SP Lİderi Karamollaoğlu'ndan Erdoğan'a Cevap:"Son Derece Şaşırdım ve Üzüldüm."

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, geçtiğimiz haftaki görüşmenin içeriğini inkar eden Cumhurbaşkanı Erdoğan'a cevap verdi. Karamollaoğlu, "Son derece şaşırdım ve üzüldüm." dedi.

GÜNCEL 18.11.2021, 15:18
SP Lİderi Karamollaoğlu'ndan Erdoğan'a Cevap:"Son Derece Şaşırdım ve Üzüldüm."

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, 10 Kasım'da yaptığı görüşmenin içeriğini inkar eden Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarına cevap verdi. Karamollaoğlu ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçtiğimiz hafta Beştepe'de yaptığı görüşme gündem olmaya devam ediyor.

Saadet Partisi lideri Karamollaoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki zirveye ilişkin açıklamalarına Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın verdiği cevap bazı basın-yayın organlarına yansımıştı. Erdoğan, "Temel Bey’in yaptığı açıklamalar maalesef gerçeği yansıtmıyor. Burada tek doğru olan 50+1 açıklaması. Bunun dışındaki açıklamalarından dolayı maalesef çok üzgünüm. Biz bu görüşmede iki kişiydik. Sadece Temel Bey ve ben vardık. İade-i ziyaret düşünüyordum, ancak bu sakıt oldu" demişti. Erdoğan'ın bu sözlerine Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Sputnik Türkiye Radyosu'nda yaptığı konuşmada cevap verdi. Saadet Partisi lideri Karamollaoğlu, "Şahsen hem şaşırdım hem de üzüldüm. Ben konuşmadan hemen sonra dostane bir görüşme oldu. Her noktada anlaşmamak üzere anlaştık dedim. Bir çok konuya temas ettik. Sayın Erdoğan'ın '50+1 hariç hiçbirisi doğru değil' Ne söylemişim de doğru değil? Çok üzüntü verici bir durum." dedi.
 

Karamollaoğlu'nun açıklamalarında öne çıkanlar şöyle:

"Hem şaşırdım hem üzüldüm. Dostane bir görüşme oldu. Her noktada anlaşmama üzerine anlaştık. Bazı noktalarda anlaştığımız da oldu belki. Ama Cumhurbaşkanının '50+1 hariç hiçbirisi doğru değil' demesi... Ne söylemişim de doğru değil? Hakikaten çok üzüntü verici bir durum.

'50+1' sistemini Sorosçulara yüklemek hata olur. Onlar teklif etmiş olabilirler ama kabul eden Cumhurbaşkanının kendisi. Bu bir hata ve kendisi de kabul ediyor. Ama şu anda bunu tek başına değiştirmek mümkün değil. Çünkü muhalefet kabul etmez. Bütün sistem değiştirilmeli ki muhalefet evet desin.

Ama ben herkesle görüşüyorum. Cumhurbaşkanımızlar görüştüm biliyorsunuz. Kendisi bundan sonra bunun bizim için gereği kalmadı diyor, o kendisinin bileceği iş. Ben ille de görüşelim demem. Ama ben Kılıçdaroğlu'yla da, Akşener'le de, Babacan'la da, Davutoğlu'yla da görüşürüm. Seçime yakın karar vereceğiz. Özellikle bu 6 parti, eğer bir ittifak olursa ve mecliste çoğunluk sağlanırsa ki sağlanacağa benziyor, biz şimdi ki sistemi nasıl değiştiririz onu konuşuruz.

Zaten ben konuşmada bir iki konu dışında misalin dışında bir konuya girmedim. Mesela fındık fiyatları, biz dünyada fındığın yüzde 70'ini karşılıyoruz. İhraç fiyatlarını bizim belirlememiz icap eder. Diğer yandan üretici de döviz bazında geçen senenin fiyatının altında satmamalıdır bu kadar. Toplu sözleşmeler için de şunu söyledim. Çalışana zam yapıyoruz demek, enflasyonun üzerinde bir zam yaparsanız bu zam olur, öyle yapmazsanız bu zam olmaz. En az yüzde 40 vereceksiniz ki, geçen sene verdiğinizin aynını vermiş olun.

Onun dışında ben ne dedim de gerçekleri yansıtmadı, şaşırdım. Hakikaten çok üzüldüm. '50+1' konusunda dedim ki, seçimlerde bu kadar kesin limitlerin konulması doğru değildir. Ancak bugün için önemli olan Türkiye'de bu sistemin değişmesidir. Değişmedikçe, mevcut Cumhurbaşkanı veya başka biri meclis tarafından denetlenmedikçe sistem sürdürülemez. Denetleme, yöneten için de emniyetlidir. Hata yapmasını önler. Ama şimdi ne karar alırsa alsın, karşısında kendisini uyaracak bir makam yok. '50+1' i kabul etsek bile sistem sürdürülebilir olmaz.

Ekonomide uygulanan politikalar baştan aşağı yanlış. Yanlışın üzerine doğru inşa edilir mi? Burada en kolay çözülecek mesele, israftan tamamen vazgeçmektir. İsraf sadece parayı sokağa atmak değildir. Ekonomide üretimi artıracak yatırımların haricinde hiçbir konuya para harcanmamalıdır. İkincisi de yolsuzluktan mutlaka vazgeçmek gerekir. Bu iki husus gerçekleşirse ayağınız yere sağlam basmaya başlayabilir. Mesela sayın Cumhurbaşkanı, geçen ay ihracatımızın ithalatımızdan fazla olduğunu söyledi. Ama bir aylık fazlalık ekonomiyi düze çıkarır mı? Türkiye 19 yıldır yurtdışından yaptığı alışverişte açık vermiştir. Hiçbir zaman artıda olmadı. Bunu nasıl düzelteceksiniz?

Siz üretime öncelik vereceksiniz. Sosyal yatırımları durduracaksınız. Külliyeler inşa edip, genel kurmaya tesis kurmak bize itibar da kazandırmaz. Verimliliğimizi de artırmaz. Sürekli havaalanı, yol yapacaksınız. Bunlar önemsiz mi hayır. Ama önceliğimiz değil. Şu an bizim üretim yatırımlarına ihtiyacımız var. Bu istihdam yaratır. Çünkü işsizlik kötü durumda. Ayrıca ya ithalatımızı azaltırız ya da ihracat yaparız. Böylece bunlar bizim döviz dengemizi etkiler. Tarımda da, düşünün biz güya tarım ülkesiyiz. Sürekli gıda maddesi ithal ediyoruz, bu ne biçim iş? Tarımda şu an uygulanan her şey yanlış. Çiftçi karşılığını alamıyor. Vatandaş alamıyor. Çiftçi, her işle uğraşan insan, kar edemiyorsa o işini sürdüremez. Bu kadar basit. O yüzden tarımdaki politika çok eksik ve yanlış.

İttifaklar koalisyon manasına gelmiyor. Sadece seçime giderken bir küme oluşturuluyor. Ve bir kümenin içinde yer almazsanız çıkaracağınız milletvekili azalıyor. O yüzden bir ittifakın içinde olmak elzem gözüküyor. Normalde seçime yakın ittifak kuracağı partiyi bir parti deklare eder. Ama bugün için Cumhur ittifakı dediğimizde ittifak içindeler ve biz hep böyleydik böyle de devam edeceğiz diyorlar. Mesela CHP ve İYİ Parti de mahalli seçimlerde de ittifak ortak hareket ettiler. Burada da ittifak devam ediyor.
 

Ama ben herkesle görüşüyorum. Cumhurbaşkanımızla görüştüm biliyorsunuz. Kendisi bundan sonra bunun bizim için gereği kalmadı diyor, o kendisinin bileceği iş. Ben ille de görüşelim demem. Ama ben Kılıçdaroğlu'yla da, Akşener'le de, Babacan'la da, Davutoğlu'yla da görüşürüm. Seçime yakın karar vereceğiz. Özellikle bu 6 parti, eğer bir ittifak olursa ve mecliste çoğunluk sağlanırsa ki sağlanacağa benziyor, biz şimdi ki sistemi nasıl değiştiririz onu konuşuruz. Ben siyasi partilerin birbirlerinin ne hasmı ne de düşmanı olmadıklarını, sadece rakip olduklarını söylüyorum. Biz aynı ülkede, aynı bayrak altında yaşıyoruz. Elbette konuşacağız. Ayrı düşündüğümüz konular da olacak. Bu ailede bile böyledir. İlişkiye zarar vermez. Ama siz karşınızdaki kişiye hain gibi kelimelerle en ağır ifadelerle hitap ederseniz o zaman dostluk da kalmaz huzur da kalmaz bir memlekette. Ama biz bunu değiştireceğiz. Karşımıza geçip bütün gün hakaret de etseler prensibim şu; kötü söz sahibine aittir.

Ben Cumhurbaşkanıyla olan görüşmede bir iki konu dışında misalin dışında bir konuya girmedim. Mesela fındık fiyatları, biz dünyada fındığın yüzde 70'ini karşılıyoruz. İhraç fiyatlarını bizim belirlememiz icap eder. Diğer yandan üretici de döviz bazında geçen senenin fiyatının altında satmamalıdır bu kadar. Toplu sözleşmeler için de şunu söyledim. Çalışana zam yapıyoruz demek, enflasyonun üzerinde bir zam yaparsanız bu zam olur, öyle yapmazsanız bu zam olmaz. En az yüzde 40 vereceksiniz ki, geçen sene verdiğinizin aynını vermiş olun.

Onun dışında ben ne dedim de gerçekleri yansıtmadı, şaşırdım. Hakikaten çok üzüldüm. '50+1' konusunda dedim ki, seçimlerde bu kadar kesin limitlerin konulması doğru değildir. Ancak bugün için önemli olan Türkiye'de bu sistemin değişmesidir. Değişmedikçe, mevcut Cumhurbaşkanı veya başka biri meclis tarafından denetlenmedikçe sistem sürdürülemez. Denetleme, yöneten için de emniyetlidir. Hata yapmasını önler. Ama şimdi ne karar alırsa alsın, karşısında kendisini uyaracak bir makam yok. '50+1' i kabul etsek bile sistem sürdürülebilir olmaz.

Ekonomide uygulanan politikalar baştan aşağı yanlış. Yanlışın üzerine doğru inşa edilir mi? Burada en kolay çözülecek mesele, israftan tamamen vazgeçmektir. İsraf sadece parayı sokağa atmak değildir. Ekonomide üretimi artıracak yatırımların haricinde hiçbir konuya para harcanmamalıdır. İkincisi de yolsuzluktan mutlaka vazgeçmek gerekir. Bu iki husus gerçekleşirse ayağınız yere sağlam basmaya başlayabilir. Mesela sayın Cumhurbaşkanı, geçen ay ihracatımızın ithalatımızdan fazla olduğunu söyledi. Ama bir aylık fazlalık ekonomiyi düze çıkarır mı? Türkiye 19 yıldır yurtdışından yaptığı alışverişte açık vermiştir. Hiçbir zaman artıda olmadı. Bunu nasıl düzelteceksiniz?

Siz üretime öncelik vereceksiniz. Sosyal yatırımları durduracaksınız. Külliyeler inşa edip, genel kurmaya tesis kurmak bize itibar da kazandırmaz. Verimliliğimizi de artırmaz. Sürekli havaalanı, yol yapacaksınız. Bunlar önemsiz mi hayır. Ama önceliğimiz değil. Şu an bizim üretim yatırımlarına ihtiyacımız var. Bu istihdam yaratır. Çünkü işsizlik kötü durumda. Ayrıca ya ithalatımızı azaltırız ya da ihracat yaparız. Böylece bunlar bizim döviz dengemizi etkiler. Tarımda da, düşünün biz güya tarım ülkesiyiz. Sürekli gıda maddesi ithal ediyoruz, bu ne biçim iş? Tarımda şu an uygulanan her şey yanlış. Çiftçi karşılığını alamıyor. Vatandaş alamıyor. Çiftçi, her işle uğraşan insan, kar edemiyorsa o işini sürdüremez. Bu kadar basit. O yüzden tarımdaki politika çok eksik ve yanlış.

Yorumlar (0)
14
parçalı bulutlu
Namaz Vakti 07 Aralık 2021
İmsak 06:37
Güneş 08:08
Öğle 13:00
İkindi 15:22
Akşam 17:43
Yatsı 19:09
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 15 39
2. Konyaspor 15 27
3. Fenerbahçe 15 27
4. Hatayspor 15 26
5. Başakşehir 15 25
6. Alanyaspor 15 24
7. Galatasaray 15 23
8. Karagümrük 15 22
9. Beşiktaş 15 21
10. Adana Demirspor 15 20
11. Sivasspor 15 19
12. Giresunspor 15 19
13. Kayserispor 15 19
14. Altay 15 18
15. Antalyaspor 15 18
16. Gaziantep FK 15 18
17. Göztepe 15 14
18. Öznur Kablo Yeni Malatya 15 14
19. Kasımpaşa 15 11
20. Rizespor 15 10
Takımlar O P
1. Ankaragücü 15 30
2. Erzurumspor 13 28
3. Ümraniye 14 27
4. Eyüpspor 14 27
5. Bandırmaspor 14 25
6. Samsunspor 14 22
7. Tuzlaspor 13 21
8. İstanbulspor 14 20
9. Kocaelispor 14 20
10. Gençlerbirliği 14 20
11. Boluspor 14 19
12. Adanaspor 15 19
13. Menemenspor 14 18
14. Bursaspor 14 17
15. Manisa FK 15 17
16. Denizlispor 14 15
17. Ankara Keçiörengücü 14 14
18. Altınordu 15 13
19. Balıkesirspor 14 7
Takımlar O P
1. Man City 15 35
2. Liverpool 15 34
3. Chelsea 15 33
4. West Ham 15 27
5. Tottenham 14 25
6. M. United 15 24
7. Arsenal 15 23
8. Wolverhampton 15 21
9. Brighton 15 20
10. Aston Villa 15 19
11. Leicester City 15 19
12. Everton 15 18
13. Brentford 15 17
14. Crystal Palace 15 16
15. Leeds United 15 16
16. Southampton 15 16
17. Watford 15 13
18. Burnley 14 10
19. Newcastle 15 10
20. Norwich City 15 10
Takımlar O P
1. Real Madrid 16 39
2. Sevilla 15 31
3. Real Betis 16 30
4. Atletico Madrid 15 29
5. Real Sociedad 16 29
6. Rayo Vallecano 16 27
7. Barcelona 15 23
8. Valencia 16 22
9. Athletic Bilbao 16 21
10. Osasuna 16 21
11. Espanyol 16 20
12. Mallorca 16 19
13. Villarreal 15 16
14. Celta de Vigo 16 16
15. Granada 15 15
16. Elche 16 15
17. Deportivo Alaves 15 14
18. Cádiz 16 12
19. Getafe 16 11
20. Levante 16 8
Günün Karikatürü Tümü