya taşerona kadro verildi ama vagon işi ağır iş, zor iş. Bu işleri taşerona vermişler. Orada zor şartlarda, ağır işlerde emekleri sömürülen arkadaşlarımız var. Buradan Karabük’ten, bu meydandan 3 Mayıs 2026 günü kayda geçiriyorum. O sandık gelecek, bu iktidar değişecek. Cumhuriyet Halk Partisi bütün işçilerimize kadro verecek. Söz veriyoruz. Türkiye’de kamuda çalışan ve taşeron marifetiyle emeği sömürülen kim varsa, geçtiğimiz seçimlerde söz verilip de kandırılan kamudaki tüm taşeronlara sesleniyorum: Sandığı bekleyin, sandığı isteyin, iktidarı değiştirin, kadroyu bileğinizin hakkıyla siz alın.</p>

<p><img alt="9.jpeg" height="2730" loading="lazy" src="https://cdn.karar.com/other/2026/05/03/9.jpeg" width="4096" /></p>

<h4>"BU ORMANLAR GİDERSE GERİ GELMEZ"</h4>

<p>Tabii Karabük'ün sorunu, derdi deyince... Bir yandan Türkiye'de yüzde 65'lik orman oranıyla, yüzölçümü olarak, yüzdesel olarak en fazla ormanı olan ikinci şehri. Ama maalesef Eflani'de, Ovacık'ta ve Safranbolu'da 5 maden ruhsatıyla ve 7200 futbol sahası büyüklüğünde yeri madenlere açarak hem büyük bir çevre katliamı yapılıyor hem de Karabük gibi bir yerde ormanlar katlediliyor. Bu konuya dikkat çekiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak özellikle Karadeniz'e sesleniyorum.</p>

<p>Buradan AK Parti'ye, MHP'ye geçmişte oy vermiş, gönül vermiş bütün vatandaşlarımıza sesleniyorum: Bu ormanlar giderse geri gelmez! Siyanürlü altın araması, zaten yüksek olan kanser oranlarını iyice yukarıya tırmandırır. 'Bakır' diyorlar, altına çeviriyorlar; bakır da olsa altın da olsa fark etmez. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak madenlere karşı değiliz ama vahşi madenciliğe, özellikle orman katliamıyla Karadeniz'de yapılmaya çalışılan vahşi madenciliğe karşıyız. Ve hangi siyasi görüşten olursa olsun tüm Karabüklüleri vahşi madenciliğe karşı ayağa kalkmaya ve mücadeleye davet ediyorum.</p>

<p><img alt="10.jpeg" height="2731" loading="lazy" src="https://cdn.karar.com/other/2026/05/03/10.jpeg" width="4096" /></p>

<h4>"KARABÜK'TE DEVLET HASTANESİ YOK"</h4>

<p>Karabük'te şu anda... Okudum, inanamadım, sordum; devlet hastanesi yok. Devlet hastanenizi 2012 yılında yıkmışlar. 2015'te de 5.000 Evler'deki Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi'ni yıkmışlar. Yıllar geçmiş, yenisi yapılmamış. Kronik hastalıklar, bilhassa kanser hastaları Ankara yollarında helak oluyor.</p>

<p>2017'de Eskipazar'a bir hastane yapmışlar, yanlış zemin etüdü yüzünden 2019'da kullanılamaz hale gelmiş. 154 milyon lira çöpe gitmiş. Yenisi için 311 milyon liralık yeni bir ihale yapılması gündemde. Ovacık'ta 2020'de 10 milyon liraya hastanenin yapımına başlanmış. Dört yıl içinde ihaleyi yapan firma yapamamış bırakmış, şimdi 85 milyon liraya yeniden hastanenin yapılması için ihale yapılmış.</p>

<h4>"ORMAN KÖYLÜLERİNE YEPYENİ BİR KANUNLA YEPYENİ BİR SAYFA AÇACAĞIZ"</h4>

<p>Karabük için şunu söyleyelim; 2831 kooperatif var Türkiye'de. 278.000 ormancı, orman köylüsü bu orman kooperatifleri birliğine bağlı kooperatiflere üye. 1 milyon 150 bin kişinin yaşamını, geçimini ilgilendiren bir mesele. Ve orman köylüsünün önemi, ormanın sağlığı için, orman yangınlarının önlenmesi için, ülke ekonomisi, şehir ekonomisi için fevkalade.</p>

<p><img alt="12.jpeg" height="2731" loading="lazy" src="https://cdn.karar.com/other/2026/05/03/12.jpeg" width="4096" /></p>

<p>O yüzden orman köylüleri için yepyeni bir modelle kooperatiflerin desteklenmesi, öyle dışarıdan gelen zengin şirketlere ihaleyle kesim işleri verilip köylünün işçileştirilmesi değil; kendi sorumluluk alanlarında yangınla mücadele etmesi, gençleştirme, budama işlerinin yapılması, her türlü sanayi ormancılığı için görevin üstlenilmesi için orman köylülerine yepyeni bir kanunla yepyeni bir sayfa açacağız. Karabük'ten, Kardemir işçisinden sonra ikinci sözümüz de orman köylülerine olsun. Sizi seviyoruz, değerinizi biliyoruz.''</p>

<h5>"İŞSİZLİKTE, YOKSULLUKTA, ENFLASYONDA, FAİZDE VE GELİR ADALETSİZLİĞİNDE AVRUPA BİRİNCİSİYİZ"</h5>

<p>Bitmeyen bir ekonomik krizle baş başayız. Eskiden ekonomik krizler yıllarla anılıyordu, o yıl geçiyordu kriz atlatılıyordu, bir sonraki kriz gelince yine yılla anılıyordu. Maalesef 10 yıla yaklaşan ama bitmeyen bir krizle karşı karşıyayız. Bugün Türkiye'de işsizlikte, yoksullukta, enflasyonda, faizde ve gelir adaletsizliğinde Avrupa birincisiyiz. Bu utanç verici bir tablodur. Üç tarafı dünyanın en güzel denizleriyle çevrili, toprağın altı ve üstü değerli, genç nüfusuyla, turizmiyle, tarihiyle, jeopolitik üstünlüklerle Avrupa'da Almanya'nın, Fransa'nın rakibi bir ekonomi olacakken bütün Avrupa'nın gerisine düşmek asla kabul edilemez. Bu artık beceriksizlikten ötedir, kötü niyettir!</p>

<p><img alt="13.jpeg" height="2730" loading="lazy" src="https://cdn.karar.com/other/2026/05/03/13.jpeg" width="4096" /></p>

<h4>"EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI BİR ASGARİ ÜCRETE ÇIKARILACAK"</h4>

<p>Birazdan söyleyeceğim yapacaklarımız içinde ama emekliler için en önemli, en önemli vaadimiz... Emekliler için en önemli vaadimiz şudur: Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidarında, ilk yıl, ilk geldiğimizde 100 gün içinde en düşük emekli maaşı bir asgari ücrete çıkarılacak.</p>

<h4>"AK PARTİ'NİN İKTİDARDA KALMASININ MALİYETİ 42'DEN 20'YE DÜŞÜŞ"</h4>

<p>Bugün için bu önemli bir vaat ya da gerçekleştirilmesi zor bir vaat olarak görünüyor. Hiç öyle değil. Bu ülkede en büyük sorun şu; vasata, kötüye razı edilmek ve bunu kabullenmek. Ne münasebet kabulleniyoruz? Hangisi yaşam koşullarından, lüksünden taviz veriyor da emekli versin? Niçin emekliden isteniyor? Bu iktidar geldiğinde, 3 Kasım 2002 günü en düşük emekli maaşı 1 de değil, 1,5 asgari ücretti. Beğenmedikleri Ecevit'in üçlü koalisyon hükümeti görevi bunlara verirken en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün beğenmediğimiz 28 bin liradan hesaplayın asgari ücreti, bugünkü parayla 42 bin lira emekliler maaş alıyordu. Sadece AK Parti'nin iktidarda kalmasının maliyeti 42'den 20'ye düşüş. Kaldı ki biz asgari ücret olarak 28 değil 39 bin lirayı hesapladık, öneriyoruz. Öyle olduğunda en düşük emekli maaşının 57 bin lira olması lazım. Bugün bakınca imkansız gibi geliyor ama bu iktidardan hemen önce öyleydi.</p>

<h4>"BU İKTİDAR GELDİĞİNDE EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞIYLA 8 ÇEYREK ALTIN ALINIYORDU"</h4>

<p>Emeklilere hatırlatırım, bu iktidar geldiği gün, şimdi 42 bin'e çok, 57 bin'e imkansız diye düşünenlere hatırlatırım; bu iktidar geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugünkü parayla 80 bin lira. Bugün en düşük emekli maaşı 2 çeyrek altın alamıyor. Bu ülke, dünya emeklilerine kalkınmadan pay verirken, refah payı verirken, refah payını kalkınmanın üstünde verirken, bu ülke çeşitli oyunlarla, enflasyon oyunlarıyla sürekli emekliden çalıyor. Onun için, öyle imkansızı söylemiyoruz. Sandık gelecek, bu meydan sandığa koşacak, hakkını söke söke geri alacak.''</p>
</article></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.meridyenhaber.com/ozgur-ozel-issizlikte-yoksullukta-enflasyonda-avrupa-birincisiyiz</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://meridyenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/meridyenhaber-com/uploads/2026/05/dffdf-1jpg.webp" type="image/jpeg" length="47141"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Süleyman Soylu Aylık 450 Bin Lirayı Haftada 1 Gün Meclise Giderek Kazanıyor]]></title>
      <link>https://www.meridyenhaber.com/suleyman-soylu-aylik-450-bin-lirayi-haftada-1-gun-meclise-giderek-kazaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.meridyenhaber.com/suleyman-soylu-aylik-450-bin-lirayi-haftada-1-gun-meclise-giderek-kazaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İçişleri eski bakanı ve şu anda AKP milletvekili olan Süleyman Soylu, katıldığı bir TV yayınında Meclis için "Haftada 1 gidiyorum. Meclis’in müdavimi değilim” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri eski bakanı ve şu anda AKP milletvekili olan Süleyman Soylu, katıldığı bir TV yayınında Meclis için "Haftada 1 gidiyorum. Meclis’in müdavimi değilim” dedi. Vekil maaşı ve emekli maaşı ile aylık 450 bin 854 lira ücret aldığı ortaya çıkan Soylu'ya sosyal medyada tepkiler büyüyor.</p>

<p>İçişleri eski Bakanı ve AKP İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, Gülistan Doku soruşturması nedeni ile gündemde. AKP'nin son grup toplantısında bir basın mensubunun soru sormasına öfkelenerek kamerasına müdahalede bulunan Soylu, katıldığı TV100 programında dikkat çeken açıklamalarda bulundu.</p>

<h4><strong>SİYASETTE SON DÖNEMİ OLDUĞUNU SÖYLEDİ</strong></h4>

<p>Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekillerine yaptığı 'Genel Kurul' katılın asli göreviniz' uyarısından 3 gün sonra konuşan Soylu, Meclis'e sadece Erdoğan'ı dinlemek üzere haftada bir gittiğini ifade etti:</p>

<ul>
 <li><strong>"Meclis’e gücüm yettiğince gidiyorum ama o kadar çok devam ettiğim de söylenemez. Haftada 1 gidiyorum. Meclis’in müdavimi değilim çünkü dönemimin sonunu bekliyorum. Dönemim bitince veleddallin amin"</strong></li>
</ul>

<h4><br />
<strong>HAFTADA BİR GÜN MECLİS: 450 BİN 854 LİRA ÜCRET</strong></h4>

<p><meta charset="UTF-8" /><img alt="Süleyman Soylu'dan Özgür Özel'e Gülistan Doku yanıtı" jsaction="" jsname="kn3ccd" src="https://cdn.gazetepencere.com/news/134769.jpg" /></p>

<p><strong>“Siyaseti zihnimde bıraktım ama Erdoğan’a bağlılığımı ve fikrimi bırakmam. 2028’den sonra bana bir kişi bir gün siyaset yaptıramaz"</strong> açıklamasını yapan Soylu'nun aylık ücreti ise sosyal medyada tepkilerin kendisine yönelmesine neden oldu.</p>

<p><strong>Sözcü'de yer alan habere göre,</strong> haftada bir gün çalışan Soylu, <strong>273 bin 196 lira milletvekili maaşı ve 177 bin 658 lira da emekli milletvekili maaşı olmak üzere aylık 450 bin 854 lira ücret alıyor.</strong> Üstelik Soylu siyaseti bıraksa da <strong>diplomatik pasaporta sahip ve bu hakkı ömür boyu</strong> da devam edecek. Öte yandan Soylu'nun k<strong>ırmızı plakalı makam aracı ve şoförü de</strong> bulunuyor.</p>

<h4><strong>NOW TV MUHABİRİNİN SORUSU</strong></h4>

<p>"Peki bir gazetecinin gelip bir günlük meselede, grup toplantısı içinde bana bir soru sorması ve benim o soruya cevap vermem Tayyip Erdoğan’ın gündemini ve kürsüsünü işgal hareketi olmaz mı? İşgal hareketi olur. Ben böyle düşünüyorum. Ben orada hiçbir şekilde cevap vermem. Dışarı çıkarız, orada yanıma gelir, başımın üzerinde yeri var. Sanki biri fotograf çekmek için geliyor. Yanımdaki arkadaşımı dürttüm: ‘Üstünü düzelt, arkadaşların fotoğraflarında bizde yanlış çıkmayalım. Baktım geldi, Gülistan Doku ile ilgili soru sormaya başladı."</p>

<h4><strong>"BEN VEKİLİM, SORUYU YANITLARSAM CUMHURBAŞKANININ KONUŞMASINI MANİPÜLE ETMİŞ OLURUM"</strong></h4>

<p>"Bu böyle mi olur, onun mesleğine saygıysa benim de mesleğime saygı. Grup başkanıyla bir izin alınmıştır orada konuşurlar ama ben konuşmam. Ben bir milletvekiliyim bana bir soru sorulduğunda cevap verirsem Cumhurbaşkanının konuşmasını manipüle etmiş olurum."</p>

<h4><strong>"2028'DEN SONRA BANA BİR KİŞİ 1 GÜN SİYASET YAPTIRAMAZ"</strong></h4>

<p>"Kamerayı doğrultunca izin aldın mı diye sordum. Bu doğru bir şey değil. Televizyonun genel yayın yönetmenini de aradım. Durumu izah ettim. 2028’den sonra bana bir kişi 1 gün siyaset yaptıramaz. Elinde bilgisi olan belgesi olan ortaya koymayan namerttir."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4><strong>"KİMSEYE KIRGINLIĞIM YOK"</strong></h4>

<p>"Bundan sonra muradım şudur. Geldik memleketimize ülkemize hizmet ettik. Hiç kimseye kızgın değilim. Ülkem için gerekli görevleri yaptığıma inanıyorum şimdiye kadar. Arkadaşlarım bana soru sorarlarsa bir konuda bilgimi tecrübemi aktarırım. Ben 2028 itibarıyla meselemi tamamladım. Kimseye kırgınlığım yok tam tersi minnetim ve şükranım var."</p></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.meridyenhaber.com/suleyman-soylu-aylik-450-bin-lirayi-haftada-1-gun-meclise-giderek-kazaniyor</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://meridyenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/meridyenhaber-com/uploads/2026/05/h-h-y-dsuzbg-a-ain-a.jpeg" type="image/jpeg" length="89508"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AK Parti'nin 25 Yıllık Karnesi: Cumhurbaşkanlığına Güven Yüzde 75'ten 15'e Düşmüş]]></title>
      <link>https://www.meridyenhaber.com/ak-partinin-25-yillik-karnesi-cumhurbaskanligina-guven-yuzde-75ten-15e-dusmus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.meridyenhaber.com/ak-partinin-25-yillik-karnesi-cumhurbaskanligina-guven-yuzde-75ten-15e-dusmus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Demokrasinin kolay inşa edilen bir rejim olmadığını belirten Sedat Bozkurt, kısadalga'daki yazısında, bu sistemin ilk ev sahibinin Anadolu olduğunu hatırlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Sedat Bozkurt, kuruluşunun 25. yılına hazırlanan AK Parti’nin geçirdiği dönüşümü ve Türkiye’nin 2010 referandumuyla başlayan idari ve hukuki gerilemesini mercek altına aldı. Bozkurt, Cumhurbaşkanlığına güvenin yüzde 75'ten 15'e düştüğünü belirtti.</p>

<p>Demokrasinin kolay inşa edilen bir rejim olmadığını belirten Sedat Bozkurt, kısadalga'daki yazısında, bu sistemin ilk ev sahibinin Anadolu olduğunu hatırlattı. Antik tiyatrolardan parlamenter yapılara kadar ortak karar alma mekanizmalarının bu topraklarda doğduğunu ifade eden yazar, günümüzde krallıkla yönetilen pek çok Avrupa ülkesinin (İngiltere, Hollanda, İsveç vb.) aslında yüksek bir demokrasi çıtasına sahip olduğunu vurguladı. Bozkurt’a göre Osmanlı’nın en büyük geri kalış nedeni teknik eksiklik değil, demokrasi eksikliğidir.</p>

<h4>2010 REFERANDUMU: BÜYÜK KIRILMANIN BAŞLANGICI</h4>

<p>Yazıda, Türkiye’deki negatif tablonun başlangıcı olarak 2017 değil, 2010 referandumu işaret edildi. Bozkurt, <strong>"araçsallaştırılmış yargının"</strong> temellerinin bu dönemde atıldığını söyleyerek dikkat çeken şu verileri paylaştı:</p>

<p>2010’da enflasyonda dünyada 60. sıradayken, bugün 5. sıraya yükselmiş bir Türkiye.</p>

<p>Demokrasi endeksinde 89’unculuktan 102’nci sıraya gerileme, basın özgürlüğünde ise 163. sıraya düşüş.<br />
Yolsuzluk algısında 56. sıradan 124. sıraya gerileyen bir tablo.</p>

<p>2001 yılında %75 olan yargıya güven oranının, 2026 yılı itibarıyla %4’e kadar gerilemesi.</p>

<h4>"AKP ARTIK KURULUŞUNDAKİ PARTİ DEĞİL"</h4>

<p>Bozkurt, AK Parti’nin kurucu kadrosunun neredeyse tamamının tasfiye edildiğini veya muhalefete geçtiğini hatırlatıyor.<strong> "Kurucu 4’lü"den sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partide kaldığını belirten yazar, AKP’nin bugün geldiği noktayı "AKP bugün kurulduğu günkü parti değildir. Devlet içindeki vesayet kurumlarına itiraz ederek iktidar olan parti, bugün devlet hiyerarşisinde bir bürokratik yapı, bir genel müdürlük halindedir."</strong> diyerek özetledi.</p>

<h4>PARTİ-DEVLET BÜTÜNLEŞMESİ: FOTOĞRAFTAKİ DETAY</h4>

<p>Ekonomik Koordinasyon Kurulu ve güvenlik toplantılarında, devlet bürokratlarının yanında AK Parti Genel Başkan Yardımcılarının yer almasını "hüzün verici" olarak nitelendiren Bozkurt, bu karelerin AK Parti’nin devletin bir kurumu haline geldiğinin kanıtı olduğunu söyledi.</p>

<h4>HUKUKTA "YAPAY ZEKA" ÇIKMAZI</h4>

<p>Yazıda güncel davalara da değinildi. Osman Kavala’nın tutukluluğunu örnek gösteren Bozkurt, <strong>"Mevcut mevzuatla bu durumu yapay zekaya sorsanız, aklı yetmiyor ve tutuklanması imkansız diyor"</strong> ifadesini kullanarak hukuk sistemindeki tıkanıklığa dikkat çekti.</p>

<p>Sedat Bozkurt, AK Parti’nin çeyrek asırlık karnesinin demokrasi, hukuk ve ekonomi alanında ciddi kırıklarla dolu olduğunu ifade ederek; partinin 25. yıl kutlamalarında "neyin, nasıl kutlanacağını" merakla beklediğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kayna: Yeniçağ / Fatih Ergin</p></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.meridyenhaber.com/ak-partinin-25-yillik-karnesi-cumhurbaskanligina-guven-yuzde-75ten-15e-dusmus</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 13:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://meridyenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/meridyenhaber-com/uploads/2026/05/erdogandan-8-mart-dunya-kadinlar-gunu-mesaji.jpg" type="image/jpeg" length="77136"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nüfusu Arttırın Kararnamesi: 'Türkiye’de Doğurganlık Hızı 2017’den İtibaren 2.1’in İltına, 2024’te ise 1.48’e Düştü']]></title>
      <link>https://www.meridyenhaber.com/nufusu-arttirin-kararnamesi-turkiyede-dogurganlik-hizi-2017den-itibaren-21in-iltina-2024te-ise-148e-dustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.meridyenhaber.com/nufusu-arttirin-kararnamesi-turkiyede-dogurganlik-hizi-2017den-itibaren-21in-iltina-2024te-ise-148e-dustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de ise bir kararname ile kamu kurumlarına ’nüfusu artırıcı politika izleme talimatı’ verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fransa, Bulgaristan ve Japonya gibi nüfus artış hızında gerileme yaşanan ülkelerde ailelere maddi destek ve çalışan annelere özel düzenlemeler getirildi, doğum sayısı arttı. Türkiye’de ise bir kararname ile kamu kurumlarına ’nüfusu artırıcı politika izleme talimatı’ verildi.</p>

<p>Türkiye’de doğurganlık hızı 2017’den itibaren nüfusun yenilenme seviyesi olan 2.1’in altına, 2024’te ise 1.48’e düştü. 2014’te dünyaya gelen bebek sayısı 1 milyon 351 binken 2023’te 1 milyonun altına indi. Cumhuriyet tarihinin en düşük doğurganlık hızını gösteren veriler nüfus artışı konusunda alarm seviyesini kırmızıya çıkardı. Fransa, Bulgaristan ve Japonya’nın doğum sayısını artırmak için çocuk başına verdiği maddi destek ile kadına sağladığı çalışma olanaklarına dikkat çeken uzmanlar Türkiye’de de benzer reformların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<article>
<h4><strong>15 MADDEDE TEDBİR SÖYLEMDE KALDI</strong></h4>

<p>Vahim tablo karşısında harekete geçen Hükümet 15 maddelik bir kararname yayınladı, 2026-2035 dönemini ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ ilan etti. Cumhurbaşkanı imzasını taşıyan ‘Nüfus krizine karşı 10 yıllık plan’da kamu kurumlarına aileyi koruyucu ve nüfusu artırıcı politika izleme talimatı verildi. Genelgede ‘Cinsiyetsizleştirme, çeşitli zararlı akımlar, insan hakları, bireysel özgürlükler söylemini araçsallaştırarak aile kurumunu, nesilleri tehdit etmeye başlamıştır’ denildi. 15 maddede aileye maddi destek konusunun somut şekilde yer almaması dikkat çekti.</p>

<h4><strong>ÜÇ ÇOCUK ÇAĞRIMIZDA HAKLI ÇIKTIK</strong></h4>

<p>‘Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, nüfus artış hızının geldiği noktaya işaret ederek ‘üç çocuk politikasını’ hatırlattı. ‘Üç çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edildi; çocuğu aileye, nüfusu ülkeye yük gören anlayış tamamen iflas etti’ diyen Erdoğan ‘Bu endişe verici tablo sadece Türkiye’nin meselesi değildir. Avrupa’dan Uzak Doğu’ya kadar birçok ülke yaşlanan nüfus, azalan doğum oranları ve çözülmeye başlayan aile yapısıyla karşı karşıyadır. Oralarla kıyaslandığında Türkiye hamdolsun çok iyi bir konumdadır’ ifadesini kullandı.</p>

<h4><strong>GELECEKTE ÇOK DAHA İYİ ANLAŞACAĞIZ</strong></h4>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’daki Haliç Kongre Merkezi’nde “Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı”na katıldı. “Hazırladığımız proje doğrultusunda atılacak adımların aile kurumuna daha da büyük bir güç katacağına inanıyoruz” diyen Erdoğan, şunları söyledi: “Ülkeyi yönetme vazifesini üstlendiğimiz 2002’den beri bunun mücadelesini veriyoruz. 2007 yılında ‘En az üç çocuk’ diyerek hızla yaklaşan bir tehlikeye dikkat çekmiştik. Bu çağrımız ülkeye dair her konuya ideolojik gözlükle bakanların tepkisini çekmiş, bizi son derece seviyesiz ifadelerle eleştirmişlerdi. Hayat tarzına müdahaleden inanç değerlerimizi hedef alan küstahlıklara kadar nice akıl ve ahlak dışı ithama, iftiraya, edepsizliğe maruz kaldık. Sonuçta ne oldu? Aradan geçen sürede, üç çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu. O günlerde bizi eleştirenler bugün hakkımızı teslim etmek zorunda kalıyor. Şundan emin olunuz ki; yarın tarih tekerrür edecek. Aileye önem ve öncelik verdiğimiz için bizi bireyi önemsizleştirmekle veya kadını zayıflatmakla suçlayanların iddialarının absürtlüğü ortaya çıkacak. Ailenin korunmasına ve güçlendirilmesine yönelik çabalarımızın doğruluğu gelecekte çok daha iyi anlaşılacak. Türkiye, Avrupa Birliği’nden halen 10 yaş daha gençtir. Ama buna rağmen biz şimdiden gerekli tedbirleri almaya, yarının risklerini şimdiden azaltmaya çalışıyoruz.”</p>

<p><img id="gazette-image" src="https://cdn.karar.com/gazette/7471/1.jpg" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4><strong>NÜFUS KRİZİNE KARŞI GENELGE</strong></h4>

<p>Karar'ın haberine göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayımlanan genelge ile 2026-2035 yılları arası “Aile ve Nüfus On Yılı” ilan edildi. Doğurganlık hızının Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine gerilediğine dikkat çekilen genelgede, kamu kurumlarına aileyi koruyucu ve nüfusu artırıcı politikalar izleme talimatı verildi.</p>

<p>Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre; 1970’te nüfusun yaklaşık yarısını oluşturan çocuk oranı 2025’te yüzde 24.8’e geriledi. Nüfus projeksiyonları Türkiye’nin hızla yaşlanmaya devam ederek bu oranın 2100 yılında yüzde 14.5’e kadar düşeceğini gösteriyor. Yaşam Koşulları İstatistikleri baz alındığında ise; geçen yıl toplam nüfusun yüzde 27.9’u, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında... Çocuk nüfus için bu oran yüzde 36.8... Uzun süredir bu krize çare arayan hükümet ise, yeni bir genelgeyle 2026-2035 yılları arasını “Aile ve Nüfus On Yılı” ilan etti. Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı genelgesi ile azalan doğurganlık oranlarına çare arandı.</p>

<h4><strong>TÜM KURUMLARA YÜKÜMLÜLÜK</strong></h4>

<p>Dünyada uzun yıllar nüfus artışının kalkınmaya engel görüldüğü ve bu nedenle doğurganlığı azaltıcı politikalar izlendiği belirtilen genelgede şu ifadelere yer verildi: “Cinsiyetsizleştirme başta olmak üzere çeşitli zararlı akımlar, insan hakları ve bireysel özgürlükler söylemini araçsallaştırarak aile kurumunu, nesilleri, millî ve manevi değerleri tehdit etmeye başlamıştır. Doğurganlık hızımız Cumhuriyet tarihimizin ölçülen en düşük seviyesine gerilemiş, aile ve nüfus yapısındaki menfi değişimler varoluşsal bir boyuta ulaşmıştır.” Yeni plan kapsamında bütün kamu kurum ve kuruluşları, kendi görev alanlarındaki faaliyetlerinde aileyi koruyucu ve nüfusu artırıcı bir yaklaşımla hareket etmekle yükümlü kılındı.</p>

<h4><strong>İŞTE ALINAN TEDBİRLER</strong></h4>

<ul>
 <li>Daha önce kurulan Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Koordinasyon Kurulu ile Nüfus Politikaları Kurulunun çalışmaları, hız kesmeden devam edecek.</li>
 <li>Tüm kamusal politika, düzenleme, uygulama ile kamu kurumları tarafından yürütülen veya desteklenen araştırmalar aile kurumuna ve nüfus değişimine etkileri yönünden değerlendirmeye tabi tutulacak. Sonuçlar uygulama süreçlerine yansıtılacak.</li>
 <li>Cinsiyetsizleştirme akımı, zararlı alışkanlık ve bağımlılıklar, nesilleri her türlü menfi etki ve müdahaleye karşı koruyacak bütüncül bir politika çerçevesinde ele alınacak.</li>
 <li>Evlilik müessesesinin toplumsal itibarı korunacak. Evliliklerin sağlam temeller üzerine inşa edilmesi ve nitelikli bir biçimde sürdürülmesi, genç yetişkinlerin evliliğe teşvik edilmesi ve evliliğin kolaylaştırılmasına yönelik mekanizmalar güçlendirilecek.</li>
</ul>

<h4><strong>ÇOCUK ÖZENDİRİLECEK</strong></h4>

<ul>
 <li>Çok çocuklu aile yapısı desteklenecek. Çocuk sahibi olmayı özendiren ve kolaylaştıran uygulamalar hayata geçirilecek.</li>
 <li>Gençlerin donanımlı bireyler olarak yetiştirilmesine yönelik politikalar güçlendirilecek. Yaşlı refahına yönelik sürdürülebilir sosyal güvenlik ve sağlık sistemleri çeşitlendirilmiş bakım ve destek modelleri geliştirilecek. Kuşaklar arası dayanışma pekiştirilecek.</li>
 <li>Kırsal alandaki nüfus kaybının önlenmesi, kentlerde yoğunlaşan nüfusun kırsal alanlara geri dönüşünün özendirilmesi için bütüncül tedbirler hayata geçirilecek.</li>
 <li>Mevcut hukuki düzenlemeler aile ve nüfus yapısını koruma ve güçlendirme yaklaşımıyla gözden geçirilecek.</li>
 <li>Türkiye ile benzer tutum sergileyen ülkelerle iş birlikleri geliştirilecek.</li>
 <li>Aile dostu yayıncılık teşvik edilecek ve sorumlu medya kullanımı bilinci yaygınlaştırılacak.</li>
 <li>Her yıl mayıs ayının son haftası ‘Milli Aile Haftası’ olarak kutlanacak.</li>
</ul>
</article></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.meridyenhaber.com/nufusu-arttirin-kararnamesi-turkiyede-dogurganlik-hizi-2017den-itibaren-21in-iltina-2024te-ise-148e-dustu</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://meridyenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/meridyenhaber-com/uploads/2026/05/c09501d9-d152-469f-a6ee-170e5c1dfd0e-1.jpg" type="image/jpeg" length="36308"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Davutoğlu'ndan 'Siyasi Ahlak Yasası' Hatırlatması: ''Türkiye İkiye Ayrıldı, Gözü Doymayanlarla Karnı Doymayanlar'']]></title>
      <link>https://www.meridyenhaber.com/davutoglundan-siyasi-ahlak-yasasi-hatirlatmasi-turkiye-ikiye-ayrildi-gozu-doymayanlarla-karni-doymayanlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.meridyenhaber.com/davutoglundan-siyasi-ahlak-yasasi-hatirlatmasi-turkiye-ikiye-ayrildi-gozu-doymayanlarla-karni-doymayanlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, başbakanlığı döneminde 'Siyasi Ahlak Yasası'nı çıkarmak istediğini hatırlatarak ''Siyasi ahlak yasasının eksikliği yüzünden siyasetçilerin girdikleri servet tuzağına bulaştığı yolsuzlukları gördükçe, emin olun yüreğim sızlıyor'']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, başbakanlığı döneminde 'Siyasi Ahlak Yasası'nı çıkarmak istediğini hatırlatarak ''Siyasi ahlak yasasının eksikliği yüzünden siyasetçilerin girdikleri servet tuzağına bulaştığı yolsuzlukları gördükçe, emin olun yüreğim sızlıyor'' dedi. Davutoğlu, Türkiye'de iki kesimin var olduğunu belirterek ''Gözü doymayanlarla karnı doymayanlar. Bir grup ne alırsa alsın gözü doymuyor; bütün vergi istisnaları onlara, bütün teşvikler onlara, ihaleler onlara" açıkladı.</p>

<p>Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, partisinin 2. Küçükçekmece İlçe Kongresi'ne katıldı. Kongrenin açılış konuşmasını yapan Davutoğlu, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<article>
<p>"Kongreler sadece bir görev teslimi değildir, aynı zamanda bir istişaredir. Bir şekilde siyasi partinin, hangi siyasi parti olursa olsun, o partinin siyaset için gerektirdiği anlamın tartışıldığı, konuşulduğu ve siyasi partinin meselelere nasıl baktığının tartışıldığı istişare zeminidir" diyen Davutoğlu, Gelecek Partisi'nin 3. Büyük Kongresi'nin ise 1 Kasım 2026 tarihinde yapılacağını söyledi.</p>

<h4><strong>''HAKKIMIZDA YAPILAN DEDİKODULARI GEÇERSİZ KILDIK''</strong></h4>

<p>Küçükçekmece İlçe Kongresi'nin bir anlamda İstanbul kongrelerinin önemli bir aşaması, büyük kongrelerinin habercisi olduğunu belirten Davutoğlu, partisinin kuruluş sürecinde baskılara maruz kaldığını ifade ederek, şöyle konuştu:</p>

<p>"Çok zor şartlarda biz Gelecek Partisi'ni kurduk, teşkilatlandık. Büyük baskılar gördük. Türkiye'de hiçbir siyasetçinin karşı karşıya kalmadığı baskılara göğüs germek zorunda kaldım ben şahsen. Ama benim gördüğüm baskıların yanında teşkilatlarımızın her biri, her görevlisi değişik şekillerde baskı gördü. Ama bir inançla yola çıkmıştık. Bu baskılar, yok saymalar, anket manipülasyonları, hiç seçime girmediğimiz halde size biçilen kader; şu kadar ömrü var, şu partiye katılacaklar, şöyle yapacaklar, milletvekilleri şuradan şuraya geçecek gibi üretilen şehir efsanelerini, hakkımızda yapılan dedikoduları geçersiz kıldık ve bize biçilen kaderleri kıra kıra Gelecek Partisi olarak 3. Büyük Kongremize doğru en güçlü adımı Küçükçekmece'de atıyoruz. Bizi siyasi rakip olmanın ötesinde hasım olarak görenler de kara kara düşünsün. İlk gün ne kadar kararlıysak, ne kadar heyecanlıysak bugün de aynı kararlılığı taşıyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişten sonra hemen hemen kurulan ilk parti niteliği taşıyoruz. Bütün baskıları üzerimize çekmek pahasına değerlerimizi korumaya gayret ettik"</p>

<h4><strong>''GÜÇLÜ OLANIN VERDİĞİ HÜKÜMLER İNSANLARI CEZALANDIRMAYA BAŞLARSANIZ ORADAN HİÇBİR ŞEY ÇIKMAZ''</strong></h4>

<p>Hazreti Ali'nin "Devletin dini adalettir" sözünü hatırlatan Davutoğlu, "Adaleti ihmal ederseniz, güce teslim ederseniz ve güçlü olanın verdiği hükümler insanları cezalandırmaya başlarsanız oradan hiçbir şey çıkmaz, devlet düzeni olmaz. Bu devlet mimarisinin duvarları ekonomik refahtır, hukuktur, işlevsel yapısı kurumlarıdır. Onları zayıflatırsanız devlet yapınız dayanıklı olmaz. Devletin askeri gücü, ekonomik gücü, hepsi o adalet ve temel ahlaki değerlere dayanmak zorundadır. Devletin kubbesi, çatısı ise devletin uluslararası itibarıdır. Devletin uluslararası itibarı ancak sağlam ahlaki temeller üzerine kurulmuş adalet ile yürütülmüş, bütün ekonomik, teknolojik, bilimsel duvarları sağlam örülmüş, kurumları işliyorsa devletten itibarı olur" diye konuştu.</p>

<p>Devlet itibarının kişisel itibarla ölçüleyeceğini, kişilerin ölüp, devletin baki kalacağını sözlerine ekleyen Davutoğlu, "Devletimizin bekası derken sürekli bunu bir slogan olarak söylemeyelim, içimize sindirelim. Hepimiz gideceğiz; 60-70 yıl önce biz yoktuk, yüz yıl sonra muhtemelen hiçbirimiz olmayacağız. Ama uğrunda fedakarlık yaparak koyduğumuz ahlaki değerler yaşıyorsa devletimiz yaşayacak. Adalet varsa devletimiz yaşayacak" ifadesini kullandı.</p>

<h4><strong>''CUMHURBAŞKANI İLE BENİM ARAMDA ŞAHSİ HİÇBİR MESELE OLMADI, SİYASİ MESELELER, GÖRÜŞ AYRILIKLARI OLDU''</strong></h4>

<p>"Benim için ahlak makamdan önce geldi. Benim için dürüstlük mevkiden, şöhretten önce geldi. Benim için beytülmale, emanete sadakat her şeyden önce geldi" diyen Davutoğlu, şunları söyledi:</p>

<p>"Başbakanlık koltuğuna oturayım ama siyasi ahlak yasasından vazgeçeyim, İstanbul'u katledenlere karşı getirmek istediğim imar yasasından vazgeçeyim, biraz bekleyeyim, hatta müteahhitlerle konuşayım, bu ihale yasasından şahsi çıkarlar elde etme düzenine tahammül göstereyim, şeffaflıktan vazgeçerek bütün Sayıştay dahil bütün denetim mekanizmalarından vazgeçeyim deseydim bir başbakan olurdum ama asla Ahmet Hoca olmazdım, asla onurlu bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmazdım, asla gelecek gençlere iyi bir örnek olmazdım. İşte yolların ayrıldığı yer orası. Herkes bilsin; Sayın Cumhurbaşkanı ile benim aramda şahsi hiçbir mesele olmadı, siyasi meseleler, görüş ayrılıkları oldu. Birileri liderlik davası diye öne sürenler oldu ama asla böyle liderlik davası olan biri başbakanlığı bırakır mı Allah aşkına? Şimdi bunu niye söylüyorum? Sabrettik, bekledikçe bütün bu uyardığımız hususlar telafi edilsin, düzeltilsin diye. 2016'dan 2019'a kadar işlerin iyi gitmediğini görünce Sayın Cumhurbaşkanı'na mektuplar yazdım, raporlar verdim. Yine iyi gitmediğini görünce konuşmalar yaptık, malum ikaz süreci işletildi ve Gelecek Partisi'ni kurduk. Partiye gönül veren arkadaşlara söylüyorum: Bana sadakat göstermeyin; inandığımız değerlere, ahlaka, manevi değerlere, bu ulusun egemenliğine sadakat gösterin. Onlara saygı ve sadakat gösterirseniz bana sadakatin bir anlamı var. Bu millete vefa gösterin. Şahsi sadakatlerin bu ülkeyi nereye götürdüğünü gördük. Sadakat şahsa değildir; milletedir, devlettedir, evrensel hukuktur"</p>

<h4><strong>''BEYTÜLMALE GÖZ DİKENİN GÖZÜNÜ OYARIM, UZANAN ELİ KIRAR, KOPARIRIM''</strong></h4>

<p>Karar'ın haberine göre, Kendisinin başbakanlığı döneminde doların 2.85 lira, tüketici enflasyonunun 6,5 üretici enflasyonunun ise yüzde 3,2. olduğunu söyleyen Davutoğlu, "Faiz yüzde 6,5-7 idi ve terörle mücadele yapıyorduk. Uluslararası şartlar bugünkünden daha iyi değildi, birçok zorluklar vardı. Ama şunu bilirler benimle çalışanlar; beytülmalin bir kuruşuna bile helal gelmesine asla izin vermedim. O zaman söyledim bir iktidar partisi kongresinde, ben kızım Fatıma olsa kolunu kırarım' diyen Hazreti Peygamber’in yolunun yolcusuyum. Beytülmale göz dikenin gözünü oyarım, uzanan eli kırar, koparırım. Yarın iktidara geldiğimde de ilk yapacağım o elleri kırmak olacak. Kimse beytülmale el uzatamaz" dedi.</p>

<h4><strong>DAVUTOĞLU'NDAN SİYASİ AHLAK YASASI HATIRLATMASI: BÜTÜN FIRTINA O YÜZDEN KOPTU</strong></h4>

<p>Başbakanlığı döneminde 'Siyasi Ahlak Yasası'nı çıkarmak istediğini hatırlatan Davutoğlu, "Bugün yolsuzluğun geldiği yerden, bir muhalefet partisi lideri olarak beni onlar yolsuzluk yapsın ben de eleştireyim diye oradaki bir siyasi rahatla götüreceğini düşünenler olabilir, asla. Büyük ızdırap duyuyorum, büyük ızdırap. Siyasi ahlak yasasının eksikliği yüzünden siyasetçilerin girdikleri servet tuzağına bulaştığı yolsuzlukları gördükçe, emin olun yüreğim sızlıyor. Bu böyle olamaz, insan doğamız, mayamız bu kadar bozulmuş olamaz. Bütün fırtına o yasa yüzünden koptu. 23 Nisan 2016’da o yasayı göndermiştim Meclis'e. Dediğim şey çok basitti ve milletime de söz veriyorum; tekrar bir güç nasip olursa bunu hayata geçireceğim. İster iktidarda ister muhalefette olsun, kim yolsuzluğa bulaşırsa hesabı sonuna kadar görülmeli. Ama iktidarda olanlar, sadece siyasi, hukuki bir operasyon olarak yolsuzlukla mücadeleyi görüp kendi yolsuzluklarına dokunmadan, kendi yanlışlarını görmeden muhalefete bir baskı olarak bunu kullanırsa orada dimdik karşı çıkar, hukukun gereği neyse o mücadeleyi veririz. Türkiye'nin temiz siyasete ihtiyacı var" ifadesini kullandı.</p>

<h4><strong>''BİR GRUP NE ALIRSA ALSIN GÖZÜ DOYMUYOR''</strong></h4>

<p>"Şu anda iki kesim var ülkede, ikiye ayrıldı Türkiye. Gözü doymayanlarla karnı doymayanlar. Bir grup ne alırsa alsın gözü doymuyor; bütün vergi istisnaları onlara, bütün teşvikler onlara, ihaleler onlara" diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Bu maden şirketi gibi, Yıldızlar denen maden şirketi gibi bütün maden yatakları onlara. Ordu'nun, Giresun'un yüzde 80 toprağı tarım arazisi, maden arazisi olarak onlara; yetmiyor, gözleri doymuyor. Neden biliyor musunuz? Çünkü hepsinin siyasette ortakları var. Biliyorlar başlarına bir şey gelmeyeceğini. Ceza niye vardır? Bir suçun bir daha tekrar edilmemesi için. Ama bunlar cezasızlığa tabiler. 'Herkes yapıyor, ben de yapıyorum' diyorlar. Bundan daha tehlikelisi yok. 4 bakan meselesindeki tutumumun sebebi o 4 bakanla ilgili değildi. Bir kez göstermek lazımdı: kim olursa olsun, rüşvetle veya gayrimeşru yolla elde edilmiş bir kazanca kim sahip olursa olsun hesabı sorulur diye. Bir kere gösterin, bir daha kimse ona cesaret edemez. Ama onları korursanız sonunda herkes onlara benzer."</p>
</article></p>]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.meridyenhaber.com/davutoglundan-siyasi-ahlak-yasasi-hatirlatmasi-turkiye-ikiye-ayrildi-gozu-doymayanlarla-karni-doymayanlar</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 11:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://meridyenhabercom.teimg.com/crop/1280x720/meridyenhaber-com/uploads/2026/05/h-h-u3-k-x-b-w-a-a-a-a-tpi.jpg" type="image/jpeg" length="82208"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
