Çetin Ünsalan Yazdı: Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun Ev ödevi… Rüzgarda Savrulduğumuzu, Kıt Kaynaklarımızı Teşvik Adı Altında...

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Kahramanmaraş İş Dünyası Müşterek İstişare Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, reel sektörün kendilerine vereceği ev ödevini almaya geldiklerini söyledi.

Çetin Ünsalan Yazdı: Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun Ev ödevi… Rüzgarda Savrulduğumuzu, Kıt Kaynaklarımızı Teşvik Adı Altında...

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Kahramanmaraş İş Dünyası Müşterek İstişare Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, reel sektörün kendilerine vereceği ev ödevini almaya geldiklerini söyledi.

2019 yılı değerlendirmesi ve 2020 temennilerini ortaya koyan TOBB Başkanı, ekonomide bir toparlanma gözüktüğünü söyledi. Meseleye tersten bakmak istemiyorum. Elbette 2019, hatta 2018 yılının ikinci yarı yılı ile mukayese edildiğinde bir hareketlenme var.

Fakat bu meseleyi sadece söylemle aşmak mümkün değil. Baz etkisiyle, görece bir takım rakamların iyi gelmesi, ekonomide bir toparlanma anlamına gelmiyor. Aslında TOBB Başkanı da bunun son derece farkında ve bu yüzden 2020 için söylemlerini öngörü değil, temenni olarak nitelendirdim.

Ekonomi yönetiminin reformlarını sürdürmesini isteyen TOBB Başkanı, gerçekten bir reform yapıldığını düşünüyor mu? Açıkçası bunu çok merak ediyorum.

Çünkü üretimde ortaya çıkan birazcık hareketlenmeyle, dış ticaret açığını tekrar önümüze koyduğu, konkordatoların konuşulmasının bile gizli bir yasak içinde algılandığı, işsizliğin sürekli arttığı, enflasyonun gerçekten dizginlenemediği, doların 6 TL sınırını aştığı bir günde bu konuşmayı yapıyor olması önemli.

Şayet biz ekonomi yönetimine gerçekleri söyleme konusunda cesaretsiz davranırsak, sonuç hayal kırıklığı olur. Sorunlarımız iyimserlik havasında, amiyane tabirle ortaya gaz verip aşmaktan çok öte bir noktaya geldi.

Mesela bir tarafta işsizlik yukarı yönlü hareket ederken, alım gücünün yerlerde sürünmeye başladığını konuşmayacak mıyız? Bu haliyle iç piyasanın toparlanma ihtimalinin olmadığını, firmaların, vergi ve primlerini dahi ödeyemediğini, tahsilat yapamadığını, vadeleri kısamadığını, ihracatta kilogram bedelini 1,4 dolar seviyesinin üzerine çıkaramadığını masaya yatırmayacak mıyız?

Fiyatlardan korkarak, her seferinde sorunu ithalatla halletmenin kolaycılığını ama çözümsüzlüğünü ele almayacak mıyız? Güney sınırlarımızdaki problemin, dünyada artan korumacılığın, AB pazarında kaybettiğimiz pozisyonun mercek altına alınma ihtiyacı yok mu?

Nitelikli eleman ihtiyacı ortadayken, yepyeni bir çalışan tipinin geldiğini, dijitalleşmeyle birlikte artık nitelikli personellerin işletme seçtiği bir sürece girdiğimizi ve birçoğunun buna uygun işletme bulamadığı için gözünü yurtdışına çevirdiğini görmezden mi geleceğiz?

Mesela yıllardır takipçisi olduğum ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun da yürekten inandığını bildiğim envanter meselesinin 2020 yılına gelmişken halen halledilmemiş olmasını, bu nedenle rotası olmayan bir gemi gibi rüzgarda savrulduğumuzu, kıt kaynaklarımızı teşvik adı altında sonucunu alamadan dağıttığımızı söylemeyecek miyiz?

Hepsinden önemlisi TOBB Başkanı’nın en önemli ev ödevi nedir? Ankara’ya reel sektörün ve vatandaşın ekonomisinin alarm verdiğini söylemektir. Gerçekler, envanter ve buna yönelik çözüm olmadan, 2020, hatta onu takip eden bir kaç yılın daha zor geçeceği realitesini kabullenmeden meseleye yaklaşmak ders kitabının arasına Teksas Tommisk koymaktan başka bir anlam taşımaz.

Ne dersiniz? Gerçekle yüzleşebilecek miyiz?

Ahmet Kacir

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER