Derin Devletin Sağdaki ve Soldaki Ajanlarını Erdoğan Biliyor'






Erdoğan ve Eski Ergenekon aynı düşmanın oyununa geldiğine göre, birleşen ellerini arkalarında saklamasınlar! Sahiden Yok mu Aramızdaki Ajanları Merak Eden Yahu?

















Erdoğan ve Eski Ergenekon aynı düşmanın oyununa geldiğine göre, birleşen ellerini arkalarında saklamasınlar! Sahiden Yok mu Aramızdaki Ajanları Merak Eden Yahu?







Zaman yazarı Ali Bulaç'ın İslamcı ajanlar açıklamasının ardından Radikal'den Murat Yetkin'in solcu ajanlar çıkışına dikkat çeken T24'ten Perihan Mağden, Erdoğan ile Davutoğlu'nun bu isimleri bildiğini yazdı.

İşte, Mağden'in çok konuşulacak analizi:

Sahiden Yok mu Aramızdaki Ajanları Merak Eden Yahu?

Murat Yetkin cumartesi günkü Radikal'de çok mühim bir yazı yazdı ve "Derin devletin soldaki ajanlarını merak eden yok mu?" diye sordu. "Sol" cenahtaki ajanların, kendi isimlerinin (en nihayet!) faş edildiğini, görmek istemeyecekleri aşikâr da- Biz NORMAL HALK arasında, bu şahısların kimler, kimler olduğu konusunun açıklığa kavuştuğunu ölmeden görmek isteyenler vardır, muhakkak. Onlardan biri benim: Derin devletin, medyadaki sol ajanlarını, acayip merak ediyorum!

İslamcılar, iyice ve çok hayırlı modellerde birbirlerine girmeye başladıkça; derin devletin aralarına yerleştirdiği isimleri usuldan açıklamaya ve mevzuyu tartışmaya başladılar. Hayırlısıyla.

Hatta Altan Tan, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı "Şu mübarek Ramazan günü bu isimleri açıklamaya" davet etti.

Hakan Fidan gibi bir profesyonelin (özellikle Erdoğan'ın çıkardığı çıngar akabinde, kös kös işinin başına döndüğüne göre) böyle bir hayrı işleyebileceğine, maalesef inanmıyorum.

Ayrıca Murat Yetkin "böylelikle resmin yalnızca bir kısmının gösterilmiş olduğuna" işaret edip, "Derin devlet dediğiniz sadece polis ve MİT değil çünkü, daha çok asker" diye yazıyor.

Fevkalade mühim bir anısını paylaşıp bizlerle, bir gün Fikret Bila'yla "Derin devlet de, derin devlet!" diye üstüne gittikleri Süleyman Demirel'den "DERİN DEVLET ASKERDİR!" lafını, nasıl da güç bela kopardıklarını anlatıyor. (Bu ifşaat üstüne, onlarca köşe yazısı beklerdim.)

Yetkin 28 Aralık 2009 günü, (şimdi bir kısmı Cemaatçilik'le suçlanan) yargı adamlarının Özel Kuvvetler Komutanlığı'na bağlı Seferberlik Tetkik Kurulu'na yaptığı tarihi baskını anlatarak, resmi tamamlamamızı sağlıyor.

"Kontrgerillanın adeta insan kaynakları merkezi" diye tasvir ettiği bu kurumun personel listesi Erdoğan'ın, Davutoğlu'nun, natürel olarak eline geçmiş vaziyette. Bu baskının akabinde.

YANİ: derin devletin soldaki ve sağdaki ajanlarının kim olduğuna Erdoğan vakıf, bizler ise bîhaberiz.

"Soldaki" derin ajanlar köşelerinden / şişelerinden ahkâm kestikçe, nasıl da kıskıs güldüğünü Hayaldeki Başkan'ın, tahayyül edin!

Kamuoyunda ‘kozmik oda’ olarak bilinen Özel Kuvvetler Komutanlığı'na bağlı Seferberlik Tetkik Kurulu, Bülent Arınç’a suikast planı iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında 28 Aralık 2009’da aranmıştı

Paralı hazin aşk

Türk Solculuğun hazin hastalığı Ordu Aşkı.
Hep hayallerinde 1 İyi Ordu (Beyaz Atlı Prens mevzu, yine!) var.
O İyi Ordu (ya da: ordunun içindeki tertemiz unsurlar) gelip şahane bir darbe / devrimle, onları mütemadiyen kurtarıyorlar!

Bu tertemiz hislerle bağlı / aşık olunan Askeri Vesayetçilik bir yana, bir de Kontgerillanın insan kaynakları merkezinin devşirdiği elemanlar olarak, hayat boyu maaşını alıp medyada işlevini yerine getirip sürekli ortalığı karıştırabiliyorsun.

Yani: hem aşk, hem para. Ayrıca güce dayalı sonsuz bir iş imkânı.

Türk Medyasının temizlenmesi için, acayip hayırlı, uğurlu, işlevsel olur derin devletin medyadaki ajanlarının açıklanması.

Belki bu esnada özellikle sosyal medyada şiddetle köpürtülen, orantısız "yetmez ama evetçi nefreti"nin de ne halta yaradığını, bulmuş oluruz.

Yetmez ama evetçilerin yola, askeri vesayetçiliğe karşı, hakiki demokrasi yanlılığından çıktığını sürekli çarpıtıp büyük çıkar / para pul vesaire balonları üfürenlerin, ana motivasyonları neymiş, onlar tam olarak neyin nesiymiş filan felan-

Yap bozun öylesine mühim, eksik parçaları var ki.
Resim tamamlanamadığı için de, sürekli intibalar, mürekkep lekeleri üstünden yürütülen sürek avları!

Yani, keşke takkeler düşüp peruklar görünse!
Haklı nedenlerini saymakla bitiremeyeceğimiz Erdoğan-AKP düşmanlığı, öylesine bir "haksızlığa uğramış bahtsız Ergenekon" romantizmine de (büyük bir başarıyla) evrildi ki- "Kuzucuklar" için ağlayıp dövünmeyenleri, 9 köyden kovup sosyal medyada 140 vuruşluk kazıkların üstünde, dövüyorlar!

Erdoğan, 2008’de Ergenekon soruşturmasıyla ilgili olarak “Ben bu davanın savcısıyım” demişti. Ancak Erdoğan, 17-25 Aralık operasyonlarının ardından Gülen cemaatinin ‘milli orduya kumpas kurduğu’ iddiası eşliğinde fikir değiştirdi

Hrant Dink Suikasti'nde Hrant'ın mahkemelerini "şereflendiren" Veli Küçük ve Taifesi'nin NE anlama geldiğinin, İstanbul Valiliği'nde bir odada kıstırılarak 2 MİT ajanı tarafından "uyarıldığı" gibi nice hakikatin "Ah paralel yapı, vah paralel yapı!" sis makinelerinin sürekli çalıştırılması sayesinde, nasıl yine karanlıklara mahkûm edildiğinin -VE BUNUN KİMLERİN İŞİNE GELDİĞİNİN- de, ortaya çıkması hayırlı olmaz mı?
Erdoğan ve Eski Ergenekon aynı düşmanın oyununa geldiğine göre, birleşen ellerini arkalarında saklamasınlar!

Güney Doğu'da  binlerce faili meçhul cinayet var.
Bunların hesabı hâlâ verilmedi.
Ve verilecek gibi de durmuyor.
Hrant'ın hesabı da öyle!

Trabzon’dan gönderilen, Hrant Dink’i hedef alan eylem yapılacağı istihbaratının sumen altı edildiği İstanbul’da Dink’in valilikte uyarıldığı da cinayetin ardından ortaya çıkmıştı

Sağdaki ve soldaki ajanların temel işlevi

Böylesine 1 Ödenmeyen / Verilmeyen Hesaplar Ülkesi oluşumuz, medyamızdaki derin akıl oyuncular sayesinde de.

Ergenekon BU denli temize çıkartılıp "haksız yere içerde yatan Amiralim benim!" edebiyatına BU denli cansiparane sarılanlar BU kadar haklı / gürültücü olmuşken-
Haksız yere suçlanan, içeri atılanlar da, esasında bu kuru gürültü içinde, tam anlamıyla aklanamıyorlar.

Sis makineleri! Derin devletin sağdaki ve soldaki ajanlarının temel işlevi BU zaten: hakiki faillerin gizletilmesi.

Ayrıca, Yargı'nın dehlizlerinde eziyete uğratılmaktan, upuzuuuun mahkeme yılları boyunca "içeri" tıkılmaya; tüm bunlar Askeri Darbe'nin, Evren Anayasası'nın eseri.

evren.jpg12 Eylül darbecilerinin son biçimini verdiği 1982 Anayasası, aradan geçen 33 yıla rağmen, işbaşına gelen sivil iktidarlar tarafından demokratik bir anayasayla değiştirilmedi

Bizleri "Anayasayı değiştiricez" vaadiyle kekleyen Erdoğan, kendi Ergenekonunun yardımlarıyla, tek adamlık mücadelesinde şimdi.
Çok ciddi mevzular bunlar.

Derin devletin devamlılığı, Muktedirin bitmeyen hırsları sayesinde, kati surette sekteye uğramamış oldu!

Kontrgerillanın sağdaki, soldaki ajanları ortaya çıkarsa, harbiden büyük bir netlik kazanır olaylar.

Ve fakat bu, ajanların tabii ki işine gelmeyeceği ve yeni ittifakları / sahte ya da işlevsel düşmanlıkları içinde, yine kendilerini başarıyla sis perdeleyip ortalığı pisletmekle meşgul oldukları için- Olmayacak duaya Amin! demek tamamen.

Ama yine de -inatla- diyorum: sağdaki ve soldaki ajanların isimleri ortalığa saçılsa!
(1000 çiçek açılsa. ) Fena mı olur?

t24.com