Toplumlar medyatik ürünlerle uyuşturulmalı ve köleleştirilmeli!

Toplumlar medyatik ürünlerle uyuşturulmalı ve köleleştirilmeli!











Rockefeller öldü, Acun başın sağolsun!









Ali Osman Aydın











 Tarihin en kanlı, en korkunç hanedanının lideri olan D.Rockefeller, bir başka deyimle,büyük şeytan, öldü...





Rockefellerın mensubu olduğu aile, son yüzyılın tamamında, dünyanın hemen her yerinde politik ve sosyal değişimlere doğrudan ya da dolaylı olarak nüfuz ettiler.

Yahudi kökenli Rockefeller hanedanı, yalnız zalim tabiatlarıyla da anılmayacak kadar çok meziyetlere(!) sahip.

Nerede bir devrim ve finansal kriz varsa…

Nerede kitleler “diktatör, tek adam”söylentileriyle çalkalanıyorsa…

Nerede eğlence sektörü toplumları şekillendiriyorsa…

Nerede GDO’lu gıdalar dolayısıyla kitlesel hastalıklar yayılıyorsa…

Orada Rockefellerlarıntemsil ettiği şeytani dünya sisteminin işlediğini varsayabilirsiniz…

“DÜNYA BEYLERİNİN KANINI İÇECEKSİNİZ” (HEZEKİEL 39/18-20)

Gelişmekte olan ülke yönetimlerini ekonomik ve siyasal kıskaca alan Amerikalı yöneticilerin arkasında bu derin dünya devletinin yönetici hanedanı bulunuyor. İkna olmayan yöneticiler için “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları”kitabının yazarı John Perkins’inde söylediği gibi “kurtlar” devreye giriyor. Bu, 15 Temmuzda bizzat şahit olduğumuz gibi bir darbeya da suikast için CIA eşkıyalarının sahaya inmesi anlamına geliyor.

Tarımdan endüstriye, petro-kimyadanbiyo-teknolojiye çok uluslu şirketlerin oluşturduğu bir küresel piramit düşünün. Zemine doğru politikacılar, yargıçlar, medya patronları, prodüksiyon şirketleri, kulüpler, localar…

Bu piramidin tepesinde Rockefeller hanedanı bulunuyor.

Açıkça Şeytan’a tapan bu organizasyon, tüm dünyada savaşları, ayaklanmaları, renkli devrimleri ve kaosu finanse ederek kendine sömürüye dayalı bir dünya imparatorluğu kurdu.

Finansal kudretleriyle ilgili, 12 Amerikan Merkez Bankası’nın (FED)  en büyük hisselerine bizzat sahip olduklarını bilmek yeterli olur sanıyorum.

İşte bu David Rockefeller 101 yaşında öldü.

TOPLUMLAR MEDYATİK ÜRÜNLERLE UYUŞTURULMALI

Bu ölümün Acun’la veya Türk(!) medyasının Acun’larıyla nasıl bir ilgisi olduğunu merak ediyor olabilirsiniz.

Finanse ettikleri demokratik cumhuriyetler, monarşi ve diktatörlüklerle köleleştirilmiş toplumlar inşa etmeyi amaçlayan şeytani organizasyon, bu iş için medyayı paravan olarak kullanıyor…

Hayatiyetini toplumların medyatik ürünlerle uyuşturularak yönetilmesi ve sömürülmesinden alan bu mekanizma dünya medyasını da elinde bulunduruyor…

(Dünya medyasının % 90’dan fazlası;Walt Disney, Time Warner, Sony Pictures ve Rupert Murdoch'ın sahibi olduğu grup, Rockfellerlar gibi Yahudi kökenli yöneticilerin elinde bulunuyor.)

Hedef aldıkları ülkenin iç dinamiklerini, toplumsal dokusunu dağıtmak ve parçalamak için eğlence adını verdikleri sektörü endüstriye dönüştürdüler.

Hollywood başta olmak üzere, dünya sinema endüstrisinin tamamına yakını, müzik ve oyun sektörü, uluslararası dergi- kitap pazarı ve elbette moda dünyası…

1947’de geliştirdikleri ve Nagazaki-Hiroşima’ya attıkları atom bombasından daha etkili olduğunu düşündükleri bu yönteme “ideolojik taarruz”adını veriyorlar.

Sadece finansı ve politikacıları değil, dünyanın her yerinde yapımcılar, yönetmenler, oyuncular ve müzisyenlerden oluşan muazzam bir insan kaynağını da yönetiyorlar.

ZİHİNLERE MEDYATİK İMAJ BOMBARDIMANI

Stanley Kubrick imzalı son film, Bob Dylan gibi popüler isimlerin röportajlarının satır araları, Q. Tarantino gibi “Şeytana sempati duyuyorum.” diyen ünlü yönetmenlerin itirafları ve internette hatırı sayılır bir hacimdeki “masonluk-satanizm-illuminati” ifşaları olmasa tamamen gizli kalacak bir yapılanmadan söz ediyoruz.

Savaş uçakları, tanklar ve piyadeler olmayan bir harp düşünün…

Morphius, Neo’ya Matrix’in ne olduğunu anlatırken:  “Matrix her yerdedir. Etrafımızda. Şu anda, bu odada bile. Pencereden dışarı baktığında görürsün ya da televizyonu açtığında, işe gittiğinde hissedersin ya da kiliseye. Vergi öderken. Matrix,gerçeği görmemen için gözlerinin önüne çekilmiş  bir perdedir.”derken söz konusu sisteme yakın bir benzetme yapar.

Düşman her yerdedir ama zihni medyatik imaj bombardımanına maruz kalmış ortalama bir insan bu “apaçık” hasmı göremez.

Goethe “Halk şeytanın farkına varmaz, hatta şeytan onun yakasına yapışsa bile.”der.

Siz,evlenme programı adı altındaki  insanı ve aileyi aşağılayan yayınları izlediğinizde oradadır düşman…

Çıplaklık,Survivor’la yarışma formatına bürünerek evlerinize hücum ettiğinde, tam karşınızdadır düşman…

Yetenek Sizsiniz’lerde, dans ya da şu çılgın kıyafet yarışmalarıyla Anadolu çocuklarının onursuzca, iffetsizce küçük düşürülmesini izlediğinizde, oradadır…

Dizi filmlerde teşhir edilen bedenlerle bilinçaltınıza yapılan tecavüzdedir o.

Billboardlar’da, gökyüzüne saplanan gökdelen mimarilerinde, mağaza vitrinlerinde, dergi kapaklarında, internette gezindiğiniz her sayfada, reklam afişlerinde ve kafanızı çevirdiğiniz her yerdedir o…

AMAÇ EĞLENMEK Mİ?

Ne de olsa insanlar gün içinde çok yorulmaktadır ve dinlenmek, eğlenmek(!)hayattan birazcık tat almak  onların da hakkıdır…

Amaç, Acun’un bir söyleşide belirttiği gibi “İnsanların kafasını dağıtmaktır!”ve  kelimenin tam anlamıyla yapılan budur.

Önce kafalar sonra ruhlar darmadağın edilir. Çünkü küresel yıkım aygıtı böyle bir rota izlemektedir…

TV veya interneti açtığınızda sizi kendi evinizde sömürge haline getiren bir eğlence dünyasının parıltıları gözlerinizi kamaştırıyorken altınızdan halınız çekilir, sırtınızdan ceketiniz…

Aslında tam bir “Cambaza bak!” durumudur bu.

Küresel şeytani sistem hanenize sıkıcı öğretilerle değil deyim yerindeyse sirk gösterileriyle gelir…

Gösteri sona erdiğinde kendinizi giyim kuşamdan konuşmaya, tüketimden mimariye kadar müthiş ve geri döndürülemez bir değişimin içinde bulursunuz.

Yerel olan her şey kötülenir, milli olan alaya alınır, geleneksel olan ayıplanır, dini olan aforoz edilir ve bütün bunların aksine Şeytan’ın Hicr-39’da söylediği gibi, tüm “kötülükler süslü gösterilir”…

Bedeninize, ailenize, toplumunuza kendi gözlerinizle değil Rockefellerların şeytani gözleriyle bakmaktan kendinizi alamazsınız.

Eğer Irak, Afganistan, Suriye işgalleriyle, Dünya televizyonlarına akın eden Survivor tipi programlar arasında bağlantı kuramıyorsanız; ikiz kuleleri El Kaide’nin vurduğuna, ABD’nin de Irak’a demokrasi götürdüğüne inanmaya devam edebilirsiniz.

F.D. Rooseweelt “Politikada, hiçbir şey tesadüf değildir.” demişti, medyada da değildir

ve hiçbir zaman olmayacaktır…   Yeni akit

Güncelleme Tarihi: 24 Mart 2017, 17:28

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER